Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 19 dk.
Sayfa Sayısı:
117
Basım Tarihi:
1984
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·117 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
İlk olarak 1984 yılında Kaynak Yayınları tarafından yayımlanan Tortu, öykü kitabı olarak hala anılsa da ana karakterin anlatımıyla ilerleyen ve beş bölümden oluşan bir roman olduğunu söyleyebilirim. "Ablam", "Ahmet Hikmet Bey", "Konak", "Zekiye" ve "Tortu" adlı kısımlardan oluş bu kitap 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yaratmış olduğu karanlık iklimde yazılmıştır. Bu eserde, Arif Hikmet Bey adlı muktedirin parası ve hırsının gücü sayesinde başta kendi doğup büyüdüğü kasaba olmak üzere binlerce insanın kaderini acımasızca belirleyişini görmekteyiz. Dönemin karanlığını Arif Hikmet Bey üzerinden oldukça başarılı, neredeyse bir distopik kurgu şeklinde anlatan Selçuk Baran, kullandığı yetkin dille de yapıtında ayrıca bir fark yaratmıştır. Bu romanı detaylıca anlattığım videoyu izlemek için: youtu.be/FB3khskz-is
TortuSelçuk Baran · Kaynak Yayınları · 19841,623 okunma
Tortu
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 58. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 04:25
Kitap birbiri ile bağlantılı, ana karakter Halim'i anlatan; onun duygularının, düşüncelerinin, yaşantısının, acılarının, farkındalıklarının, en son da mutluluğunun konu edinildiği beş öyküden oluşuyor. Kitap bana 1984'ü çağrıştırdı. Büyük Birader ve Beyefendi Arif Hikmet benzerliği dikkatimi çekti.. Neyse özete gelelim: İlk öyküde, annesi öldükten sonra ona bakan büyüten biricik ablasına olan sevgisini, ablasının seçimlerini, insanların yargılarını, önyargılarını anlatıyor. Sonrasında geçim sıkıntısı çekiyor, kimseye yük olmamak için yaşadığı yerde "ağa" diye nitelendirilen, büyük minnet duyulan, Tanrı'dan sonra onun adı gelen, çok saygı duyulan Arif Hikmet Bey'in yanına yani kırsaldan kente çalışmaya gidiyor. Tabii hiçbir şey beklediği gibi çıkmıyor. Arif Hikmet'in diktatörlüğünü, insanları düşünmekten nasıl yoksun bıraktığını, gönüllü kölelere nasıl çevirdiğini, manipüle ile insanlara hakettikleri şeyleri nasıl lütuf gibi sunduğunu okuyoruz.. 1984'te olduğu gibi burada da bu düzene, sisteme itiraz edenler var "Zekiye" karakteri. Onun üzerinden işveren-işci, zengin-fakir gibi sembollerin eleştirisini yapıyor yazar. İlerleyen sayfalarda Zekiye bir 'ahlaksızlık' yapıyor, Beyefendi Hikmet için en kabul edilemez şey ahlaksızlık ve aynı zamanda kendisinin en çok yaptığı şey. Toplum dışı ediliyor Zekiye onu seven ve yalnız bırakmak istemeyen Halim de onunla birlikte gidiyor, özgür oluyorlar, özgürce düşünebiliyorlar işte o zaman da gerçek kendilerini buluyorlar... Ve kitabımız burada bitiyor... Baran'ın derinlerden gelen, hüzünlü, yalın, sürükleyici bir anlatımı var daha önce hiç okumamama rağmen yabancılık çekmedim. Puan kırdığım tek yönü kısa olması, biraz daha uzun olsun isterdim hemen bitti:) Değerli bir arkadaşımın önerisi ile okudum, önermese belki hiç
1000Kitap
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma
9/10
·104 syf.··
2021 70. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2021 01:40
Tortu, Selçuk Baran'ın dördüncü öykü kitabı, benim ise tanışma eserim... Behçet Necatigil, öykücülüğü için "Keskin, belirgin çizgilerden kaçınarak, dikkat isteyen, belirsiz yaşantı parçalarını birleştiriyor; çağrışım ve yorumlara açılma gücü için okuyucudan katkılar bekleyen bir 'iç hayat' görünümleri çiziyor" saptamasında bulunmuş. Çoğunlukla öykü kitaplarında farklı hikâyeler anlatılır. Tortu'da yazar, bir öyküyü beş farklı bölümde incelemiş. "Ablam, Arif Hikmet Bey, Konak, Zekiye,Tortu" bölümlerinden oluşan eser baş karakter Halim'in hayatını anlatıyor. Tortu, hayatı anlatıyor aslında... Hüzünleri, mutlulukları, kayıpları, beklentileri, umutlarıyla yaşadığımız ya da yaşanılan hayatları anlatıyor... Ucundan, kıyısından herkese dokunan hayatları... Bazı eserler daha ilk sayfasından itibaren sarıp sarmalar ya, içine alıverir hani.. hem merak eder hem bitmesin istersiniz sayfaları çevirdikçe, işte Tortu onlardan biri... Yazarın naif ve hüzünlü kalemi yazılanları derinden hissettiriyor. Elimizde kalanlar yaşadığımız günlerin bir tortusudur. Şu gün ne veriyor, bilmiyoruz. Yıllar sonra tortusunu tadınca bileceğiz. / Sayfa 97 Pek çok yazarın övgüyle üstünde durduğu, ancak günümüz okuru tarafından daha fazla keşfedilmeyi bekleyen bir yazar Selçuk Baran. Ben, geç de olsa tanıştım ve çok sevdim, kesinlikle diğer eserleriyle de buluşacağım. Kitap raflarındaki birçok eserin arasından elini uzatıp tanışmayı bekledi bu güne kadar belki de.. ben o eli tuttum ve çok mutlu oldum... Haydi sıra sizde... Sevgiyle...
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma
Günlerin Tortusu
10/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2023 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2023 18:24
Uzun öykü ya da novella denilecek beş başlıklı bir öykü kitabı tortu. yazardan okuduğum ilk, yazarın dördüncü kitabı. ilk bölüm ablam’da halim ve ablası ile tanışıyoruz. sıradan bir aile travması okuyacağımı sanırken şiirsel bir toplum ve düzen eleştirisi, duygu yüklü aile ve aşk ilişkileri okudum. yazarın dilinde inanılmaz güzel bir tat var. çok keskin ama bir o kadar da bulanık. hüzün kâğıt kesiği gibi kelimelerin arasına sızmış. güzel duygular o kadar içten ki. sanki eski trt dizileri gibi. üslubunun kendinliği, okurken ki akıcılığı, duyguların sahiciliği. yazarın tüm eserlerini okuma isteği ile doluyum. daha önce selçuk baran okumadıysanız mutlaka okumalısınız.
1000k
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma
İnsan yaşadığı yere benzer o yerin suyuna, toprağına benzer..
Puan vermedi·104 syf.··
2026 123. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 01:39
İlk defa Selçuk Baran okuma şansım oldu. Kitabı, benim için çok değerli bir insandan hediye olarak aldım. Anlatımı oldukça sade ve anlaşılır; olay örgüsü kendi içinde tutarlı. Kısa bir öykü kitabı ve rahatlıkla okunabilir. Bazı kısımlara neden bu kadar değinildiğini ise tam anlayamadım. Kahramanı anlamak ve tanımak adına çok besleyici olduğunu düşünmüyorum. Olaylar ben diliyle yazılmış; kahramanın gözünden ilerliyoruz. Betimlemeler yer yer başarılı. İnsan ilişkileri, monologlar ve diyalogların bazılarını başarılı buldum. Hikâye sarsıcı bir yerden ilerlemiyor; tahmin edilmesi kolay. Yine de “vay be” dedirten kısımlar elbette oldu. Ancak ana kahramanı açıkçası yazardan dinlemeyi, yazarın anlatımı üzerinden değerlendirmeyi daha çok isterdim. Çünkü kahraman kendini anlattığında, ona tutunabileceğimiz bir şey vermediğini düşündüm. Kendine karşı bu kadar objektif olması bana çok anlamlı gelmedi. Kitap biraz “köyden indim şehre” hikâyesini andırsa da tam olarak böyle değil. Yine de köyden ya da kasabadan gelen birinin zengin ailelerin hayatını gözlemleme kısmı bana eski dönem dizilerini hatırlattı. Bu noktada bir miktar klişe hissettim. Yazarın çok farklı bir hikâye sunma niyeti var mıydı, insanları şaşırtmayı mı bekliyordu, emin değilim. Belki de daha güçlü kurgular okuduğum için böyle hissettim. Yine de kasaba dilinde büyümüş, kendini geliştirme sürecine dair çok fazla bilgi verilmeyen bir kahramanın bilgece sözler söylemesi ve beklenen cahilliği ya da korkaklığı göstermemesi beni şaşırttı. En baştan kahramanı biraz daha övüp, kitapları ve edebiyatı seven, daha şiirsel bir insan olduğuna inandırabilseydi; monologlarını daha doğal karşılayabilirdik diye düşünüyorum. Kitabı okurken Edip Cansever’in şu dizeleri aklıma geldi: “İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna,
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma
Yalan olmayan bir dünya buldun mu orada? Anlatsana...
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2024 41. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2024 11:15
Ne zarif bir kitapsın sen Tortu, ne zarif. Az kalsın kalsın roman olacakmış aslında . Ama Selçuk Baran olayları dallandırıp budaklandırmak için gereken enerjiyi, sayfalarına narin çiçekler serpiştirmek, tüm karakterlerin dünyasına uzun uzun dalmak için gereken enerjiyi, üç karakterin hikayelerini birbirine inceliklerle tutturmak için değerlendirmiş. Anlatıcımız Halim, ablasının, öncekilerle bağını yitirmiş son cümlelerine aşık bir oğlan çocuğu. Bu da, Selçuk Baran’ın Halim’i göğsüne bastırıp büyütme hikayesi. Büyütüp asker edecek onu, büyükşehire gönderip kasabanın başının tacı Arif Hikmet Bey’in yanında işe sokacak, aşık edecek, ona sorular sormayı öğretecek ve sorulara cevap vermenin bedelini.. Ve yıllar sonra bir yol kenarında, büyüdün sen oğlum, diyecek al tortularını, ver kalemimi. Bu kitabın en etkileyici yanı sınıfsal bir anlatı olması bence. Ön planına sevgiyi yerleştirmiş, ama politik bir kitap bu. En yoksullarla en zenginler arasındaki uçuruma taş yuvarlıyor Selçuk Baran ve yankılarını okutuyor bize. Kırmızı gül bile yetişmeyen o kasabanın önce yoksun oluşunu, sonra aslında yoksun bırakılmışlığını gösteriyor. Arif Hikmet Bey’lerin önce babacanlığını, sonra kan emiciliğini…Şehrin önce büyük, havadar, imkanlı oluşunu, sonra daralıp insanın yüreğini sıkışını…İşsiz insanın çaresizliğini önce, işi olanın kölelikle gelen çaresizliğini sonra… Mutlu olabilmek için hiçbir şeye sahip olmayan insanları önce, sonra her şeye sahip olup mutlu olamayan insanları… Boğazlarına geçirilmiş zincirleri çözüp ömürlerinin ilk yolculuğuna çıkardığı Halim ve Zekiye’yi yolun kenarında bir yerde, avuçlarında yaşadıklarının tortusuyla mahsun bırakışına da ne demeli bilmiyorum. Günün sonunda, safi mutluluk diye bir şey yok demek istiyor galiba. Belki hayat böylece, biraz düş ve
Edebiyat
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2022 161. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2022 18:40
Tortusu kaldı içimde… Sürgit (Rahmetli Rıdvan Hocam ne çok kullanırdı) beş öykü , artık alıştığım Selçuk Baran acıtıcılığı…Halim ve çevresi ; ailesi tanıdıkları iş arkadaşları … memleketine yararı olmayan ve orada yaşayan kalburüstü insanları kendisi için çalıştıran , onlara sınırlı özgürlük tanıyan Arif Hikmet Bey… okunmalı…
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma
10/10
·104 syf.·
2024 132. kitabı
Tek bir kelime ile anlatacak olsam bu kelimeyi bulmak için saatlerce düşünür yine güzelliğini anlatacak kelimeyi bulamazdım herhalde. Yazarla tanışma kitabım oldu Tortu. Uzun öykü olarak adlandırdığımız bu kitap öykü alanında ne kadar başarılı yazarlarımız olduğunu tekrar anlamama vesile oldu. Halim adındaki bir gencin gelişmemiş taşra kasabasındaki yaşamı, ablasıyla bağı, ablasının hayatı ve Halim'in kalkıp da beyfendi olarak nitelendirilen, fabrikaları olan, kasabadaki herkesin ondan medet umduğu, şanslı kişilerin onun yanında iş imkânı bulduğu Arif Hikmet Bey'in yanına gidip çalışmaya başlaması ile öykü şekilleniyor. Halim için yeni bir hayat başlıyor. Bu yeni hayatta onu hiç planlamadığı şeyler bekliyor. Hayat yolu çok farklı bir şekil alıyor. Detaya girip de anlatmaya gerek yok. Öykü sevmeyene bile sevdirir. Halim'i okumak, onun kalbine ve merhametine şahit olmak güzeldi ama beni ablası da çok etkiledi. Ablasının da hayatı Halim kadar etkileyiciydi. Kesinlikle tavsiye ederim.
Edebiyat
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 82. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2020 21:37
"Ceviz Ağacına Kar Yağdı" öykü kitabının baskısı tükendiği için bulamayacağıma inanmıştım artık kitabı. Okumayı çok istediğim bu öyküler YKY tarafından tek tek kitap haline getirilip Temmuz ayında basılmaya başlayınca da yazılış değil baskı sırasına göre okumaya başladım büyük bir hevesle. . Birçoğu gibi Selçuk Baran'ın da değeri sonradan anlaşılan, yaşarken görmediği ilgi nedeniyle belki de yazmaya küsmüş yazarlarımızdan biri olduğunu yazarı araştırırken gördüm ve gerçekten üzüldüm. Bu kitaba kadar ben de okumamıştım eserlerini. . . Tortu, birbirinden bağımsız olmayan beş öyküden oluşuyor ve bir kasabada yaşayan Halim ve Zekiye'nin önce bireysel sonra birbirleriyle kesişen hayat hikayelerini anlatıyor. . . Bir düzenin içindeysek ve onun çarklarından biri olmuşsak, tek düze yaşama isyan eder, etrafımızda dayanacak, bizi anlayacak insanlar ararız. Bulduklarımız bizi anlıyor sanırız bazen. Ama nereye kadar, hangi zorluğa kadar yanımızda olacaklarını bilememenin tedirginliğini yaşar dururuz. Karnını doyurabildiğin kadar varsın, köle gibi çalış, fazlasını istemeden yaşa. Neyine yetmiyor benim verdiklerim. Işte egemen olan kesimin istediği de budur. İki kadın karakter Naciye ve Zekiye durumlarını kabullenmeyen, isyan eden konumdalar. Halim ise yürekli bir kasaba delikanlısı . Birbirinden bağımsız olmayan beş öyküden sonuncusunun başlığı Tortu, ki bu bölümde Halim ve Zekiye'nin yüreklerinde kalan tortularla nasıl da yaşamaya devam ettikleri anlatılır. . Akılda kalan, empati yapabildiğim her öykü her roman baştacıdır benim için. Selçuk Baran'ın kalemini, yazdıklarını, toplumsal olayları bireye indirgeyerek irdelemesini çok sevdim. Şimdi sırada Yelkovan Yokuşu isimli öykü kitabı var. Öykülerin arasına da romanlarını katacağım. Selçuk Baran'ın basılı tüm eserlerini okumak çok
Edebiyat
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma
Kendi bitti tortusu kaldı
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2025 00:00
Beş bağlantılı hikayeden oluşan bir kitap.Naif,çok akıcı bir dille yazılmış,bol bol altı çizilecek cümleler olan bir kitaptı.Kasabada yaşayan bir gencin ,kasabanın bir nevi ağası konumunda olan ve şehirde yaşayan bir adamın yanında çalışmaya gitmesi ,aşık olmasını anlatıyor.Kapitalist düzeni,sömürü sistemini çok iyi anlatıyor.Zengin insanların mutsuzluğu,kadın olgusu ,koşulsuz teslimiyet kavramları iyi anlatılmıştı.
1000Kitap
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,623 okunma

Yazar Hakkında

Selçuk BaranYazar · 14 kitap
Selçuk Baran, Türk öykü ve roman yazarıydı. 1960'lı yılların sonundan 1990'lı yılların başına kadar öykü, roman, oyun gibi farklı türlerde eserler verdi. Eserlerinde bireyin iç dünyasını ele aldı. Edebi yaşamı boyunca hiçbir edebî veya siyasî toplulukta yer almadı. Öyküleri ve romanları ile birçok edebiyat ödülüne değer görüldü. 1933 yılında Ankara'da doğdu. Babası ziraat teknisyeni Talat Veziroğlu, annesi Halide Hanım'dır. Çocukluğu Ankara'da geçti. Edebiyat sohbetlerine ev sahipliği yapan, şiir söylenen bir ev ortamında büyüdü. On beş yaşında günlük tutma ile başlayan yazma merakı ömür boyu sürdü. Ankara Kız Lisesi'nin ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitim gördü. Hukuk alanında yüksek lisans yapmak üzere Almanya'ya gitti. Berlin'de başladığı yüksek lisansı sırasında Almancasını geliştirdi ve Alman hukuku üzerine çalışmalar yaptı, edebiyata odaklanmak istediğinden iki yıl sonra programı tamamlamadan geri döndü. Almanya'dan Türkiye'ye dönüşü sırasında gemide tanıştığı opera sanatçısı Ayhan Baran ile 3 Nisan 1957'de evlendi. Çiftin Ayda ve Işıl adlı iki kız çocukları oldu. 1958 - 1968 yılları arasında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne bağlı Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü'nde kurs müdürü olarak çalıştı. İş çıkışlarında büroda kalıp yazma uğraşısını sürdürdü. 1968'den itibaren görevinden ayrıldı; yazarlık ve ev hanımlığını sürdürdü. Yayımlanan ilk öyküsü, 1968'de Yeditepe'de çıkan Çocuğun Biri'ydi. 1972'de ilk öykü kitabı olan ve 21 hikâyeden oluşan Haziran yayımlandı. Kitap, ertesi yıl TDK Öykü Ödülü'ne değer görüldü. Edebi yaşamı boyunca öykülerini Türk Dili, Oluşum, Argos, Papirüs, Hisar, Varlık, Yeni Edebiyat, Yeditepe gibi dergilerde yayımlamayı sürdürdü. İkinci öykü kitabını 1977'de yayımladı ve dokuz öykü içeren Anaların Hakkı adlı bu kitap ile 1978 Sait Faik Hikâye Armağanı'na değer görüldü. Bir Solgun Adam (1975) romanı 1974, Bozkır Çiçekleri romanı 1979 yılı Milliyet Roman Yarışması'nda mansiyon kazandı. Evliliklerinin üçüncü yılından itibaren eşinin hayatına başka kadınların girmesi sonucu gelgitli bir evlilik yaşamı oldu; Ayhan Baran'ın İstanbul Operası'nda çalışmak istemesi üzerine 1984'te İstanbul'a taşındılar. Evlilikleri 1987'de boşanma ile sonuçlandı. Selçuk Baran, edebi çevrede “Baran” soyadı ile tanındığı için bu ismi kullanmayı sürdürdü. 1987 - 1993 yılları arasında TRT İstanbul Radyosu için radyo oyunları yazdı. Kış Yolculuğu kitabındaki bir öyküsünü oyun olarak düzenledi. Türkân Hanım'ın Ölümü isimli oyun, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından 1990-1991 sezonunda sahnelendi. Roald Dahl'ın Charlie'nin Büyük Cam Asansörü isimli kitabının çevirisini yaptı. Yazar, alkol bağımlığı nedeniyle birkaç defa alkol tedavisi gördü. 1993'te Ankara'ya dönen Baran, kendisini başarısız bir yazar olarak kabul ettiğinden eline bir daha kalem almamaya karar verdi. Daha önce çalışmış olduğu Hukuk Fakültesi Bankacılık Enstitüsü'nde 1995'ten sonra yayın müdürü olarak görev aldı. 1996'da Porselen Bebek adlı çocuk romanını yayımladı. Geçirdiği mide kanamasının ardından 4 Kasım 1999'da öldü. 1987 yılında yazdığı Güz Gelmeden (2000) adlı romanı ölümünden sonra yayımlanmıştır. Büyün öyküleri, Ceviz Ağacına Kar Yağdı (2008) adı altında toplanmıştır.