Kırk Yedi'Liler

·
Okunma
·
Beğeni
·
2443
Gösterim
Adı:
Kırk Yedi'Liler
Yazar:
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
468
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755102139
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Kırk Yedi
Kırk Yedi
47
Kırk Yedi
`Füruzan` çağdaş Türkiye`nin önemli yazarlarından biri. Onun edebiyatı çağdaş Avrupa edebiyatının en güzel örnekleri olarak yerini alırken, yine de ülkesine özgü olan her şeyi de birlikte getiriyor.
-Frankfurter Allgemeine Zeitung-
`Füruzan`ı okumakla Türk insanını daha derinden tanımak olanağını bulur okur. O konunun içine girer, katları birbirinden ayırır. Böylece sosyal ve tarihsel temele inen bir bakış getirir. Sözü edilen temelin önemini onun dünyasında her yerde duyumsamak mümkündür; fakat bu, Füruzan`ın usta yazarlık dünyasında ana konu durumuna getirilmez, çünkü onun için önemli olan, tek tek insanlardır ve onların toplumsal geçerlik kazanan kaderleridir.
-Die Presse, Viyana-
(Arka Kapak)
472 syf.
·32 günde·Puan vermedi
İnsanı içine çeken, kitapla, insanlarla karıştığım bir roman. Beni derinden etkiledi.
Bizde tarih anlatılırken milli mücadeleden sonra hep bir kopukluk vardır sanki o ara dönem yokmuş gibi fakat bilinmesi gereken, yaşanılanların azımsanmayacak derecede insanın içini parçalayan bir tarih olduğudur.
Kitabı okurken "gerçekten bunları yaşadılar mı?" sorusu kafanızda dolaşıp duracaktır.
İnanması güç, gözlerinizi dolduran, tam anlamıyla bilinmeyen bir döneme ışık tutuyor.
518 syf.
·5 günde·10/10
Sevgi Soysal’ın Şafak adlı romanını okurken sık sık Füruzan’ı hatırladım. Beni bu kadar derinden etkileyen bir yazar için bir iki kelam etmemek içimi sızlattı açıkçası. 47’lileri sanki dün okumuşum gibi hala bende etkisi sürüyor.
Dönem romanlarına ilgili olduğum aşikar lakin bu roman 12 Mart’ta neler olup bittiğini anlatmıyor. 12 Mart’ı yaşayan çoğu 1947 doğumlu bir genç kuşağı anlatıyor.
Annesi ve babası öğretmen olan Emine baş karakterimiz, yoksa Semra mı demeliydim?
Ailesi Semra’yı tercih ediyor daha modern diye ama o Emine’de ısrarcı, ilk böyle baş kaldırıyor ailesine...

Erzurum’un soğuğunu Emine’yle hissettim iliklerime kadar. Onunla ağladım onunla güldüm onunla direndim. Acıyı onunla birlikte hissettim, ürperdim...

Füruzan bilinç akışı ve geriye dönüş tekniğini mükemmel kullanmış romanında.Türk edebiyatında benim için istisna olan isimlerden biri. Siyasi ve tarihi roman sevmeyenlere saygım sonsuz lâkin bu kitabı okumamış olmak bence büyük kayıp.
518 syf.
·55 günde·9/10
Kitabı okumam çok uzun zaman aldı. Kitap o kadar doluydu ki anlamadan hiçbir sayfayı geçmek istemedim. 12 Mart döneminin sebeplerini ve sonuçlarını bir kurgu içerisinde çok güzel betimlemiş yazar. Siyasi kitap okumaktan hoşlanmayan kitapseverlere önereceğim güzel bir kitap. Okurken gözyaşlarınıza hakim olamıyorsunuz, içinizdeki kuşlar göçüp gidiyor... Her kitaba bir mevsim düşünürüm. Bu kitap için mevsim kış...
518 syf.
·5 günde·8/10
Bazen işte bu beklediğim kitap derken bazen de yer yer kopuk bulduğum kısımlardan dolayı biraz bölündüm açıkçası okurken. Anlatımı güzel, hele o Emine'nin iç sesi. Çevresine olan gözlemleri, içinde yitip giden, eskiyen ama diri tuttuğu hesaplaşmaları anlatışını çok beğendim. Ama geçmiş, gelecek ve yaşanan andaki hızlı geçişler daha sonra da kaldığı yerden devam eden cümleler ben de biraz yorucu ve düzen içinde düzensiz okuma izlenimi bıraktı. Belki de benim okurkenki psikolojik durumumdan ötürüdür. Lakin kitap güzel ve duyguları, acıları anlatış yönünden de etkileyiciydi.
524 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
500 küsur sayfalık kitap su gibi akıp gidiyor. sürekli görüntüler beliriyor zihinde ve sanırım bu belirtiler türk edebiyatının en sinematografik kitabına dönüşüyor.
erzurum'dan ayrılma sahnesi, işkence sahneleri falan. çok iyi bir şekilde senaryolaştırılıp iyi bir yönetmene teslim edilirse, muhteşem bir sinema filmi çıkar mesela bu kitaptan.
emine ve seçi'in bu iki kız kardeşin hayatları gözlerimi doldurdu.
çünkü kadını çok iyi anlatmış füruzan. çok çok başarılı.
olumsuz tek eleştirim ilmek ilmek örülen kitabın sonlarının biraz hızlı geçmesi-geçiştirilmesi. aceleye gelmiş gibi sanki. havada kalan bi şey yok ama kitap baştan beri o denli güzel bir anlatım ve konu derinliliği ile gidiyordu ki; bunun aynısını son sayfalarda bulamadım ben.
herkesin okuması, hakkında konuşması gereken kitap.
47'liler mi...inandıkları uğruna yaşayan güzel insanlar onlar..
518 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Kırk Yedililer üniversite yıllarımda Edebiyat eğitimi alırken adıyla dikkatimi cezbeden bir kitap olmaktan bugün itibariyle emekliye ayrıldı.
Uzun zamandır roman okuyamayan bünyeme bir tutam Füruzan gerçekten çok iyi gelmiş olacak ki Kırk Yedililer biterken bir dostumla vedalaşır gibi son kez sarılırcasına tüm sayfalarını yeniden yokladım.
Kırk Yedililer Füruzan'ın öykücülüğünün yanı sıra romancılığını gözler önüne süren bir eser aynı zamanda.Romanda 68 kuşağı kavramının Fransız jargonu özünü daha yerel olan 47 lililer demek tam da coğrafya kaderdir demek gibi bir şey olup yapışıyor boğazına dikkatli her okuyucunun.Bu isim tercihi boşa değil roman ilerledikçe bu durumu iyiden iyiye hissediyorsun.
Roman aynı zamanda bir işkence endeksi için ilk kaynak eser olabilecek kıvamda insanlık suçu olan bu durumu en çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor .
Roman kahramanımiz Emine romam boyunca çeşitli sekanslarla an ve geçmiş arasında falsh backlerle kendi sınıf çatışmasıni aile bireylerinde yozlaşmayı ve kapitalizmin insanı yabancılaştıran gerici özünü okuyucuya bir tokat gibi indiriyor her anımsayişta.
Füruzan 'ın 47 liler'inde Türkiye'nin yakın tarihinde kaybolan geride kalanınsa daima bocaladığı bir kuşaği en çarpıcı şekilde gözler önüne sererken şu can alıcı sorduruyor okuyucuya :Elli yıl sonra ne değişmişki ?
524 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Eğer siyasi-tarihi konulu kitap okumayı sevmiyorsanız bu kitap tam size göre. Evet içinde siyaset tarih 12 Mart dönemi var. Ama bir kurgu içine yerleştirilmiş. İlk başlara okurken acaba ne zaman 12 Mart dönemine gelicem dedim ama farkediyorsunuz ki aslında O önemin içindesiniz. Yazar çok güzel geriye dönüşler yapmış ordan tekrar şimdi ki zaman dönmüş. Bazı yerlerde çok uzun diyaloglar vardı okurken yoruldum ucunu sonunu kaçırdım 12 Mart dönemi dışında bir aile dramı var. O dram o anlaşmazlık şehirli-köylü ayrımı yapan insanlar ve o ayrıma karşı çıkanlar. 12 Mart zamanında yapılan işkenceler hücrede tutulanlar orada yaşananlar okurken gerçekten bazen tüylerim diken diken oldu. Gözlerim dolu dolu okudum o satırları. Çok fazla anlatamıyorum çünkü kurgu öyle bir bağlanmış ki birbirine nereden tutsanız neresinden anlatsanız eksik kalır. En başta da dediğim gibi gerçekten salt tarihi siyasi roman sevmiyorsanız bu roman tam size göre. Gerçekleri yansıtma kısmına değinmiyorum bile. Çünkü sayfalarca yazsam az kalır ki o dönemi yaşamadım kendime öyle yazacak kadar da bilgili hissetmiyorum.
524 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sinema sevdası nedeniyle hayatın gerçekliğinden kopmuş bir kızın 50 yılların bir paranomasını sunuyor diyebiliriz. Okumakta fayda var derim okuyun okutun...
518 syf.
·6 günde·Puan vermedi
1975 yılında Türk Dil Kurumu roman ödülünü almış olan Kırk Yedi'liler romanı yakın tarihin dramatik bir dönemini, baskıcı ve yıkıcı bir sistemin elinde ezilen,işkenceye uğrayan ve öldürülen yitik bir kuşağın acılarını anlatıyor.
Bizim kirli olduğumuz doğrudur Emine can, diyordu Haydar. Şu Türk köylüsü var ya, pistir, tembeldir diyen has bilmiş, kolay bilmiş. Hele bir Doğuyu, Güneydoğuyu göresin. Ağzımızı ıslayacak su bulamazken, ısınmaya tezekti daldı, yetirip kıramazken, pis olunur elbette. Ya sabuna ne demeli, sabun var ya, hanım kız. Üstelik senin bildiklerinden değil, olmadık yağlardan dökme. Şöyle damar damar kavlayıveren. Suyu da, de Allah de hiç kurumayan. İşte bu sabunlar düğünlere armağan diye verilir. Yunmak, ya da çimmek için doluşulur akar suya ıslanıp ıslanıp çıkılır. Bebeler doğduğunda altlarına kuru toprak düzleyip serilir. Çünkü toprak çişi emer. Islanınca yerine yenisi tepilir. Sonra çocuk saçları çakıldaklı, dışkısını önüne gelen yere bırakan bir erinlik dönemine ayaklanır. Hastalığın en amansızına, en büyük olanakların hazırlandığı ortamda, çocuk büyürse büyür, ererse erer. Küçüklüğümü anlatıyorum sana, iyi belle. Bizim fotoğraflarımız okula, askere gidebilirsek çekilir. Sizler gibi şu yaşımdayken, bu yaşımdayken, annem ve babamla, ilk denize gittiğimizde, diye sergileyip anlatmamız yoktur. Bizler Türkiye’nin fotoğrafsızları hatta nüfus kâğıt-sızları sayılabiliriz. Elbet kafa kâğıtlarımız var. Neden sonra edinilir. Göz pınarlarımıza karnı, kanadı yeşil yeşil parlayan sinekler konar. Ne pis, ne tiksinç değil mi? Biz çağırdık da mı geldi sinekler? Yine de bu koşullar içinde sağ kalabilen çocuğun büyümesi sandığından çabuk olur. Analarımız desen otuzuna varmadan sağılıp giderler. Atatürk'ü dedeme sormuştum; lisedeydim o sıra, biliyorsun benim ortaokulda, lisede okumam inanılmaz bir şanstır ha. Kurban ağabeyimin diretmesiyledir. İlkokulumuz beş altı kilometre ötedeydi köyden iki çocuk giderdik. Öbürlerini saklamışlardı. Çok da üsteleyen çıkmamıştı. "Aman veriniz," diye; muhtar da arada köyün büyüklerinden yana olurdu. Öyle görünmesi gerektiğini hatırlayıp. Ne diyordum, lise birdeyken şöyle kasılarak Atatürk'ün kim olduğunu sormuştum dedeme. Babamızı pek bilmediğimizden.
Ben 947 doğumluyum.
Füruzan
Sayfa 300 - Yapı Kredi Yayınları 11.Baskı
Bir öğretmenin görevi yurdunun çocuklarından ulusuna bağlı büyükler çıkarabilmektir. Namuslu, yiğit insanlar yetiştirmektir.
Füruzan
Sayfa 196 - Yapı Kredi Yayınları 11.Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırk Yedi'Liler
Yazar:
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
468
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755102139
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Kırk Yedi
Kırk Yedi
47
Kırk Yedi
`Füruzan` çağdaş Türkiye`nin önemli yazarlarından biri. Onun edebiyatı çağdaş Avrupa edebiyatının en güzel örnekleri olarak yerini alırken, yine de ülkesine özgü olan her şeyi de birlikte getiriyor.
-Frankfurter Allgemeine Zeitung-
`Füruzan`ı okumakla Türk insanını daha derinden tanımak olanağını bulur okur. O konunun içine girer, katları birbirinden ayırır. Böylece sosyal ve tarihsel temele inen bir bakış getirir. Sözü edilen temelin önemini onun dünyasında her yerde duyumsamak mümkündür; fakat bu, Füruzan`ın usta yazarlık dünyasında ana konu durumuna getirilmez, çünkü onun için önemli olan, tek tek insanlardır ve onların toplumsal geçerlik kazanan kaderleridir.
-Die Presse, Viyana-
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 141 okur

  • Gulcin akin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0