Ay Vadisi

8,8/10  (11 Oy) · 
38 okunma  · 
14 beğeni  · 
1.284 gösterim
Ay Vadisi'nde Oakland grevlerini anlattı. Grevcilere grev kırıcılarının sokakları derinliklerine girebildi. Savaşlarının, amaçlarının yanı sıra sevgilerini, özlemlerini de sergiledi. Daha iyi bir hayat için verilen bu mücadelede bir kesimin, mutluluğu ataları gibi kır hayatında aramalarını ele aldı. O dönemler çok etkin olan adanmış topraklar eğilimini eleştirdi. Estetik yetkinliği ve şaşırtıcı etkileyiliği Ay Vadisi'ni bütün dünyada sürekli yayımlanan bir kitap yapmıştır./
Halil Yavuz KAYA 
05 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Jack London'un bu kitabı, 1913 de ilk baskıya girmiştir. İlginç bir tarih. 1.nci Dünya Savaşının soluk nefesinin hissedildiği, 20.nci Y.Y ilk çeyreği.. Toprak muhteşem bir üretim aracı, tren aktif bir ulaşım aracı, ama henüz kara yolları çok aktif değil, dolayısıyla at ve at arabası hala, bilhassa tarım girdileri ve ürünleri için önemli bir taşıt. Kısa bir süre önce modern tarım araçları kırsalda, kentlerde ise fabrikalarda ve çeşitli iş alanlarında emeğin yerini almakta modern makinalar. Ama hala bakir, el değmedik vahşi tabiat açmış kucağını insanları da bekler bir durum arz etmektedir. Kentlerde sıkışıp kalmış insanlar, grevler, sarı sendikalar, vahşi kapitalizmin ezdiği insanların hayat kavgası, mücadelesi de bir başka pencereden yansımaktadır kitapta. Bunun en güzel kanıtı şu sözlerle ifade ediyor yazar: "Birbirinin ağzından kemik kapmaya çalışan köpekler gibi kavga eder insanlar insanın kemiği ise 'iş' tir." Başka tarzda izah edile bilinir mi?
İşte bu ahvalde Yazar bu kitabı yazdığında elimize bir roman vermemiş, aslında Amerika'nın sosyo ekonomik, sosyal politikasının analizini uzatmıştır bize.
Kitap, Amerika'da toplum yaşamını insan yaşamlarını, iş koşullarını
Ben bu kitabı okurken hep aklımda JOHN STEINBECK'in Gazap Üzümlerinin izlerini hayal ettim. Bu kitap yazıldığında J. Steinbeck henüz 11 yaşındadır. London bunu yazdığında da henüz 1929 Dünya Ekonomik Buhranı yaşamamıştır. Gazap Üzümleri ise işte bu bunalımın izlerini taşır... Yani sözüm şuraya varmaya çalışıyor. İki kitap da iki yazar da aynı kazanda zıtlaşan ama benzerlik taşıyan iki akraba çorba pişiriyor.
Tabii bu bir roman nihayetinde okuyucuya bunları bu çerçevede yansıtıyor görüş ve izlenimlerini. Bu Roman, pastoral bir anlatımla, çok güzel ve saygıya laik aşk öyküsünün paraşütüyle süzülüyor kitabın başından son noktaya kadar.
Kitabın 240-249 sayfalarında ilginç ama dikkat ederseniz bulacağınız bir nokta da var.bir romanın kadın kahramanı Saxonne ile yazar 12- 13 yaşlarındaki hali ile, Soy adını aldığı üvey babasının adını kendi adı olarak verdiği ama hep "Jack" olarak anılmasını ve maceraperestliğinin heyecanı içinde söylediği "Okland dan çıkış noktası" ( kendi değimi ile "Altın Kapının Ötesi") işte kahramanların yol macerasının kilit sözcüğü bu oluyor.
Kahramanlar, karı koça çoğu zaman yay daha sonraları at arabası ile üç yıllık o adanmış toprakları, hayal ederek yaratıkları o vadiyi, kendi şartlarına uygun olan o vadiyi "AY VADİSİ" ni aramaya başlıyorlar.Biz kitabı okurken adım adım okadar derinlemesine geziyoruz ki Amerika'yı bazen, neresi neresidir, şimdi neredeyiz, orası neresi gibi kaosa da düşebiliyorsunuz benim gibi.
Bakın ben bir kopya vereyim dostlar. Ay vadisi 446 cı sayfada ifadesini buluyor. Aynen yazıyorum. "Bir akşam beni dışarı çıkardı, ayı seyrettirdi teleskopla. Dedi ki öyle harika bir vadiyi ancak ayda bulabilirmişiz. Düşlerimizin bizi çok uzaklara sürüklediğini anlatmak istiyordu. Biz de bu adı benimsedik ay vadisini aramaya çıktık." Bayan Hale: bu ne rastlantı! diye haykırdı. Çünkü burası gerçekten Ay Vadisi..... Burası "Sonoma" vadisi. sonoma Kızılderililer dilinden bir sözcük Ay Vadisi demek.
Benden bu kadar. Gerisini bu güzel ve altın değerinde kitabı okuyarak ulaşınız.