.
Birkaç aydır kitap yüzü açamamanın gitgide ağırlaşan suçluluğunu üzerimde taşırken buna bir son verip yine kısa sürede bitirebileceğim bir kitap seçip motivasyon sağlamak istedim ve Oval Portre kitabı beni Edgar Allan Poe ile tanışmaya devam ettiren ikinci kitap oldu. Edgar Allan Poe ile ilk tanıştığım kitap Morgue Sokağı Cinayeti idi ve çok sürükleyici bulmuştum.
Kitabı okumam 85 dakikamı aldı. Yemeksepeti banabi hediyesi olarak gelen bu kitabın adı her ne kadar Oval Portre olarak geçse de kitapta birbirinden bağımsız dört ayrı öyküye yer verilmiş ve bunlardan sonuncusu olan 4 sayfalık bir öykünün kitabın adı olarak seçilmesine şaşırdım. Kitap içerisinde yer verilen öykülerin adları sırasıyla: Maelzel’in Satranç Oyuncusu, Kızıl Ölümün Maskesi , Sfenks ve Oval Portre . 4 öykü de betimleme ağırlıklıydı. Maelzel’in Satranç Oyuncusu’ndaki betimlemeler çok detaylıydı ve bahsedilen makineyi tam anlamıyla hayalimde canlandıramadığımdan yer yer bu betimlemelerden sıkıldım. Google’ladığımda gördüğüm görsel anlamama yardımcı oldu. Kitabın en uzun ve en keyifli yazısıydı. Geneli okuru inandırmaya yönelikti ve gerçek olması daha çok dikkatimi çekti.
İnternetten edindiğim bilgilere göre 1770’te Kempelen tarafından icat edilen ve Kempelen’in ölümünden sonra Beethoven’ın yakın arkadaşı Maelzel’in eline geçen Türk insan figürü bulunan bu satranç makinesi zamanında Napolyon ve Benjamin Franklin’i yenerek büyük ün kazanmış. Philedelphia’a da bir müzede sergilenirken icadından 85 yıl sonra büyük bir yangın sebebiyle yanıp tahrip olmuş. Kitapta nasıl çalıştığını merak edenlerin teorilerine yer verilmiş.
Kızıl Ölümün Maskesi kısa, korku hissi işlenen bir öykü. Hayal gücüme göre çizgi film tadındaydı.
Sfenks biraz daha gerçekçi ve ruhsal dengemizin şaştığı zamanlardaki düşünme şeklimizi yansıtan, böyle zamanlarda bakış açımızı
Kitapta toplam 4 öykü olduğunu biliyordum ancak yarısından fazlasının ilk öyküye ait olacağını fark etmemişim. Dolayısıyla ilk öyküde bir yerdeh sonra sıkıldım, diğerleri de o kadar hızlı bitti ki “Bu kadar mıydı?” dedim. Tatmin olmamış hissediyorum şu anda.
Öykülerin konuları da birbirinden çok bağımsızdı. Aklımda yer edecek bir duygu veya düşünce de uyandırmadıkları için yine unutulacak kitaplardan birisi olacak muhtemelen.
İlk öyküden otomaton kelimesini ve hayal meyal bir yerde duyduğum “satrançta yenilmeyen Türk” robotunun hikayesi aklımda kalacak muhtemelen.
Son öyküde de ressamın eşinin kendisi resmedilirken ölüşü üzerine biraz kafa yorarım diye düşünüyorum.
İlk hikayesi Oval Portre gerçekten etkileyiciydi; ancak diğer öykülerini okumaya devam etmekte zorlandım. 128 sayfalık kitabı tam 16 günde tamamlayabildim. Hikayelerde anlamdan çok betimlemeye ağırlık verilmiş, bu da okumayı yorucu hâle getiriyor. Belki Stefan Zweig’in akıcı ve yoğun anlatımına alışık olduğum için bana böyle gelmiştir, ancak genel olarak tavsiye etmiyorum.
(İnceleme ve özet) Edgar Allan Poe'nun meşhur hikâyelerinden biri daha... Güzel bir konusu vardı... Bir ressam karısının resmini çizmeye başlıyor ve artık karısından çok çizdiği bu resimle ilgileniyor. Sonunda resim bitinceyse karısının ölmüş olduğunu görüyor.
Oval PortreEdgar Allan Poe · Konak Yayınları · 2006237 okunma
Her kitabı gibi bu kitabını da çok seviyorum, kitabın isminin verildiği öykü de çok etkileyiciydi, bence cidden korku, gerilim, gotik dallarında öncü olmuş isimlerden birisi
Oval PortreEdgar Allan Poe · Konak Yayınları · 2006237 okunma
İçersinde 13 hikaye bulunan bu kitap beni biraz olsun etkiledi özellikle altın böcek, kuyu ve saraç ve kara kedi bunları sevdim.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Oval PortreEdgar Allan Poe · Konak Yayınları · 2006237 okunma
Her hikaye ayrı bir pencere araladı. Cok rahatsız edici anlatılar bulabileceginiz bu kitapta Edgar'ın gotik anlatımı burada da yer edinmiş durumda..
Kitaptan bir alıntı;
"Ve o irade ki, içte kalır. O güçlü iradenin sırlarını kim bilebilir? Çünkü Tanrı, kararlılığının doğası sayesinde her şeyi saran büyük bir iradedir.. insanoğlu kendisini meleklere ya da ölüme bütünüyle ancak iradesinin güçsüzlüğünden teslim eder. " Joseph Glanvill
Oval PortreEdgar Allan Poe · Konak Yayınları · 2006237 okunma
1809’da Boston’da doğdu. Henüz bebekken yetim kaldığından onu yanlarına alan John ve Frances Allan çifti tarafından yetiştirildi. John Allan’la para konusunda sürekli anlaşmazlıklar yaşayan Poe, 1827’de orduya yazıldı. Aynı yıl ilk kitabı Tamerlane and Other Poems’u (Tamerlane ve Diğer Şiirler) isimsiz olarak yayımlandı. 1831’de ordudan atıldı. Bunu izleyen yıllarda düzyazıya yoğunlaştı ve yaşamını yalnızca yazarak kazanmaya çalıştı. Southern Literary Messenger, Burton’s Gentleman’s Magazine, Graham’s Magazine gibi dergilerde yardımcı editör olarak çalıştı, Broadway Journal’ın önce editörü, daha sonra sahibi oldu. Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü 1838’de ve Tales of the Grotesque and Arabesque (Grotesk ve Arabesk Öyküler) adlı iki ciltlik derleme ise ertesi yıl yayımlandı. Fakat Poe’nun adını asıl yaygınlaştıran, 1845’te yayımlanan “Kuzgun” şiiri oldu. 1835’te, o sırada on üç yaşında olan kuzeni Virginia Clemm’le gizlice evlendi. Virginia’nın 1847’de veremden ölmesinin ardından Poe kendini daha da fazla içkiye verdi. 1849’da, bilinmeyen bir sebepten öldü.