Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·111 syf.··
2022 115. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2022 22:27
Duras, bu eserinde parkta geçen genç bir kız ile adam arasındaki diyalogları ele alıyor. İşiyle ve hayatıyla ilgili umutsuz ve mutsuz olan genç kadın her cumartesi bir koca bulma umuduyla baloya gidiyor ve aynı zamanda bir çocuğa bakan bu genç kadın parkta gezgin bir satıcı adamla karşılaşıyor ve konuşmaları bu şekilde başlıyor. Kitabın sonu beni sinir etse de yine de okuması keyifli bir kitaptı. Kitapta karşımıza çıkan duygular genellikle umutsuzluk, evlilik ve özgürlük. Hikayenin sonu bana göre tam anlamıyla eksik bitti. Genç kadın ile adam baloda buluşmak üzere ayrıldılar ancak adamın baloya gidip gitmediği belli değil. Okuduğum kitabın sonu yarım kalınca, eylemler bir sonuca varmadığı için beni sinir etti. Bir alıntı paylaşayım: "Konuşma bittikten sonra, biraz sıkıcı oluyor. Zaman iyice yavaşlıyor. Belki de hiç konuşmamalıydık." Bu alıntı tam anlamıyla bana uyuyor. :) Marguerite Duras
Edebiyat
ParktaMarguerite Duras · Oda Yayınları · 1993109 okunma
Puan vermedi·87 syf.··
2026 14. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 10:57
Eğer bir kez olsun Duras ile karşılaştıysanız ya bir daha adını duymaya yanaşmayacaksınız ya da yıllar içinde ara sıra okumaya mecbur kalacaksınız. Çünkü bir kez okunduktan sonra, o anlam bütünlüğünün olmadığı hiçliğinizi zaman zaman,bir yarayı uyandırır gibi beslemek gerekecek. Asla çabalayarak bir Duras okuru olamazsınız; Bahçe’nin kapısı herkese açık değildir. Kapıyı yazar açar, okur aynı yabancılıkta hiçbir yere sapmadan kapıdan çıkmak zorundadır. Her zaman iki yabancıyı konuşturur Duras. Bu iki yabancı ben ve kitap olabilir, erkek ve kadın olabilir; her şey olabilir ama birbirini tanıyanlar olamaz. Konuşacak hiçbir şey kalmayıncaya kadar, susmanın vakti gelene kadar konuşurlar. 'Konuşulamayan şeye varıncaya dek.' Sorular sorarlar ve sorunun cevabı daha mühim bir sorudur. Çünkü cevabı verilebilen bir soru, karakterin yenilgisidir. Karakter yaşanamayan aşkın, hissizliğinin içinde kıvranmalıdır. Hep kayıp, hayal edilemez kalmalıdır. Kitap bittiğinde hiçbir soru çözüme kavuşulmamiş,kadın ve adam birbirini anlayamamıştır. Dil ise çoktan bir iletişim biçimi olmaktan çıkmıştır..
BahçeMarguerite Duras · Can Yayınları · 2011109 okunma
Bahçe
7/10
·87 syf.··
Beğendi
·
2019 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2019 01:06
Marguerite Duras'ın Bahçe adlı romanı ile iki kişinin iç dünyasına yolculuğa çıkıyoruz. Kişilerin geçmişleri hakkında pek bilgi anlatılmaz. Sadece o anda gelişen durum neticesinde geçmiş, bugün ve yarına dair düşünceler aktarılır. Bir bahçede kesişen iki hayatın kendilerini anlamlandırma diyalogları eşliğinde, yalnızlık kuşağını takmış genç bir kız ile bir yere bağlı olmadan yalnızca valiziyle yaşayan bir adamın hikayesini okuyoruz. Romandaki iki karakter, bir bahçede (şu an ki dile göre park denilebilir.) gerçek hayattan kesitler eşliğinde (umut, umutsuzluk, ev, evsizlik, evlilik, yalnızlık, beraber yaşama gibi) çeşitli düşüncelerini dillendirirler. Genç kız (matmazel), bahçenin bir bankında tesadüfi bir şekilde elinde valizi olan bir adamla tanışır. Onu ve hayatını tanımak ister. Adam kendini tanıttıktan sonra genç kızın, "Sürekli dolaşıyor musunuz?", "Karnınızı doyurabiliyor musunuz? ", "Nerede kalıyorsunuz?" , "Nereye kadar bu şekilde dolaşacaksınız" soruları eşliğinde hayata dair konuşmalar başlar. Adam hayatını bir valize sığdırıp her yere onunla gidip, sattığı şeyler doğrultusunda yemek yiyip, otel de konakladığını anlatırken; genç kız da mutsuzluğuna dem vurur. Adam da genç kıza şunu sorar: Hayattan istediklerin neler? Genç kız ise, evlenmek istediğinden bahseder. Peki, sonra ne istiyorsun dediğinde ise, evin içinde olacak bir fırın ve buzdolabından bahseder. Adam tek valiz ve bir şeye sahip olmadan hayatını yaşamaya çalışırken, genç kız ise bir şeye sahip olma arzusu ile yanıp tutuşur. Hayatında değişiklik yapmak isteyen genç kızla, hayatında değişiklik yapmak istemeyen ve yaşadığı hayatı savunan bir adamın duygu dünyalarına konuk olacağız. Bugün bunu alayım, yarın şunu, diğer günde başka bir şeyi. Sonu olmayan bir döngüdür yaşam. Adam azla yetineyim
Edebiyat
BahçeMarguerite Duras · Can Yayınları · 1995109 okunma
Azla Yetinmek ve Sahip Olma Arzusu Çatışması: Bahçe
6/10
·87 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 19:07
Marguerite Duras’ın Bahçe kitabı, bir bankta oturmuş iki yabancının konuşmalarından ibaret gibi görünüyor ama aslında çok daha fazlası var. Bir yanda hayatını bir valize sığdıran, nereye gitse onunla giden, azla yetinmeyi seçmiş bir adam; diğer yanda mutsuzluğunu dillendiren, evlilik ve sahip olma arzusuyla yanan bir genç kız. Adam, “Benim için valizim yeter” derken, genç kız “Bir evim olsun, içinde de fırın ve buzdolabım” diye hayaller kuruyor. İşte tam burada iki uç duygu dünyasının çarpışmasına tanık oluyoruz: ‘Belki, bilemiyorum’ ile ‘Ben istiyorum, benim olsun’ arasındaki o ince çatışmaya.Duras, süslü anlatımlara girmiyor; kamera sabit, sahne tek, oyuncular belli. Konuşmalar yalın ama derin. Günlük hayatta kimsenin dillendirmediği o arzular, o boşluklar, bu diyaloglarla su yüzüne çıkıyor. Ama işte tam burada bir burukluk da var. Kitap sanki tam derinleşecek, karakterlerin iç dünyasına inecek, bize daha çok şey anlatacak gibi oluyor ama bir yerde kesiliyor. Eksik kalıyor. “Duras, neden bizi yarı yolda bıraktın?” diye sormak geliyor içimden. Bir yandan etkileyici, evet, ama bir yandan da okurun elinde havada kalan bir tat bırakıyor. Belki de bu yüzden akılda kalıcı, ama ben yine de bu eksikliği hissettim ve biraz canımı sıktı.Sonuç olarak Bahçe, gündelik hayatta rastlayabileceğimiz iki yabancının ağzından, hayatın döngüsüne, arzularına, eksikliklerine dair bir pencere açıyor. Sade, keyifli ama aynı zamanda biraz da “daha fazlası olabilirdi” dedirten bir kitap.
Edebiyat
BahçeMarguerite Duras · Can Yayınları · 1995109 okunma
Puan vermedi·79 syf.··
2022 44. kitabı
Hayatlarının yanlızlıklar, umutlar, beklentiler içinde geçtiğini düşünen iki karakterin, konuşma ihtiyaçlarını gidermek için, önceden sözleşmeden, birbirlerini tanımadıkları halde bu ihtiyaçlarını gidermeleri kitabın konusunu oluşturuyoruz. Bu konu içinde birbirlerini 'anlama' ve birbirlerinin yaşamlarında 'değiştirme' vardır. Diyalog halinde başlayıp biten bu kitapta; bir işportacı ile bir hizmetçinin birbirlerini anlamaya çalışması, birbirlerine mutluluk dilemesi ve gün biterken birbirlerinden ayrılmaması söz konusu. Bu ayrılmama isteği, konuşmanın devam ettirilmek istenmesinden kaynaklanır. Romanda bir üçüncü karakter olarak yer alan 'çocuk', diyalog halindeki kitaba bir değişiklik katmış. Konuşmalar arasına bir konu eklemiş, ana konuşmayq bir rabıta olmuş. Birbirlerini tanımayan bu iki karakter gün sonunda ayrılacaklarken, birbirlerine tekrar görüşebilme şansı dilerler ama bunun için var olan fırsatın değerlendirilip değerlendirilemeyeceği bilinmez. Karakterler, mutsuzluklarından şikayet ederlerken bunu giderebilecek bir değişikliğe yanaşma hırsı taşımazlar. Çünkü karakterlerin kendikerini anlattıkları şekilde, mutsuzluklarından zevk almak istemeye başlamışlardır. Bu iki karakter sıradan insanlar olarak anlatılmıştır kitapta ve bu yüzden bir isimleri yoktur. Kitapta ismi sıkça bahsedilen tek bir yer vardır o da bir gazinodur. Bu gazinoya kendileri gibi kişilerin gittiğini söyleyen kadın karakterden anlaşılan şudur ki, insanlar, yerler karşısında daha önemsizdir. Yığınların tercih ettiği yerde bulunmaktır güç veren. Kişiler burada nesnelerdir sadece. Çok basit duran bu kısa romandan kendi sıradan hayatımızı görebileceğimiz gibi toplumun yaşantısını da görebiliriz.
ParktaMarguerite Duras · Büyülüdağ Yayınları · 1991109 okunma
7/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2023 51. kitabı
Varlıklı bir evde hizmetçi olan genç bir kızla, ondan yaşça büyük satıcı bir adamın parkta karşılaşmaları ve hayalleri, istekleri, umutları, umutsuzlukları, hayat, insanlar ... üzerine felsefi konuşmalarını okuyoruz kitapta. Genç kız ve satıcı kendi hayatları üzerine düşünüp çıkarımlar yaparken okuyucu da ister istemez kendi hayatıyla ilgili aynı şeyi yapıyor. Düşündürücü felsefi bir kitap.
ParktaMarguerite Duras · Büyülüdağ Yayınları · 1991109 okunma
7/10
·92 syf.··
2019 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2019 16:31
Marguriete Duras'ın okuduğum ikinci kitabı Bahçe. Sevgili çok inişli çıkışlı ve zaman atlamaları ile dolu bir kitaptı ve oldukça beğenmiştim. Bahçe; bir parkta hizmetçilik yapan genç bir kadın ile şehirleri gezen ve ne sattığını anlamadığımız orta yaşlı bir adamın diyaloğu. Bu diyalog; korkular, benlik, hayaller, sahip olma ve ilişkiler gibi hayatın içinde var olan bir çok şeyle ilgili. Tek bir güne, tek bir mekana sığmış bir diyalog... Kaybolmuşlukları, etraflarındaki insanlar tarafından görünmezlikleri, gerçekleşemeyen hayalleri ortak olsa da sohbetlerinde hep birbirinden farklı olduklarına dair dem vururlar. Sahip olmak konusunda zıttır düşünceleri, birinin hiçbir eşyası yoktur çantasından başka, birinin en büyük hayalidir bir fırınlı ocağa sahip olmak. İnsanın küçük de olsa bir odası olması gerek kendisine ait der biri; diğeri bir buzdolabım olsa onunla nasıl gezebilirim ki... Yalnızlıkları ve her ikisinin de kendilerini anlayan birilerinin etraflarında olmaması, park kapanana kadar sohbetlerini sürdürmelerini sebep olur. Sessiz kaldıkları anlar pek azdır. Anlatmaya ve paylaşmaya açtır her ikisi de. Ben kitabın iniş çıkışlarını ve ortalardan sonra yükselen acaba ne olacak sonunda heyecanını sevdim. Bir alıntı ile bitireyim. "Mutluluğu önemli sayanlar var,bir de mutlu olduklarını sananlar var,ama sandıkları kadar mutlu değildirler."
BahçeMarguerite Duras · Can Yayınları · 1995109 okunma

Yazar Hakkında

Marguerite DurasYazar · 30 kitap
Marguerite Duras, Fransız yazardı. 1914'te Saygon yakınlarındaki Gian-Dinh'de doğdu. Fransa'ya döndüğü 1932'ye kadar çocukluğu ve ilk gençliği Vietnam'ın çeşitli bölgelerinde geçti. Felsefe ağırlıklı lise diploması aldı; hukuk, matematik ve siyasal bilimler alanlarında öğrenim yaptı. 1943'te ilk kitabı yayımlandı: Les Impudents (Saygısızlar). Aynı yıl Direniş Hareketi'ne katılıp François Mitterrand'la aynı hücrede çalıştı. 1944'te kocası Robert Antelme tutuklanıp toplama kampına yollandı. Bu dönemi daha sonra La Douleur (Acı) adlı kitabında anlatacaktır. Aynı yıl Fransız Komünist Partisi'ne üye oldu; 1950 sonlarında partiden ayrıldı. 1955'te yayımlanan Le Square (Alan) adlı kitabı "alt-konuşma" tekniğine çok yakın bir yazı cinsinin doğuşuna damgasını vurdu. 1955-60 arasında Cezayir Savaşı ve De Gaulle rejimine karşı mücadele verdi. Makale ve röportajlarında toplumun dışına atılmış insanlarla ilgilendi (örneğin "Orange'lı Nadine", [Yeşil Gözler, Metis, 1990). 1958'de yayımlanan Moderato Cantabile'nin tirajı beş yüz bini buldu. 1959'da senaryosunu yazdığı Hiroshima mon amour (Hiroşima Sevgilim) Alain Resnais tarafından filme alındı. Tiyatrodaki ilk başarısını 1965'te sahneye konan Une Journée Entière Dans les Arbres (Bütün Gün Ağaçlarda) piyesiyle yaşadı. 68 olaylarına etkin olarak katıldı, Öğrenci-Yazar Eylem Komitesi'nde yer aldı. 1969'da ilk filmini çekti: Détruire dit-elle (Yıkmak, Dedi Kadın). Bu dönemle birlikte ve özellikle 1970'te L'amour (Sevgi) adlı kitabının yayımlanmasından sonra yazısı sinemanın hizmetine girdi; metinlerinin başlığında "metin-tiyatro-film" ibaresi görülmeye başladı. 1975'te India Song'u çekti. Bu filmde "metin dışı sesler" ilk defa bu kadar ağırlığını hissettiriyordu. 1980 yazında yeniden edebiyata döndü. Bu dönemin ilk kitabı L'été 80'dir (80 Yazı). 1982'de Ölüm Hastalığı (La Maladie de la mort), 1983'te Sevgili (L'amant) yayımlandı. Bunları 1987'de Emily L., 1990'da La Pluie d'Eté (Yaz Yağmuru) izledi. Duras, Ekim 1988-Haziran 1989 arasını hastanede koma halinde geçirdi.