“Gerçek bir tek başınalık, sahte bir kalabalıktan evlaydı her zaman!”
Kitabımız on ayrı öyküden oluşuyor. Sulu boya gibi dağılmış hayatların, renklerle özdeştirişmiş öykülerini okuyoruz. Her bir öyküde ya kendimizi ya da çevremizden tanıdığımız birinin hikayelerini anımsıyoruz. Ne kadar bilinç dışı olsa da yaşanılması mümkün olaylar silseleriyle yüzleşiyoruz. Ve beyin mekanizması ben olsaydımlarla işlemeye başlayıp, iyi ki ben değilimlerle devam ediyor. Ve sonra Siyah düşüyor akla!
Siyah matem rengi derler oysa fazla kiloları saklamak için en ideal renk olur kendileri. Siyahın kapkaralığı sizi sarmalar, kamufle eder mutlu olursunuz. Fakat sonrasında eve gelip beyaz eşofmanları çekince üstüne, az önceki mutluluk beyazın kırıklığına dönüşür…
İşte bu kitapta; siyah, gri, kahverengi, lacivert, sarı, turuncu,mavi, mor ve kırmızının yaşamlara göre dağılımını okuyoruz. İncinmiş, kırılmış, dışlanmış, ihanete uğramış karakterlerin acılarına, mutsuzluklarına tanıklık ediyoruz.
Grinin-ötekiliğini, Siyahın-Kapkaranlığını, Morun-ötesini, Lacivertin-Dipsizliğini, Beyazın-Kırıklığını ve Kahverenginin-Noksanlığını ilikilerimize kadar hissediyoruz.
Bir öyküden diğerine hemen geçemiyor, her bir öykü bitiminde düşüncelere dalıp,sindirmeye çalışıyorsunuz.
"Dünyadaki herkes yapar ama o yapmaz!" denilen kişinin büyük ihanetini, oğullarına kalbim ve ruhum diye hitap eden ve bana göre beyni olması gereken kızını dışlaması, sonrasında kalbini ve ruhunu kaybedip kızını takıntı haline getiren bir annenin ibretlik öyküsünü okuyoruz. Genel olarak her öyküden etkilendim ama beni en çok etkileyen Kırmızı-Kesi öyküsü oldu. Gerçekten düşününce hangisinin kurban olduğunu kestiremedim.
Psikiyatrist-Psikoterapist ve Yazar Uzm. Dr. Aslı Aktümen’in kalemine, yüreğine sağlık.
İçeriğinde birbirinden