Leonardo Da Vinci

Sigmund Freud
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 252. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2020 20:50
1910’da yazılan kitap, "yüceltme" ve "narsisizm" gibi kavramları tanıtma ve eşcinselliğin özel bir türünü betimleme olanağı verdi. Bilmece Gibi Davranışları Olan Bir Dahi Leonardo’nun ressam olarak tanındığını çünkü çağdaşları tarafından bilinmeden/anlaşılmadan kaldığını hatırlatarak esere başlıyor. Leonardo, Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi başyapıtlara imza atmıştı, ancak dillere destan bir yavaşlıkla çalışıyordu. Başladığı tabloları nadiren tamamlıyor, gelecekte ne olacakları ile pek ilgilenmiyordu. Sonunda ressamlığı tamamen bıraktı. Freud bunu ondaki ketlenmelerin bir belirtisi olarak yorumladı, aynı zamanda Leonardo doymak bilmez bir bilme gereksinimi duyuyordu ve bir araştırmacı olarak yürüttüğü aşırı etkinlik, sonunda sanatçı yönünü ezmişti. Yüceltme: “Sevmek yerine araştırma yapılır” Burada Freud, sanatçıyı hem duygusal hem cinsel hayatında ezecek kadar güçlü bu araştırma tutkusunun kaynağını sorguluyor. Leonardo’nun bilgi tutkusuna yatırdığı bu enerjinin, küçük çocuklarda gözlenen, bebeklerin nereden geldiğini öğrenmek amacıyla cinselliğe yönelen ve giderilmesi olanaksız olan merakın inatla varlığını sürdürmüş olmasından ileri geldiğini öne sürer. Narsisistik Özdeşlemeye Dayalı Bir Eşcinsel Türü Frued, Leonardo’daki bu fellatio düşleminden yola çıkarak, eşcinselliğin özel bir türünü betimler: erken çocukluk döneminde anneyle arasındaki güçlü erotik bağ, ona olan aşkını özdeşlemeye dönüştürmüş, babanın yokluğu da bu bağı pekiştirmiştir. Freud, bu eşcinsel nesne biçimini “narsisistik” olarka adlandırmıştır. Ek olarak, Freud’un bu çalışmada narsisizmi özdeşleşme süreciyle ilişkilendirdiğine dikkat çekelim. Freud’un birinci narsisizm kuramı, yalnızca kendisi sevmek düşüncesini içermez. Aynı zamanda anneyle özdeşleşme ve kendini annenin sevdiği gibi sevmek
1000Kitap
Leonardo da VinciSigmund Freud · Oda Yayınları · 2019100 okunma
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Freud’un 1910 yılında yayımladığı bu eser, bir sanatçının hayatını psikanalitik yöntemle inceleyen ilk çalışmalardan biridir. Freud burada Leonardo da Vinci’nin çocukluğunu, kişiliğini ve sanatını bilinçdışı dürtüler üzerinden açıklamaya çalışır.
Edebiyat
Leonardo Da VinciSigmund Freud · oda yayınları · 0100 okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2019 109. kitabı
Öncelikle daha önce okumadığım türde bir kitap olduğunu söylemeliyim “Psikobiyografi” . İkinci olarak da ,her konuyu cinsellikle birleştiren Freud’un ,çevresindeki ( meslektaşları dahil ) insanların neden ondan uzaklaştığını bu kitap vasıtası ile daha iyi anladığımı belirteyim. Freud kesinlikle bunun farkında ve şöyle diyor “ Günümüzde okurların psikobiyografiyi bütünüyle ne kadar tatsız buldukları gerçeğine gözlerimizi kapatmanın hiçbir yararı olmayacaktır. Kitabı okudukça Freud’a daha da fazla kızmaya başlıyorsunuz ancak sebebini size yine o açıklıyor ; “Bu muhalefetin arkasında yatan gerçek nedenler ise son derece farklıdır . Bu nedenleri biyografi yazarlarının kahramanlarına çok özel ve aşırı boyutta bir bağlılık gösterdiği gerçeğini göz önüne aldığımız takdirde anlayabiliriz. “ Daha önce okuduğum kitaplar vasıtası ile Leonardo'yla ilgili bazı bilgilere sahiptim. Ancak bu kitaplardaki belgelerin ne derece sağlam olduğu da tartışmalıydı. Freud bu belgelerden bazılarını karşılaştırmalı olarak doğruluyor ve Leonardo’nun kendi el yazısı ile yazdıklarını ile birleştiriyor . Daha sonra üç dört tablosunu da konunun içine katıyor . Ve ardından kitabın başında hiç değinmediği cinselliğe giriyor . Leonardo’nun gördüğü bir rüyayı ön plana alarak annesi, babası, talebeleri ile ilişkilerinden yola çıkarak bize Leonardo’yu anlatıyor. ( spoiler vermeyeyim ama akbaba bu kitapta baş rolü oynuyor. ) Bu kitap Freud’u tanımama ve psikanilizin ne boyutlarda olduğu nu anlayabilmeme vesile oldu . Leonardo’yu elindeki üç beş bilgi ile inceleyen bu adamın , eğer yaşasaydı sosyal medya sayesinde yapacağı analizleri hayal edebilmek ürkütücü.
Leonardo da VinciSigmund Freud · Oda Yayınları · 2019100 okunma
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2024 77. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2024 15:03
Merhaba arkadaşlar. Leonardo da Vinci, bir dönemin (Rönesans) en önemli dehalarından olunca ve Freud gibi birisi de ona hayranlık duyunca acaba nelerle karşılaşacağız, karşımıza ne çıkacak merakıyla başladım. Bu tarz konularda anlatımı Freud yapınca ne beklemem gerektiğini bilmediğim gibi neyle karşılaşacağımı da bilmiyorum. Mesela bir çocukluk anısından yola çıkıyoruz ve kuşların uçuşu ile alakalı kısımda Leonardo, beşikte olduğu dönemlerle alakalı bir akbabanın yanına yanaştığını ve kuyruğuyla ağzına vurduğunu belirtiyor. Tahmin edersiniz ki bu hatıra, hatırlaması imkansız bir döneme aittir aslında. Freud ise işte buradan yola çıkarak karşımıza bir kişilik analizi çıkarıyor. Yetmiyor bu analize her zaman olduğu gibi cinselliğini de katıyor. -Hatta bu cinselliği o kadar detaylı olarak aktarıyor ki, nasıl anlatayım, bu akbabanın kuyruğunu bir ‘Penis’ olarak simgeliyor. Bu düşün bir ‘Oral Sex’ çağrısı yaptığını aktarıyor. Yetmiyor, yazar bunun bir eşcinsellik simgesi olduğunu aktarıyor. Leonardo’nun gençliğinde çevresinde genç erkekleri toplayıp onları bir anne içgüdüsü ile ilgi göstermesini de buna bağlıyor. -Yine bu AKBABA özelinde gidecek olursak Eski Mısır Tarihine kadar uzanan bir süreç karşımıza çıkıyor. Bu da Mısır hiyerogliflerinde akbabanın aslında anneyi temsil etmesine dayanıyor. Eski Mısır Tarihine baktığımızda Nekhebet veya Nekhbet olarak geçtiğini görüyoruz bunun. Tüm bu bilgileri detaylı olarak vermeye çalışmamın en temel sebebi ise Freud’un bu çıkarımının aslında kendisini üzüyor olması olarak söylemek istiyorum. Daha sonra Maria Herzfeld’in bu teoriyi adeta yıkması veya Erich Neumann’ın yeniden onarmaya çalışmasının da bir anlamı olmuyor aslında. Aslında bunların temelinde yine anne sevgisine muhtaç bir çocukluğun, anneye olan ihtiyacı fazla abartması
Leonardo da Vinci ve Çocukluğundan Bir AnıSigmund Freud · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2021100 okunma
8/10
·112 syf.··
2022 108. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2022 19:54
Freud, Leonardo’nun bir anısı üzerinden işe başlıyor. Akbaba anısı yada fantezisi. Psikanalizin sembolleri ile kuyruğu ve Mısır mitolojisinden yararlanarak akbaba sembolünün anlamıyla Leonardo’nun çocukluk anısını incelemeye başladı. Bu anı ile birlikte Leonardo’nun babasız bir çocukluk geçirmesiyle ilgili olarak, eşcinsellik üzerine yorumlarını Leonardo’nun yaşamı üzerinden açıklar. Leonardo’nun sanatı tamamen bırakıp, bilme üzerine araştırmalarına nasıl geçiş yaptığını ise, çocuksu cinsel merak tezi üzerinden açıklar. Freud çocukluktaki merakın bastırılmasının 3 çıkış yolu olduğunu söyler: 1-) Genel bir ketlenme (Nevrozların sebebidir.) 2-) Araştırmanın cinselleştirilmesi (Obsesyonel Nevrozlarda görülür.) 3-) Libidonun bilmeye dönüştürülmesi. (Leonardo’nun yaşadığı durumdur.) Babanın yokluğu ile annenin özdeşleştirmesini göstererek (Bu tür bir eşcinsellikte Leonardo annesiyle özdeşleşecek, böylelikle eşcinsel seçiminin nesneleri olan diğer genç erkekler aracılığıyla annesinin ona gösterdiği sevgiyi, diğer genç erkekler üzerinde gösterecek ve bu sayede kendisi o gençlerin yerinde olarak kendisi sevilebilecektir.) ilk defa ‘’Narsisizm’’ terimini kullanır. Çocukluk döneminin eserlerine etkisini, ‘’Mona Lisa’’ ve ‘’The Virgin and Child with St. Anne’’ eserleri üzerinden değerlendirecek ve buradaki ‘’gülüşlere’’ odaklanacaktır. Babanın yokluğu ve sonrasında Leonardo’yu yanına almasının etkilerini din üzerinden değerlendirecek ve Leonardo’nun Tanrı’ya ihtiyaç duymadan yaşamasının ve kilisenin dogmalarına karşı çıkmasını, babasız bir çocukluk geçirmenin kendisini güçlü kılmasına bağlayacaktır.
Psikoloji
Leonardo da Vinci ve Çocukluğundan Bir AnıSigmund Freud · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2021100 okunma

Yazar Hakkında

Sigmund FreudYazar · 139 kitap
Sigmund Freud, 6 Mayıs 1856'da, Freiberg in Mähren, Moravya, Avusturya İmparatorluğu'nda (günümüzde Příbor, Çekya) doğdu. 23 Eylül 1939'da, Londra, Birleşik Krallık'da öldü. Psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı bir nörologtur. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram'ın kurucusudur. Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı. Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi. Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikiyatri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanaliz adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.) Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı. 1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi. Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır. 1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı. 1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı. 1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti. Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı. Eserleri - Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens (Günlük Yaşa­mın Psikopatolojisi) - Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu) - Über Psychoanaly­se (Psikanaliz Üzerine Beş Ders) - Totem und Tabu (Totem ve Tabu) - Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş) - Unbehagen in der Kultur (Uygarlı­ğın Huzursuzluğu) - Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd) - Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık) - Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905 - Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı'yla İlişkisi, 1905 - Psikanalizin Tarihçesi, 1914 - Psikanalize Giriş Dersleri, 1917 - Yaşamım ve Psikanaliz, 1925 - Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926 - Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927 - Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930 - Psikanaliz ve Uygulama, - Psikanaliz Üzerine, - Olgu öyküleri - Histeri ile Mücadele