Mahzen

6,3/10  (31 Oy) · 
130 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.769 gösterim
“Mahzen, Jeff Abbott’un günümüzün en iyi yazarlarından biri olduğunun kanıtı. Çok etkili aksiyona ve şaşırtıcı bir kurguya sahip. Elimden bırakamadığım kesinlikle kaçırılmaması gereken bir kitap.”
Harlen Coben – Asla Vazgeçme kitabının yazarı

“Mahzen, iyi ile kötünün zamana karşı yarışının anlatıldığı güçlü bir konu, jeff romanda aksiyon çılgınlığı yaratmış ve yaşatmış.”
Lisa Gardner - Tek Başına ve Saklambaç kitaplarının yazarı

“Kaya gibi sert. Hayatta kalmak için öldürmek zorunda kalmanın şok edici gerçeği aksiyonu hızla ilerletiyor.”
Publisher Weekly

“Abbott’un son romanında iki adamın hayatı kelimenin tam anlamıyla birbiriyle çarpışıyor. Quentin Tarantino’nun Zor Ölüm serisiyle birleşmesi gibi bir çarpışma düşünün….karakterler başarılması imkansız gibi görünen bir işin peşinde ve heyecan asla durmuyor. Abbott her zaman muhteşem bir yazar olmuştur ama bu şu ana kadar ki en güzel romanı. Şaşırtıcı dönüşler, muhteşem bir olay örgüsü ve son derece gerçekçi karakterler.”
Library Journal

“Jeff Abbott en sevdiğim gerilim romanı yazarlarından biri. Mahzen’de ulaştığı tempo Harlan Coben ve Lee Child’in yazdıkları romanlardan daha hızlı. Acımasız, zekice ve çarpıcı haliyle Mahzen bu senenin en iyi macera kitabı.”
Joseph Finder
  • Baskı Tarihi:
    2008
  • Sayfa Sayısı:
    392
  • ISBN:
    6055872182
  • Orijinal Adı:
    Collision
  • Çeviri:
    Didem Çorbacıoğlu
  • Yayınevi:
    Martı Yayınları
  • Kitabın Türü:
mithrandir21 | Uğur 
04 Kas 2016 · Kitabı yarım bıraktı · 1/10 puan

Uzun uzun yıllar önce Abbott okumaya neden karar verdim diye kendime sorduğumda yanıt olarak, güzel kapak tasarımı, kapak üzerindeki yorumlar ve tabii ki de en büyük etken olarak Panik adlı roman üzerindeki Michael Connelly'nin yorumuydu. Abbott'un Mahzen adlı romanını okurken (daha doğrusu okumaya çabalarken) çeviriden mi desem yoksa yazarın kendi kaleminden mi desem anlayamadığım bir şekilde 200 küsür sayfa boyunca romanda bir iteleme hissettim. Sanki ben romanı okurken biri iteleye iteleye romanı zoraki bana okutuyor gibiydi. Bir roman bu kadar mı saçma sapan ilerler veya bir çeviri bu kadar mı kötü olur... Tamam konu olarak belki birazcık, çok az hatta azıcık güzel olabilir ama yazım olarak hiçbir şey yok romanda. 3 - 4 sayfada bir kavga - dövüş, kovalamaca ve çatışma ile Abbott bize gerilim yaşatmaya çalışıyor ama sadece çalışıyor. İki kişi karşı karşıya geliyor ve basit Hollywood filmlerindeki gibi kişiler biraz birbirini kestikten sonra hemen bir dövüş başlıyor, kemikler kırılıyor ve kanlar akıyor derken koşuşturmaya devam ediliyor sonra tekrardan havalarda taklalar atarak dövüş başlıyor falan filan işte. Bir de bu sayfaları Sayın Didem Çorbacıoğlu'nun(verdiği emeğe yazık diye düşünüyorum) kötü çevirisi ile okumayı düşünsenize?