Kızılderililer (16.Yüzyılda Yaşamış Bir Rahibin Anıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
499
Gösterim
Adı:
Kızılderililer
Alt başlık:
16.Yüzyılda Yaşamış Bir Rahibin Anıları
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
145
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054777624
Çeviri:
Halim Hayrettin İlter
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Siyah Beyaz Yayınları
İspanyol tarihçi ve Dominiken rahibi. Ağustos 1474'de Sevilla'da doğdu. Orta sınıf bir tacir olan babası, aynı zamanda Kristof Kolomb'un da yakın arkadaşlarından biriydi. Bu vesile ile Kolomb'un yolculuklarından birine de katılmış olan Bartoloméo de las Casas, 1510 yılında Küba'da papazlık görevine getirildi. Aynı zamanda, seferlere katılmış olması dolayısıyla kendisine encomienda denilen toprak parçası verildi.
Ancak bu süreçte şahit olduğu zulüm, şiddet, soykırım gibi dehşet verici olaylar sonrasında verilen bu toprak parçasını tüm köleleriyle birlikte iade ederek, 1515'te İspanya'ya döndü. Burada yaşadıklarını anlatarak, Kızılderililerin haklarını korumak üzere bir yasa çıkarılması için çalışmalar yaptı, komisyonlarda yer aldı. Alınan tüm tepkilere rağmen (toprak sahipleri türlü çıkar çatışmaları sebebi ile buna şiddetle karşı çıkmışlardı) Encomienda'lardaki yerlilerin daha iyi koşullarda yaşamaları yönünde bir yasa çıkarılabilmiş olsa da, bu yasa uzun ömürlü olamadı. Mücadelesini sürdürebilmek için Chiapas Piskoposluğuna atanmayı istedi fakat görev yaptığı süre içerisinde karşılaştığı zorluklar onu yıldırdığından bu görevinden de istifa etti ve 1547'de tekrar İspanya'ya döndü. Mücadele ile geçen ömrü 1566 yılında Madrid'de sona erdi.
Sömürgecilik uygulamalarında pek fazla bir değişikliğe yol açmasa da, kölelik ile ilgili yaşananları ilk ağızdan anlatması bakımından bir ilktir ve tarihte önemli bir yere sahiptir.
Böyle bir kitaba nasıl bir inceleme yapılabilir? İnanın ki yazmaya, nasıl ve nereden başlanacağını hiç bilemiyorum. Bu güne kadar gerçekleri anlatan tarihi kitaplar, kurgulanarak yazılan kitaplar ve romanlar da dahil olmak üzere bir çok kitapta türlü türlü vahşetler okudum ama bu kitapta anlatılan kadar büyük çapta ve acımasız vahşetlere rastlamadım diyebilirim.

Sadece bir örnek vermek gerekirse : Tamam anladım keyfi olarak insanları öldürüyorsunuz, bu hep yapıldı, onları diri diri yakarak öldürüyorsunuz, bu da yapıldı ama be vicdansızlar ! suçsuz, günahsız insanları ızgaralarda yavaş yavaş kızartarak öldürmek nasıl bir vahşettir . Bunu nasıl yaptınız ? Bunu nasıl yapabildiniz ?

Maalesef kitapta, akla hayale gelmeyecek şekilde gerçekleştirilen vahşet ve katliamlar anlatılıyor. İşin en acı tarafı ise bütün bunların gerçekten yaşanmış olması. Çünkü olayı anlatan kişi direk olarak bütün bu olayların şahidi olan yazar.

Kitap tamamen bir anı kitabı. Yazar, ''gördüklerimin sadece küçük bir kısmını anlatıyorum'' diyor. Peki anlatamadığı büyük kısımlarda neler oldu acaba ? Hatta yazarın gidemediği diğer bölgelerde neler yaşandı acaba ? Vahşetin boyutunu düşünebiliyormusunuz ? Milyonlarca yerli, en vahşi yöntemlerle katledilmiş.

Yazar Bartolome De Las Casas, aslında bir rahip. Kolomb'un seferlerinden biriyle Amerika'ya giderek bir süre sonra Küba' ya yerleşiyor. Fakat gözlemlediği vahşetleri önlemek için tekrar İspanya'ya dönerek, Kral'a başvuruyor ama bazı tedbirler alınmasına rağmen yine de başarılı olamıyor. 1547 yılına kadar Amerika'nın çeşitli bölgelerinde bu vahşetlere karşı mücadelesini sürdürüyor ancak katliam ve vahşetler durdurulamıyor.

Tamamen bu vahşetin görgü tanığının anılarından oluşmuş bu çok kısa kitabın, Amerikan'ın asıl sahibi olan yerlilerin, nasıl bir acımasız vahşetle yok edildiğinin öğrenilmesi bakımından, mutlaka okunması gereken çok değerli bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Nasil bir vahşettir? Nasil bir zulümdür? Insan, insana karşi nasil bu kadar zalim olabilir? Bu kitap beni derinden etkiledi, ve bu kitap her zaman medeni olmakla övünen avrupalilarin nasil birer cani, ruhsuz oluşu , altin ve diger değerli taşlar için nasil hayvanlaştiklarinin açik bir kanitidir . Kisacasi eğer fazla duygusalsaniz okuduklarinizdan çabuk etkileniyorsaniz okumanizi tavsiye etmem.
Kitap, bir rahip tarafından Amerika kıtası işgal edilirken, kastilya kralına yazılmış bir mektup ve ihbardır. İşgal zamanında yerli halkın nasıl öldürüldüğü, köle yapıldığı, doğanın imkanlarının nasıl da sömürüsünün yapıldığı üzerine yazılmış.

Bire rahibin kaleminden bizzat kral için çıkması hem de daha 1540 ve 1560 yılları arasında olup biten ve öncesinde olup bitenleri ise güçlü kaynaklar işte herşeyi içinde bulunarak yazması, kitabı oldukça güvenilir yapıyor.

Öldürülen milyonlarca yerli ve yok edilen o kültürler, insanlığın savaş da olmadan yaşayabileğine dair hiç bir umut vermiyor, savaşsız ve az da olsa çok da olsa toprak ananın sundukları ile geçinmeyi beceren iki kıta halkının yok oluşunu, bugünkü Batı toplumunun elindeki sermayenin nasıl oluşturulduğu, medeniyetin Akifin de dediği gibi tek dişi kalan bir canavar olduğunu anlatan çok güzel bir kaynak.

Kitabın sonunda biraz Kızılderili atasözü var, bir ikisini yazmadan yapamayacağım:

-Dur dinle, hep konuşursan hiç bir şey duyamazsın. Apache Boyu
-insan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır. Cherokee Boyu
-Karanlık gecelerin sabahında doğan güneş ile uyandık, durgun göllerde yıkandık, esen yelde yüzümüzü güneşe çevirdik, kurumuş dalları yaktık, ağaçları kesmedik... Beyaz adamdan farkımız buydu... Algonquian Kabile Topluluğu
Adanın yarısından fazlasını kılıçtan geçirdiler, sağ bıraktıkları yerlileri ise köleleri olarak kullandılar. Zaten geriye sadece kadınlar, küçük kızlar ve genç delikanlılar kalmış, onlar da Hıristiyanlar arasında paylaştırılmıştı.
Bartolomé de Las Casas
Sayfa 22 - Siyah Beyaz - 2014
Kolomb'un gemileri Bahama Kıyıları'na yanaştığında, Kızılderililerin bu yeni gelenleri doğaüstü varlıklar olarak tanımladıkları birçok kaynakta geçmektedir. Yüzen adalardan ( yelkenli ) gelen bu tanrısal varlıklara tüm misafirperverliklerini cömertçe sunmuşlar, onları hediyeler ve törenlerle karşılamışlardı.
Bartolomé de Las Casas
Sayfa 12 - Siyah Beyaz - 2014
Yerli halk, misafiri olarak kabul ettiği bu doğaüstü varlıklarla yiyeceklerini paylaştı, onlara süs eşyaları hediye etti fakat karşılığında salgın hastalık, yağma ve ölüm aldı. Bu, yeryüzünün gördüğü en trajik alışverişti.
Bartolomé de Las Casas
Sayfa 12 - Siyah Beyaz - 2014
Ada halkı, İspanyolların zulmünden kurtulabilmek için çareyi kendilerin asmakta buluyorlardı. İki yüzden fazla yerli bu şekilde kendini astı. Sayısız insan katledildi. Bu şekilde 3 ay geçti. 3 ayın sonunda adadaki nüfus yok denecek kadar azdı.
Bartolomé de Las Casas
Sayfa 27 - Siyah Beyaz - 2014
Bu kaptanın, bu zorba ve despot kaptanın çok kötü bir alışkanlığı daha vardı Kendisine boyun eğdirip köleleştirdiği yerlileri de beraberinde seferlere götürüyordu. Fakat yol boyunca bu adamlara hiç yemek vermeyip, karaya ayak basar basmaz yakaladıkları yerlileri yemelerini emrediyordu. Yaklaşık 20 bin aç yerli, bu şekilde vahşice insan eti yemeye alıştırılmıştı. Ordugahında akıl almaz bir insan kasaplığı yaşanıyordu. En iyi parçalar el ve ayaklardı, sadece bu parçalar için adam öldürülüyor ve diğer yerlilerin korku dolu bakışları arasında kızartılarak yeniyordu. Diğer bölgelerdeki yerliler sıranın kendilerine geleceği günü korkarak bekliyorlardı.
Bartolomé de Las Casas
Sayfa 38 - Siyah Beyaz - 2014

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kızılderililer
Alt başlık:
16.Yüzyılda Yaşamış Bir Rahibin Anıları
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
145
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054777624
Çeviri:
Halim Hayrettin İlter
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Siyah Beyaz Yayınları
İspanyol tarihçi ve Dominiken rahibi. Ağustos 1474'de Sevilla'da doğdu. Orta sınıf bir tacir olan babası, aynı zamanda Kristof Kolomb'un da yakın arkadaşlarından biriydi. Bu vesile ile Kolomb'un yolculuklarından birine de katılmış olan Bartoloméo de las Casas, 1510 yılında Küba'da papazlık görevine getirildi. Aynı zamanda, seferlere katılmış olması dolayısıyla kendisine encomienda denilen toprak parçası verildi.
Ancak bu süreçte şahit olduğu zulüm, şiddet, soykırım gibi dehşet verici olaylar sonrasında verilen bu toprak parçasını tüm köleleriyle birlikte iade ederek, 1515'te İspanya'ya döndü. Burada yaşadıklarını anlatarak, Kızılderililerin haklarını korumak üzere bir yasa çıkarılması için çalışmalar yaptı, komisyonlarda yer aldı. Alınan tüm tepkilere rağmen (toprak sahipleri türlü çıkar çatışmaları sebebi ile buna şiddetle karşı çıkmışlardı) Encomienda'lardaki yerlilerin daha iyi koşullarda yaşamaları yönünde bir yasa çıkarılabilmiş olsa da, bu yasa uzun ömürlü olamadı. Mücadelesini sürdürebilmek için Chiapas Piskoposluğuna atanmayı istedi fakat görev yaptığı süre içerisinde karşılaştığı zorluklar onu yıldırdığından bu görevinden de istifa etti ve 1547'de tekrar İspanya'ya döndü. Mücadele ile geçen ömrü 1566 yılında Madrid'de sona erdi.
Sömürgecilik uygulamalarında pek fazla bir değişikliğe yol açmasa da, kölelik ile ilgili yaşananları ilk ağızdan anlatması bakımından bir ilktir ve tarihte önemli bir yere sahiptir.

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Fatih Kılınç
  • Derya Karaş
  • Gülnur️
  • Kadir Can Yayla
  • Hanne Yıldırım
  • Pervin
  • Rengigül Ural
  • mehmet temiz
  • Scharfsinnig
  • Erhan K.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.1 (4)
9
%14.3 (1)
8
%14.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%14.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları