Psikanalize Giriş (Nevrozların Genel Kuramı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
192
Gösterim
Adı:
Psikanalize Giriş
Alt başlık:
Nevrozların Genel Kuramı
Baskı tarihi:
1 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754067057
Kitabın türü:
Çeviri:
A. Can İdemen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Psikanaliz kuramının kurucusu olan Freud (1856-1939), bu kuramıyla ilgili ilk notlarını öğrencilerine aktardığı derslerle kitaplaştırdı.

Freud'un derslerinin "Hatalı Eylemler" ve "Rüya" adını taşıyan ilk bölümlerini daha önce sunmuştuk.

Elinizdeki "Nevrozların Genel Kuramı"nda Freud, psikanalizin psikiyatri ile ilişkisini, nevroz belirtilerinin anlamını, bilinçdışı kavramını, insanın cinsel yaşamının yerini, libidonun gelişimini ve libido teorisini, sinirlilik, korku ve kaygı durumunu, narsisizmi, analitik tedaviyi irdeliyor. Freud, bu irdelemesinde, ele aldığı konularla ilgili psikiyatri dünyasındaki gelişmelere de gönderme yapıyor ve bilimsel saptama ve önermelerini sunduğu yapıtıyla nevrozlar konusundaki öncülüğünü bir kez daha kanıtlıyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Yaşam ne olursa olsun,
Onu yaşayabilirsin;
Kendini bildiğin sürece,
Hiçbir şey kaybolmuş değil.

Goethe.
Bildiğiniz gibi, çocuğun başlıca ilgisi beslenmesiyle ilgilidir. Anasının memesini emerken, tam mutlu bir biçimde uykuya dalan çocuğun yüzündeki memnunluk ifadesi, daha sonraki yaşamında ancak cinsel orgazma vardıktan sonraki halinde yeniden gözükür. Oysa, tek başına bu durum, bu konuda bir sonuca varmaya yetmez. Ne var ki, çocukların, gerçekten bir beslenme olmaksızın, beslenme için gerekli bu hareketi yinelemek istediğinde bulunduklarını görüyoruz. Onları bu harekete zorlayan açlık değildir. "Haz-emmesi" dediğimiz bu harekette emme, tıpkı lastik emzikle olduğu gibi, salt emme zevki için yapılır. Emziği emdiğinde de çocuğun yüzünde rahat bir ifadeyle uykuya dalmasından, salt emme eyleminin çocuğa doygunluk verdiğini görürüz. Kısa bir süre sonra da çocuk bu türde bir emmede bulunmadan uykuya dalmamak için direnir. (...) Bu haz duyusunun ilk olarak besin alma sırasında elde edildiğine inanıyoruz, ancak çocuk kısa süre sonra bundan bu koşullar dışında da haz almayı öğrenir. Süt çocukluğu dönemindeki bu çağda, elde edilen haz doygunluğu ancak ağız ve dudak bölgesinden gelmektedir. Bu yüzden bu bölgelere erotojen bölgeler adını verip, bu emmeden elde edilen haz duyusunu da cinsel bir duyu olarak tanımlarız.

(...) Ne var ki,, çocuk emmeyi artık haz için yapmaya başladığında artık bu nesne yerine kendi bedeninin bir parçası geçer, parmağını ya da dilini emmeye başlar. Haz elde etme amacında kendini böylece dış dünyaya bağımlılıktan kurtarır ve dahası, uyarılması bölgesini bedeninin bir başka bölgesine de yayarak, bunu yoğunlaştırır. Erotojen bölgelerin hepsi eşit derecede haz veremezler, bu yüzden, Dr. Lindner'in dediği gibi, çocuk bedenini elleyerekten cinsel organlarındaki o özel uyarılma bölgesini bularak, haz-emmesinden mastürbasyona (onani'ye) geçer.
Sigmund Freud
Sayfa 66 - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları (1973
İnançlarımıza ve amaçlarımıza ters düşmemek adına çocuğun cinsel aktivitesini görmemezlikten geliyoruz -ki bu kolay olmaktan çok uzak bir tutum- ya da onu, farklı yorumlamaktan memnunuz. Çocuk saf, masum olmalı ve kim başka türlü söylerse, kutsal olana saygısızlık yapan, insanlığın en masum ve en şefkatli duygularını hiçe sayan utanmaz bir kâfir olarak suçlanabilir.
...Toplum, eğitimin en önemli görevlerinden biri olarak, üreme dürtüsü kendisini gösterdiğinde cinsel içgüdüyü kısıtlamasını, kontrol altına almasını ve toplumsal normlara uyan bireysel isteğe dönüştürmesini görüyor. Buna göre, kendi çıkarı adına toplum, çocuk belli bir zihinsel olgunluk evresine ulaşıncaya kadar çocuğun cinsel ihtiyaçlarının tam gelişimini erteleyecektir. Aksi takdirde içgüdü, bütün bariyerleri aşabilir ve medeniyetin zar zor elde ettiği sonuçları yok edebilir. Cinselliği frenleme görevinin üstesinden gelmek kimi zaman kolay, kimi zaman zor olmuştur. İnsan toplumunu motive eden kuvvet temel olarak ekonomik; üyelerinin çalışmadan yaşamalarına izin verebilecek kadar yeterli geçim kaynağına sahip olmadığından, toplum üyelerinin sayısını sınırlamak ve tüm enerjilerini cinsel aktiviteden çalışmaya yönlendirmek zorunda. Burada, insanlıkla beraber doğan ve bugüne kadar direnen ebedi yaşam için mücadele karşısında bulunuyoruz.
Sigmund Freud
Sayfa 75 - Cem Yayınevi
...İlkin, bu nevrotik kaygı korkunun genel koşulunu, yani kendisini uygun herhangi bir düşünceye bağlamaya, yargıyı etkilemeye, beklentiler yaratmaya, aslında kısaca kendisini hissettirmek için herhangi bir fırsatı yakalamaya hazır bir yüzer-gezer anksiyete (free-floating anxiety)* koşulunu buluyoruz. Biz bu duruma, "korkuyla beklemek" veya "kaygılı bekleyiş" diyoruz.
Bu tür bir korku yaşayan kişiler olasılıklarının en kötüsünü öngörürler, her bir rastlantıyı kötü alamet olarak yorumlarlar ve bütün belirsizliklere korkunç anlamlar yüklerler. Hasta sınıfına sokmayacağımız birçok kişi felaket beklentisi eğilimi gösterir. Onları aşırı kaygılı ya da karamsar olmakla suçlarız.

*Herhangi bir tehlike veya tehlike belirtisi yokken deneyimlenen korku.
Sigmund Freud
Sayfa 164 - Cem Yayınevi
Besin almada çok belirgin bir biçimde görülen hal, dışkılama süreci içinde de bir dereceye kadar yinelenir. Buradan, çocukların idrar ve bağırsakları boşaltmadan bir haz yaşantısı elde ettikleri ve kısa süre içinde bu eylemleri, erotojen bölgelerdeki dokuların uyarılmasının kendilerine en büyük hazzı sağlayabileceği bir biçimde yapmaya çalışmaya başladıkları sonucuna varırız. Lou Andreas'ın güzel bir sezgiyle işaret ettiği gibi, dış dünya bu noktada ilkin bir engel gibi ise karışır. Çocuğun haz isteğine karşı koyan düşmanca bir güç gibidir. Çocuğun daha sonraki yaşamında karşılaşacağı iç ve dış çalışmalarının ilk işaretidir bu aslında. Dışkılamasını ve çişini kendi istediği zaman değil, başkaları tarafından gösterildiği zamanlarda yapmak zorundadır. Onu bu haz kaynaklarından vazgeçirmek için, bu eylemlerle ilişkin her şeyin "ayıp" olduğu ve gizli tutulması gerektiği söylenir kendisine. Böylece, hazzı başkalarının gözünde değer kazanmayla değiştirmesi istenir. Dışkılara karşı olan kendi tutumu başlangıçta çok değişiktir. Kendi dışkıları onda iğrenti uyandırmaz; onlara bedeninin bir parçası olarak değer verir ve ayrılmak istemez. Onları özel değer verdiği ilk "hediye" olarak kullanarak, bu kimseleri diğerlerinden ayırır. Sonraları, eğitim kendisini bu eğitimlerinden uzaklaştırmayı başardığı halde bile "hediyeleri" ve "parası" konusunda aynı yüksek görüşü duymayı sürdürür. Ayrıca, işeme konusundaki başarıları da kendisi için özel bir öğünme konusudur.
Sigmund Freud
Sayfa 68 - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları (1973

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikanalize Giriş
Alt başlık:
Nevrozların Genel Kuramı
Baskı tarihi:
1 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754067057
Kitabın türü:
Çeviri:
A. Can İdemen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Psikanaliz kuramının kurucusu olan Freud (1856-1939), bu kuramıyla ilgili ilk notlarını öğrencilerine aktardığı derslerle kitaplaştırdı.

Freud'un derslerinin "Hatalı Eylemler" ve "Rüya" adını taşıyan ilk bölümlerini daha önce sunmuştuk.

Elinizdeki "Nevrozların Genel Kuramı"nda Freud, psikanalizin psikiyatri ile ilişkisini, nevroz belirtilerinin anlamını, bilinçdışı kavramını, insanın cinsel yaşamının yerini, libidonun gelişimini ve libido teorisini, sinirlilik, korku ve kaygı durumunu, narsisizmi, analitik tedaviyi irdeliyor. Freud, bu irdelemesinde, ele aldığı konularla ilgili psikiyatri dünyasındaki gelişmelere de gönderme yapıyor ve bilimsel saptama ve önermelerini sunduğu yapıtıyla nevrozlar konusundaki öncülüğünü bir kez daha kanıtlıyor.

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Eren Çiftlikli
  • Deniz Yavuz
  • Kitap Yazar
  • Gökhan Elbistan
  • Serkan Yavuzcan
  • Emirhan
  • Blablalala
  • Kağan
  • Savas Acar
  • Matruşka

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%66.7 (2)
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0