Pencere'DEN

Güray Süngü
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·208 syf.··
2018 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2018 23:28
Kitaba dair ilk inceleme olacaksa insan istiyor ki en özel şekilde olsun belki böylelikle başka incelemelerin ve okurların da yolunu açarız.. Ne kadar güzel olur, özel olur bilemem tabi belki sonunda karar veririz ama. Öncelikle kitabımızın Güray Süngü'nün romanlarından biri olduğunu söyleyelim. Hatta yayınlanan da ilk romanı. Okuduğum diğer kitaplarına nazaran daha bireysel ve psikolojik bir roman çıkıyor karşımıza. Ayhan adında bir karakterimiz var. Ayhan; içe dönük, yalnız bir insan ama bir o kadar da beyefendi, çalışkan, temiz yüzlü birisi. İnsanlarla diyalog kurmakta zorlanır. Anne ve babasıyla konuşurken bile "siz" yahut "efendim" deme ihtiyacı duyar. Babası itiraz etse de bu tavrını sürdürmesi bir inatçılıktan ziyade bir çeşit çaresizlikten, elinden başka bir şey gelmemesinden kaynaklanır.. Evinde yalnız başına yaşar ve onu sık sık gördüğümüz iki mekan var evin içinde; balkon ve boş bir oda -tam boş sayılmaz aslında gazete haberleriyle dolu-. Olabildiğince dışarı kapalı olan Ayhan hayatına her giren insan tarafından farkedilir, kimisinde ilgi uyandırır kimisinde ise merak. Fakat hiç kimseyle kalıcı bir bağ kuramayan bir Ayhan bu. Nişanlanır, nişanlısından ayrılır, üniversiteden sonra ailesinin yanına geçer ama orada kalamaz. Onun devam eden tek hareketi belki de gazete haberi toplamak. Ayhan oldukça ilginç bir karakter olduğunu misafirlerine davranışından da farkediyoruz: Evet ne kadar yalnız kalmak istese de bu adam evine gelen her kişiye de son derece misafirperver. Acaba diyorsunuz yani yalnızlık bir tercih mi bir zorunluluk mu? Tercih olduğunu söylüyor bana kalırsa zorunluluk ya da daha büyük ifadelerle küçük yaşta yaşadığı dışlanmalar, sosyal hayatının sürekli değişmesi ve ailesinin yanında büyüyememiş olması... Roman belki hep aynı çevrede dolanıp
Edebiyat
Pencere'DENGüray Süngü · Okur Kitaplığı · 2012720 okunma
Umudunu yitiriyor ve daha da yalnızlaşıyordu insan...
9/10
·208 syf.··
2024 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2024 23:04
Güray Süngü sen nasıl bir anlatım tarzı kullanıyorsun? Başlarken zorlanıyorum ama sonra kitap konusuyla, akışıyla o kadar etkiliyor ve şaşırtıyor ki iyi ki okumuşum diyorum. Bu kitap da öyle oldu. Yabancılaşan bireyin kendine göre bir dünya kurmaya çalıştığı, intihar temasının tersten işlendiği psikolojik bir romanmış Pencere'den. Psikolojik öğeler daha doğrusu iç sorgulamalar ağır bastı kabul ama psikolojik bir roman olduğunu kitap hakkında küçük bir araştırma yaptıktan sonra öğrendim. Romanın ana karakteri Ayhan, başarısız bir intihar girişiminin ardından kendisi ve onun gibilerin yaşayabileceği bir dünya aramaktadır ve bu amaçla intihar ederek ölmeyi başaramamış insanları bulmaya çalışır. Kitapta geçmişe dönüşler ve Ayhan’ın çöküşü verilirken bir yandan da intiharın ardından hayata tutunma arzusu konu ediniyor. Roman, Ayhan’ın İstanbul’da yalnız yaşadığı ve birbirine çok benzeyen günlerinden biriyle başlıyor. Düzenli bir hayat süren Ayhan, sabah erkenden kalkıp bakkala gider, kahvaltısını yapar ve çalışmamasına rağmen her gün onu oyalayacak bir şeyler bulur (açıkçası bu bulduğu uğraşları öğrendikten sonra biraz tuhaf olmadım değil). Ayhan’ın gazetelerin üçüncü sayfasında intihar haberlerini toplamak gibi ilginç ve tuhaf bir alışkanlığı vardır. (Tuhaf hissetmemin nedeni bu). Durağan ve herhangi bir olayın olmadığı romana gizem katan unsurlardan biri de bu haber toplantıları açıkçası. Aynı zamanda konu intihar olduğu için okurken biraz gerilebilirsiniz ki ben öyle oldum. Yazar burada Ayhan’ın kadınlarla olan iletişimine de dikkat çekmiştir. İlk başta ortaya çıkan Nermin, bir caz kulübünde Ayhan ile tanışır. Oradaki olası sosyal etkileşimlerden korkar Ayhan. Yazar, Ayhan'ı davranışları ve cevaplarıyla iyi göstermeye çalışır. Öte yandan yazara katılıyorum, bu
Pencere'DENGüray Süngü · Okur Kitaplığı · 2012720 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 152. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2020 01:14
Hayır hüzünlenmiyorum. Karamsarlığı da kapılmıyorum. Sadece... Güray Süngü'nün karakterleri beni bir boşluktan aşağı atıyor. Düşüyorum. Düşerken de düşünüyorum. Kendi kendinle konuşmak gibi anlatımı. Veyahut kendi kendine konuşan birini sürekli izlemek gibi. Onu anlamak. Fakat çaresiz kalmak. Dışarıdan belki de mükemmel gözüktüğü halde içindeki eskimeyi duyumsamak. Yorgunluğunu iliklerine dek hissetmek. Ve arayış ve kayboluşa eşlik eden hafif alaycı tavrı... Okuduğum üç kitabında da karakterler birbirine benziyor sanki. Görüntü, alışkanlıklar değil. Hisler. Öyle aşina ve tanıdık ki. Hepsi de aynı şeyi hisseden farklı insanlar. Sevmedim aslında Ayhan Bey'i, uzak geldi bana. Ama tam da bu yüzden sevdim galiba. Bana bir şeyler anlatmaya çalıştı. Ben anladım. Güray Süngü'nün birbiri ardına gelen kopuk düşünceleri belli bir düzende sunmasını, akıcılığını, belirsizliğini seviyorum. Sevdiğim yazarlara bir kişi daha eklendi. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
Pencere'DENGüray Süngü · Okur Kitaplığı · 2012720 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2018 62. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2018 00:48
Öncelikle pek çok kitap gibi ,bu kitabı da okumamama vesile olan 1000 Kitap'a çok teşekkür ederim.Yazarımız Güray Süngü'nün başka bir kitabını bulmak için gittiğim kütüphanede aradığım kitabı bulamayınca Pencereden adlı kitabını aldım. Kütüphaneden aldığım üç kitaptan biriydi ve sona saklamıştım. Okuyamazsam süre doldu deyip iade edecek ve zaman yetmedi diye kendimi aklayacaktım. Ama sabah başladığım kitabı gece 01:00 de bitirdim ve gerçekten neden daha önce okumadım diye hayıflandım. Öncesinde kitaba karşı biraz önyargılıydım. Neticesinde yalnızlığın ve inceliğin anlatıldığı bir kitap ne kadar sürükleyici ve keyifli olabilirdi ki... Ama durum hiç de sandığım gibi değildi. Ayhan... Kahramanımızın adı.Daha ilk sayfalarda seviyor insan onu.Keşke diyor, keşke yanında olsam, yalnızlığına ortak olsam. Bir başına Ayhan.İlk okula yatılı başladığından bu yana herkese SİZ , EFENDİM diye hitap ediyor.Anne,baba,arkadaş,nişanlı,herkese. Yapamıyor farklısını,olamıyor sen-ben, hep siz-biz Ayhan.Bizim gibi değil, samimiyete yer yok hayatında veeee hayat da yok zaten ortada. İnsanlarla birlikte olamıyor Ayhan ,küçüklüğünden beri insanları Pencere'den izlemek onun yaptığı,o zaman yalnızlığı az da olsa azalıyor belki..... Okuyun Ayhan'ın hikayesini, çok seveceksiniz onu inanın, var mıdır böyle insanlar diyeceksiniz, yanında olmak isteyeceksiniz.
Pencere'DENGüray Süngü · Okur Kitaplığı · 2012720 okunma
8/10
·208 syf.··
2020 15. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2020 03:48
Güray Süngü'den okuduğum ilk eser. Başkahramanımız Ayhan annesi, babası, arkadaşları ve nişanlısına bile siz diye hitap eden, yazarın deyimiyle başkalarını kırmaktansa kendi kemiklerini kırmayı yeğleyen, bu yüzden sürekli kendisiyle konuşan ve kolay kolay hayır diyemeyen nev-i şahsına münhasır biridir. Eserde geriye dönüş, zamanda atlama ve bilinçakışı tekniklerinden yararlanılarak Ayhan'ın nasıl bu duruma geldiği okuyucuya verilmek istemiştir. Varlıklı bir ailenin tek çocuğu dolayısıyla tüm mirasın da tek varisi olan Ayhan daha ilkokul yıllarında yatılı okula verilmiş, ailesinin bu hatası yüzünden içine kapanmış, arkadaşları tarafından dışlanmış, üniversite dahil okul yaşamını hayatının en zor dönemeci hatta dönemeyip de dönmüş gibi yaptığı evresi ilan etmiştir. Evinin eşya olarak ortasında sadece bir sandalye bulunan, duvarlarını gazetelerin üçüncü sayfalarından kestiği intihar eden insanların hikayeleriyle süsleyen odasında ve sadece bu insanları kendine yakın hisseden, diğer insanların hayatında yeri, bir benzerliği olmamasını bildiği halde bir gedik bulup hayatına sızmaya çalışan insanlardan olabildiğince kaçan Ayhan beklemektedir. Bir kere deneyip de başarılı olamadığı, bu dünyaya ait olmadığı ve huzuru orada bulacağına inandığı ölümü beklemektedir. Ölüm vakti gelene kadar hayata tutunmasını sağlayan tek yer evinin penceresidir. Çocukluğunda çekingenliğinden dolayı hiçbir oyuna dahil olamayan Ayhan mahalle çocuklarının oyunlarını izleyerek kimbilir belki de zamanında dönmüş gibi yaptığı dönemeci dönmeye çalışmaktadır. Ne kadar ölümü beklese de belki hala bir umut vardır içinde yeşermeyi bekleyen.
Pencere'DENGüray Süngü · Okur Kitaplığı · 2012720 okunma
8/10
·207 syf.··
2021 49. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2021 22:23
Her defasında bir daha okumayacağım dediğim yazarın, bu kitabından da yine çok etkilenmiş olarak ayrılıyorum.. Bir insanın iç dünyasının bu kadar yoğun ve ustaca anlatılabilmesi şaşırtıyor beni.. Hiç tanımadığım, şahidi olmadığım duygularla bağ kuruyorum ister istemez.. Güray Süngü yine şaşırtmadı..
Pencere'DENGüray Süngü · Okur Kitaplığı · 2012720 okunma
10/10
·208 syf.·
2020 22. kitabı
Kitabı okudum mu yoksa kitabı okumak yerine Ayhan’la yani kitabın ana karakteri ile dertleştim mi inanın bilmiyorum. Açıkçası bu yazının başlangıcını nasıl yapmam gerektiğini de bilmiyorum ki sanırım bu durum giriş cümlemden yeterince anlaşılıyordur. Güray Süngü, bizi Ayhan’la yağmurlu bir günde tanıştırıyor. Herkesin penceresini sıkı sıkı kapattığı yağmurlu bir günde Ayhan, balkonunda oturmuş çocukların sokağa çıkmasını bekliyordu. Çocuklar dışarıya çıksınlar, gürültü yaparak oyunlar oynasınlar ve zaman akmaya başlasın, o kadar hızlı akmaya başlasın ki “her canlının bir gün ölümü tadacağı o gün” kendisi için gelsin istiyordu. Yine de o güne kadar yaşamak lazımdı, yaşayabilmek. Ayhan da bunu diliyordu; olduğu gibi, hiç değişmeden veya değişmek zorunda kalmadan, göze batmadan yaşayabilmek istiyordu. Fakat buna uygun çevre şartları henüz gelişmemişti veya çevre çok gelişmiş ve Ayhan geçmişte bir yerde takılı kaldığı için adapte olamıyordu. Mesela yine etrafına bakınıp durduğu o koridorda… Hayır, bu sefer karışımızda çocukların sokak oyunlarını bekleyen yetişkin Ayhan yok, “Beni bırakmazlar” dediği ailesinin geri dönmesini bekleyen çocuk Ayhan var koridorun ortasında. Fakat geriye dönen kimse olmuyor. Geriye dönüş olmadıkça Ayhan içine dönüyor, daha da derine giriyor, içindeki sesi buluyor ve o sesle beraber küçücük bir pencerenin dibine konuyor. Kendisi küçük, açısı kocaman olan o pencereden bakıyor insanlara. Ayhan, o pencerenin kenarında içine dönük olarak yaşamaya çalışıyor. Etrafındaki herkesi yabancı saydığı için “siz” diye hitap ediyor, “efendim” diye sesleniyor. Kimse kendisine karışsın istemediği gibi kimseye karışmak istemiyor, fakat çevre faktörü için bu yeterli gelmiyor. Gölgeler yükseliyor Ayhan’ın üzerine, kocaman ağızları ile sorular soran meraklı
Pencere'DENGüray Süngü · Okur Kitaplığı · 2012720 okunma
“Acı çektiğini kendi kendisine bağırarak, sadece susuyordu.”
10/10
·176 syf.··
2024 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2024 11:02
Güray Süngü … çok şey söylenir üzerine, çok cümleler kurulur. Ama kurmak istemiyor insan. Onun satırları üzerine konuşmak istemiyor.. Kaleminde kendimi bulduğum çok az yazar oldu şimdiye kadar. Sanki her cümlesi bana yazılmış gibi, beni görmüş ve yüreğime dokunmak istemiş, ona ihtiyacım olduğunu sezmiş gibi. “Çünkü çok uzak. Yakınımızda ve bizdenmiş gibi duran her şey. “ diyor, ne güzel söylüyor. Herkes ne kadar uzakmış meğer bana, kimse Ayhan kadar olamamış, anlamamış beni. Çözmeye çalışmamış ki. Belki ondandır bu bağ, biri beni çözdüğü için bağlanmışımdır. Zaten bu bağı da görmüş Güray Abi, onu da özetlemiş benim için : “Etrafınızda sizi çevreleyen hiçbir şeyle bir bağınızın olmadığını biliyorum. Bir bağ kurmak, ona inanmak, sahip çıkmak ve bütün insanlar gibi olmak için çırpındığınızı ama bunu beceremediğiniz için kendi içinize her geçen gün biraz daha gömüldüğünüzü biliyorum. Bizi çevreleyen ortam, koza, çeper, dış dünya, çevre; adı her neyse, bizim yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli şartlara sahip değil… Ama biz yine de varız… O hâlde bizi yaşatacak bir ortam olmak zorunda. Çünkü sadece kendi türü içinde, onlarla beraberken onların oluşturduğu dünyada yaşamını sürdürebilir bütün canlılar. Bana ihtiyacınız var, çünkü benim size ihtiyacım var...” Benim de Güray Süngü’ye ihtiyacım varmış. Arada düşünüyorum, keşke daha önce tanısaydım, ama sonra fark ediyorum ki onu çok doğru zamanda tanıdım. En ihtiyacım olduğu zamanda, anlaşılma ihtiyacıyla yandığım bir zamanda. Umarım anlaşılmaya muhtaç olan herkes onun limanına sığınabilir bir gün, çünkü bu yazar herkese nasip olmuyor… iyi ki varsın Güray abi
Edebiyat
PenceredenGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2020720 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2023 23:34
Ayhan, kendi dünyasında, yalnızlığı seçen, iyi  eğitim almış, kibar bir adam. Kimseyi kendine yeterince yakın hissetmiyor o yüzden herkese karşı bir mesafesi var. Babasına bile "siz"  diye hitap ediyor. Kaldı ki kendisine bile" biz" diyor.  Kendisine bile dışarıdan bakıyor, bir pencerenin ardından... Kendi gibi olan insanlara ulaşmaya çalışıyor. Nasıl hissediyorlar sormak istiyor. Belki de yalnız olmadığını anlamak için. Goethe'nin de dediği gibi "Dünya, hassas kalpler için bir cehennemdir" Ayhan da kendi cehenneminde kendi savaşını veriyor. Yazarın üslûbunu o kadar sevdim ki bu kitabı bitirir bitirmez diğer kitaplarını da aldım. Tek bir cümleyle o kadar çok şey anlatmış ki, iyi ki okumuşum dedim. Böylesine aykırı bir adam ancak bu kadar sevdirilebilirdi okuyucuya.
PenceredenGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2020720 okunma
7/10
·208 syf.·
2019 50. kitabı
Pencereden, Güray Süngü’nün Dördüncü Tekil Şahıs’tan sonra yazdığı, benim ise Mehmet’i Sakatlayan Serçe Parmağı’ndan sonra okuduğum ikinci romanı. Güray Süngü, çok genç yaşlarda yazı işlerine girmiş bir yazar. İlk romanı olan Dördüncü Tekil Şahıs’ı yirmi iki yaşında yazmış. Ancak bunu bir yayınevine kabul ettirip, yayınlatması sekiz yılı bulmuş neredeyse. Bu süreçte yazmayı bırakmamış. Pencereden, onun bu sekiz yıllık arayış sürecinde yazdığı ikinci eser. Ki bu iki romanın yayınlanması da aynı yıla, 2006 yılına tekamül ediyor. Yazarı, dergilerde yayınlanan öykü ve deneme yazılarından tanısam da romanlarıyla tanışmam çok yakın bir zamanda oldu. Mehmet’i Sakatlayan Serçe Parmağı’nın bende bıraktığı intiba öyle güzeldi ki, tüm eserlerini okumam gerektiği düşüncesi o zaman yerleşti kafama. Şu sıra da bu niyetimi gerçekleştirmeye çalışıyorum. Kronolojiye göre okumam gereken ilk eser Dördüncü Tekil Şahıs kitabı. Ancak kitabın hacmi ve katıldığım bir söyleşisinde yazarın kendi eleştirisini de göz önünde bulundurarak -“Şu an Dördüncü tekil Şahıs’ı yazmak isteseydim yüksek ihtimalle bu 150 sayfayı geçmeyecek bir eser olurdu.” demişti. Ben de bu kronolojik okumaya Pencereden ile başlamak istedim. Yazar, hikayeyi görünür bir gerçekliğe oturttuğu “pencere” metaforuna yaslayarak, başkarakter olan Ayhan’ın dünyası üzerinde şekillendirmiş. Ve biz bu hikayeye yazarın bize açtığı pencere kadarıyla dahil olabiliyoruz aslında. Sadece o pencereden gördüğümüz kadarıyla Ayhan’ı tanıyabiliyoruz. Ayhan, dışarıdan bakıldığında anne babasına dahi “siz” diye hitap edebilecek kadar kibar, saygılı, titiz, çalışkan, varlıklı ve yakışıklı diyebileceğimiz bir insan profiline sahip. Fakat pencereden içeri bakarsak; sessiz, nahif, -yazarın deyimiyle hiç kimseyi, kendi kemiklerinden başka kimseyi
PenceredenGüray Süngü · İz Yayıncılık · 2018720 okunma

Yazar Hakkında

Güray SüngüYazar · 16 kitap
1976 yılında İstanbul’un sur içi mahallelerinden Kadırga’da doğdu. İlk öğretime Kadırga İlkokulunda başladı. Çocukluğu Ayasofya ve Sultanahmette geçti. Gedikpaşa’da esnaf olan babası sayesinde çalışma hayatını erken yaşta tanıdı. Üniversiteden mezun olana kadar bütün tatillerini Kapalıçarşı’da geçirdi. Farklı milletlerden, meşreplerden, dinlerden insanların arasında büyüdü. Üniversite eğitimini Uludağ Üniversitesi’nde aldı. İktisat fakültesinde okudu. Mezuniyetinden sonra özel sektörde çalışmaya başladı. 2009 yılına kadar çeşitli sektörlerde görev aldıktan sonra, yayın sektörüne geçti. Güray Süngü yazmaya Bursa yıllarında başladı. İlk öyküsü 1998 yılında Hece dergisinde yayınlandı. Bugüne dek, Hece, Hece Öykü, E-edebiyat, Ada, Özgür Edebiyat, İtibar, İzdiham, Cafcaf, Hacamat, CF, Edebi Müdahale, Post Öykü, Cins, Muhayyel gibi dergilerde öyküler ve yazılar yayınladı. Öğrenciyken yazdığı ilk romanı Dördüncü Tekil Şahıs 2006 yılında okuyucuyla buluştu. Düş Kesiği adlı romanıyla 2010 Oğuz Atay Roman Ödülü’ne, Kış Bahçesi adlı romanıyla 2011 Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü’ne layık görüldü. 2014 yılında Deli Gömleği ve Hiçbir şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi kitapları ile Necip Fazıl Hikaye Ödülü’nü kazandı. 2018 yılında 14. Kristal Lale ödüllerinde yılın edebiyatçısı seçildi. Kitapları; Dördüncü Tekil Şahıs-Roman, 2006 Pencereden-Roman, 2006 Düş Kesiği-Roman, 2010 Deli Gömleği-Öykü, 2010 Kış Bahçesi-Roman, 2011 Hiçbir şey Anlatmayan Hikâyelerin İkincisi-Öykü, 2012 Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk-Öykü, 2014 Mehmet’i Sakatlayan Serçe Parmağı-Roman, 2015 İnsanın Acayip Kısa Tarihi-Uzun Hikaye, 2016 Vicdan Sızlar-Öykü, 2016 İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır, 2018