Tramvay

7,6/10  (5 Oy) · 
7 okunma  · 
1 beğeni  · 
427 gösterim
 
Tramvay, çağdaş Fransız edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Claude Simon’un –bilindiği kadarıyla– son romanı. 1950’lerin “Yeni Roman” akımının önde gelen temsilcileri arasında kabul edilen, aynı zamanda 1985 Nobel Ödülü’nün de sahibi olan Simon’un yarım yüzyıla yayılan yazarlık serüveninin son durağı olarak kabul edilen Tramvay, onun bir yazar olarak geleneksel kalıpları aşma eğilimini net bir şekilde ortaya koyuyor. Daima çizgisel ya da kronolojik bir biçimde gelişen bir anlatının gerçek bir anlatı olmadığına inanan Simon, Tramvay’da da olayları –tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi– parçalı ve süreksiz olarak ele alıyor, geçmiş ve şimdi’nin üst üste bindiği başka bir zaman kuruyor.

Dünyaya hastane odasından bakan bir adamın şimdi ile dün arasında salınarak, hayatının ortasından geçen bir tramvayla geçmişe yaptığı yolculukları anlattığı Tramvay, Tahsin Yücel’in önsözüyle okurla buluşuyor.

Roman sanatının doruklarında gezinen bir başyapıt…
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2017
  • Sayfa Sayısı:
    91
  • ISBN:
    9789755708379
  • Orijinal Adı:
    Le Tramway
  • Çeviri:
    Samih Rifat
  • Yayınevi:
    Sel Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
mehmet temiz 
19 May 06:24 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

1985 yılında nobel edebiyat ödülü alan Claude Simon'un ülkemizde bulabildiğim tek kitabı.Belkide Türkçeye çevrilen tek kitabıda olabilir.Çünkü hangi siteye baksam sadece bu kitap karşıma çıkıyor.Kitabın konusuna gelince,bir hastahanede yatan bir adamın,hem bugününü ve hemde çocukluğunun bir dönemini dönüşümlü olarak,bir tramvay etrafın da dolaşarak anlatmasından ibarettir.çocukluğunda tramvayla okula gidip geldiği günleri ayrıntılı olarak bize yansıtıyor.konunun görünen kısmı bu.ama bir de görünmeyen kısmı var ki bana göre yazarın en büyük özelliği işte burda ortaya çıkıyor.
Adamın anlattığı çocukluk dönemi,annesinin,hastalanması ve ölmesi sırasında olan, bir insanın hayatında çokta önemli olmayacak olaylar.ama asıl önemli olan olay annenin hastalanıp ölmesi ve çocuğun hayatının bir anda değişmesi ve bu yaşadığı ruhsal travmayı içinde yıllarca gizlemesi ve nihayetinde işte bir hastahane odasında bu anıların tekrar karşısına çıkmasıdır.bütün olayları ayrıntılı bir şekilde uzun uzun anlatıyor ama annenin hastalığı ve ölmesinden parağraf aralarında nadir birer cümleyle bahsederek; sanki önem vermiyor gibi bize yansıtıyor.ama bence esas bize anlatmak istediği yaşadığı o büyük travma.
Kitap, çok uzun cümlelerle yazılmış.birde bu cümleler bitmeyen uzun parantezlerle ve hatta iç içe parantezlerle bölündüğünden okumak ve anlamak biraz zor oluyor.
Tek bir kitapla bir yazar hakkında değerlendirme yapmak çok doğru bir şey değil. Ama burada yazarın esas olayı gizleyip,okuyucuya farklı bir şekilde yansıtması ve her şeyi okuyucunun anlamasına bırakması mükemmel bir şekilde başarılmış.buda yazarın ustalığından olsa gerek.bu kitap aynı zamanda yazarın yazdığı son kitabı olma özelliğini de taşıyor.
Son cümle olarak; Nobel ödülü almış bir yazarın hiç olmazsa bir kitabını okuyarak uslubunu görmek isteyenler için, zaten çok kısa olan bu kitabı okumak iyi bir fırsat diyebilirim.

mustafa anıl 
16 Haz 08:16 · Kitabı okudu · 10 günde · 7/10 puan

Değişik bir anlatı.Kısa ama okurken zorlayan bir kitap.Yazar herhangi bir olay akışı, bütünlüğü gütmeden bilincindekileri kusmuş sanki.Uzun cümleler,uzun tasvirler.Ve bu uzun cümlelerin hemen hemen hepsinde bulunan iç parantez bilgiler, betimlemelerle basitlikten, duru bir anlatıdan uzak durulmuş.Ben şahsen yazarın tasvirlerini hayalimde canlandırırken baya zorlandım ki muhtemelen o da benim okur toyluğumdan olsa gerek :) Özetle anlık tatlar aldığım bir kitaptı.Keyifli okumalar.