Reşad Ekrem Koçu ’yu İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı gibi önemli tarihçiler “Tarihi Sevdiren Adam” olarak tanımlamaktalar. Yazdıklarının güvenirliği konusunda da hiç şüpheleri bulunmamaktadır. E bu kadar iyi referanslara sahip bir yazar okunmaz mı? Hem de bize birçok eser kazandırmışken.
Patrona Halil benim Reşad Ekrem Koçu ’ya başlama kitabın oldu. Benim için yazarın göze çarpan ilk özelliği objektifliği oldu. Ne Yavuz Bahadıroğlu , Kadir Mısıroğlu veya Mustafa Armağan gibi yere göğe sığdıramıyor Osmanlı’yı ne de yerle yeksan ediyor. Ne olmuşsa onu anlatıyor. Eksiği fazlası bulunmuyor. Olumlu ya da olumsuz anlamda abartıya kaçtığı hiçbir nokta bulunmamakta. Reşad Ekrem Koçu ile alakalı eleştirebileceğim tek nokta çok miktarda Osmanlıca kelimeye yer vermesi. Ancak bir noktadan sonra bu dile alışıyorsunuz.
Kitabın konusuna gelince, Lale Devrini bitiren meşhur Patrona Halil isyanı. Bir avuç serserinin, külhanininin veya ayaktakımının ya da ne derseniz deyin yağma yapmak, zengin olmak amacıyla bir isyan başlatması ve bu çapulcuların giderek güçlenerek Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa dahil birçok yöneticinin öldürülmesi ve III. Ahmet’in tahttan indirilmesiyle isyanın son bulması anlatılmıştır kitapta. Tam 49 gün süren bir terör dönemi yaşanmıştır İstanbul’da. Yağmalar, talanlar, cinayetler, tecavüzler aklınıza ne gelirse…ve tüm bu ahlaksızlıkları ne adına yapmışlardır? Evet, İslam adına…Zira Nevşehirli İbrahim Paşa yenilikçi bir sadrazamdır ve gavur icatlarını (başta matbaa) Osmanlı topraklarına sokmuştur. Bu tabi ki bir bahanedir. Asıl amaç halkın malını yağmalayıp zengin olmaktır.
Öte yandan Osmanlı’nın ne denli güşsüzleştiği anlıyorsunuz kitabın sayfalarını karıştırırken. Zira koskoca Osmanlı bir avuç külhaninin çıkardığı isyanı bastırmaya cesaret edememiş bu isyan da çığ gibi büyüyerek birçok devlet adamının sonu olmuştur.
Bu
Basiretsiz padişah 3. Ahmed döneminde devletin bir hamam çıplağı elinde nasıl oyuncak olduğunu hayretle okuyacaksınız. Yıllarca yanlış öğrendiğimiz Lale devri ve Patrona Halil isyanının perde arkasını ve gerçeklerini Reşad Ekrem Koçu’nun kaleminden okuyoruz.
Reşad Ekrem Koçunun daha önce Topkapı Sarayı ve Yeniçeriler kitaplarını okumuş ve her iki kitabı da beğenmiştim lakin bu kitabı beni içine pek çekemedi.
Adından da anlaşılacağı üzere kitap lale devrini kapatan Patrona Halil isyanını anlatıyor. Kitapta Sayın Koçunun üslubu yine çok güzel fakat kitabın özellikle başları sıkıcı. Fatma kadınla İbrahim Paşanın nasıl tanıştığı fazla uzun tutulmuş. Beni sarmadı. Başlardaki kopukluğu kitap boyu hissettim.
Velhasıl ilerleyen kısımlarda tarihe dair bazı güzel anekdotlar olmasına karşın ben pek beğenemedim. İktidar sahiplerinin bu tarz isyanlarda hızlı davranmasının ne derece önemli olduğunu idrak etmek için okunabilir.
Topkapı SarayıYeniçeriler
Patrona Halil İsyanı, Osmanlı Tarihi içinde beni en çok etkileyen olaylardan biri olmuştur. Yıllar önce büyük bir hevesle Maurus Zokai 'den ( Patrona Halil ) okuduğumda beklentilerim karşılanmamış ve bu tarihi olayın hikayesini başka birinden okumalıyım diye düşünmüştüm. Ve bu yazar kesinlikle Reşad Ekrem Koçu oldu.
Yazarın detayları nakış işler gibi kullanması ve 250 sayfada ki her ayrıntının bütün ile bağlantısı, sizin o dönemi ve o olayı tüm çıplaklığı ile yaşamanızı sağlıyor. Patrona Halil İsyanının ötesinde , tarihi anlatımın sanatsal yönünü, ayrıntıların bir gerçekliği anlatmada ne kadar önemli olabileceğini ve kurgulanan her karakter ve ayrıntının aslında gerçeğe bizi nasıl yaklaştırabileceğini görmek çok keyifliydi. Ufuk açan kurgulama ve bilgiler ile isyanın oluşumu ve Patrona Halil in şahsında isim bulması, sonucu ve etkileri...
Üzerinden asırlar geçmiş böyle etkileyici bir olay, böyle usta bir kalemin elinde nasıl canlanabiliyor okurken görebiliyorsunuz.
Mükemmel bir tarihi roman örneği. Şaşılacak kadar iyi bir üslup, çok canlı bir anlatım, muhteşem bir kurgu. Reşad Ekrem Koçu bu alanın belki de en iyisi. Yaklaşık üç yüz yıl önce yaşanan çok acı olayları sanki ekrandan seyrediyormuşuz intibaını oluşturabilen bir kalem Reşad Ekrem. Anlattıkları bir yandan genelde tarihi gerçeklerle uyumlu, diğer yandan koskoca (?) isyanı, Patrona Halil’in (bir kurgu karaktere) aşkına bağlayabiliyor. Roman Osmanlı idaresinin zayıf yönünü, bu yüzden ne gibi badireler atlatıldığını, çok önemli sonuçlara yol açan hadiselerin bazen küçücük ihmallere bağlı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Hemen Reşat Ekrem’in bir başka kitabına başlıyorum.
Patrona HalilReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2016147 okunma
İlk Reşad Ekrem Koçu kitabımdı, İlber Hoca’nın önerisiyle almıştım. Yavuz Bahadıroğlu gibi efsaneci poh pohçu Osmanlı tarihi kitaplarından sonra mesafeyle yaklaştım lakin enfes dili, dolu dolu metni, gazeli, şiiri, nesri, gerçek tarihi anlatıp farklı karakterlerle romanlaştırmasını çok beğendim. En sonda o dönemde gazete olsaydı manşetleri şöyle olcaktı diye yorumu enfes. Konuya gelirsek Patrona Halil isyanı tarih derslerinde hafifçe duyduğumuz bir şeyden ibaretti bana, devletin böyle 3-5 haydutun elinde kepaze olduğunu bilseydim daha çok üzülürdüm. Evet Osmanlı zayıflamıştı bozulmuştu ama böylesi zelillik sonraki dönemlerde gelen yıkılışın ayak sesleriymiş meğer. Lale devri sosyal yapısına da farklı bakmamızı sağlayan kitabın 256 sayfası için de olsa o dönemi hissetmemizi sağladığı için teşekkürler yine söylemeliyim ki Dil müthiş!
28 Eylül 1730 da vuku bulan başını Beyazıt hamamı tellaklarından Arnavut patrona Halil 'in çektiği, Manav Muslu Beşe, Yeniçeri ağası Kel Mehmed, Sekbenbaşı Urlu Murtaza ve Yeniçeri Kethüdası Mahmut olmak üzere 30 yalınayak Serdengeçti tarafından dönemin sultanı 3. Ahmet ve Vezir Nevşehirli İbrâhim Paşaya karşı yapılan başkaldırının öyküsü.
3. Ahmet vezirini ihtilalcilere vererek canını kurtarmış, yerine 1. Mahmut'u kendi eliyle Sultan yapmıştır. Olan dönemin ulu veziri Nevşehirli İbrahim paşaya ve İstanbul halkına olmuştur. Koçu belgelere dayanarak detaylıca olayın gelişimine, kurgusuna, olayın detaylarına ve ayaklanmanın bastırılmasına, kahramanların hayat öykülerine dair detaylarına varıncaya kadar, içerisine maniler, deyişler ve şiirler katarak güzelce anlatmış. Dili muhteşem.
İyi okumalar dilerim
Patrona HalilReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2016147 okunma
Hayatımda bir kitabı ikinci kere okumama gibi bir haleti ruhiyeye sahip birisi olarak kutsal kitabımız istisna ikinci kez okuyabileceğim nadir şahsiyetlerden birisinin adıdır "Reşad Ekrem Koç'u" üstadım. Hayatta tanımak istediğim nadir kişilerden birisi olup bana tarihi sevdirmekle kalmayıp sevgimi kaf dağına ardına vardırdığını düşündüğüm dildadedir. Tarihi kişilere sevdirmek tarihi roman tarzı her zaman tuttuğum bir yoldur. Herkese de bu yolu tavsiye ederim. Eser benim gözümde hazine gibidir.
Patrona HalilReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2016147 okunma
Lale Devri’ne , damat Nevşehirli İbrahim Paşa’nın sadrazamlığına ve hayatına son veren ayaklanmanın perde arkası , Atlıases Fatma adlı bir kadının sevgilileri üzerinden anlatılmış.
Patrona HalilReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2016147 okunma
Yaklaşık 5-6 kitabını okudum, en gereksiz kitabı diyebilirim. Neden diyecek olursanız kitabın yarısı abartılı kadın ve fuhuş tasviriyle dolu. Diğer kitaplarında da yer yer vardı ama bu kitapta abartı derecesinde rahatsız edici tasvirlerden safi zihninizi idlal edecektir. Yazar her kitabını okutan dahi bir kurgucu, olay bağlamları cümleler her zaman harika diyebilirim. Ancak bu kitapta beklediğimi alamadım. Normal bir şekilde olayı anlatmak varken bu kadar kadın, fuhuş ve mahrem tasvire gerek var mı diyorsunuz?
Tarihi konularda yazdığı fıkra, roman, hikaye ve incelemeleriyle ve en önemli yapıtı İstanbul Ansiklopedisi'yle tanınmaktadır. 1905'te İstanbul'da doğan Koçu, Bursa Erkek Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü'nü 1931 tarihinde bitirdi. Aynı fakültede asistan oldu, ancak, 1933 Üniversite Reformunda hocası Ahmet Refik Altınay'la beraber üniversiteden ayrıldı. Alman, Kuleli, Pertevniyal ve Vefa liselerinde tarih öğretmenliği yaptı. Reşad Ekrem Koçu 6 Temmuz 1975'te İstanbul'da öldü.
Öğretmenliği sırasında Tarihten Sesler gibi çeşitli dergi ve gazetelerde şiir, hikaye ve çocuk romanları, Osmanlı döneminin ilginç olaylarını ve kişilerini öyküleştirdiği Forsa Halil (1962), Patrona Halil (1967), Erkek Kızlar (1962) ve Haşmetli Yosmalar (1962) gibi kitaplar yazdı. Evliya Çelebi Seyahatnamesinin (1943-1967, 6 cilt) bazı bölümlerini bugünkü dile aktardı. Türk Giyim, Kuşam ve Süsleme Sözlüğü (1967) ise alanında yapılmış ilk önemli çalışmadır. Reşad Ekrem Koçu'nun en önemli ve büyük yapıtı, İstanbul'u her yönüyle ayrıntılı biçimde anlatan İstanbul Ansiklopedisi olarak kabul edilir. Bu ansiklopedinin ilk baskısı 1944-1951 Aba-Bahadir Sokağı maddeleri ve ikinci baskısı 1958-1971 yayımlandı ve 11'inci ciltte 7076 sayfaya ulaşarak "Gökçınar" makalesinde yarım kaldı. Koçu'nun diğer kitapları arasında Osmanlı Padişahları (1960) ile Eski İstanbul'da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri (1947) ve 2 ciltlik Kösem Sultan sayılabilir.