Adı:
Tramvay
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
91
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708379
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Tramway
Çeviri:
Samih Rifat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
 
Tramvay, çağdaş Fransız edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Claude Simon’un –bilindiği kadarıyla– son romanı. 1950’lerin “Yeni Roman” akımının önde gelen temsilcileri arasında kabul edilen, aynı zamanda 1985 Nobel Ödülü’nün de sahibi olan Simon’un yarım yüzyıla yayılan yazarlık serüveninin son durağı olarak kabul edilen Tramvay, onun bir yazar olarak geleneksel kalıpları aşma eğilimini net bir şekilde ortaya koyuyor. Daima çizgisel ya da kronolojik bir biçimde gelişen bir anlatının gerçek bir anlatı olmadığına inanan Simon, Tramvay’da da olayları –tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi– parçalı ve süreksiz olarak ele alıyor, geçmiş ve şimdi’nin üst üste bindiği başka bir zaman kuruyor.

Dünyaya hastane odasından bakan bir adamın şimdi ile dün arasında salınarak, hayatının ortasından geçen bir tramvayla geçmişe yaptığı yolculukları anlattığı Tramvay, Tahsin Yücel’in önsözüyle okurla buluşuyor.

Roman sanatının doruklarında gezinen bir başyapıt…
79 syf.
·9 günde·8/10
Bu inceleme bir devam incelemesi sayılabileceği için önce Yeni Roman incelemesini okumadıysanız okuyunuz, aksi takdirde okuduklarınız boş gelebilir: #30544221. O incelemede akımın eserlerini(şimdilik 4 eseri) mini bir etkinlik şeklinde okuyacağımı belirtmiştim. Kitaplar kısa olduğu için incelemeleri de kısa kısa olacak. Kitap puanlarını da beğenip beğenmeme durumuna göre değil, temsil etmeye çalıştıkları akıma uygunluğuna göre verdim.

Tramvay, Nobel Ödüllü yazar Claude Simon’un onca kitabı arasından dilimize çevrilmiş tek kitabı. Yazarın ilk eserinden beri biçimsel bir arayış içinde olması, cümlelerin çok uzun olması, her cümlede bir parantez, çoğu parantezin içinde başka bir parantez açması çeviriyi etkilemiş olabilir. Aynı şey okurken de geçerli. 80 sayfalık kitabı günde en fazla 10 sayfa okuyarak bitirdim. Cümle başlıyor araya bir parantez açıyor, o parantezde devam ederken başka bir parantez açıyor, cümlenin başını bırakın ilk parantezde ne anlattığını unutmamak için sürekli döndüm durdum. Tek kitapla yazarı yorumlamanın bir sınırlama getireceğine kuşku yok. Ama Tahsin Yücel önsözde bu kitabın tüm eserlerinde görülen biçimlerin bir birleşimi olduğunu belirtiyor. Bu, yazarın tarzı hakkında ne kadar fikir sahibi yaparsa ben de o kadar fikir sahibi olmaya çalışacağım.

Tramvay kitabında olay, nesne, tasvir ve kişi:

Kitabın anlattığı çok basit ya da anlatmadığı. Hastanede yatan bir adamın şimdiyle geçmiş arasındaki gidiş gelişlerini uzun tasvirlerle okuyoruz. Geçmişi daha çok annesinin hastalığı üzerine oluyor. Yeni Roman akımında tasvirlerin önemli bir yeri olduğundan bahsetmiştik. Kitabın hepsi tasvirden oluşuyor. Şayet tasvirin yarısında koparsanız tekrar başa almanız gerekebiliyor. Tramvay hem somut bir nesne hem de şimdiyle geçmiş arasında köprü görevi gören bir simgeyi temsil ediyor.

Ölüm geride kalanlar için büyük ve sesli bir olaydır, hele de ölen kişi yakınınızsa. Karakter hasta yatağında annesinin hastalığı ve ölümüne gidiyor sürekli. Kitabın olayı bu. Anlatıcıdan annenin ölümüne gittikçe ölümün sesini duyurmasını istiyorsunuz ama anlatıcı bu olayı geriye itiyor, betimlemelerin arasında bir iki cümleyle geçiştiriyor. Olayın geri planda olmasının yanında anlatıcı-kişinin de (Yeni Roman akımına uygun olarak) geri planda olduğunu görüyoruz. Peki, ne ön planda? Tabii ki nesne. Tramvayın içi, geçtiği yerler, kaldığı odalar, gördüğü tabloların tasvirinin çok detaylı olarak bize sunulduğunu görüyoruz.

Tramvay kitabında biçim ve zaman:

İncelemeye başlarken kitabın biçiminden bahsetmiştim. Yeni Roman akımına uygun, geleneksel biçimden tamamen farklı bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Parantezler, ara cümleler, parantez içi parantezler, geçmişten şimdiye dönerken cümlenin üç nokta ya da küçük harfle başlaması yeni biçimler arayışının en büyük göstergesi.

Claude Simon diyor ki, hep aynı çizgide ve hep aynı süredizimsel bir biçimde gelişen anlatı gerçekçi bir anlatı değildir, çünkü, böylece ulaşılan sonuçların her zaman tartışılabilir olması bir yana, zaten biz günlük olayları bir süreklilik olarak algılayamayız; olaylar hep parçasal ve süreksiz olarak karşımıza çıkar. Bu düşüncesinin kitapta sonuna kadar arkasında durduğunu söyleyebilirim. İç içe geçmiş zamansal parçaların içinde bir geçmişteyiz, bir şimdide. Bu geçişleri yaparken de tramvayı bir simge olarak kullandığını unutmayalım.

Sonuç olarak, Yeni Roman’ın yenilik anlayışına çok yakın olduğunu görüyoruz kitabın. Yeni Roman akımını bir tarafa bırakalım. Her okurun farklı anlayışlarla kitapları seçtiğini düşündüğümüzde bu kitap iki şey için okunabilir. İlki, yazarın Nobel Ödülü sahibi olması ve ülkemizde tek kitabının yayımlanması. İkincisi ise farklı tarzda kitap okumayı sevenler için gerçekten farklı olması. Ben akımı daha net kavramak için okudum. Siz Yeni Roman’ı boş verin bu iki seçenekten en az birisi için okuyun. Keyifli okumalar.
91 syf.
·1 günde·8/10
1985 yılında nobel edebiyat ödülü alan Claude Simon'un ülkemizde bulabildiğim tek kitabı.Belkide Türkçeye çevrilen tek kitabıda olabilir.Çünkü hangi siteye baksam sadece bu kitap karşıma çıkıyor.Kitabın konusuna gelince,bir hastahanede yatan bir adamın,hem bugününü ve hemde çocukluğunun bir dönemini dönüşümlü olarak,bir tramvay etrafın da dolaşarak anlatmasından ibarettir.çocukluğunda tramvayla okula gidip geldiği günleri ayrıntılı olarak bize yansıtıyor.konunun görünen kısmı bu.ama bir de görünmeyen kısmı var ki bana göre yazarın en büyük özelliği işte burda ortaya çıkıyor.
Adamın anlattığı çocukluk dönemi,annesinin,hastalanması ve ölmesi sırasında olan, bir insanın hayatında çokta önemli olmayacak olaylar.ama asıl önemli olan olay annenin hastalanıp ölmesi ve çocuğun hayatının bir anda değişmesi ve bu yaşadığı ruhsal travmayı içinde yıllarca gizlemesi ve nihayetinde işte bir hastahane odasında bu anıların tekrar karşısına çıkmasıdır.bütün olayları ayrıntılı bir şekilde uzun uzun anlatıyor ama annenin hastalığı ve ölmesinden parağraf aralarında nadir birer cümleyle bahsederek; sanki önem vermiyor gibi bize yansıtıyor.ama bence esas bize anlatmak istediği yaşadığı o büyük travma.
Kitap, çok uzun cümlelerle yazılmış.birde bu cümleler bitmeyen uzun parantezlerle ve hatta iç içe parantezlerle bölündüğünden okumak ve anlamak biraz zor oluyor.
Tek bir kitapla bir yazar hakkında değerlendirme yapmak çok doğru bir şey değil. Ama burada yazarın esas olayı gizleyip,okuyucuya farklı bir şekilde yansıtması ve her şeyi okuyucunun anlamasına bırakması mükemmel bir şekilde başarılmış.buda yazarın ustalığından olsa gerek.bu kitap aynı zamanda yazarın yazdığı son kitabı olma özelliğini de taşıyor.
Son cümle olarak; Nobel ödülü almış bir yazarın hiç olmazsa bir kitabını okuyarak uslubunu görmek isteyenler için, zaten çok kısa olan bu kitabı okumak iyi bir fırsat diyebilirim.
91 syf.
·6/10
Yaşayan en büyük Fransız yazarı olarak adlandırılan,yeteri kadar tanınmamış,nobel ödüllü bir yazar Claude Simon.

Konusuyla değil,üslubuyla duygularını,yaşadıklarını,gördüklerini, bir ileri bir geri sararak;edebiyatla dans etmiş yazarımız.Uzun uzadıya bitmeyen cümleleri,parantez içine parantezleri,sürekli kullandığı "ve" leri ,efsane betimlemeleriyle gönlümde taht kurdu.Açık olayım konusunu fazla anlamış değilim,lakin anladığım birkaç şeyden birisi de anlatıcının hastanede kıpırtısız bir şekilde yatması,zaten bunu da sonradan fark ediyorsunuz.

Claude Simon olayı şuan yaşanıyormuş havasını vererek başlatıyor,ve garip bir şekilde de sonlandırıyor.Okuması güç,nobel ödülünü haketmiş bir yazar.

Benim gibi inceliğine aldanmayın,bu kitap yerine 2 kitap bitirebilirdim,ama iki kitap kadar doyurucu,bu da bana yetti.

Diğer kitabının da çıkmasını Sel Yayınlarından bekleyerek,YKY'nin 2008 baskılı kitabımı sonlandırıyorum.Keyifli okumalarınız olsun.
91 syf.
Değişik bir anlatı.Kısa ama okurken zorlayan bir kitap.Yazar herhangi bir olay akışı, bütünlüğü gütmeden bilincindekileri kusmuş sanki.Uzun cümleler,uzun tasvirler.Ve bu uzun cümlelerin hemen hemen hepsinde bulunan iç parantez bilgiler, betimlemelerle basitlikten, duru bir anlatıdan uzak durulmuş.Ben şahsen yazarın tasvirlerini hayalimde canlandırırken baya zorlandım ki muhtemelen o da benim okur toyluğumdan olsa gerek :) Özetle anlık tatlar aldığım bir kitaptı.Keyifli okumalar.
Almanların, boynuna bir köpek gibi tasma geçirip bütün kampta gezdirdikleri o tutukluyu anımsatıyordu bana: Tasmasının ucu başka iki tutuklunun elindeydi, buyruklara uyarak yavaş yavaş yürüyordu, göğsünün üstünde, boynuna bir telle asılmış bir tuğla vardı (yoksa bir kesme taş mıydı?), onun üstünde de "arkadaşımın ekmeğini çaldım" yazılıydı...
Claude Simon
Sayfa 44 - *SEL YAYINCILIK
..çevredeki birkaç anne sırayla birbirlerini ziyarete gelip burada "kabul günleri" düzenlerler, bir yandan iş işleyip bir yandan da göz ucuyla çocuklarının denize girmesini izlerlerdi...
Claude Simon
Sayfa 33 - *SEL YAYINCILIK
çoğunun ne olduğu kestirilemeyen görüntüler, belli belirsiz tanıdı, belli belirsiz endişe verici, yaygın bir uğultu..
Claude Simon
Sayfa 41 - *SEL YAYINCILIK
(Annem) Ölümle savaşıyor (gerçekten savaşıyormuydu acaba? - yoksa yalnızca her şeyin bitmesini mi bekliyordu?
Claude Simon
Sayfa 56 - *SEL YAYINCILIK
İster kibarlıktan, ister zayıflıktan ya da utangaçlıktan olsun, sanırım anneme verdiği sözü tutuğunu düşünürdü, yanında çalışanlardan biri, bana küçük pastalar eşliğinde bir fincan kakao getirdiğinde, bende dudaklarımı siler silmez, çalmış gibi davranmaya bile yeltenmeden ona teşekkür eder, sonra da dar atardım kendimi merdivenlere.
Claude Simon
Sayfa 29 - *SEL YAYINCILIK
..bu oyunda erkek kılığına girmiş, kafasına bir kasket geçirmiş ve kurtarıcı olarak çıkmıştı ortaya, bir sıçrayışta izbe bir Londra evine atlayı vermişti; sağ yana açıldığını anımsadığım bir pencereden yapmıştı bu atlayışı ve yerden yükselen bir toz bulutu nasıl gözümün önündeyse, ayaklarının altında döşemenin çıkardığı boğuk sesi de duyar gibiyim şimdi.
Claude Simon
*SEL YAYINCILIK

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tramvay
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
91
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708379
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Tramway
Çeviri:
Samih Rifat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
 
Tramvay, çağdaş Fransız edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Claude Simon’un –bilindiği kadarıyla– son romanı. 1950’lerin “Yeni Roman” akımının önde gelen temsilcileri arasında kabul edilen, aynı zamanda 1985 Nobel Ödülü’nün de sahibi olan Simon’un yarım yüzyıla yayılan yazarlık serüveninin son durağı olarak kabul edilen Tramvay, onun bir yazar olarak geleneksel kalıpları aşma eğilimini net bir şekilde ortaya koyuyor. Daima çizgisel ya da kronolojik bir biçimde gelişen bir anlatının gerçek bir anlatı olmadığına inanan Simon, Tramvay’da da olayları –tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi– parçalı ve süreksiz olarak ele alıyor, geçmiş ve şimdi’nin üst üste bindiği başka bir zaman kuruyor.

Dünyaya hastane odasından bakan bir adamın şimdi ile dün arasında salınarak, hayatının ortasından geçen bir tramvayla geçmişe yaptığı yolculukları anlattığı Tramvay, Tahsin Yücel’in önsözüyle okurla buluşuyor.

Roman sanatının doruklarında gezinen bir başyapıt…

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Hasan Fuat Bayrak
  • Nur Ünüvar
  • Dünya Klasiği Okuru
  • Fırat Koç
  • Murat Sezgin
  • nur kaya
  • Bdfnbe
  • seyit yesildag
  • Sadettin TANIK
  • Walden

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (2)
9
%0
8
%42.9 (6)
7
%21.4 (3)
6
%7.1 (1)
5
%14.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0