Qəhvəyi Kostyumlu Kişi

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.529
Gösterim
Adı:
Qəhvəyi Kostyumlu Kişi
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952242669
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Man İn The Brown Suit
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Altun Kitab
Baskılar:
Kahverengi Elbiseli Adam
Kahverengi Elbiseli Adam - Sessiz Tanık
Kahverengi Elbiseli Adam
Kahverengi Elbiseli Adam
Qəhvəyi Kostyumlu Kişi
Aqata Kristinin “Qəhvəyi kostyumlu kişi” dedektiv romanındakı hadisələr ekzotik Cənubi Afrikada baş verir. Parisdə özünü rus rəqqasəsi kimi qələmə verən Nadin adlı qadın “polkovnik” adlandırılan beynəlxalq miqyaslı təxribatçı – agentin xidmətindədir. “Polkovnik” işdən aralanmaq və onunla işləyənləri əliboş qoymaq istəyir. Nadinin planları isə başqadır, o, “polkovnik”i şantaj etmək fikrindədir…
272 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Kahverengi Elbiseli Adam, genç bir kadının ağzından anlatılan casusluk konulu bir polisiye roman. Monoton yaşamından sıkılan ve izlediği filmlerin etkisi ile maceralar peşine düşen kahramanımız, romanın sonunda aşkı, mutluluğu ve kimsenin tanımadığı çete reisini yakalamayı başarır.
Akıcı anlatımı, heyecan ve gerilimli kurgusuyla okunmaya değer bir eser olarak alınmalıdır...
272 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Yine bir Agatha Christie kitabı bitti. Akıcı bir kitaptı farklı bir tarz denenmiști diyebilirim. Gerçi bunu hep diyorum fakat elimde değil ne yapayım? her okuduğumda üslup ve karakterler değișiyor.
Peki sevdim mi?
Bir açıdan çok beğendim. Düz bir polisiye değildi karakter çok farklıydı. Diğer Christie kitaplarındaki karakterlerden daha ateșli ve acemiydi. Miss Beddingfeld macera için yollara düșmüș bizi de kendisiyle sürüklüyordu.
Tabii kitapta Köșkteki Esrar havası vardı bunuda söyleyeyim.(macera bakımından)

Ee akıcı dedim, karakterde tamam dedim peki neyi sevmedim?

Șu olaylara gereğinden fazla așk koyulduğunu düșünüyorum. Hatta bazı bölümler bana wattpad kitabı okuyor hissi uyandırdı çünkü ortada cıvık bir așk vardı.

Sonuç olarak artısıyla eksisiyle okunabilecek bir roman. Okuduğum için kesinlikle pișman değilim fakat çerez bir kitaptan dahası olacağını düșünmüyorum.
272 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Agatha Christie eserlerini artık yarıladık sanırım (inşallah öyledir) ve yine Poirot olmadığı için beklentiyi düşük tutarak memnuniyeti sağladığım bir roman.

Anne Beddingfeld, babası öldükten sonra babasının hayranı Flemming’in Londra’daki evinde yaşamaya başlar. Nasıl bir hayranlıksa, değil mi? İlginçtir, bu kızımız pek uslu durmayı sevmeyen, kafasını katillere ve cinayete takmış biridir ve tek bir ipucu ile birlikte Güney Afrika yolculuğuna çıkar.

Fail ‘Albay’ adıyla bilinen biridir ama gerçek katil o mudur? Hani kitapta, hangi filmde hemen ilk ipucuyla katile ulaşıldı ki değil mi? Agatha Christie kitaplarından bahsediyoruz. Yeri gelir, Hercule Poirot bile cinayet ile suçlanabilir ama hemen değil. O yüzden biraz dikkatle okumak gerek.

İlgimi çeken noktalardan biri de sayfa 84teki “Biz kadınlar tanıştığımız her erkeği olası koca ya da erkek arkadaş olarak görme eğilimindeyiz” şeklindeki cümleydi. Üzgünüm ama buna ben bile inanmadımsa kadınların da karşı çıkacağına eminim. Önüne gelene güvenmek mi? İnsan yıllarını harcadıklarının acısını yıllar geçse bile atlatamıyor, bu nasıl iş diye sordum kendime.

Hepimize iyi akşamlar, keyifli okumalar diliyorum..
272 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Oldukça güzel bir casusluk romanı. Anne Bedingfield babasını kaybeder. Bir gün metroda bir adamın öldüğünü görür. Bir adam yanına doktor olarak gider. Çıkarken bir kağıt düşürür. Kağıt ölen adama aittir ve diğeri de doktor değildir. İşin içinde bir casusluk çetesi vardır. Kağıtta yazanlara bakıp Afrika'ya giden bir gemiye biner. Gemide Albay Race, Sir Eustace ve bayan Clair vardır. Aynı zamanda Eustace'in sekreteri Bay Pagett çok şüpheli bir adamdır. Ama acaba casusluk çetesinin başındaki adam olan Albay kimdir ve Eustace'ın evinde öldürülen Nadine adlı dansözü kim öldürmüştür? Albay hiç beklenmedik bir isimdir ve Anne hayatının adamını bulmakla beraber bir ömre yetecek macerayı yaşayacaktır. Keyifle okunan bir roman.
272 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Polisiyeni kraliçesi!!!! O kadar tatlı bir roman olmuş ki hem cinayetin peşinde merak uyandırıcı hem de birçok yönden insana iyi gelen bir kitap. Bir noktada arkadaşlığın da önemini belirtiyor Bayan Blair. İnsanın içgüdülerinin çoğu zaman doğru olması da Anne’nin Kahverengi Elbiseli Adam’a karşı güvenini destekliyor.
211 syf.
·3 günde·Beğendi·5/10 puan
Merhaba 1k ailesi! Bugün sizlere Agatha CHRISTIE' nin Kahverengi Elbiseli Adam kitabını yorumlayacağım. PDF şeklinde okudum.
Kitap Anne isminde bir kızın macera aramasıyla başlıyor süreç. Tren raylarına düşüp ölen bir adam, Anne ve olaylar esasına bakarsanız... Ama ben pek beğenemedim kitabı, gereksiz detaylar vardı bana göre. 5 puan vermemin sebebi ise, bazı bölümler de karakterlerin yayımladığı anılar..
Keyifli okumalar..
272 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Agatha Christie... Bu polisiye üstadını, herhangi bir kitabını okumamışsanız bile, mutlaka duymuşsunuzdur. Ben de şimdiye dek kendisinin bir kitabını hiç okumamıştım ta ki Kahverengi Elbiseli Adam'a kadar. Sonuç: fevkalâde. Öncelikle üslubundan bahsetmek istiyorum. Oldukça yalın ve akıcı. Cümleleri coşkulu bir nehir gibi ardı ardına sıralanıp, pürüzlenmeden akıp gidiyor. Bunu oldukça sevdim. Beni hiç mi hiç yormadı. Kurgusu da oldukça iyiydi. Neden polisiye kraliçesi konumunda olduğuna şaşmamak gerek. Her şey birbirine mükemmel bağlıydı ve en ufak ayrıntılar mükemmel verilmişti. Her bir ayrıntının da bir değeri vardı, yani hiçbiri boş yere anlatılan laf kalabalığı değildi.

Ana hatlarıyla konudan bahsetmek istiyorum. Anne Beddingfeld ana karakterimiz. Babasıyla beraber monoton ve sıkıcı bir hayat sürmüş, ta ki babası öldükten sonra Londra'ya yerleşinceye kadar bundan kurtulamamış genç bir kadın. Her zaman içinde var olan macera tutkusu bir gün metro istasyonunda tanık olduğu kaza, ama sebebi olan bir kaza, sonucu açığa çıkar. Elinde, tesadüfen ona geçen bir ipucu niteliğinde kağıtla, babasından kalan küçük mirasın tamamını bir gemi yolculuğuna yatırır ve bu olayın gerçeğinin peşine takılır. O adamın ölümünden bir saat sonra bir cinayet işlenir. Ve her nasılsa Anne bunların bağlantılı olduğunu anlar. Aslında bu olay görüldüğü kadar basit değildir, ardında daha başka olaylar zinciri ve başında da 'Albay' diye bilinen biri vardır. Ve herkesin cinayeti işlediğini düşündüğü Kahverengi Elbiseli Adam da bu Albay'ın günah keçilerinden biridir. Maceraperest genç kadınımız Anne, bu yakışıklı adam ve birkaç yoldaşıyla beraber cinayetin failinin peşine düşer. Bu arada Christie, hikayenin içine bir küçük de aşk kondurmuş ki bence pek de iyi etmiş.
Polisiye ve aşk bu kitapta çok güzel yoğrulmuş. Sevenlere şiddetle öneririm. Bu arada kitaptaki ana sözcük: Elmaslar.
272 syf.
·11 günde·4/10 puan
Yazarın, okuduğum dördüncü kitabıydı. Diğerleri kadar güzel değildi. Ortalamanın altında bir film izlemiş gibi oldum. Ben okurken sıkıldım. Okumayan bir şey kaybetmez diye düşünüyorum.
272 syf.
·5 günde
Aslında bu kitabı 1k'ya katılmadan çok daha öncesinde okumuştum. Geçen gün aklıma gelince tekrar okumaya karar verdim. İyi de oldu aslında. Çünkü Anne Beddingfeld ile tekrar aynı macerada olmak inanılmaz heyecan verici bir duygu. Aynı zamanda bu kitap Agatha Christie ile tanışmama vesile olmuştu. Öyle ki, elime alır almaz kısa sürede bitirmiştim.
Bu kitapla ilgili kısa bir ânımı anlatmak istiyorum:
Kardeşimle aynı ânda Agatha Christie kitaplarını okumaya karar vermiştik. Ama ondan önce kitabı okuyup sonunu söyleyince, kitapla ilgili hevesi de gitmişti. Sonrasında bana kızıp, kitaplarına dokundurmamıştı. Ve hâlâ da izin vermiyor okumama. Tabii ondan habersiz okuduğumu da bilmiyor :)

Kitaba dönecek olursam;
Anne Beddingfeld, babasının ölümünden sonra, Londra'da yaşama kararı alır. Sıkıcı, sakin bir hayattan bunalan Anne, izlediği filmler ve okuduğu kitaplar gibi macera dolu bir hayata ve âşka sahip olmak ister. Bir gün Londra'da metrodayken, kendisiyle göz göze gelen bir adamın aniden korkup geri adım atmasıyla raylara düşüp öldüğüne tanık olur. Olaya müdahale etmek isteyen ve kendisinin doktor olduğunu söyleyen adamın peşinden giderken, doktorun cebinden düşen notu bulunca bu işin kaza olmadığını anlar ve olayın peşini bırakmaz. Bulduğu ipuçları sayesinde Afrika'ya gitmekte olan bir gemi yolculuğuna çıkar.
Gemi yolculuğu sırasında başına gelen olaylar ve bunların bağlantılarının kimler olduğunu öğrenir.
"Albay" lakaplı düşmanın peşindeki Anne, Albay tarafından gözlendiğinin de farkında değildi.
Dedektif gibi iz süren Anne, katilin kim olduğunu bulur sonunda. Ve katil, tahmin etmediği bir isim.

Anne, hem hayallerindeki gibi maceralı bir hayata, hem de sahip olmak istediği âşka kavuşmuştur.
Aşk ve macera dolu, okunmaya değer bir kitap, tavsiye ederim :)
272 syf.
·12 günde
Oldukça güzel bir casusluk romanı. Anne Bedingfield babasını kaybeder. Bir gün metroda bir adamın öldüğünü görür. Bir adam yanına doktor olarak gider. Çıkarken bir kağıt düşürür. Kağıt ölen adama aittir ve diğeri de doktor değildir. İşin içinde bir casusluk çetesi vardır. Kağıtta yazanlara bakıp Afrika'ya giden bir gemiye biner. Gemide Albay Race, Sir Eustace ve bayan Clair vardır. Aynı zamanda Eustace'in sekreteri Bay Pagett çok şüpheli bir adamdır. Ama acaba casusluk çetesinin başındaki adam olan Albay kimdir ve Eustace'ın evinde öldürülen Nadine adlı dansözü kim öldürmüştür? Albay hiç beklenmedik bir isimdir ve Anne hayatının adamını bulmakla beraber bir ömre yetecek macerayı yaşayacaktır. Keyifle okunan bir roman.
"Aşıklar daima kavga ederler," dedim. "Çünkü birbirlerini anlamazlar. Anlamaya başladıkları zaman da aşkları biter."
"Yani bunun tersi doğru mudur?" diye sordu. "Sürekli kavga edenler birbirlerine aşık mıdır?"
Ve çok güzel bir yaşam felsefesi vardı: 'Eğer bir şeyi güvenle yapmak istiyorsan asla kendin yapma!' Şu halimize bak, hepimiz onun emrindeyiz ve boğazımıza kadar suça batmış durumdayız, ama hiçbirimizin elinde onunla ilgili bir şey yok."
"Elbette bir kadın için istemediği şeyleri sırf sevdiği biri için yapmak kadar büyük bir zevk olamaz. Üstelik ne kadar inatçı, kişilikli bir kadınsa sevgisi de o kadar güçlü olur."
Agatha Christie
Altın Kitaplar Yayınevi, Anne Beddingfeld
Eğer bakışlarla insan öldürülebilseydi, o an ölmüş olurdum. Kabaca beni kenara itti. Kapıya ulaştığında arkasını dönmeden omzunun üzerinden, "Ne şimdi ne başka bir zaman size asla teşekkür etmeyeceğim. Ama borcumun bilincindeyim. Bir gün bunu ödeyeceğim."
Agatha Christie
Altın Kitaplar Yayınevi
"Âşıklar daima kavga ederler," dedim. "Çünkü birbirlerini anlamazlar. Anlamaya başladıkları zaman da aşkları biter."
Agatha Christie
Altın Kitaplar Yayınevi, Anne Beddingfeld

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Qəhvəyi Kostyumlu Kişi
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952242669
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Man İn The Brown Suit
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Altun Kitab
Baskılar:
Kahverengi Elbiseli Adam
Kahverengi Elbiseli Adam - Sessiz Tanık
Kahverengi Elbiseli Adam
Kahverengi Elbiseli Adam
Qəhvəyi Kostyumlu Kişi
Aqata Kristinin “Qəhvəyi kostyumlu kişi” dedektiv romanındakı hadisələr ekzotik Cənubi Afrikada baş verir. Parisdə özünü rus rəqqasəsi kimi qələmə verən Nadin adlı qadın “polkovnik” adlandırılan beynəlxalq miqyaslı təxribatçı – agentin xidmətindədir. “Polkovnik” işdən aralanmaq və onunla işləyənləri əliboş qoymaq istəyir. Nadinin planları isə başqadır, o, “polkovnik”i şantaj etmək fikrindədir…

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0