Yaşlı bir adamın duygu patlamaları,arada kalışları,mutsuz bir evliliği sürdürme çabaları,kendinden oldukça küçük başka bir kadına duyduğu hisler ve o kadının kendini geri çekişi ve ortadan kayboluşu ile başlayan hikaye Tunus'ta devam eder. Yaşlı adam, ona farklı hisseler yaşatan o genç kadının peşinden çocuğu ile birlikte (genç kadın çocuğun bakıcısı) gidişi ve o kadının kaldığı otele hatta kaldığı odayı tutması sonrası otelde kalan bir alman, otel sahibesi ve oğlu ile yaşadığı olaylar. Otelde geçirdiği kısımların tamamen kafasında yaşadığı olaylar olduğunu düşünüyorum. Otele yerleşmesinden kısa bir süre peşinden gittiği o genç kadının defterini bulup okumaya başlaması ama daha sonra o defterin kadına ait olmadığı otelde kalan başka bir adamın kale aldığını öğrendikten sonra artık tamamen kopuş süreci. Hikayenin sonuna doğru o genç kadının boğularak öldüğünü, çocuğun kaybolduğunu ve o defteri kaleme kendisinin aldığını söyleyen alman mültecinin adam tarafından çatıdan atılması ile son buluyor. Hikayenin ortasından itibaren anlatılan her şeyin tamamen o yaşlı adamın kafasında kurgu olduğu izlemini veriyor ama tam da emin olamıyorsunuz.
Ana karakterimiz olan Quint, Almanya'da sunuculuk yapan bir erkek. Christine isimli akıllı, çalışkan, disiplinli bir karısı ve Julian adında 4-5 yaşlarında küçük bir oğlu var. Evli çiftimiz işlerinden ötürü yoğun oldukları için Julian'a bakması için Helen adında bir bakıcı tutuyorlar. Kum Adam da Helen'in ansızın ortadan kaybolması ve Quint'in onu bulmak için peşine düşmesiyle başlıyor.
Sinir bozucu ama, elbette Helen'in peşine onu sevdiği için düşüyor. Neden sinir bozucu?
Çünkü evli iken tutup da kızı yaşındaki Helen'e âşık oluyor. Christine'in zaten kendisini aldattığını düşünüyor ve uzun zamandır kendisinden epey uzaklaştığını, çoğunlukla yüzüne tiksinircesine baktığını bahane ederek Helen'e âşık oluyor beyimiz.
Ama nasıl aşk var ya? Şaşar kalırsınız. :D Geliyorum oraya şimdi.
Helen 1 sene boyunca Julian'a bakıcılık yapıyor ve sonra bir anda ortadan kayboluyor.
Quint de karısı Christine iş için evden uzaklaştığında Helen'i bulabilmek için oğlu Julian'ı da alıp Tunus'a gidiyor. Burada Helen'in kaldığı oteli buluyor ve oteli işleten kadına Helen'in amcası olduğunu, onu aradığını söylüyor. Kadın da Helen'i uzun süredir görmediği için normal karşılıyor ve genç kızın her zaman kaldığı odayı Quint'e veriyor. Bir de Helen, Quint'e verilmesi için notlar bırakmış. Kadın, bu notları da Quint'e veriyor.
Kum Adam'da hem Quint'in ağzından Helen'i bulma yolundaki serüvenini hem de notlar aracılığıyla Helen'in ağzından Quint'e karşı 1 yıl boyunca hissettiği duygularla birlikte Tunus'ta onu gözetlediği anları okuyoruz. Çünkü Helen, Quint'in Tunus'a geldiğini biliyor ve onu izliyor. Yeni notlar da yazarak onları Quint'e ulaştırıyor.
Aslında bayağı akıcı ilerleyen bir kitap ama asıl sinirimi bozan noktayı şimdi söylüyorum.
Helen önce baba şefkati duyduğu için Quint'e
Okuyuculara derinlemesine bir psikolojik yolculuk sunması açısından oldukça etkileyici bir eser. Özellikle, Tunus'un gizemli atmosferi ve karakterlerin içsel çatışmaları, kitabın en güçlü yönlerinden biri. Quint'in kaybolan sevgilisi Helen'in izini sürerken yaşadığı duygusal dalgalanmalar ve kendi kimliğini bulma çabası, okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor.
Beni en çok etkileyen, kitabın okuyucuyu sadece bir mekanda değil, aynı zamanda karakterlerin zihinlerinde de bir yolculuğa çıkarması. Kirchhoff'un akıcı ve yoğun anlatımı, karakterlerin duygusal derinliklerini ustalıkla yansıtarak kitabı daha da etkileyici kılıyor. Tunus'un egzotik ve gizemli ortamı, hikayeye ayrı bir renk katıyor ve okuyucunun dikkatini sürekli canlı tutuyor.
Kum AdamBodo Kirchhoff · Can Yayınları · 2002101 okunma
Zannediyorum yazarın Türkçe'ye çevrilen ilk kitabı. Roman demeye yüreğim el vermiyor anlatı diyeceğim. Yazarın değilse de karakterin anlatısı çünkü karakterler muazzam gerçek. Küçük bir çocuk, genç bir kadın, bitmek üzere olan bir evlilik, yurdundan sürülmüş bir Alman, Tunus'ta küçük bir otel. Ay ışığı, savrulan kumlar, tüten nargileler ve anlatıcı karakter ile geçen zaman ve yurunen yollar arasında kaybolusumuz. Inanılmaz sevdim, bakmak isteyebilirsiniz.
Kum AdamBodo Kirchhoff · Can Yayınları · 2002101 okunma
Bu kitabın dili məni çox sıxmışdı. Bəlkə, oxumağa nəsə tapmasam, yenə oxumağa çalışaram, amma oxumaq istədiyim o qədər kitab var ikən bunu oxumaq o qədər də məntiqəuyğun gəlmir mənə.