Sonsuzların her birini anlatıyor bu cilt.
Ana serinin tamamlanmasının ardından yazılmış bir cilt. Yani olmasa da yokluğunu aramazdık.
Neil Gaiman’ın yazmak için yazdığını düşünmüyorum. Yazmasının sebebi seriye olan özlemi bence. Sevgisi neyse ki saçmalamasına sebep olmamış.
Ortalama bir cilt oldu benim için.
Okurlar genel olarak aynı şeyleri yazmış: Hezeyan’ın ve Keder’in hikayesindeki başarıları.
Sonsuzlar, insan doğasının müthiş bir tasviri.
Ben biraz da Arzu’yu konuşmak istiyorum.
Bazı Sandman okurları Arzu’yu sevmez. Kötü kardeştir o. İnsanın kardeşine yaptığı hainlik, en büyük kötülüklerden biridir. Yani sevilmemesi konusunda tartışmaya gerek yok.
Fakat Arzu, insanlığın en müthiş tasviridir. Sandman serisinde insan doğasını yansıtan en başarılı karakterdir zannımca. Zaten Arzu’nun kendisinden beklenen de o olmalı.
Arzu ne iyidir ne kötü; kendi doğasına kulak verir.
Ben dine inanmam. Lakin bir şeyi şeytan olarak adlandıracak olsaydım, arzularımız olurdu. Şeytan, arzularımızın sesidir.
Açıkçası ben iyi bir insan olduğuma inanmıyorum. Kötü müyüm bilmiyorum. Sadece insanım ben. İkiyüzlü değilim. Kötülük yapmışsam, kötülük yaptığımı söylerim. Ve özellikle yaptığım kötülükleri söylerim. Çünkü bundan zevk alırım. Zevk alırım. Herkes iyi yönleriyle öne çıkıyor, kimsenin kötü yönlerini göstermeye cesareti yok. Kötülükten zevk almıyorum, kötülüğümü söyleyebilmemden gurur duyuyorum.
Bu yüzden Arzu, bu ciltte kendime en yakın hissettiğim karakter oldu. Genel olarak Ölüm favori karakterim olsa da, Arzu’yu bir şekilde yakın görürdüm kendime.
Cilt hakkında genel bir yorumda bulunmak gerek. Ebediler, insanüstü varlıklar, birçok insandan daha insani olduğunu hissettirdiler.
Neil Gaiman’ın kalemindeki deneysellik de asla gözümden kaçmamıştır. Hikayeye göre şekil alan