Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici distopya romanıydı, harika bir anlatım tarzı ve harika bir olay örgüsü vardı. Yazar benzer serilerin aksine boş romantik kurgularla kitap sayfalarını doldurmak yerine; kısa,öz ve etkileyici bir kurgu çıkarmış. Seri iki kitaptan oluşuyor ama emin olun duygu dolu, aksiyonu son sayfasına kadar hiç bitmeyen bir seri, adeta Cecelia Ahern Kızımıza göz açtırmak istememiş.
Kısacası bu türden kitapları seviyorsanız, rahatlıkla alıp okuyabilirsiniz çok seveceğinize eminim, Pek bir edebi değeri olmasa da düşündüren bir gençlik romanıydı. Elinize aldığınız andan itibaren bırakmak istemeyeceksiniz.
#birkitapkahvehuzur
#okudumbitti
Cecelia Ahern
Kusurlu
Herkese merhaba kitap dostları sizlere harika bir kitabın yorumu ile geldim bugün.
Bir toplum düşünün orada suç işleyenleri kusurlu olarak damgalıyorlar. Baya kızgın demirle K harfi derilerine yapılıyor Celestine North topluma uyumlu harika bir hayatı olan bir genç kızdı. Bir gün karşı komşuları tutuklanıp götürüldü. Ve Celestine artık sorgulamaya başladı
Ertesi gün erkek arkadaşı ve kız kardeşi ile okuluna giderken kusurlu bir yaşlı adama yardım eder normallerin koltuğuna onu yatırır adam amfizem hastasıdır. Ve bu Celestine için sonun başlangıcı olur. Bir anda tutuklanır erkek arkadaşının babası Divan kurulunun başı yargıç Crevandır. Celestine e farklı ifade vermesini söyler ama o yapmaz...
Celestine damgalanır ve artık o toplumda bir şeylerin değişmesi gerektiğine inanılan kişi olur. Ama önce yargıç Crevan'ı alt etmesi gerekmektedir... Harika bir kitaptı kurgusu işleyişi insanlara yapılan acımasız davranışlar. Kitap bitene kadar öyleydi çünkü seriymiş ve ikinci kitap Kusurlu Mükemmel kitabının baskısı tükenmiş belki bulurum bir yerlerde. Tavsiyemdir kitapla kalın hoşçakalın dostlar
#yelizinkitapyorumları #okuyantosbikler #kusurlu #ceceliaahern #kitaptavsiyesi #kitapönerileri #kitaplariyikivar
bu kitabın hiç değer görmediğini düşünüyorum . biraz alışagelmiş olan yargının adaletsizliği konusu işlenmiş olsa bile cidden güzel bir kurgu ile harmanlanıp işlenmişti oldukça beğenmiştim
Kusurlu okuduğum güzel distopyalardan biriydi. Aşk üçgenleri, erkekler ilk kitap için daha geri plandaydı. Yazar distopya dünyasını anlatabilmek, bizi bu acımasız dünyaya adapte edebilmek için böyle yapmış sanırım. Aslında hiç de fena olmamış, evett yaşadıkları dünya gerçekten çok acımasız. İnsanların yaptığı en ufak bir hatada Kusurlu damgası yiyerek -ki gerçekten damgalanıyorlar- toplumdan dışlandığı, kimsenin yardım elini bile uzatmadığı bir dünyada gelişiyor hikayemiz. Ve bu dünya Kusursuz kızımızın Kusurlu birine yardım etmesiyle sarsılıyor bir anda... Olaylar oldukça sürükleyici ilerliyor. Sadece karakterler tam oturmamış gibi geldi bana ama bakalım. Belki de herşey serinin 2. Kitabında oturacaktır. Herkese iyi okumalar :)
Kusurlu- Mükemmel- Cecelia Ahern (seri yorumu)
Celestine Nort el üstünde tutulan bir evlat, örnek öğrenci, sevilen bir arkadaştı. Ancak birgün okula giderken bir kusurluya yardım etmeye kalkışınca, kusurlu damgası yer. Ama aslında Divan’ın yaptığı yanlış kararlar çıkınca Celestine bunları araştırmak ve gün yüzüne çıkarmak için çabalar.
Bu aralar seri kitapları bitirme çabasına girdim, tüm serileri bitirmeye çalışıyorum.
Kusurlu serisini pek kimsede görmedim, ama distopya içerisinde okuduğum harika bir seri oldu, bakılacak olursa ağır bir distopya konusu var çünkü insanlara yaptıkları şey pek içler acısı değildi. İlk kitapdan itibaren olaylar hiç durmuyor ki bu durum ikinci kitap içinde geçerli. Celestine hiç korkmadan ve yılmandan devam ediyor savaşmaya. Birinci kitabın başında bana olaylar çok sıkıcı gelmeye başlamıştı, hatta bir ara kitabı bırakmıştım ama devam ettim. Sonra yeniden alıp okumaya başladım, olaylar 100 sayfadan sonra başlıyor ve merak içinde kaldım. Çünkü öyle bir olay oluyor ki kitap da ve bu olay çevresinde dönüyor seri zaten. İnsanlar iki sınıfa ayrılmış, eğer ki hata yada yanlış bir şey yaparsanız Kusurlu muamelesi görüyor ve vücutlarına K harfi damgalanıyor. Celestine Nort’ ilk kitabın başında bir nedenden dolayı çok sinir oldum ama onun başına da aynı durum gelince duygularım değişti, ilk kitabın ortasından itibaren Celestine güvenmekte çok kararsız zaten onun durumunda kim olsa güvenme sorunu yaşar. İkinci kitapda çevirisi hatası vardı ama buna rağmen okumaktan keyif aldım ki böyle bir seri okunmasa olmaz zaten. Kitabın yan karakterleri, yazılış biçimi, üslubu beni her yönden etkiledi, bir kez de bir kadın gücünü görmüş olduk, bir de çok güzel betimlemeler ve sözler vardı beni bu yönden çok etkiledi.
Bu seriyi kesinlikle alıp okuyun, çünkü kitap
Kusurlu aslında konusu itibariyle klişelemiş bir distopya ilerleyişine sahip. Beni rahatsız etmedi çünkü yazar kitaba çok güzel işlemişti bence. Ayrıca oldukça akıcı, sürükleyici bir dili var. Ben elimden bırakamayıp hemen bitiriverdim. Sadece çok büyük bir olay olduğunu göremedim kitapta. İkinci kitaptan beklentim baya büyük o yüzden. Karakterlere gelirsek de Celestine'i çok sevemedim. Kitabın başında Juniper ve Celestine'in anlatımından sonra kitabın ilerisinde sanki yer değişmişlerdi. Eh, bana pek mantıklı ve samimi gelmedi ikisi de. Carrick için henüz bir şey diyemeyeceğim. İkinci kitabı bekliyorum. ️ "offff efffsanee sağlam bir distopya" diyebileceğim bir kitap değildi ama kesinlikle tavsiye ederim. Beğeneceğize şüphem yok. İkinci kitabı henüz okumadım ama bomba gibi olduğuna eminim. (Puanım : 4.5/5) (Daha detaylı yorum : @regularbooks )
Uzun zamandır bu kadar esaslı bir distopya okumamıştım. Bu aralar okuduğum distopyalar o kadar başarısızdı ki Kusurlu onların üstüne ilaç gibi geldi.
Kitaba dair tek olumsuz eleştirim, Celestine'nin sistemden bu kadar eminken bir anda bu kadar zıt davranışlarda bulunması oldu. Bir şeylerden şüphelenip yavaş yavaş davranışları değişseydi her şey daha mantıklı olurdu. Bunun haricinde kitabı gerçekten çok sevdim. İnanılmaz akıcı ve heyecanlı bir kitaptı. Distopya adı altında yazılmış bir aşk kitabı değil, dolu dolu bir distopyaydı. Bazı sahneler dibine kadar acımasızdı ve beni inanılmaz etkiledi. Celestine'nin değişen hayatını ve olanlardan sonra yaşadıklarını okumak da aynı şekilde çok etkileyiciydi.
Ayrıca distopyalarda, sıradan hayatları olan karakterlerin zorluklarla karşılaşınca bir anda kahraman olup her şeyle mücadele etmeleri bana hep çok anlamsız gelmiştir. Celestine'nin bir anda kahraman olmayışı ve ne yapacağını kendinin de bilemeyişi çok mantıklıydı bu yüzden. Sıradan insanların çat diye kahraman olmasından daha mantıklıydı en azından.
Distopya sevenler kesinlikle pişman olmazsınız. Abartısız, tadında bir hikaye ve karakterler çok gerçek. Yazar, ne yazık ki birbirimizi ötekileştirdiğimiz dünyamızı bize harika bir distopya ile anlatarak her duyguyu ve düşünceyi yaşamamızı sağlamış. Bir solukta okudum ve serinin ikinci kitabına da hemen başlayacağım.
Her şey onun küçük dünyasında mükemmeldi, ta ki bir akşam aynı zamanda piyano öğretmeni olan komşuları Angelina damgalanmak üzere götürülene kadar. Kusurlu olduğu dağlanmış bir demirle vücuduna işlenecek ve artık yaşamının her anında ikinci sınıf, kısıtlı bir insan olacaktır.
Celestine North işte bu noktada hayatlarının aslında kontrollerinde olmadığını hissetmiş ve kafası bir hayli karışmıştır. Sonra otobüste yasak olmasına rağmen yaşlı bir kusurluya yardım etmesiyle tüm kabusları gerçekleşir. Oysa o sadece adamı büyükkbabasına benzetmiş ve merhamet göstermiştir.
Bir anda kendini zıt kutupların herbirinin kendi davalarına alet etmek isteyecekleri biri halinde bulur. Hayatı artık mükemmel değildir. Dışlanmış ve aşağılanmıştır. Döndüğü hayat bıraktığından çok farklıdır.
Celestine’ nin var olabilme savaşı işleniyor ilk kitapta. İki kitaplık distopik bir seri ve kelimeler adeta akıyor, çok sürükleyici.
Bu distopya bana kusurlu damgasının insanlara bu şekilde fiziken vurulmasa da bir şekilde toplum tarafından kabul gören çeşitli kriterleri taşımadığı ya da sadece farklı olduğu için toplum dışına itilmiş insanları düşündürdü. Korkunun ne kadar güçlü bir baskı unsuru olduğunu da.
“Cesaretin her bir adımda korkuya kapılmak demek olduğunu öğrendim. Cesaret, söylediğin her sözde, attığın her adımda savaşır durur. Bu bir savaş ya da kimin, neyin hâkim olacağı belirsiz bir dans gibidir. Bir şeylerin üstesinden gelmek cesaret ister ama cesaret korkuyu yanında taşır.”
Syf:135
1981 yılında Dublin'de doğdu. Gazetecilik ve İletişim Fakültesi'ni bitirdi. 2002'de yayımlanan ilk romanı Not: Seni Seviyorum İrlanda'nın yanı sıra İngiltere, Almanya ve Hollanda'da çok satan kitaplar arasında yer aldı. Roman 2007 yılında aynı adla gösterime giren bir filme de konu oldu. İkinci kitabı Where Rainbows End ile yine çok satanlar listesine giren Ahern, bu kitabıyla 2005 yılında Alman Corine Ödülü'ne de layık görüldü.
Ahern ayrıca ABD'deki komedi Samantha Who?'nun yaratıcısı ve yapımcısıdır.