Jack London'un bilinen hikayelerinin ötesinde bu kitap. İki hikayeden oluşuyor.
İlk Hikaye bir inci avcısının kaliteli ve ağır bir inci bulmasından sonra yaşanan kasırga ve adanın yok olması ilk izlenim olarak görülse de aslında mesele tamamen ırkçılık ve ucuza mal kapma kavgası, okyanus da bu kavgaya sessiz kalmayıp adayı yok ediyor. Hayatta kalanlar ise inci avcısı ve ailesi.. ( bir ev olacak 6 kulaç büyüklüğünde, ortada bir salon salona açılan odalar her odada demir yatak, lavabo ve demir sandalyeler olacak, salonda altıgen sarkaçlı duvar saati ve dikiş makinası olacak. )
İkinci hikayede ise okyanus halkının şefinin oğlu Mauiki'nin, okyanus köyünden orman köylerine kaçırılması ve yaşamını köle olarak geçirmesi bu süre zarfında beyaz adam tarafından kendi ırkına yapılanları anlatan. Mauiki'nin zaferi ile noktalanan 8,5 yıllık bir yaşam öyküsü..
Yine jack london kendini hikaylerinde göstermiş güzel kısa bir kitap, yazılar küçük okumak bazen işkence gibi oluyor ama hikaye güzel. Yazar için her satırı atlanmadan okunur
Mapuhi’nin EviJack London · Can Sanat Yayınları · 202057 okunma
Kalite = Jack London. 50 sayfalık bir hikâye, ama çoğu roman ve novellaya taş çıkarabilecek betimlemeler, benzetmeler, güzel çevre tasvirleri mevcut. Hikâyenin konusu roman olmaya çok müsaitmiş, Jack London kısa kesmeyi tercih etmiş. Kitabın adı Mapuhi'nin İncisi olsa daha güzel olurdu bence.
Mapuhi’nin EviJack London · Can Sanat Yayınları · 202057 okunma
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.