Adı:
Mutluluğun Kıyısında
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752544444
Çeviri:
Ersin Yıldırım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Neden Kitap
Baskılar:
Mutluluğun Kıyısında
Mutluluğun Kıyısında
Mutluluğun Yanıbaşında
Biri Eğer Gözlerini Senden Kaçırıyorsa...
Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Birgün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı. İçerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.

Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti.

Yabancı tapınağın bahçesine yöneldi aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerdeki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeri aldı.

Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman ihtiyaç vardı.
(Tanıtım Bülteninden)
174 syf.
·4 günde·8/10 puan
İçinde üç ayrı öykü bulunduran ve üçünden de ayrı dersler çıkarabileceğimiz güzel bir kitap.
İlk öykü olan mutluluğun kıyısında kesinlikle en güzeliydi. Beyaz geceleri çok kitap okumaktan mi bilmiyorum ama sonunu tahmin ederek okudum. Soytarı ilginç bir öyküydü bana göre. Sonuç olarak sıkılmadan okuyabilirsiniz:)
171 syf.
·1 günde
Öncelikle kitabın isminden başlamak isterim. Kitabın adı Dostoyevski’nin bir sözüdür. Söz oldukça anlamlı ve güzel. Biraz düşününce bu sözün ne kadar doğru olduğunu anladım. Sizden nefret eden birine gözlerini kaçırır, âşık olan da…

Dostoyevski ne yaşamış da bu sözü söylemiş diye düşünmedim değil. Acaba âşık olduğu kişiden gözünü kaçırmış yoksa nefret ettiği birinden mi? Veya niçin böyle bir şey yapmış? Veya o değil de çevresindekiler mi öyleymiş?

Kitaba gelecek olursak… Kitapta “Mutluluğun Kıyısında, Beyaz Geceler, Soytarı” olmak üzere toplam 3 tane kısa hikâye var. İtiraf ediyorum, “Beyaz Geceler” i yakın zamanda okuduğum için onu okumadım.

“Mutluluğun Kıyısında” adlı hikâyede iki ana karakter var: Vasya ve Arkadi. Bunlara iki kafadar da diyebiliriz. Çünkü çok yakın iki arkadaşlar. Vasya sevdiği kızı bulmuş, işi gücü yerinde. Ama sıkıntılı. Çünkü rahat batıyor. Mutlu olmak istemiyor, huzursuz ve endişeli olmak istiyor. Bu sırada Arkadi Vasya’yı sakinleştirmeye çalışıyor. Ama aslında Arkadi’de huzursuz. Sebep mi? Bana kalırsa yok, açıkçası dişe dokunur bir sebep göremedim. Dedim ya sadece rahat batıyor.

Hikâyenin isminden yola çıkarak “evet, tam da mutluluğun kıyısındalar” diyebilirim. Mutluluğa atlayıp bir güzel yüzmek, ferahlamak, temizlenmek varken onların yersiz kaygıları var ve bir türlü mutluluğa eremiyorlar. Ama işin ilginç tarafı niçin kaygılandıkları da belli değil.

Vasya’nın acil olmayan bir işi sanki acilmiş gibi bitirmeye çalışıp sıkıntıya girmesi absürtlükte son noktaydı bana göre.

Bizim iki kafadar daha suya (mutluluğa) girmeden boğuldular. Acaba böylece bir ilki mi yaşadılar?:)) Yok ya, yaşamamışlardır.

Absürt demişken, bu iki kafadar aklıma hemen absürt tiyatroyu getirdi. Çünkü absürt tiyatroda da iki ana karakter olur. Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı oyunundaki Vladimir ve Estragon Godot’u beklerler. Yaptıkları tek şey onu beklemektir. Ama Godot gelmez, asla da gelmeyecektir. İşte aynı Vladimir ve Estragon gibi Vasya ve Arkadi’de kötü bir şey beklerler, özellikle de Vasya. Bu iki çift de bir şeyi beklerler ve bunu yaparken konuştukları, yaptıklarını sadece zaman geçsin diye yaparlar.

AŞAĞIDAKİ PARAGRAF SPOİLER OLABİLİR!!

Arkadi’nin Vasya’nın sevdiği kızı gereğinden çook fazla düşünmesi, hatta evinin kadını yapma düşüncesi, üçünün birlikte kalacaklarını söylemesi ve tüm bunlara Vasya’nın hiçbir şey dememesi, dememesi bir tarafa bir de bir ara gülmesi oldukça şaşırtıcıydı. Çevirmen hatası olabilir mi diye düşünmedim değil. Sanki 2 kişi değil de 3 kişi yuva kuruyormuş gibiydi. İşte bir absürtlük daha!


BUNDAN SONRASI SPOİLER DEĞİL!!

Diğer öykü “ Soytarı” da ise kendi kendine gelin güvey olan bir adamın başından geçenler anlatılıyor.

Adamın 1 Nisan şakasının sonucuna da çok güldüm. Çok komikti gerçekten.

Bu iki hikâyenin ortak noktası mutluluk. İlk hikâyede mutluluktan kaçan bir karakter (Vasya) varken ikinci hikâyede mutluluğu elde etmeye çalışan biri var. Sonunda ikisi de mutluluğu elde edemiyor.

Hayatta böyle değil mi? Kimimizin mutluluğu, kimimiz için mutsuzluktur.
Her şey yolundayken, huzur içindeyken bir şeylerden şikâyet ederiz, rahat batar veya çok istediğimiz bir şey bir türlü olmaz veya yaptığımız küçük bir şey (öyküdeki şaka gibi) tahmin edemeyeceğimiz sonuçlar doğurabilir.

Hep rahatın batmasından bahsedince aklıma Zeki Kayahan Coşkun geldi. Vasya’yı ona götürsek de ZKC’ de rahatı battığı yerden çıkarsaydı, hiç fena olmazdı. :)

*Önceden yazdığım “Beyaz Geceler” incelemem (spoiler içerir!)
#26787505

**Dostoyevski’nin hikâyelerinde biraz acemilik vardı, yok değildi. Ama şu ana kadar okuduğum tüm hikayeleri gerçekten çok güzeldi, kısa ve özdü.

***Bu kitabı okumama “Dostoyevski Okuma Etkinliği” vesile oldu. Bu sebeple etkinliği düzenleyen Quidam/Duvar/ a çok teşekkür ederim.

*** Absürt tiyatroyu merak edenler için #28401627
208 syf.
·12 günde·7/10 puan
Dostoyevski okumak istiyorsanız yazarın en başarılı eserleri olan Suç ve Ceza, Kumarbaz Vs. ile başlayın derim çünkü olası bi beklentiyi karşılamama ile karşılaşabilirsiniz.Bende de durum öyle oldu yine de mutluluğun kıyısında olan ilk öykü seri bir şekilde ilerledi. Arkadi karakterinin Vasya ile olan dostluk serüvenini,fedakarlıklarını okurken hayatınızda olan dostluklarda bir sorgulama hissi oluşacağına eminim. İkinci öyküde yine az çok mana bulabilirsiniz lakin son öyküyü çok başarısız buldum sebeplerini açıklarsam karakterleri birbirinden ayırt edemedim, benimseyip sevdiğim bir karakter olmadı ve de olayı da pek idrak edemeyip bitsin diye okudum.
Keyifli okumalar dilerim.
174 syf.
·9/10 puan
Mutluluğun kıyısında... ancak bi türlü bunu yaşayamayan karakterlerin buluştuğu güzel Bi kitap.. Vasya ve Arkadi aynı evi paylaşan iki arkadaş.. Vasya Liza ya olan aşkının ve işine olan olan sorumluluğunu yerine getirmenin noksanlığını yaşayan birisi.. Sonrasında gelen psikolojik bir rahatsızlık.. Arkadi nin dostunu böyle rahatsızlığa karşı koruyamamasının öyküsü.. Üç öyküden oluşan ve bir solukta okunacak kitap...
174 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Zamanında Petersburg'da yaşamış Rus yazar Dostoyevski; Mutluluğun Kıyısında kitabında Mutluluğun Kıyısında, Beyaz Geceler ve Soytarı olmak üzere üç hikayeye yer veriyor.

İlk hikaye çok ilginçti bana göre, tam mutlu olacağını anlayıp onu bozmaktan korkuyorsun ama bu korkun aslında mutluluğa engel oluyor. Mutluluk isteği insanın gözünü öyle kör ediyor ki ona ulaşmaya en yakın olduğun zamanda onu kaçırmaktan korkup her şeyi daha da mahvedebiliyorsun. Bu hikayede de bunun bir insanın hayatını ne denli değiştirebildiğini görüyoruz.

Karakterlerin birbirlerine hitap ederkenki gerçekliği inanılmazdı; sinir, üzüntü ve mutluluğun bu kadar hisli ve gerçekti anlatıldığına daha önce hiçbir kitapta şahit olmamıştım. Özellikle Beyaz Geceler hikayesinde bunu görebiliriz.

Önceden çokça hayal kurmanın iyi olduğunu düşünürdüm ta ki Beyaz Geceler hikayesini okuyana kadar. Hayal kurmanın sınırı aşıldığında insana büyük zararlar verebilir. Hayal dünyasına sıkça gidersek oraya takılı kalır ve gerçeğin ne olduğunu unuturuz. Öyle alışmışızdır ki yalan mutluluklara, gerçeğini görünce cennetten düşen bir taş misali korumaya çalışırız. Ne kadar yapabileceğimiz ise meçhul.
208 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10 puan
Dostoyevki'nin daha önce hiçbir romanını veya hikayesini okumadım. Çünkü önceki zamanlarda kitap okuma alışkanlığım yoktu malesef.
Bu kitaptaki hikayeleri okuduktan sonra Dostoyevski'nin tüm eserlerini okumam gerektiğine karar verdim.Çünkü Dostoyevski az bilinen hikayelerinde böyle başarılıysa, gerisi... Kitaptaki hikayeler sırasıyla:
(Mutluluğun Kıyısında)
(Beyaz Geceler)
(Soytarı) dır.

Bu hikayelerden ilk ikisini çok beğendim ama en çok etkilendiğim olan "Beyaz Geceler" adlı hikayeden biraz bahsetmek istiyorum:
Hayatını yalnız geçiren bir adamın yolda karşılaştığı bir kıza aşık olmasını anlatan bu hikaye beni çok derinden etkiledi ve sonunda aşırı bir şekilde duygulandığımı söyleyebilirim.
Mutluluk aslında gelip geçici bir duyguymuş; kendini bir anlık mutlu hissediyorsun ve bir müddet sonra bu mutluluktan eser kalmıyor ama bu yaşadığın mutluluğu ömür boyu unutamıyorsun.

Kitabı bana yaşattığı bu histen dolayı kesinlikle tavsiye ederim.
Duyguları iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
208 syf.
·4 günde·Puan vermedi
MUTLULUĞUN KIYISINDA / FYODOR DOSTOYEVSKİ

Kitabı yorumlamak gerekirse kitap üç hikayeden oluşuyor. Mutluluğun kıyısında, Beyaz geceler ve Soytarı. Ben en çok ikinci hikayeyi sevdim Beyaz geceler. Sevmemin nedeni ikinci hikayedeki adamı kendime benzetmem. Baya baya bana benziyordu, düşüce yapısı olarak kendimi gördüm. Genel olarak Dosteveskinin kaleminin altında kalan bir kitap. Ne sevdim ne sevmedim.

Yine de kısa hikayeler okumak istiyorsanız bakın derim.

Kitabı okudum. Okumanızı isterim.
208 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10 puan
İçerisinde üç tane öykünün bulunduğu bu kitabı bir sahaftan almıştım. Tam da canımın Dostoyevski çektiği zamanlarda ilaç gibi geldi. İlk öykü “Mutluluğun Kıyısında” gayet güzeldi. Fakat “Beyaz Geceler”, konsantre Dostoyevski oldu benim için. Neden bu kadar övüldüğünü anlamış oldum. Başka bir çevirisinden tekrar okuyacağım kendisini. Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap.
208 syf.
·3 günde·1/10 puan
Adı gibi mutluluğun kıyısından dönen üç karakterin üç öyküyle anlatıldığı bir kitap. Dostoyevski severek okuduğum bir yazar ama bu kitap biraz hayal kırıklığı oldu benim için.
174 syf.
·5/10 puan
#dostoyevski’nin #mutluluğunkıyısında adli #kitap -ta; #beyazgeceler ve #soytarı adli iki hikaye daha bulunmakta. Kisa hikayeler sevmeyen biri olarak (enazindan yabanci yazarlarda sevmiyorum) sevemedim. Ask, sevgi uzerine diye bilirim kitap icin, aslinda son hikaye farkli ama.... Soytari cok kisa bir hikaye, diger hikayeler soytariya nazaran uzun hikayeler. Ilk hikaye guzel basladi, ama ikinci hikayede ilk hikayenin verdigi hazzi alamadim. Genelde boyle kitaplarda beni en cezbeden hikaye aralarda cikar ve kendi kendime kitabin ismi bu olmali derim. Ama bu kitap direkt ilk hikayeyi bana verdi, digerlerinide sanki idareten koymus gibi hissettim.
İnsanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluklarını anlamıyorlar. Mutsuz bir insanın hassasiyeti çok daha kuvvetli oluyor.
Sevgili Nastenka, şu anda ben, yedi mühürlü bir çekmecede bin yıl hapis kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Hazreti Süleyman'ın ruhuna sahipmişim gibi hissediyorum kendimi. Uzun bir ayrılıktan sonra -çünkü ben sizi çok önceden tanıyorum- size kavuşunca ruhumda binlerce pencerenin açıldığını ve şimdi bir sözcük sağanağı şeklinde boşaldığını biliyorum. Eğer içimdeki söz sağanağı taşıp akmazsa boğulurdum sevgili Nastenka.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutluluğun Kıyısında
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752544444
Çeviri:
Ersin Yıldırım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Neden Kitap
Baskılar:
Mutluluğun Kıyısında
Mutluluğun Kıyısında
Mutluluğun Yanıbaşında
Biri Eğer Gözlerini Senden Kaçırıyorsa...
Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Birgün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı. İçerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.

Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti.

Yabancı tapınağın bahçesine yöneldi aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerdeki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeri aldı.

Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman ihtiyaç vardı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 477 okur

  • demir
  • Ersin Tinar
  • Ukte Yılmaz
  • DÜRDANE
  • Birrokpi
  • rütüyüyü60507373625dsjsjjsjxncmvlspqüeorpwğ
  • clk33
  • Sena yıldır
  • Samet sertkaya
  • Evdalê Zeynê

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.1
13-17 Yaş
%12.8
18-24 Yaş
%36.2
25-34 Yaş
%25.5
35-44 Yaş
%14.9
45-54 Yaş
%4.3
55-64 Yaş
%4.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.8
Erkek
%42.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.2 (11)
9
%10 (9)
8
%7.8 (7)
7
%6.7 (6)
6
%4.4 (4)
5
%5.6 (5)
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%1.1 (1)
1
%2.2 (2)