İpek Ongun 90'lı ve 2000'li yılların gençlerinin okuma isteğini artıran bir yazar. Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisi bu konuda benim gözümü doldurmaya yeten bir unsur. İlk gençliğim, hayallerim, ileri ki yaşlarımdan beklentilerime ayna olabilecek nitelikte, hâlâ.
Bahsettiğim serinin dışında kalan pek çok kitabına yer verdim, fakat hiçbiri genç kızın gizli defteri serisinin üzerine çıkamadı.
Neydi O? 30'lu yaşlarımızın başında bile hatırlayamadığımız pek çok şey, detay var pek tabii. Ama benim için olay biraz farklı. Olan olayın inciğini, boncuğunu, çerini, çöpünü hatırlıyorum ve bu beni inanılmaz yoruyor. Hayır niye yani? Hangi amaca hizmet ettiğim belirsiz ve bu huyumdan/yapımdan memnun değilim.
Gel gelelim kitabın içeriğine; İpek Ongun Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisinin sevimli, başarılı başrolü Serra'nın kızı Selin'e mektup yazıyor, kendi hayatını, gittiği doktor kontrollerini, spor macerasını açık yüreklilik ve samimiyetle paylaşıyor- ben burada bir düşündüm, gerçekten buna gerek var mıydı? diye. İçerisinde Selin'in bulunduğu yeni bir kurgu yazabilirdi, diğer taraftan sevgili yazarımızın yaşını da hesaba katarsam yıllarca yazmış zaten kadın, bunu da yazmasaydı demeden kendimi alamıyorum.