Platon'un yaşlılık dönemi eserlerinden olan Sofist diyaloğu, inşacı eserlerinden birisidir. Ne demek inşacı eser? Platon ilk dönem diyaloglarında Sokrates aracılığıyla belirli bir konuyu derinlemesine analiz eder ve genellikle net bir uzlaşıya varmadan tartışmayı sonlandırır. Bu eserlerde temel amaç, "bilmediğini bilmeyenlere" "bilmediklerini" göstermektir. Ancak yaşlılık dönemi eserlerinde Platon artık bildiklerini dökmeye, felsefesini biçimlendirmeye başlar. Sofist diyaloğunda da Platon'un metodoloji, ontoloji ve epistemolojisine dair bilgiler elde etme imkanı buluruz. Eser bu nedenle felsefe tarihinde de oldukça önemli bir yere sahiptir.
Sofistlerin gerçekte nasıl oldukları üzerine tartışmalar felsefe camiasınca bir nihayete erişmemiş olsa da, Platon'un kullandığı anlam bellidir. Platon sofistleri bir konuda derin malumatları olmamasına rağmen söz sanatlarını kullanarak gençleri kandıran; para karşılığında bilgi satan, halka açık alanlarda söylevlerle kendilerini öne çıkaran tipler olarak tanımlar. Sofistlerin bir diğer özelliği ise, her şeye kuşkuyla yaklaşarak rasyonalitenin temellerini yıkması, sahte ile gerçek bilgi arasındaki ayrımı yok etmeleridir. Tabi Platon gibi bir rasyonalistin bunlarla hesaplaşmadan felsefesini inşa etmesi düşünülemez.
Aslında burada Platon'un kitaptaki metodoloji, epistemoloji ve ontolojisini anlatmayı düşünüyordum lakin o zaman incelemeyi okuyanlara kitaptan bir şey bırakmamış olurum. Dolayısıyla günümüzde de özellikle post-modernizm ile yeniden canlanan radikal şüphecilik ve görelilik dünyasında Platon'un düşüncelerini nasıl inşa ettiğini görmek oldukça öğretici bir deneyimdir diye düşünüyor ve incelemeyi kitabın temel tartışma konusuna gönderme yapan şu dizelerle bitiriyorum:
Vara yok deyip de edemem inkar,
Akarsu’yum bunu bilenim