·
Okunma
·
Beğeni
·
915
Gösterim
Adı:
Lydia
Alt başlık:
Katiller Çetesi 7
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052064597
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Spiders in the Grove
Çeviri:
Murat Karlıdağ
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ephesus Yayınları
J. A. Redmerski Hanım ne yapıyorsunuz? Ben Katiller Çetesi'nin bir kitabını okurken kalpten gitsem ne olacak? Bunun hesabını kim verecek? Kitapta olaylar bir an bile durmuyor. Heyecan hiç bitmiyor. Yazar bir beş dakika durup nefes almanıza asla izin vermiyor. Mükemmellikte sınır tanımıyor.. Daha ne yapsın yani sorarım size.

Aslında birçok şey söylemek istesem de konuya hiç girmeyeceğim çünkü hak verirsiniz ki bir serinin 7. kitabından bahsediyoruz. Ne desem seri hakkında kritik bir bilgi olabilir. Sadece şunu söyleyeceğim her kitabını heyecanla okuduğum bu seride olaylar hiçbir zaman bitmiyor. Siz bitti, daha ne olabilir ki deseniz de yazar bitti demeden bitmiyor. Sorarım size bir okur bir kitapta kaç kere ters köşe yapılabilir? Yazar bu kitapta ters köşe nasıl yapılır adlı bir ders vermiş. Hem de kitap içinde değil ilk kitaplardan gelen bir ters köşe. Daha bir şey demem kitabı okuyun, görün.

Bu kitapla birlikte Birlik'in her üyesi kendi derdine düşüyor resmen. Hepsinin kendince uğraşması gereken sorunlar var. Tabi yine yazar hanımcım öyle bir yerde bitirmiş ki 8. kitabı nasıl bekleyeceğiz Allah bilir.

Kitap sonunda her şey en başa dönüyor gibi.. Yine Izabel yine yepyeni bir başlangıç. Bak bir şey söylemeyeceğim dedim yine bir sürü şey söyledim. Eğer ısrarla şu harika seriyi okumayan varsa beklemesin daha fazla lütfen Kendim için bir şey istemiyorum vallahi... Amaç siz bu güzelliklerden mahrum kalmayın.
J.A Redmerski bu kadar başarılı yazmak zorunda mısın? Bu kitap serinin altını üstüne getiriyor. Yazar ilk kitapta olan küçücük bir detayı bu kitapta açıklıyor. Doğru bildiklerimiz yanlış aslında. Bu kitaptan itibaren başlıyor seri
diyebilirim... Izabel'in Meksika görevinde başına gelenleri okuyoruz ve inanılmaz sırlar öğreniyoruz. Bu kitabı sevme nedenlerimden biri de Izabel'in ciddi kararlar alması, risk alması. Güçlü bir kadın olması. Ağzınız açık okuyacaksınız. Kalbiniz kulaklarınızda atacak. Kitabı elinizden düşüremeyeceksiniz ben kitabı sabaha karşı bitirdim. Ama yayınevine kızdığım bir nokta var kitabın orijinal adı farklı olmasına rağmen kitaba "Lydia" adını koymaları hiç iyi olmamış. Lydia bence bu kitap için sönük kalıyor ve uymuyor. Hiç tereddüt etmeden okuyun umarım diğer kitap çabuk gelir.
Ben uzun soluklu serileri çok sevmem çünkü genelde 3. 4. Kitaplardan sonra birbirlerini tekrarlayıp konular sıkmaya başlıyor. Katiller çetesi serisi benim için öyle değildi fakat bu kitaptan tam olarak beklentimi alamadım çünkü hiçbir isteğim olmadı ve sonu kalbimi kırdı. Böyle bir sonla bitmesini istemezdim çünkü diğer kitabın ne zaman çıkacağı hakkında hiçbir bilgim yok. Dediğim gibi kitap tam olarak beklentimi karşılamasa da merak ederek ve akıcı bir şekilde okudum. Bundan dolayı bu seriden asla vazgeçmem gibi. Eğer seriyi merak eden biriyseniz okuyun derim.
Yazar yine yapacağını yapmış ve böylesine uzun soluklu bir seride okurla karakterlerin bağlantısını koparmadan,sıkmadan,soğutmadan, devam kitaplarının ilk kitapmış gibi olmasını sağlamış ....Ayrıca ilk kitap gibi demişken konu bu kitapla öyle yerlere geldi ki seri yeni başlıyor diyebilirim....Konu hakkında her zaman ki gibi hiçbir detay vermeyeceğim....Sadece şunu söyleyebilirim saklanan şok edici sırların ,bir fedakarlık sonucu ortaya çıkması ile Birlikte dengeler fena halde değişiyor....Bir sonraki kitap çok çetin olacak Demem o ki serinin bu kitabı her şeyi altüst etti...Severek,keyifle okudum..
Serinin tüm kitaplarını üst üste okuduktan sonra böyle bir son görmek ve şok geçirmek üzücüydü. Bir sonraki kitabı heyecanla bekliyoruz. Ama ne olursa olaun bu kadar açık uçlu bir son olmamalıydı. Haksız mıyım? ‍️
Herkese selam, uzun zaman olduğu için kendimi garip hissediyorum. Biraz adapte olmam lazım sanırım djhkdfj inceleme yapma da körelmiş olabilirim birazcık.

Bugün karşınızda Katiller Çetesi’nin çıkan son kitabı var. İncelemeleri okuyan herkes başlarda bu seriden nefret ettiğimi bilirdi ama Sarai dördüncü kitaptan sonra kesinlikle ama kesinlikle bambaşka bir şeye dönüştü.

İkinci ve üçüncü kitap kısaca söylemek gerekirse bana kalırsa leş gibiydi. O diyaloglar, o saçmalıklar, o düşünce yapısı, Aman Allah’ım yani. Ve ben o iki kitaptan sonra koruma kalkanımı alıp öyle okumaya devam etmiştim. Dördü sevmeme rağmen bir kitapla fikrim değişmez, diğerlerini de okuyup öyle fikrimi söylemem lazım diyordum ve söylüyorum. Katiller Çetesi gerçekten güzel ve sürükleyici bir seri. O iki kitap için tüm seri görmezden gelinemez. Diğer kitaplara haksızlık olur çünkü bu. Özellikle Lydia için.

Bundan önceki kitaptaki yani Victor’da, Victor’ün geçmişinden kısımlar okuduk, yazar onu bize daha çok açtı ve artık altıncı kitaptan sonra siz şu sonuca varıyordunuz: Izabel artık gerçekten güçlü ama peki ya… Victor?

Aklınıza bu soru takılıyordu ve bu kitap bu soru açısından biraz geçiş kitabı olarak nitelendirilebilirdi.

Yedinci kitaba geldiğimizde, geçmiş ve gelecek tamamiyle iç içeydi. Hatta yorumunu okuduğum bir kız, bu kitapta taa ilk kitapta okuduğunuz bir yer karşınıza çıkacak ve siz öylece kalacaksınız demişti ve ben ilk kitabı bir buçuk sene önce okuduğum için ya hatırlamazsam? Diye endişe etmiştim ama daha satıra başlar başlamaz hangi olay olduğunu hatırladım ve evet, cidden voahdı.

Bu kitapta Izabel intikam için Meksika’ya geri dönüyordu ve Victor’den asla herhangi bir yardım istemiyordu. Izabel’i bu kitapta daha iyi anladım. İnsanların artık onun güçlü olduğunu fark etmelerini istiyordu, onu özgür bırakmalarını ve kendi başının çaresine bakabileceğini göstermek. Düşününce cidden size her daim bebek bakıcılığı yapılması bir süre sonra sizi sinirlendirmeye başlayabilirdi ki Izabel yine de bu konuda anlayışlıydı. Bunu onu sevdikleri için yaptıklarını biliyordu ve onlara küs kalamıyordu ama bu sefer onları cidden uyarmıştı. Tek başına savaşmak istiyordu çünkü bu onun savaşıydı. Ölecekse bile onun için sorun değildi. Ve bu yüzden Neava’yı da alarak Meksika’ya gitti.

Izabel, muhteşemdi. Tam, “aha, sıçtın, ne yapıcaksın şimdi?” diye onun için endişelendiğim anlarda kendini öyle güzel kurtardı ki, hayran kaldım. Korku içten içe onu da ele geçirse de ve bunu itirafta etse, asla kendini bırakmadı ve korkularıyla savaştı. Yazarı tebrik etmek istiyorum. Bize korkusuz bir karakter vermemişti. Bize korkularıyla savaşabilecek kadar korkusuz bir karakter vermişti. Ve bu da karakteri daha gerçekçi yapıyordu. Onu daha iyi anlıyordunuz.

Tüm bu kitap Izabel hakkındaydı ama aklınızda bir önceki kitapta sorduğunuz sorular dönmeyi bırakmıyordu. Çünkü belli aralıklarla Victor’e de yer veriliyordu ve siz, “Victor, kendine gel artık!” diye çığlık atıyordunuz resmen. Çünkü başından beri Victor patrondu, zekiydi, korkusuzdu, acımasızdı, kendisinin de dediği gibi, öldürmeye programlanmış bir makineydi ve siz hiç durup da bu Victor’un olmak istemediği bir şey diyemiyordunuz. Çünkü bunu düşünmeniz için bir neden yoktu çünkü Victor sizin için tamamiyle bundan ibaretti. Yazar onu size hiç anlatmamasına rağmen siz yine de buna inandınız. Ben de dahil. Ve bu kitapta Victor’e dahil her şey kayıp gittiğinde ağzınız açık izliyordunuz sadece.

Çoğu yazar bunu yapmaz. Karakterin bu mükemmeliyetini bozmaz. Bunu bozarsa karakter o eski gücünü ve harikalığını insanların gözünde kaybeder ve bir daha ona eski ağırlığıyla bakamazsınız, göremezsiniz, size öyle gelmez.

Ama Redmerski, o pimi kendi elleriyle, kendi yazdığı satırlarla apaçık çekti. Aşkın Victor’u yerle bir etmesine izin verdi. Onu değiştirmesine. Onu bambaşka biri yapmasına. Gücünü ve zakasını ve diğer her şeyi elinden almasına. Hatalar yapmasına.

Buraları okurken ağzım açık kaldı. Victor’ün tüm her şeyi bırakması ve eskisi gibi olmadığını, eskisi gibi güçlü ve zeki olmadığını kendi ağzıyla kabul etmesi… bu hayata ait olmadığını dile getirmesi, Izabel güçlendikçe onun gücünün azaldığını söylemesi, sizin içinde Izabel içinde şoktu çünkü o da bunu beklememişti. Victor’den bunları duymayı. Victor’ün bunu kabullenmesini.

Bu kitapta tanıdığınız Victor’e veda etmeye hazır olun diyorum. Hatta bu kitapta inandığınız her şeye veda etmeye hazır olun, çünkü gerçek değiller.

Kitapta nasıl olaylar gerçekleştiğindne pek bahsedemedim çünkü bence her şey spoi niteliğinde. Sadece şunu söyleyebilirim:

Altıncı kitap, Birlik’in sarsıldığı bir kitaptı.

Bu kitap, Birlik’in yıkıldığı kitap.
Hiç birşey anlamadan okuduğum 320 sayfa 6. Kitap da merak edilen soruların cevapları yok gibi seri ye devam edelim niyetiyle almıştım ama fiyasko diyebilirim 8. Kitap çıkarsa (ki çıkar ) almayı düşünmüyorum hikayede bir bütünlük yok .Üzgünüm ama beklentinizi yüksek tutmayın :(
Ciddiyim, kitabın sonuna doğru olanlara acayip üzüldüm. Keşke, tüm seri tamamlandıktan sonra okusaydım, dedim. Bu kitabı son kitap sandım bir an ve öyle kötü oldum ki; gerçi son olmadığını anlayınca da kötü hissetmem pek geçmedi; çünkü o son... Sekizinci kitabı istiyorum! Hemen! Resmen delirdim. Bu seri harika ötesi, gerçekten harika! Bu kitapta hiç beklemediğim şeyler oldu, resmen boşluğa düşmüş gibi hissettim ve bence, bu konuda tek değilim. Ya spoil vermemek için zor tutuyorum kendimi.
Kitabın isminin neden Lydia olduğunu merak ediyordum ve ister istemez bu konuda bir beklentiye girmiştim. İzabel'in kararıyla bu kitaptaki olayların iyice çirkinleşeceğine neredeyse emindim ve biraz öyle de oldu ama kesinlikle Izabel iyi idare etti. Niklas ve Fredrik'i fena halde mıncırasım geldi; Izabel konusunda yaptıkları şeyler harikaydı! Bu kitap da Nora'nın yaşamasına izin vermiş olmalarından, hatta onun konuşmasına izin vermiş olmalarından dolayı iyice nefret ettim. Bu kızın ölümü Izabel'den olmalı.

Izabel ve Naeva, yaptıkları planla Meksikaya, yeni kimlikleriyle ayak basarken daha ilk anda işler sarpa sarar. Birbirlerinden ayrı düşmek zorunda kalırlar; sonundaysa Naeva'nın hayatı tehlikeye girer. Anlık alınan kararlar, geçmişteki saklı kalmış o büyük sırrı ortaya çıkarırken dengeler altüst olur ve her şey darmaduman olur.

Izabel, en nefret ettiği kişiliğe bürünürken olayların biraz hızlı geliştiğini düşünüyorum ama yine de mükemmel bir kitaptı. Izabel bana göre tamamen 'olmuş'tu, hani şu:"Sen böyle doğmadın, bizim gibi olamazsın." diye laf edenlere nazaran nasıl onlar gibi olabileceğini gösterdiğini düşünüyorum. Bu kitap Victor'a da çok üzüldüm mesela, resmen her şey çok karıştı. Izabel'in o büyük sırrı... bence daha önce bahsedebilirdi, ilk başta olmasada en azından sonradan anlatabilirdi; bu konuda Izabel'e kızgınım. Gerçekten kitap insanı allak bullak ediyor. Umarım sekizinci kitabı hemen çıkar.
Meraktan ölelim istiyorsun anladım sevgili yazarcım. Daha ne kadar yazacaksn yeter gari :) yine harikaydı. İzabel meksikanın altını üstüne getirdi. Kadın güçlünn dibi oldu yahu. Daha neler yapacak die merk etmior deilim hani. Bu kitap az ve öz idi 300 sayfack bişey. Hemen okutuyr başlamasyla bitmesi bir oldu. Ama dier kitaplardaki sonlar gibi deildi. Sakin bitti. Ama yine de neler oluck nasıl devam edicek merak ediorum :) bu seriyi okumayanlar için söylüyorum. Daha neyi bekliorsunz okuyun okuyun :)
AH! İnanılmaz güzeldi! Serinin 6. kitabını okuduğumdan beri bu kitabı inanılmaz bir heyecanla okumayı bekliyordum ve elime ulaşır ulaşmaz bir solukta okudum. Katiller Çetesi inanılmaz güzel bir seriyken bu kitapta seriye aşırı yakışan bir kitap olmuş. Yazarın ters köşeleri meşhur. (Dili zaten çok müthiş ve akıcı) Seriyi okuyanlar bilir. Bu kitapta ise ters köşenin uzmanı olduğunu bizlere kanıtlıyor. 1. kitapta olan olaylar dahi ters köşe yapılarak bu kitapta önümüze çıkıyor. Okurken ağzınızın açık kalacağı, çok şaşıracağınız bir kitap olmuş. Bitirdiğinizde 'aslında her şey yeni başlıyor' diyeceksiniz. Kitapta ki tek hayal kırıklığım Victor ve Izabel sahnelerinin neredeyse hiç olmaması. Bir an Victor'un bu kitapta hiç yer almadığını düşünüyordum ki, yazar tabii ki ona da yer vermişti. Diğer kitaplara kıyasla. Ana karakter diyebileceğimiz tüm karakterlerin ağzından anlatılan sahneler vardı ve her karakterin kendine göre ayrı hikayesi vardı. Buradan da anlaşılacağı üzere seride daha çok olaylar göreceğiz. Bir sonra ki kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.
Gözlerimin içine, bana baktı ve "Bana her şeyi anlatabilirsin," dedi.
"Neden?" diye sordum. "Çünkü hepimizin güvenebileceği, en karanlık sırrını açacağı birine ihtiyacı vardır," dedi. "Ve ben senin sırdaşın olmak istiyorum Lydia."
"Eğer bir sahtekarsan hiçbir şey beklemem....Ama eğer umduğum gibiysen...her şeyi isterim...."
J. A. Redmerski
Sayfa 33 - Ephesus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lydia
Alt başlık:
Katiller Çetesi 7
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052064597
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Spiders in the Grove
Çeviri:
Murat Karlıdağ
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ephesus Yayınları

Kitabı okuyanlar 52 okur

  • Hypnos
  • reyhan
  • Buse
  • Bria
  • Ceren selvi
  • Kübra
  • Dilek Hervenik
  • F.
  • Phaesphoros
  • Rabia Mete

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.9 (17)
9
%21.6 (8)
8
%24.3 (9)
7
%0
6
%5.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%2.7 (1)
2
%0
1
%0