1000Kitap Logosu
Mutluluğun Kıyısında

Mutluluğun Kıyısında

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET

Hakkında

208 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 5 sa. 54 dk.
Adı
Mutluluğun Kıyısında
Basım
Türkçe · Türkiye · Neden Kitap · Ağustos 2012 · Karton kapak · 9789752544444
Diğer baskılar
Mutluluğun Kıyısında
Mutluluğun Kıyısında
Mutluluğun Yanıbaşında
Biri Eğer Gözlerini Senden Kaçırıyorsa...
Mutluluğun Kıyısında
Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Birgün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı. İçerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine yöneldi aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerdeki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeri aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman ihtiyaç vardı. (Tanıtım Bülteninden)

Okurlar

Kadın
% 62.7
Erkek
% 37.3
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
7.8
10 üzerinden
120 Puan · 21 İnceleme
174 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Kitapta “Mutluluğun Kıyısında, Beyaz Geceler, Soytarı” olmak üzere toplam 3 tane kısa hikâye var. İtiraf ediyorum, “Beyaz Geceler” i okuduğum için onu okumadım. İlk hikaye mutluluğa erişmeye çalışan iki sıkı dostun yani Vasya ve Arkadi'nin gerçi Vasya mutluluktan kaçıyor. :) Bu iki karekterin hikayesini anlatıyor gereksiz anlamadığım kaygıları olan karekterle hikayemiz başlıyor. Soytarı ise bir adamın eşi ve ailesine karşı yaptığı düzenbazlığın tersine dönmesiyle evden ve işten kovulmasına eşinden de ayrılmasına neden oluyor. Bu karakterimiz de mutluluğu elde etmeye çalışıyor. Açıkçası pek inceleme yapmayı sevmiyorum spoiler vermiş gibi hissediyorum ama burda ilk defa Dostoyevski' bir kitabını iyi bulamadım onun için yazdım kısaca kitabı önerir miyim bilmiyorum kısa olduğu için okuyabilirsiniz Beyaz Geceleri bizzat kitabından okuyun burdan okumayın Teşekkürler.
Mutluluğun Kıyısında
Okuyacaklarıma Ekle
200 syf.
·
12 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Kitap üç öyküden oluşuyor; Mutluluğun kıyısında, beyaz geceler ve soytarı. Ben en çok Beyaz Geceler'i beğendim. Başkahraman'ın yanlızlığı beni çok etkiledi. Ait olduğu topluma bir türlü uyum sağlayamayan bu adam, tek başına St. Petersburg'u adım adım gezerken, kendi hayatından bahsediyor. ( Normalde uzun betimlemeler okumayı seven biri değilim hatta bu yüzden de klasik Fransız edebiyatından özenle uzak dururum ama şehri çok güzel tasvir etmişti Dostoyevski.) Hayalperest kahramanımız yolda Nastenka ile karşılaşıyor ve ona saldıran bir adamdan kurtarıyor. Akabinde birkaç beyaz gece sürecek dostlukları başlıyor. İkisi de bahtsız birer insanoğlu. Dertli dertlinin halinden anlayınca birbirlerine kendi iç dünyalarını açmaları daha kolay oluyor. Ama heyhat! Bu bir
Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski
eseri. Mutluluk haram tabi. Sonunda çok sinirlendim ama gerçekçiliği severim. Olayın böyle nihayete ereceği başından belliydi aslında ama insan umut etmek istiyor işte.
Mutluluğun Kıyısında
Okuyacaklarıma Ekle
174 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Mutluluğun Kıyısında (Dostoyevski) İnceleme
Zamanında Petersburg'da yaşamış Rus yazar Dostoyevski; Mutluluğun Kıyısında kitabında Mutluluğun Kıyısında, Beyaz Geceler ve Soytarı olmak üzere üç hikayeye yer veriyor. İlk hikaye çok ilginçti bana göre, tam mutlu olacağını anlayıp onu bozmaktan korkuyorsun ama bu korkun aslında mutluluğa engel oluyor. Mutluluk isteği insanın gözünü öyle kör ediyor ki ona ulaşmaya en yakın olduğun zamanda onu kaçırmaktan korkup her şeyi daha da mahvedebiliyorsun. Bu hikayede de bunun bir insanın hayatını ne denli değiştirebildiğini görüyoruz. Karakterlerin birbirlerine hitap ederkenki gerçekliği inanılmazdı; sinir, üzüntü ve mutluluğun bu kadar hisli ve gerçekti anlatıldığına daha önce hiçbir kitapta şahit olmamıştım. Özellikle Beyaz Geceler hikayesinde bunu görebiliriz. Önceden çokça hayal kurmanın iyi olduğunu düşünürdüm ta ki Beyaz Geceler hikayesini okuyana kadar. Hayal kurmanın sınırı aşıldığında insana büyük zararlar verebilir. Hayal dünyasına sıkça gidersek oraya takılı kalır ve gerçeğin ne olduğunu unuturuz. Öyle alışmışızdır ki yalan mutluluklara, gerçeğini görünce cennetten düşen bir taş misali korumaya çalışırız. Ne kadar yapabileceğimiz ise meçhul.
Mutluluğun Kıyısında
Okuyacaklarıma Ekle
171 syf.
·
1 günde
Öncelikle kitabın isminden başlamak isterim. Kitabın adı Dostoyevski’nin bir sözüdür. Söz oldukça anlamlı ve güzel. Biraz düşününce bu sözün ne kadar doğru olduğunu anladım. Sizden nefret eden birine gözlerini kaçırır, âşık olan da… Dostoyevski ne yaşamış da bu sözü söylemiş diye düşünmedim değil. Acaba âşık olduğu kişiden gözünü kaçırmış yoksa nefret ettiği birinden mi? Veya niçin böyle bir şey yapmış? Veya o değil de çevresindekiler mi öyleymiş? Kitaba gelecek olursak… Kitapta “Mutluluğun Kıyısında, Beyaz Geceler, Soytarı” olmak üzere toplam 3 tane kısa hikâye var. İtiraf ediyorum, “Beyaz Geceler” i yakın zamanda okuduğum için onu okumadım. “Mutluluğun Kıyısında” adlı hikâyede iki ana karakter var: Vasya ve Arkadi. Bunlara iki kafadar da diyebiliriz. Çünkü çok yakın iki arkadaşlar. Vasya sevdiği kızı bulmuş, işi gücü yerinde. Ama sıkıntılı. Çünkü rahat batıyor. Mutlu olmak istemiyor, huzursuz ve endişeli olmak istiyor. Bu sırada Arkadi Vasya’yı sakinleştirmeye çalışıyor. Ama aslında Arkadi’de huzursuz. Sebep mi? Bana kalırsa yok, açıkçası dişe dokunur bir sebep göremedim. Dedim ya sadece rahat batıyor. Hikâyenin isminden yola çıkarak “evet, tam da mutluluğun kıyısındalar” diyebilirim. Mutluluğa atlayıp bir güzel yüzmek, ferahlamak, temizlenmek varken onların yersiz kaygıları var ve bir türlü mutluluğa eremiyorlar. Ama işin ilginç tarafı niçin kaygılandıkları da belli değil. Vasya’nın acil olmayan bir işi sanki acilmiş gibi bitirmeye çalışıp sıkıntıya girmesi absürtlükte son noktaydı bana göre. Bizim iki kafadar daha suya (mutluluğa) girmeden boğuldular. Acaba böylece bir ilki mi yaşadılar?:)) Yok ya, yaşamamışlardır. Absürt demişken, bu iki kafadar aklıma hemen absürt tiyatroyu getirdi. Çünkü absürt tiyatroda da iki ana karakter olur. Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı oyunundaki Vladimir ve Estragon Godot’u beklerler. Yaptıkları tek şey onu beklemektir. Ama Godot gelmez, asla da gelmeyecektir. İşte aynı Vladimir ve Estragon gibi Vasya ve Arkadi’de kötü bir şey beklerler, özellikle de Vasya. Bu iki çift de bir şeyi beklerler ve bunu yaparken konuştukları, yaptıklarını sadece zaman geçsin diye yaparlar. AŞAĞIDAKİ PARAGRAF SPOİLER OLABİLİR!! Arkadi’nin Vasya’nın sevdiği kızı gereğinden çook fazla düşünmesi, hatta evinin kadını yapma düşüncesi, üçünün birlikte kalacaklarını söylemesi ve tüm bunlara Vasya’nın hiçbir şey dememesi, dememesi bir tarafa bir de bir ara gülmesi oldukça şaşırtıcıydı. Çevirmen hatası olabilir mi diye düşünmedim değil. Sanki 2 kişi değil de 3 kişi yuva kuruyormuş gibiydi. İşte bir absürtlük daha! BUNDAN SONRASI SPOİLER DEĞİL!! Diğer öykü “ Soytarı” da ise kendi kendine gelin güvey olan bir adamın başından geçenler anlatılıyor. Adamın 1 Nisan şakasının sonucuna da çok güldüm. Çok komikti gerçekten. Bu iki hikâyenin ortak noktası mutluluk. İlk hikâyede mutluluktan kaçan bir karakter (Vasya) varken ikinci hikâyede mutluluğu elde etmeye çalışan biri var. Sonunda ikisi de mutluluğu elde edemiyor. Hayatta böyle değil mi? Kimimizin mutluluğu, kimimiz için mutsuzluktur. Her şey yolundayken, huzur içindeyken bir şeylerden şikâyet ederiz, rahat batar veya çok istediğimiz bir şey bir türlü olmaz veya yaptığımız küçük bir şey (öyküdeki şaka gibi) tahmin edemeyeceğimiz sonuçlar doğurabilir. Hep rahatın batmasından bahsedince aklıma Zeki Kayahan Coşkun geldi. Vasya’yı ona götürsek de ZKC’ de rahatı battığı yerden çıkarsaydı, hiç fena olmazdı. :) *Önceden yazdığım “Beyaz Geceler” incelemem (spoiler içerir!) #26787505 **Dostoyevski’nin hikâyelerinde biraz acemilik vardı, yok değildi. Ama şu ana kadar okuduğum tüm hikayeleri gerçekten çok güzeldi, kısa ve özdü. ***Bu kitabı okumama “Dostoyevski Okuma Etkinliği” vesile oldu. Bu sebeple etkinliği düzenleyen
Quidam/Duvar/
Quidam/Duvar/
a çok teşekkür ederim. *** Absürt tiyatroyu merak edenler için #28401627
174 syf.
·
Puan vermedi
İçinde bulunduğum duruma göre okumayı tercih ettiğim bir kitaptı. Fakat beklentilerimi yüksek tuttuğum için kitabı okurken satır aralarında bir hayal kırıklığına uğradım diyebilirim ne yazık ki! Söz konusu Dostoyevski gibi bir yazar olunca ayrı bir hevesle başladığım bu kitabın sonunu getirmekte zorlandım. Mutluluğun Kıyısında kaldım diyebilirim. 1000k ailesine teşekkürler. Herkese iyi okumalar diliyorum.
Mutluluğun Kıyısında
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.