Türkçülük

Yusuf Akçura
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2012 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2012 00:00
Türkçülük ile ilgili tanımdan ziyade, gelişme süreçlerini anlatıyor. Ünlü Türkçülerden bahsediyor. Daha önce belkide duymadığınız Türkçülerin bulunması nedeniyle kitabı tavsiye ederim.
TürkçülükYusuf Akçura · Toker Yayınları · 2006779 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2022 76. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2022 16:17
Osmanlı İmparatorluğu döneminden Türkiye Cumhuriyeti kurulumuna kadar geçen dönemde Türkçülük akımının fikri gelişimini yayın organlarını dünyadaki ve Osmanlı'da ki düşünce adamlarını kronolojik olarak verdiği değerli bir ansiklopedik bir eser
Edebiyat
Türkçülüğün TarihiYusuf Akçura · Kaynak Yayınları · 2013779 okunma
6/10
·271 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2019 19:10
Millet, kavramından başlayarak Türklük ve Türkçülük gelişimi daha çok lisan ve topluluk üzerinden ilerleyerek Türklüğünün yükselmesi uğruna bir takım şeyler yapmış kişiler üzerinden biyografileri ve icraatlarından bahsederek Garp,Şark,Şimal ve Kafkas Türklüğünün gelişimi, 1,2,3. faal devreleri, siyasi Türkçülük ve örgütlenme safhası Mehmed Emin ve Hamdullah Suphi beylerin etkisi ve ardından Gazi Mustafa Kemal'in de etkisiyle Türklere ait bir devletin oluşum sürecindeki Türklük fikrinin ehemmiyetini eserde bahsediliyor.Türk Milliyetçiliğinin sadece silahla,kılıçla değil, kalemle ve fikirlerinde etkisiyle yükseleceğini gösteriyor.
Türkçülüğün TarihiYusuf Akçura · Ötüken Neşriyat · 2015779 okunma
9/10
·271 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2025 17:16
Yusuf Akçura, bu eserine millet ve milliyet kavramlarını açıklayarak başlıyor ve sonrasında önemli tarihi şahsiyetlerden ve bu şahsiyetlerin Türkçülük fikrine katkılarından bahsederek ilerliyor. Osmanlı Türkleri arasında Türkçülük faaliyetlerinin ilk devresi 1865-1870 seneleri kabul ediliyor. Bu tarihlerde Rusya'nın Asya'da yayılmacı politikasından rahatsız olan İngilizlerin, dönemin İstanbul'un da (1870) Türkçülük faaliyetlerinin artışında önemi olabileceği vurgulanıyor. Bu ilk dönemdeki öne çıkan şahsiyetlerden ise şöyle bahsetmiştir: •Lisan ve edebiyat sahasında Türkçülüğü ilk sezen kişi: Şinasi •Lisanda "bütün türkçülüğün" (Türk dünyası) ilk emareleri: Ahmet Vefik Paşa ( Lehçe-i Osmani eserinde) •Mustafa Celalettin Paşa "Eski ve Yeni Türkler" eseriyle ilk defa Türk dilinin diğer dillerden yardım almaya muhtaç olmayacak derecede zengin olmasına ve başka dillere de ettiği yardımlardan bahsedilmesi sebebiyle değerli bir eser olarak kabul ediliyor. •Lisan sahasında Türkçülük fikrinin ilk şuurlu izleri ise İbrahim Şinasi Efendi'nin eserlerinde görülüyor. Türk milliyetçiliği fikrinin ikinci faal devresi ise 1876-1880 seneleri içinde görüyoruz. Bu devrenin en mütebâri Türkçüleri Süleyman Paşa ile Özbekler şeyhi Süleyman Efendi ve Rumelili Ahmet Mithat Efendi ile Ahmet Cevdet Paşa'dır. Bu devirde Türkçülüğün lisan, tarih, terbiye ve siyaset cepheleri vardır. Türkçülüğün üçüncü faal devresinde yani 1897-1908 tarihlerinde ise buraya sığamayacak kadar değerli isimler bulunmaktadır. Son olarak siyasi Türkçülük ve Türkçülüğün kurumlaşma devresi ile de kitap tamamlanıyor (ki benim en heyecanla ve keyifle okuduğum bölümdü). Okurken sayfalarca not aldım ve size olabildiğince özetlemeye çalıştım. Ama kitapta çok daha detay ve güzel bilgiler var (özellikle de yukarıda
Türkçülük
Türkçülüğün TarihiYusuf Akçura · Ötüken · 2019779 okunma
10/10
·271 syf.··
Beğendi
·
2019 51. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2019 21:48
Sayın ve pek değerli 1000Kitap okurları, esenlikler diler ve sönen mumumun eşliğinde yazıma başlamak isterim. Öncelikle belirtmek istediğim birkaç husus ve teşekkür var; okuduğunuz yeri en az 3-4 defa daha okumak zorunda olduğunuz bu kitapta tercüme olan kelimenin dahi tercümesine ihtiyaç duyulmuştur. Ağır bir kitaptır. Okumakta başlamadan önce yaklaşık olarak 10 gününüzü diğer kitaplardan uzaklaşmaya ve bu kitabı anlamaya çalışmaya ayırmalısınız. Bu pek nadide eseri okumamda teşvikkâr bir tavır sergileyen Zeynep K. ‘e kitabı zamanında bitiremesem de teşekkürlerimi sunup yavaştan yazıma geçmek istiyorum. Bu pek narin eser Cumhuriyet kurulduktan sonra Gök Alp Ziyâ Bey’in sistematikleştirdiği bu asil fikrin bir de tarihi olması gerektiği hususunda bir fikre kapılıp Akçuraoğlu Yusuf Bey bu eseri yazmıştır. Hali hazırda birçoğunu tanıdığı Türkçülerin hayatlarını yazmak konusunda pek zorlanmadığı kanısındayım. Kitap öncelikle Türk dediğimiz ırk hususunda ortak bir kanıya varmak ve fikir ayrılıklarını gidermek için -Nasıl bir fikir ayrılığı olabilir demeyin, İsmet Özel gibi İslamcıların Türk tasvirlerine bakarsanız ne demek istediğimi gayet tabii anlayacaksınız ümidindeyim.- Akçuraoğlu Yusuf Bey tarafından Türk’ün tabiri yapılarak başlar. Sonrasında Garb Türklüğü, Şark Türklüğü ve Şimâl Türklüğü olarak kendince ayırdığı Türklüğün Garb Türklüğü bölümündeki Türkçülük fikrinin cereyanından başlar. Osmanlı’da Türklüğü anlattıktan sonra Akçuraoğlu Yusuf Azerbaycan Türklüğü’nün ilk Türkçü kimsesi diyebileceğimiz Mirza Feth Ali Bey’lerden, sonrasında Şimal Türklüğünün en büyük Türkçüsü İsmail Bey Gaspıralı’dan bahsederek devam eder. Pek tabii arada birçok isimler vardır fakat hepsini zikretmeye gerek yoktur kanaatindeyim. Sizlerin de tahmin edeceği gibi Türkçülük fikri ilk ortaya
Tarih
Türkçülüğün TarihiYusuf Akçura · Ötüken Neşriyat · 2015779 okunma
8/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
Kısaca Türk'ün ne olduğundan başlayarak doğu, batı, ve kuzey Türklerinde Türkçülüğün nasıl ve kimler sebebiyle doğduğuna Osmanlı'da Türkçülük ve milliyetçi fikirlerden Rusya'da Türkçülüğe kadar anlatan bir kitap. İçerisinde özellikle Türkçü kişilere büyük yer ayrılmış. Türkçülük fikrinin nasıl oluştuğunu ve yayıldığını o dönem yaşamış olan önemli Türkçü kişilerden biri olan Yusuf Akçura' nın kaleminden okuma şansı veren Türk milleti için önemli bir kitap.
Milliyetçilik
Türkçülüğün TarihiYusuf Akçura · Kapra Yayıncılık · 0779 okunma
7/10
·240 syf.··
2021 30. kitabı
Yusuf Akçura kesinlikle boş bir idealin peşinde koşan hayalperest bir kişilik değildi. Amacı yüce Türk milletinin dilinin yozlaşmadan sıyrılıp özüne dönmesiydi. İttihat ve terakki cemiyetinde yer almış, jön Türklere katılmış, mütareke zamanında Anadolu’ya geçmiş, ilk Meclis’te milletvekilliği yapmış ve Türk tarih kurumu başkanlığı yapmış bir zattır. Yazdığı bu kitapta da Türkçülüğe katkısı olan kişilerin kronolojik sıralamasını yapmış ve kendi üslubuyla değerlendirmiştir. İncelememi çok sevdiğim bir söz ile bitirmek istiyorum. "Bizim ırkçılığımız hayasız bir renk ayrımcılığı değil, Türk'e düşman olan soysuzlara karşıdır!" Hüseyin Nihâl Atsız
Türkçülük - Türkçülüğün Tarihi GelişimiYusuf Akçura · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 2007779 okunma
Türkçülük
10/10
·220 syf.·
2024 26. kitabı
Türkçülük fikrinin en başlarda birkaç kişinin heyecanı, duygu ve emelleri iken nasıl bir Türk Devleti'ne döndüğünü; bu aşamada katkıları olan Türkçü düşünür, yazar, siyaset adamlarının hayat hikayeleri ile Türkçülük'e katkılarını adım adım anlatan bir eser. Milliyetçilik akımının hemen hemen tüm milletleri egemenlik altına aldığı bir dönemde Türk milletinin etkilenmemesi imkansızdı. Tüm milletlerin teker teker Osmanlı'dan ayrılıp yeni bir devlet teşkil ettiği dönem ve sonrasında başlayan yaklaşık 100 yıllık bir süreç ve sonuçlar... O dönemi yaşayan bir ustanın, Türkçünün kaleminden o dönemin kısa bir biyografisi. İyi okumalar. Yusuf Akçura
Tarih
Türkçülüğün TarihiYusuf Akçura · Kapra Yayıncılık · 0779 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2022 92. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2022 16:07
Türkçülük akımının gelişmesini, fikri oluşumuna etki eden faktörleri tarihi gelişimi içinde değerlendirilmektedir. Cemil Meric’in "Kamus namustur" sözü ile dile getirdiği düşüncenin önemini, Türk dilinin yabancı kelimelerden arındırılarak bütün Türk diyarlarında rahatlıkla konuşulup anlaşılabilecek sade bir dil oluşturululabilmesi için, ortak bir sözlük oluşturulmasının değerine vurgu yapılan eserde dil konusunda yapılan hizmetler dile getirilmektedir.İyi okumalar...
Türkçülük - Türkçülüğün Tarihi GelişimiYusuf Akçura · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 2007779 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2021 2. kitabı
Kitabın içeriğinden önce yayınevinin berbatlığını söylemek istiyorum. Bir sürü yazım ve noktalama yanlışları mevcuttu. Kitabı beğenmeme rağmen sırf bu yüzden okumakta zorlandım. Kitaba gelirsek Yusuf Akçura bu kitabında adını duyup duymadığımız birçok Türkçü ile ilgili bize bilgi aktarmakta, Türkçülüğün başlangıcını, yayılması, gelişmesini anlatmakta ve bilgi dağarcığımızı genişletmekte.
TürkçülükYusuf Akçura · Kamer Yayınları · 2020779 okunma

Yazar Hakkında

Yusuf AkçuraYazar · 30 kitap
Yusuf Akçura veya Kazanlı Yusuf Akçura (Tatarca: Yosıf Aqçura), (2 Aralık 1876 - 11 Mart 1935), Türk yazar ve siyasetçi. Türkçülük akımının önde gelen temsilcilerinden olan Tatar Türkü yazar ve siyasetçi. Türk Tarih Kurumu'nun kurucu üyelerindendir. TBMM'de 2., 3. ve 4. dönem İstanbul milletvekili, 5. dönemde 1935'te Kars milletvekili olarak mecliste yer almıştır. 1904 yılında yayımladığı Üç Tarz-ı Siyâset adlı makalesi Türkçülük akımının manifestosu kabul edilir. Türkçülük akımının manifestosu olarak kabul edilen 32 sayfalık Üç Tarz-ı Siyâset makalesinde Akçura, Osmanlı İmparatorluğu'nun tekrar toparlanabilmesi için üç ana görüşün bulunduğunu (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük) ve bunlar arasında en uygununun Türkçülük doktrini olduğunu savundu. Osmanlıcılığı artık uygulanamaz olarak değerlendirip reddetti. İslam'ın ise Türkçülükte karşılığı bulunmayan "kuvvetli teşkilât ve heyecan" sahibi olduğunu ifade edip, İslam'ın Hristiyanlık örneğinde olduğu gibi içinde milliyetlerin gelişmesine izin verecek şekilde değişmesi gerektiğini savundu. Türkçülüğün bir diğer kurucu babası olarak değerlendirilen Ziya Gökalp'ın devletçi milliyetçiliğinden farklı olarak, alt sınıfların entegre edilmesini ön gören sosyal içerikli, "burjuva" türü bir milliyetçilik tasarladı. 2 Aralık 1876 tarihinde Moskova'nın doğusundaki Ulyanovsk'ta (eski adıyla Simbir) dünyaya geldi. Kazan'a göç etmiş Kırım Türklerinden aristokrat bir ailenin mensubu idi. Babası çuha fabrikası sahibi fabrikatör Hasan Bey, annesi Yunusoğulları'ndan Bibi Kamer Banu Hanım idi. 2 yaşında iken babasını kaybetti.[kaynak belirtilmeli] Annesinin kaza geçirip yatılık olması üzerine 1883'te İstanbul'a göç ettiler.[2] Annesi, İstanbul'da Dağıstanlı Osman Bey ile evlendi. Osman Bey, Yusuf'un eğitimi ile yakından ilgilendi, onu asker olmaya teşvik etti. Kuleli Askeri Lisesi'nde öğrenim gördükten sonra 1895 yılında Harp Okulu'na girdi. Harbiye yıllarında Necip Asım Yazıksız'ın, Veled Çelebi'nin, Bursalı Tahir Bey'in Türkçülük fikrine ait yazıları ile İsmail Gaspıralı'nın Bahçesaray'da yayımlanan ve bir ara İstanbul'da da dağıtılan Tercüman Gazetesi Türkçülük fikirlerinin oluşmasını etkiledi. 1897 yılında Malumat Dergisi'nde yayımladığı "Şehabettin Hazret" adlı ilk makalesini Rusya Türkleri ile Osmanlı Türklerini tanıştırma amacıyla kaleme aldı. Okulun 2. sınıfında iken Türkçülük hareketlerine katılmaktan dolayı 45 gün ceza aldı. Erkân-ı Harbiye sınıfına ayrıldıktan sonra askeri mahkeme tarafından müebbet olarak Fizan'a sürgün edildi ve askerlikten uzaklaştırıldı. Fizan'a sürgün edilen diğer 83 kişi ile beraber 1899 yılında Trablusgarp'a ulaştı. Onları Fizan'a gönderecek yol parası bulunamadığından Trablusgarp'ta hapsedildiler. İttihat ve Terakki Partisi'nin girişimleri sonucu bir süre sonra şehir içinde serbest dolaşma izni aldı ve bazı resmi görevler aldı. Aynı yıl, kendisiyle birlikte sürgün edilmiş olan Ahmet Ferit Bey ile Fransa'ya kaçtı. Paris'te üç yıl Paris Siyasi Bilgiler Okulu'na devam etti. Türkçülük fikirleri yaşamının bu döneminde olgunlaştı. Okulda, Albert Sorel gibi ulus öğretisinin üzerinde ısrarla duran profesörlerden ders aldı. Eski bir Jön Türk olan Türk mülteci Dr. Şerafettin Mağmumi'nin telkinleri de onun görüşlerinde etkili oldu. "Osmanlı Devleti Kurumlarının Tarihi Üstüne Bir Deneme" adlı tezini vererek okuldan, üçüncülükle mezun oldu. 1903 yılında, İstanbul'a dönmesi yasak olduğu için amcasının yanına Kazan'a gitti ve dört yıl kaldı. Tarih, coğrafya, ve Osmanlı Türk Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Ahmet Rıza'nın çıkardığı Şura-yı Ümmet ve Meşveret gazetelerinde adsız yazıları yayımlandı. Kazan’da iken yazdığı ve onu Türk siyasal hayatında meşhur eden Üç Tarz-ı Siyâset isimli dizi makalesi 1904 yılında Mısır (Kahire)’da yayımlanan “Türk” adlı gazetede çıktı. İstanbul'a geldiği 1908 yılına kadar Kazan'da siyasal ve kültürel faaliyetlerde bulundu. Türkçülük fikrini yaymak üzere "Kazan Muhbiri" adlı bir gazete çıkardı. Gaspıralı İsmail Bey, Alimerdan Bey, Abdürreşit Kadı İbrahimof gibi Türkçülerle birlikte 1905 yılında "Rusya Müslümanları İttifakı" adında bir parti kurdu. Kuzey Türkleri bu parti sayesinde ilk kez Rus meclisi Duma'ya temsilci gönderdi. Akçura, seçimler bitene kadar hapiste tutulmuştu. 1907 yılında Rusya'da meclis dağıtılmış, kanunlar Rus olmayanlar aleyhine değişmişti. Bu gelişmelere karşı yayın yapan Akçura tutuklanmak için arandığı sırada Osmanlı Devleti'nde II. Meşrutiyet'in ilan edildiğini öğrendi. Bunun üzerine işlerini tasfiye edip 1908 yılının Ekim ayında İstanbul'a gitti. İstanbul'a geldikten sonra Darülfünun'da ve Mülkiye Mektebi'nde tarih dersleri verdi. Bütün ısrarlara rağmen İttihat ve Terakki Partisi'ne girmedi. 25 Aralık 1908 tarihinde İstanbul’da, Ahmet Mithat, Emrullah Efendi, Necip Asım, Bursalı Fuat Raif, Feylesof Rıza Teyfik ve Ahmet Ferit ile birlikte Türk Derneği'nin kurucuları arasında yer aldı. Türk milliyetçilik esasına dayalı ilk dernek olan Türk Derneği'nin ömrü kısa oldu, yerine 18 Ağustos 1911 tarihinde Türk Yurdu Derneği kuruldu. Mehmet Emin, Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali Bey, Akil Muhtar ile birlikte kurucular arasında yer aldı ve derneğin yayın organı olan Türk Yurdu Dergisi'ni 17 yıl boyunca idare etti. 1912 yılında kurulan Türk Ocağı’nın kuruluşunda da etkin rol aldı. Rusya'daki Türklerin haklarını korumak için 1916 yılında Rusya Mahkûmu Müslüman Türk-Tatarların Hukukunu Müdafaa Cemiyeti'ni kurdu. Çeşitli Avrupa ülkelerinde Rusya'daki Türklerin haklarını dile getiren konferanslar verdi. 1918 yılında Rusya’daki Türk esirleri kurtarmak için Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) temsilcisi olarak Rusya'ya gitti ve bir yıl kaldı. 1919 yılında yurda döndüğünde arkadaşı Ahmet Ferit'in kurduğu siyasi bir parti olan Millî Türk Fırkası'na katıldı. Aynı yılın sonunda İngilizler tarafından tutuklandı. 1920 yılında hapisten çıkınca Ahmet Ferit Bey'in eşi Müfide Ferit'in kız kardeşi Selma Hanım ile evlendi ve Millî Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Hariciye Vekâleti'nde Genel Müdür olarak görev yaptı. 1923 yılında İstanbul mebusu seçilerek meclise girdi. Kurtuluş Savaşı sonrası TBMM adına İstanbul'u İtilaf Devletleri temsilcilerinden teslim aldı. 1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi'nde siyasi tarih dersleri vermeye başladı. Mustafa Kemal'in kültür ve siyaset danışmanı olarak çalışmaktaydı. 1931 yılında Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu'nun kuruluşunda görevlendirildi ve ertesi yıl kurumun başına getirildi. Birinci Türk Tarih Kongresi'ni yönetti. 1933 yılındaki üniversite reformundan sonra İstanbul Üniversitesi'nde siyasi tarih profesörü oldu. Kars milletvekili iken 11 Mart 1935 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucunda İstanbul'da öldü. Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.