Michel Houellebecq’in İtaat adlı romanı, modern Fransız toplumunu din, siyaset ve kimlik ekseninde sorgulayan bir metin-hatta oldukça provokatif diyebiliriz.
Roman, Fransa’da bir Müslüman partinin iktidara geldiği kurgusal bir seçim senaryosunu merkezine alıyor. Ancak asıl mesele bu siyasal dönüşümden çok, batı toplumunun uzun süredir yaşadığı değer kaybı, yorgunluk ve boşluk hissi.
Ana karakter François, bir edebiyat profesörü.Yalnızlık, anlamsızlık ve gelecek kaygısıyla sürdürdüğü hayatında, ülkedeki siyasi ve dini değişimleri neredeyse edilgen bir biçimde izliyor. Onun duruşu, tükenmiş batı entelektüeli portresinin ta kendisi.François, bir roman kahramanından çok, yorulmuş,vasat, edilgen ve fazlasıyla işe yaramaz birisi. Ne düşünsel anlamda üretken, ne ahlaki olarak tutarlı, ne de duygusal olarak derin.Hayata ve olaylara karşı sürekli mesafeli.
İtaat, İslam’ın Batı’daki konumunu hoşgörü, entegrasyon ve kimlik politikaları üzerinden ele alıyor ama bu temsil çoğu zaman tek boyutlu kalmış.Yani roman, doğrudan bir İslam düşmanlığı yapmasa bile, İslam’ı bir korku ve tehdit imgesi üzerinden kurduğu için İslamofobik bir okuma ihtimalini barındırıyor.Aslında Houellebecq’in asıl hedefi İslam’dan çok Batı gibi görünse de, dini bu biçimde araçsallaştırması metni oldukça problemli kılmış.
İtaat, Fransa’da 7 Ocak 2015’te yayımlandı ve aynı gün Charlie Hebdo dergisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Derginin o sayısının kapağında Houellebecq karikatürize edilmiş ve “2015’te dişlerimi kaybederim, 2022’de Ramazan tutarım” ifadesine yer verilmişti. Bu cümle, romandaki temel fikri alaycı bir biçimde özetliyordu ancak saldırı sonrası oluşan atmosferde bu cümle,Fransa'daki İslam tartışmalarına göndermede bulunan kışkırtıcı bir ironi içeriyordu.
Bu bağlamdan sonra İtaat, yalnızca edebi