“Kerem ile Aslı” sadece iki gencin birbirine olan sevgisi değil; imkânsızlıkların içinde bile aşkın, inancın ve sabrın nasıl ayakta kalabildiğini anlatan bir eser.
Kerem, Aslı’yı ilk gördüğü anda kalbinde öyle bir yangın başlıyor ki, o ateş ne zaman Aslı’dan ayrı kalsa daha da büyüyor.
Aslı ise hem sevgisiyle hem de kaderin ağırlığıyla sınanıyor. Onların aşkı, toplumun baskılarına, farklı dinlere, uzak diyarlara rağmen hiç sönmüyor. Ama kader, bu aşkın önüne hep engeller koyuyor. .
Kerem’in Aslı’ya kavuşmak için çektiği çile, aslında bir aşk yolculuğu kadar ruhsal bir arayış gibi. Her adımında daha çok yanıyor, daha çok seviyor, ama bir o kadar da olgunlaşıyor.
Bazen bir aşk, kavuşmakla değil; uğruna yanmakla büyüyor.
Kerem’in ağzından dökülen her söz, yüreğindeki yangını hissettiriyor. Ve sonunda, o meşhur sahnede Kerem’in kendi ateşiyle yanışı, bana göre aşkın en saf, en acı ama en gerçek halini gösteriyor.
Bazen, insan sevdiği için yanar ama o yanış bile güzeldir.
En üzel Alıntı
¶ Bülbül olan bırakır mı gülünü?