The Giver

·
Okunma
·
Beğeni
·
4948
Gösterim
Adı:
The Giver
Baskı tarihi:
Eylül 2002
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780440219071
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Laurel Leaf Publishing
Baskılar:
Seçilmiş Kişi
The Giver
The Giver
The Giver
Jonas's world is perfect. Everything is under control. There is no war or fear or pain. There are no choices. Every person is assigned a role in the Community.

When Jonas turns twelve he is singled out to receive special training from The Giver. The Giver alone holds the memories of the true pain and pleasure of life. Now it's time for Jonas to receive the truth. There is no turning back.
167 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Duygular olmadan insanların ne kadar canavarlaşabileceğinin yazılı kanıtı. Jonas’la birlikte renkleri tekrar görüp, duyguları tekrar hissedeceksiniz. Tek solukluk ruhu aydınlatan kitap. Her kitaplıkta bulunmalı.
167 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Lois Lowry iyi bir iş çıkartmış bu kitapta.
Seçilmiş bir kişiyi bana sorgulattı. Okurken bu sorgulamayı sizin de yapacağınızı inanıyorum. Lois'in amacı da buydu diye düşünüyorum. Okuduğun cümleyi sana sorgulatabilmek. Düşüncesini sana aktarabilmek. Kitabın sonu beni tatmin etti. Çünkü sadece bir son değildi. Yazar, kitabın sonunda bize sorgulattığı düşüncelerle bir kapıyı göstermiş. Bu kapının anahtarını da vermiş. Bizim tatmin olup olmamamızda kapıdan girdiğimizde, içerinde bulmak istediğimiz şeylerin olması ile ilgili. Ben istediğimi buldum.
167 syf.
·9/10
Çok heyecanlı, ne olacak diye merakla okuyacağınız, sürükleyici bir kitap.
Sadece tek sitemim kitabın sonu oldu.
Ne oluyor? Nereye gidiyor Jonas? Ne bitti, ne başladı ? Anlayamıyorsunuz bir türlü...
167 syf.
·Puan vermedi
Gençler için yazılmış bir ütopya olsa da yetişkinlerinde büyük bir keyifle okuyacaklarını tahmin ediyorum. Tam hikayenin sürükleyiciliğine kapıldığınız anda kitap bitiyor yalnız. Sonu da ne yazık ki biraz havada kalmış.
167 syf.
·Puan vermedi
Lois Lawry' in bu kitabı, her ne kadar çocuklar için yazılmış olsa da yetişkinlerin de keyif alacağı ve önemli dersler çıkartacağı hoş bir kitap.

Tam olarak zaman kavramını belli olmadığı daha çok geleceğe dönük bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitap, Kitabın kahramanı Jonas'ın yaşadığı toplumdan bahsedilmektedir. Bu toplumda oldukça gelişmiş bir eğitim sistemine ve her bireyin kendine has yetenekleri bulunmaktadir. Günümüz dünyasından uzak bir toplum örneği var bu kitapta. Çatışmaların, yoksulluğun, işsizliğin, boşanmanın, haksızlığın ve eşitsizliğin olmadığı bir dünya bu. Aile değerlerinin üstün olduğu, ergenlik isyanlarının duyulmadığı ve görgü kurallarının bile yaşam biçimi olduğu bir zaman dilimi.
Aynı zamanda bu toplu belli bir düzen içinde işleyen bir sürü kural. Sahip olduğunuz herşeye toplum karar veriyor; ne iş yapacağınız, kiminle evleneceğiniz, hangi özellikteki çocuğa ve maksimum kaç çocuğa sahip olacağınız, bunların hepsine sizin yerinize başkaları karar veriyor.
Jonas topluluğun en önemli görevi olan anı toplayıcılığı verilince, Aktarıcı denilen bir önceki anı toplayıcıdan eğitim aldıkça aslında herşeyin zannettiği kadar mükemmel olmadığı anlar.
Çünkü duyguların, acıların, renklerin, sevginin, aşkı, mutluluğun olmadığı bir toplum. Jonas için sıkıcı, sıradan olur ve Aktarıcı'nın yardımıyla bir şeylerin değişmesi için harekete geçerler.

İnsana hayatı sorgulatan bir kitap, acaba duygularımızı ne derecede kullanıyoruz?
gerçek acı, peki yaşamımızda gerçeğe yönelmeye ne kadar cesaretimiz var?
gibi soruları insana yönelten bir kitap.
167 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Düşünün ki hisler, tepeler ,dağlar,renkler, yağmur, güneş yok aile kavramı var ama hiç biri genetik anne babanız değil sıcak aile yaşamı yok ! Çünkü bunlar tehlikeli seçme hakkınız yok size uygun bulunan eşle birlikte yaşam sürüp,size uygun görülen çocuklara anne babalık yapıp, size uygun bulunan işte çalışmalısınız ve vakti geldiğinde topluluktan ayrılmalısınız ayrılma töreniyle .
Konusu ile ilgili fikrim olmadan başladım okumaya ve beğendim oldukça güzeldi sahip olduklarımıza sahip çıkmamız gerektiğini hatırlattı bana. Her yaştan okuyucuya tavsiyemdir okuyun okutturun ..
167 syf.
·12 günde·9/10
Bu kitabı okurken bilge kişiyi, filozofun doğuşunu, düşünmeden edemedim. Seçilmişliğin bir insanın özellikleriyle değil, gerçeği görebilmesi ile cesareti ile isimlendirilebileceğini çok güzel anlatmış yazar. Açıkçası bu roman bana hayatı tekrar sorgulattı. Duygularımla ne kadar barışığım? Onları ne kadar kullanıyorum? Gerçek acıdır. Peki bu gerçeğe yönelmeye senin cesaretin var mı? Hayat devam ediyor. Diğer insanlar gibi olmak seçilmiş olmak değildir. Seçilmiş olmak için onların göremediklerini görmek gerekir. Hatta herşeyi en gerçeği ile görebilmek...
167 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Harika bir kitap. Okuduktan sonra hemen filmini izleyin. Daha farklı bir senaryo olmuş. Ancak, aynı orijinli oldukları belli. Kitap devam niteliği taşımayan bir dörtleme içinde anladığım kadarıyla. Muhakkak diğerlerini de okuyacağım. Yazara hayran kaldım.
167 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sanki bugüne kadar okuduğum kitapların, izlediğim filmlerin karışımı gibi bir kitaptı. Her distopyanın derli toplu ve heyecan verici kurgusuyla yazılmış bir kitaptı. Serinin geri kalanını da aldım ️
167 syf.
·5/10
Distopik bir eser kurgulamış yazarımız. Ancak distopya alanında yazılmış olan Cesur Yeni Dünya, 1984, Hayvan Çiftliği, Biz,... gibi eserlerden sonra baya gerilerde kalmış. Eğer Distopya türünde bir kitap okumak isterseniz bu kitaba başlamadan önce daha iyi seçenekleriniz var kesinlikle.
167 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap genç okurlar için yazılmış ancak bence yetişkinlere bile ağır gelecek kaygılar içeriyor. Sadece sonundan çok tatmin olmadım daha açıklayıcı olmasını dilerdim. Genel olarak başarılı bir kara ütopya. Tavsiye ederim
167 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitap bittiği gibi yazma gereği duydum.Kanalımda da bu kitapla ilgili bir kaç kelime söylemiştim, genelde çocukların okuması için yazılmış falan diye.İnanmayınız efendim.Öyle bir şey yok.Şu 166 sayfadan bir sürü şey çıkarabiliyorsunuz.
Kitabımız Jonas kankimizin başından geçiyor.Ama sağlam geçiyor he.İlerde bayaa bir yükün altına giriyor neyse kitabı öyle anlatmadan yavaşça inceleyelim.

Yaşadıkları yer dünya içinde dünya gibi.Başta yazar bundan pek bahsetmiyor, ama ilerde bununla ilgili bayaa bilgi veriyor bizlere.Yaşadıkları dünya içinde dünya da her şey yerli yerinde, kimse acı çekmiyor, kimse açlık çekmiyor.Hiç kimsenin hiç bir sorunu yok bugün nasıllarsa, yıllar sonra da aynı şekil devam ediyorlar.Hastalık hiç yok.Bizim Jonas kankimiz 11 yaşındadır.Bu dünya da 3 yaşına kadar normal yaşıyorsunuz.3'den sonra ise her yaşın kendi grubu var.Her grupta yeni özellikler alıyorsunuz.Mesela 9 yaşınızda bisiklet alabiliyorsunuz, 9'dan önce olmuyor malesef.12 ise en önemli yaş.12 yaşınızda ileride yaşlanıncaya kadar yapacağınız mesleği veriyorlar size.Evet siz belirlemiyorsunuz, dünya içinde ki dünyanın yaşlıları belirliyor bunu.12 yaşına kadar sizi gözlemliyorlar ve sizin katıldığınız gönüllü etkinlikler de bunda etkili oluyor (seçilmenizde) size en uygun buldukları mesleği size yapıştırıyorlar efendim.Evet tören yapıyorlar ve 'Ahmet gel abicim.Evet bakıyoruz şimdiye kadar neler yapmışsın.Hiç bir etkinliğe katılmamışsın, bir halta yaramamışsın.Bir işin ucundan tutmamışsın eşşek herif.O zaman seniii boş işler müdür yardımcısı ilan ediyorum.Evet hadi ikile' diyorlar.Bir anda kendinizi yeni mesleğinizde buluyorsunuz.Tabi ana karakterimiz Jonas emmim yani sonuçta ana karakter olduğu için, en kral mesleği alıyor.Neyse o da bize kalsın.

Kitapla ilgili tabi ki beğenmediğim nokta var.Mesela Jonas kankimin küçük kız kardeşi Lily.Lily beğenmedim değil, yazarımız Lois hanımefendimizin Lily'i konuşturma tarzı.Lily sanki 8 yaşında değilde 25 yaşında gibi.Onun kurduğu olgunlukta ki cümleleri ben veyahut başakları ömrü hayatımız boyunca kurmamışızdır herhalde.Biraz o canımı sıktı ama onun haricinde 166 sayfada gerçekten size sağlam duygular veren bir kitap.

Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar kankilerr :)))
Anıları, saygınlığı, bilgeliği ve acıyı istemiyordu. Çocukluğuna dönmek istiyordu, dizlerinin sıyrılmasını ve top oynamayı özlemişti.
"Çitlerin ötesine bakmak , yalnız başina dısari cikmak tehlikelidir. Bu uçurumun kenarinda durmak gibidir. Asagiya bakarken düsebilirsin. Sahip oldugun her seyi kaybedebilirsin."
Fakat ben yinede baktım."
"His childhood, his friendship, his carefree sense of security -all of these things seemed to be skipping away."
"İnsanlar bir zamanlar hissediyormuş. Sen de ben de bunun parçası olduk, biliyoruz bu nedenle. Bir zamanlar duyguları varmış insanların, tıpkı gurur gibi, hüzün gibi ve... Ve sevgi gibi, diye ekledi Jonas"
Lois Lowry
Sayfa 144 - Arkadaş yayınevi
"The worst part of holding the memories is not the pain. It's the loneliness of it. Memories need to be shared."
"Anıları tutmanın en kötü tarafı hissedilen acı değil. O yalnızlık duygusu. Anıların paylaşılması gerekir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Giver
Baskı tarihi:
Eylül 2002
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780440219071
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Laurel Leaf Publishing
Baskılar:
Seçilmiş Kişi
The Giver
The Giver
The Giver
Jonas's world is perfect. Everything is under control. There is no war or fear or pain. There are no choices. Every person is assigned a role in the Community.

When Jonas turns twelve he is singled out to receive special training from The Giver. The Giver alone holds the memories of the true pain and pleasure of life. Now it's time for Jonas to receive the truth. There is no turning back.

Kitabı okuyanlar 246 okur

  • Sena
  • Hüseyin Bayburtlu
  • Ebru Terzi
  • Sena
  • Hüseyin Yazıcı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.4 (2)
9
%0
8
%0
7
%1.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0