Adı:
Tula Teyze
Baskı tarihi:
1985
Sayfa sayısı:
133
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Tula Teyze
Tula Teyze
144 syf.
·Beğendi·10/10
Herkes yazarın "Sis" kitabını okuyor ve güzel yorumlar yapıyordu. Ben bundan etkilenmek, bu kitaba büyük bir beklenti ile başlamak istemedim. O yüzden kitabı biraz erteledim. Ancak yazarının adı da bende iyi bir izlenim uyandırıyordu ve Tula Teyze'sini yalnızca denk geldiği için almak istedim. Ruso, Makyavel okumaları arasında bu kitap bana bir dinlenme molası verdirdi. Yazarın dili çok akıcı öyle ki kitabı elimden bırakamadım. 144 sayfa ancak insanı hiç yormuyor ben bir solukta okudum. Okudukça okuma isteği veriyor. Bu okuma isteği sonunu merak etmekten de değil yazarın anlatım şekli öyle hoş ki. Dinlendiriyor denilebilir. Sayfaları okumuyor da yudumluyordum sanki. Beni çok tatmin eden bir kitaptı. Çevirisi de cok guzeldi bir aksama bir duraksama kesinlikle yoktu.

Büyüleyen bir havası vardı bence bundan herkes farklı bir anlam çıkaracaktır. Ben kendimi tütsü yakılmış loş bir odada kutsal bir hikaye dinler gibi hissettim. Daha önce Andre Gide'nin Pastoral Senfoni kitabinda da bunu hissetmiştim. Kadın karakterlerin isimleri de birbirine çok benziyor Getrude ve Gertrudis. Belki aynıdır bilmiyorum. Hristiyanlık ve rahipler mi bana bu hissi veriyor emin değilim ama kesinlikle çok daha farklı bir havası oluyor bu kitapların.

Karakterlerden bahsetmek istiyorum. Ancak bu bahsin büyük çoğunluğunu kitaba da adını veren Tula Teyze yani Gertrudis oluşturacak. Gertrudis ve Rosa iki kız kardeş. Rosa daha güzel Gertrudis ise daha akıllı yakından daha dikkat çekici. Kitapta Rosa'nın güzelliğinden bahsediliyor ama herhangi bir betimleme yok. Oysa Gertrudis'in gözlerinin anlatımı kitap boyunca sürüyor. Direngen, sert gözler.. Zaten tüm olayları yönlendiren de bu gözler. Rosa daha kırılgan daha nazik gösteriliyor. Onun varlığı yalnız Anne olmak için Gertrudis böyle söylüyor, kendi rolüne de karar vermiş Teyze olmak. Ancak bu teyzelik annelikten bile öte daha kutsal bir hal alacak zamanla. Kutsal kelimesini birçok kez daha kullanacağım fazla mı bilmiyorum ama ben bu kitapta anneliği çok kutsanmış gördüm. Bu övmekten de farklı yüce bir hal almış bence kitapta.

Sonrasında Ramiro'dan bahsetmek lazım. Bu erkek iki genç kızı uzaktan izlemektedir, zamanla bir arada bulunmaya başlayınca uzaktan uzağa Rosa'yı beğense de aslında Gertrudis'e daha fazla ilgisi olduğunu fark eder. Ancak en başında Ramiro'nun Rosa'ya gösterdiği sevgi ile Rosa da onu sevmeye başlar ve Gertrudis onları çabucak evlendirir. Zaten kitap boyunca da görülecektir ki Gertrudis ne isterse o olacaktır. Onun o net ve kararlı tavrına kimse karşı gelemeyecektir. Kız kardeşinin Ramiro'yu sevmesini yeterli bulacak ve Ramiro'ya isteyip istemediği konusunda bile söz hakkı tanımayacaktır. Bu iki kız kardeşin ne annesi ne babası var, bir tek rahip dayıları var. O da dünyadan göçtüğünde yalnız kalıyor iki kız kardeş. Rosa Gertrudis'e birlikte yaşamalarını öneriyor ancak Gertrudis'in farkında olduğu bir şey var ki o da kardeşinin kocasının kendisine ilgi duyduğu. Bu nedenle reddediyor. Kardeşinin üç çocuğu oluyor. Ancak bunlara bakma işini genelde teyzeleri üstleniyor. Rosa zamanla güçten düşüyor, ağzından da ölümden başka söz çıkmaz oluyor. Son zamanlarında ablasına çocuklarını üvey anne eline bırakmamasını kocası ile evlenmesini söylüyor. Yalnız ilkini kabul ediyor Gertrudis, eniştesi ise ikinci söylenene baştan razı. Ramiro'dan böyle bahsedildiğinde basit ve çirkin görünen şey romanda bu hissi vermiyor çünkü Gertrudis dışındaki herkes çocukmuş, masum, günahsız ve bakıma muhtaçmış gibi veriliyor. Ramiro da böyle. Sevgisi onu acınacak halde gösteriyor.

Aslında Gertrudis'e bakıldığında onda özgür bir yan var. Bir erkeğin kolunda, korumasında olmak istemiyor. Birine hizmet etmek istemiyor. Anne olmak için evlenilir yalnızca ama ben zaten anneyim diyor çünkü kardeşinden kalan üç çocuğa da annelik yapıyor. Ramiro'ya da babalık yapması için yardım ediyor yardım ettiğini söylüyor. Baba acınacak halde görünüyor. İnsanın içini burkuyor bu hal yaşadığı garip bir acı. Yalnız aşk acısı olarak tanımlamak bana basitleştirmek gibi geliyor bunu. Nasıl bir tanımlama yapılabilir bilmiyorum. Onda ezilen bir yan var sanki ve bu okuru da etkiliyor.

Gertrudis Ramiro'dan kendisine biraz süre vermesini istiyor. Bir yıllık bir süre. Bunun dördüncü ayında Ramiro evdeki hizmetçi ile birlikte olmaya başlıyor. Gertrudis bunu çocuklardan birinin bu hizmetçi de bizim kardeşimiz mi diye sorması üzerine öğreniyor çünkü babasını kızı öperken görmüş. Kız zaten düşkünler evinde büyümüş, zayıf, kırılgan bir şey. Gertrudis ondan yararlanıyorsun onunla evleneceksin diyor. İkisininde karşı çıkmasına rağmen bu evlilik gerçekleşiyor. Kız onlarla aynı masada oturmaya bile alışamıyor. Ancak bir aile olduklarını bir farklılık olduğunu göstermek için bunun gerekli olduğunu söylüyorlar. Çocukların yanlış bir şeye tanık olmasını istemiyor teyzeleri. Kız ilk çocuğunu doğuruyor Gertrudis ona da annelik yapıyor. İkinci çocuğa hamile kalıyor. Ancak bu onu sona götürüyor zaten zayıf bünyesi ancak çocuk doğana kadar dayanıyor. Gertrudis yeniden her şeyi ele alıyor,düzene koyuyor. Beş çocuğa da annelik yapıyor kendi kız kardeşinin çocuklarını nasıl benimsemişse bu hizmetçi kızın çocuklarını da öyle benimsiyor. Hizmetçi kızın hastalandığı zamanlarda Ramiro da hastalanıyor.

Gertrudis'in aslında erkek dediği, uzak durduğu insan Ramiro gibi değil, kaba. Ramiro'yu çok seviyor ama kardeşinin onayına, isteğine rağmen onunla olmuyor. Onunla çocukları olursa kardeşinin çocuklarına üvey anne olacağını söylüyor. Ramiro da yatağa düşüyor. Son anlarında Gertrudis onun da yanında oluyor. Ölümüne yakın onu öpüp sarılıyor, çocukları ile tek tek vedalaştırıyor. Ölümü ile ilk kez düşkün duruma geliyor Gertrudis ve onu ilk kez ağlarken görüyoruz ama bu uzun sürmüyor tabi yine güçlü ama biraz daha yorgun şekilde her şeyi düzenliyor çocuklarla ilgileniyor. Kötü bir insan olmasın yanlışa düşmesin diye büyük çocuk olan Ramirin'i çabucak kendi istediği, yönlendirdiği bir kız ile evlendiriyor. İnsanın kendisini koruması için evlenmesi gerektiği vurgusu yapılıyor Gertrudis tarafından. Burada da karar veren ve uygulayan Gertrudis.

Kitap kendini tüketerek bitiyor, sürekli olarak karakterlerin öldüğünü görmekteyiz ve kitapta ölüm öyle abartılmıyor, duygusal anlamda büyütülmüyor. Ölümün de çok doğal bir şey olduğu gösterilmeye çalışılır gibi bir hava var. Ne zaman ki Gertrudis ölüyor o kardeşler arasındaki düzen de kalmıyor.

Ve çocukların Tula Teyzesi kendisine ermişlerin en günahkarı diyor. Kadını sürekli birilerini evlendirirken görüyoruz ve bunların sonucu her defasında kötü oluyor. Ölen kız kardeşinin eşiyle yaşıyor ama onunla evlenmiyor bu açıdan da eleştiriliyor. Erkeklerden uzak duruyor kendisi asla evlenmeyi düşünmüyor bir zaman düşünecek olsa bile kendi çocuklarını bırakamayacağını söylüyor. Kimi zaman çevreden eleştiriler alabileceği ahlaksızlıkla suçlanabileceği söylense de takmıyor onları. Rahibin onu anlamadığını söylüyordu, dayısının da. Erkek aklı diyordu. Düzenin ve dinin erkekler üzerinden açıklanmasına karşı çıkıyor. Yine de her an küfre düşmekten korkuyor. Yaptıklarından inançlı bir insan olduğu anlaşılıyor.

Nasıl tanımlayacağımı bilmediğim bir şey var. Kendi çocuk sahibi olmadı ama kardeşinin, hizmetçisinin çocuklarına annelik yaptı. Bu annelik öyle sıradan sadece bakım yönünden bir annelik değildi onların iyi insan olmaları için sürekli uğraşıyordu. Dersler anlatıyordu onlara. Tüm ömrünü buna adadı. Tüm günahlar ona yükleniyordu rahip de eniştesi de onu sorumlu tutuyordu. Kafayı yedirecek bir sorumluluğa ve bir hakimiyete sahipti her dediğini yaptırıyordu. Burada hastalıklı bir kafa mı vardı yoksa kutsanmış bir annelik mi bilmiyorum. Belki de Tula Teyze yerine "Gertrudis'in Günahları" olabilirdi kitabın adı. İncelemeyi nasıl bitireceğimi bilmiyorum ama uzun zamandır en çok etkilendiğim kitaplardan biriydi. Bence efsunlu bir anlatımı var kesinlikle okunmalı.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tula Teyze
Baskı tarihi:
1985
Sayfa sayısı:
133
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Tula Teyze
Tula Teyze

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 2 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0