Karıma Mektuplar

Marquis de Sade
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
120
Basım Tarihi:
Aralık 2000
Yayınevi:
Kafe Kültür Yayıncılık
ISBN:
9786055249083
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2017 41. kitabı
Siz düşünebiliyor musunuz, Sade gibi bir adam karısından hapishaneye getirmesi için temiz çamaşır istiyor? Ben düşünemiyordum. Bunu okuyana kadar. Demek ki sadist olmak duyguları tamamen öldürmüyor demiştim. O yaptığı kaçamaklar, sex ve uyuşturucu partileri, oğlancılık oyunları... Bunları yapan bir insan olduğunu bilmesem şu kitabı okuduğumda Sade'ı karısını çok seven, asla bırakmak istemeyen, zamanın devrim olayları sonuncunda hasbelkader zindana atılmış bir adam sanırdım. Sonraki araştırmalarım sonucu şunu öğrendim ki;Renee Pelagie de Sade'ın annesi kralın yakın tanıdığıymış ve bu vesile ile kayınvalide bizim yaramaz çocuğu birçok kez zindandan çıkarıp, giyotinden kurtarmış. Yazdığı birkaç demet mektup adama hayatı tekrar kazandırmış. Eee edebiyatçıların işi budur. Ağzı iyi laf yapar; ya giyotine gidersin, ya şöhrete. "Neyse ki" Sade iki yolda da yürümüş. -Sadece birinde öldükten sonra.- Sade'ın ölümü sex partisinde geçirdiği kalp krizi sonucu vuku buluyor. Eğer öyle olmasaydı ne olurdu bilemiyorum. Ama eşi ve ona yazdığı mektuplar olmasa giyotine gideceği kesin. İşte bu kitap o mektupların bir derlemesi. İyi okumacalar.
Siyaset
Karıma MektuplarMarquis de Sade · Kafe Kültür Yayıncılık · 2000102 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2022 116. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2022 20:38
Karıma Mektuplar .........Affina sığınıyorumm Marquis de Sade ,Karına yazdığın mektupları okuduğum için:) Marquis de Sade in özellikle hapishanedeyken karısına yazdığı mektuplardan oluşuyor. Marquis de Sade, sadizmin isim babası bildiğiniz gibi. Yazarın hayatı hakkında bilgi edinmek isteyenler okuyabilir. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Onu yeniden tanıtmaya gerek yok. O, Marquis de Sade, 1776 yılında özgürlüğünün son saatlerini sürmektedir hâlâ ve 35 yaşındadır. Mahpusluğun ne demek olduğunu kısa tutukluluğu ile tatmış olsa da, 1772 yılında patlayan yeni bir fuhuş olayını hiç ummadığı kadar pahalıya ödeyecektir. Öyle ki İtalya'ya kaçan markinin gıyabında idam kararı çıkartılır. 1775 yılında, “küçük kızlar” davası, mevcut hapis cezasına on üç yıl daha eklenmesine sebep olur. 13 Şubat 1777'de Paris'te tutuklanarak, Vincennes Şatosu'na götürülse de kralın özel izniyle hayatta kalmayı başarır; 1790’da buradan çıkarken akıl hastalarının arasında geçireceği on üç yıllık esaretten henüz habersizdir. Gamsız, zevk düşkünü bu soylu gencin hayatı, sürgünlerle geçen bir yaşama dönüşür. Her şeyden elini eteğini çektiği bu uzun süreçte yazmaya başlayacak ve mektup yazmada ustalaşacaktır. Bu "özgürlük âşığı", artık, tek ve en sadık sırdaşı, karısı Renée-Pélagie’ye yolladığı mektuplarda, bu ustalığından örnekler sergiler. Mektupları aracılığıyla, karısına yalvardığı zamanlar olduğu kadar, ona hakaretler de yağdırır; tüm kötülüklerin kaynağı olarak gördüğü annesine karşı duyduğu nefreti dile getirir, ihtiyaçlarının karşılanmasını isterken kaprisler yapar; yaşadığı şaşkınlıkları, bitmez tükenmez öfkeyi, tutkuyla hep onunla paylaşır.
Karıma MektuplarMarquis de Sade · Kafe Kültür Yayıncılık · 2000102 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2024 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 09:53
Yazari tanimasak ne güzel mektuplar yazmis diyecegiz. Hatta mektuplarini okurken, ona cok haksizliklar yapilmis, hatta ona acima duygusunu bile kazanabiliriz. Ahlaki cizgileri cigneyen bir yazarin belki her yaptigi seyler göze batmis ve en ufak bir duyumda üzerine cokca gitmis olabilirler. Yazdigi mektuplarda güzel tespitlerin oldugunu söylemekte sakinca görmüyorum. Diger eserlerine bakarak cok ahlaki yazmis diyebilirim.
Karıma MektuplarMarquis de Sade · Kafe Kültür Yayıncılık · 2000102 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2021 109. kitabı
üstadın en masum, en terbiyeli eseri. fakat mektuplarda en dikkate değer olan şey, onca günaha batmış, "toprağın bile kabul etmeyeceği" derecede şeyler yapmış adamın, kendisinden son derece memnun olması, kendisini mağdur hissetmesi, haklılığına olan mağrur imanı, nice şeyler yaşattıktan sonra karısına karşı o denli nazlı olabilmesidir. veciz bir ifadesinde dediği gibi pişmanlıklarından, alışkanlık edinmek suretiyle arınan üstad, herşeyden önce rahat bir vicdan imiş. arsızlığın atasının acılarını duymak için ne denli uğraştımsa da, muvaffak olamadım.
Karıma MektuplarMarquis de Sade · Kafe Kültür Yayıncılık · 2000102 okunma

Yazar Hakkında

Marquis de SadeYazar · 27 kitap
Donatien Alphonse François le Marquis de Sade (Fransızca okunuşu:maʁki: dəsad) (d. 2 Haziran 1740 - ö. 2 Aralık 1814), Fransız aristokrat ve felsefe yazarı. Erotik edebiyat'ın önemli yazarlarındandır, genellikle sert pornografik yazılar yazardı. Yaklaşık 29 yılını hapishanede, 13 yılını akıl hastanesinde geçirmiştir ve en önemli eseri Sodom'un 120 Günü'nü hapishanede yazmıştır. Bir diğer önemli eseri de Justine'dir. Sadizm'in kökeninin onun yazdıklarına dayandığı bilinir. Yazılarında ahlakı, yasayı, dini öğeleri dikkate almadan aşırı özgürlüğü (hatta ahlaksızlığı) ve en iyinin zevk olduğunu savunuyordu. Sade, 32 yıl farklı hapishanelerde ve akıl hastanesinde hapsedildi; onbir yıl Paris'te (on yılı Bastille'de geçti), bir ay Conciergerie'de, iki yıl kalede, bir yıl Madelonnettes'de, üç yıl Bicêtre'de, bir yıl Sainte-Pélagie'de ve 13 yıl Charenton akıl hastanesinde. Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı. "Sadizm" kavramı adından türetilmiştir. Sade kitaplarında kişilerarası ilişkilerde insanın insansal yanı bir kez yitirildiğinde, neler olabileceğinin bilgisini verir. Kişilerarası ilişkilerde insanın sahip olduğu onur bir yana bırakıldığında, ortaya çıkan yeni ilke kendi yararını koruma sonuna kadar götürülecek olursa; zorunlu olarak "sadizm"e varılır. Yani insandaki insansal olan tek şey doğaysa, doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini belirliyorsa, insan olmak cani olmayı da beraberinde doğal olarak taşır. Eserlerinde ahlaksal eylemin belirleyicisi olarak etik değerler değil de, içgüdüler ya da "koşullu buyruklar" eylemin "ilkesi" yapılırsa neler olacağını anlatır.