Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihiİlber Ortaylı

·
Okunma
·
Beğeni
·
159
Gösterim
Adı:
Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi
Baskı tarihi:
Kasım 2007
Sayfa sayısı:
592
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757352105
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cedit Yayınları
"Osmanlı idarî teşkilâtı imparatorluklar bölgesi Ortadoğu medeniyetinin teşkilatlanma tarihindeki zirveyi temsil eder.
Bu konuda talebelerin ve meslek dışı okuyucunun ihtiyacı için yazdığım bu kitabı, birinci baskıdan sonra bir daha, maalesef ele alamadım. Talep üzerine dostum ve talebem Dr. Mustafa Çalık'ın himmetiyle kısa zamanda yeniden baskıya hazırlandım. Tenkid ve tavsiyeler gelecek baskılar yararlı olacaktır.

Bir imparatorluğun idarî teşkilâtı onun zengin sosyal kurumlaşmasının bir yansımasıdır. Bu zor deneme inşallah amacına ulaşır."

İlber OrtaylıÖnsöz'den
Merhaba arkadaşlar. Bu incelememiz her zaman olduğu gibi Tarihsever arkadaşlara ayrılacak. Bir tarih kitabı olması ve İlber Hocamızın yazması nedeniyle de gene uzuuun (şaka şaka) bir inceleme olacağından heralde Spoiler-Tanıtım vs yazmama lüzum yoktur. Varsa da yazdık zaten. Her bölümün incelemesinin yanında elimde olsa başlık başlık da inceleme ekleyeceğim. Neyse, haydi Bismillah.
Kitabımız aslında ta 1979 yılına uzanıyor ama 2007 yılında yoğun baskı ve şiddet (!) sonrası hocamız tekrar gözden geçirerek kitabı yayına hazırlıyor. Eh, ellerine sağlık demek lazım.
--- 1. Bölüm ---
Bu bölümde Sasaniler döneminde İran ve Bizans’ın yönetim yapısını inceliyoruz. Eyalet Yönetimleri, Hukuki Yapı, Toprak Rejimi, Kentsel ve Ticari Örgütler de bahsedilen alanlar. Neden İran ve Bizans derseniz, bahsedilen dönemde (3. yüzyıl) bu bölgede bulunan ve savaşan 2 devlet bunlar diyebiliriz.
--- 2. Bölüm ---
İslam Devtinde Yönetim başlığı altında Yönetim Örgütü, Görevliler ve Büroları, Hukuk Sistemi, Vergi ve Yargı Örgütü, Arazi Rejimi ve İslam Şehirleri sonrası bir de Sonuç kısmıyla toparlama görüyoruz. Peygamberimiz döneminde Arap bölgesi dışına çıkamayan Müslümanların, Ömer sonrası dönemde nasıl geliştiği ve bu gelişimin Akdeniz-Ortadoğu bölgesinde yeni bir oluşum getirdiği üzerine açtık bahsimizi.
Burada özellikle dikkatimi çeken bir noktadan bahsedeceğim. Bu dönemde İslam henüz yeni. Peygamber vefat etmiş lakin mirasçıları var. Kavgalar da ortaya çıkıyor ama bölgede bir Arap üstünlüğü söz konusu. Buna rağmen İslam toplumu Hukuk’u alacağı yer olarak Kuran yerine; Roma, Bizans ve Sasani sistemlerini tercih ediyor. Bunun çarpıklığı aklımı oldukça çeldi diyebilirim.
--- 3. Bölüm ---
Bu bölümde “Ortaçağlarda Akdeniz ve İtalyan Denizci Devletleri” başlığını görüyoruz ancak dikkatimi çekti. Böyle bir kural var mı yoksa sırf gözümüze mi hoş geliyor bilmem ama başlıklarda bile bağlaçları yazarken hep küçük yazıyoruz. Nedenini de bilmiyorum.
Tabi konumuza dönecek olursak bu devletleri; Amalfi, Pisa, Cenova, Floransa ve en önemlisi –yani bilineni- Venedik olarak sıralayabiliriz.
--- 4. Bölüm ---
Her ne kadar bu bölümde 12. YY ve 13. YY Anadolu üzerinde durulsa da Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve diğer Beylikler yanında 14. YY başında Doğu Avrupa ve İlber hocamızın asla vazgeçemediği Ortadoğu üzerine de değiniyoruz. Mesela aklımda en çok kalan Bulgarların yaşadığı ve geliştirdiği Avrupa’da bir anda nasıl çöktüğü ve Osmanlı’nın hakimiyetinin kolaylaşması hadisesi oldu.
--- 5. Bölüm ---
Osmanlı’nın Toprak Sistemi üzerine konuştuğumuz bu bölümde, Osmanlı’nın tarih sahnesine çıkışını değerlendirmeden tabii ki olmaz, Tımar Sistemini ele arak başlayıp; Vergi ve Kırsal Hayattan, isyanlara, hatta yetmezmiş gibi bu sisteme ilişkin teorilere de yer tutuyoruz.
--- 6. Bölüm ---
Bu bölüm, kitabımıza ait en uzun bölümlerden birisi. (110 sayfa) Osmanlı Devletinin Merkez ve Taşra Örgütü buraya konu ediniyor ama Osmanlı Padişahı ve Saray Yaşantısı, merak edilen Hilafet ve devletin Şeriat devleti olup olmadığı konularına değiniyoruz. Saray Teşkilatı, Divan-ı Hümayun, Sadrazamlık, oldukça merak ettiğim Bab-ı Ali konusu, Maliye, İlmiye, Ordu, Donanma… Bunların yanında Amerika’nın şuan kullandığı yapı olan Eyalet Sistemi ile bunun yapı ve idaresi konuları bizlere dolu dolu anlatılıyor.
Bunların yanında üzerinde en çok durulan konular tabii ki yönetim sistemindeki o karışıklığı nasıl düzene oturttukları ve düzenin nasıl dağıldığı ile ilgili. Bununla beraber Kadı konusunda da öyle detaylı çalışma vermiş ki; bize 2 satır anlatılıp geçilen yerdeki bu sistemi böyle görünce insanın ağzı açık kalıyor desek yeridir. Şimdi hakimler bile bütün anayasayı bilmek zorunda değil. Avukatlar yasada bulunan maddeler ve boşlukları yakalamayı başarıyor. Bunu göz önüne alınca o dönemin kadılığı hususunda da çok şaşırdığımı belirtmeliyim. Zaten görevlerini tek alıntıda paylaştım. Görmüşsünüzdür.
--- 7. Bölüm ---
Çok detaylı bir konuya değindiğimizi söyleyebilirim. Konumuzun adı Osmanlı Şehirleri ve Ulaştırma. Konu böyle olunca uzunluğunu tahmin edebilirsiniz. Bölümü 2 başlık altında inceliyoruz. Kentsel-Bölgesel Ulaşım Sistemi ve Ticari Örgütlenme ile Osmanlı Şehirlerinin Yapısı bu konu başlıklarımız.
Kentsel-Bölgesel Ulaşım Sistemi ve Ticari Örgütlenme bölümümüzde Endüstriden önce toplumdaki ulaşım sıkıntısına dikkat çekiliyor ki günümüzde bunu Doğu-Batı ayrımıyla da anlayabilirdik. Tabi Doğu bölgesinde gün geçmiyor ki yeni proje yapılmasın. Neyse bu bizim konumuz değil biz geçmişe bakıyoruz şimdi.
Diğer konumuzda Osmanlı Şehirlerinin Yapısı ve Kurumsallaşması. Burada da şehrin mekânsal yapısı, yönetimi, modern şehir yönetimine neden geçildiği, yapısal özellikler, Avrupa şehirleriyle karşılaştırmalar yapılıyor. Üretim ve esnaf loncaları, narh işlemi, iaşe ve ibate (yiyip içme ve barınma), mahalle idaresi ve yapısı, altyapı ve hizmetler, en önemli konulardan ve gelir kaynaklarından biri olan Vakıflar, Yapılar ve Gayrimüslim denilen gruba dair yapılan şehir faaliyetleri bizim ana konularımızı oluşturuyor.
--- 8. Bölüm ---
Bölümümüz Siyasal ve Toplumsal Değişme Dönemini ele alsa da bunun temel kaynağı 2. Viyana Kuşatması olarak geçer. Viyana Kuşatmalarının başarısızlığı ve ardından gelen antlaşmalar ile Osmanlı’nın eski gücünde olmadığı, önceden vezirini başka bir ülkenin kralına eş tutan İmparatorluğun; halkının dahi padişahını umursamadığı bir döneme hızlı geçiş evresi olarak nitelendirebiliriz.
Klasik Osmanlı düzenin birkaç yüzyıl daha kendini idare etmesi ama sonunda bozulması, Siyasal ve Sosyal değişmeler ve bunlara ayak uydurulamaması, Orta Anadolu’da gelenin gideni aratmaması ve yüksek enflasyon nedeniyle bunun acısını vergi veren köylünün çekmesi gibi olumsuz durumlar detaylı olarak ele alınıyor. Şunu da net söyleyebilirim ki, Halil İnalcık gerçekten de muazzam bir Osmanlı Tarihçisi ve eserlerini kaliteli baskı olarak yapan bir kurum maalesef YOK. Çünkü bizde tarihten sıkılmayan, seve seve okuyan kitle (bu işi yapan araştırmacı ve eğitimci zümre hariç) neredeyse yok gibi ve bu yokluk nedeniyle bu tarz işlere zaman harcanmıyor. Yazık.
--- 9. Bölüm ---
Tanzimat Dönemi – Yönetimin Modernleşmesi de sondan önceki bölümümüz. Tanzimat nedenlerinden başlayarak, Merkezi İdarede (Eğitim, Yargı, Hukuk vs) modernleşme, Taşra Yönetimi ve tabii Tanzimatın genel etki tepkileri işleniyor. Bir de son olarak ek bölüm ele alınmış ve Osmanlı Toplumunda Millet Sistemi olarak biraz derin bir bahsimiz var.
Geç başlayan Türk Milliyetçiliği ile birlikte belediyecilik üzerinde de sıkça duruluyor. Bir Türk yurdunda nasıl olur da Türk Milliyetçiliği bu kadar geç başlar derseniz; aslında başlayan bir kavram hatta bir ülkü olan bu durum daha sonra unutulmuş, 4. Murad zamanında biraz hatırlansa da onun akabinde gene unutulmuş, modern tabir ‘Globallik’ adı altında gelişim yerine değişim yutturulmaya çalışılmış ve bunda da başarılı olunmuştur. Burada da dış devletlerin etkilerinin ne derece önemli olduğunu görüyoruz.
Burada üzerinde durulan Millet konusundan bahsetmiştim. Bu konu aslında DİN odaklı bir merkez konusu ama dikkatimi çeken bu hak dinleri yaşayan her grubun kendi adetini yaşaması ve birbirine ne olursa olsun karışmaması geliyor ki bir İslam İmparatorluğunda bunu önceki devirde yalnızca dünyanın en büyük Hümanisti Fatih Sultan Mehmed Han yapmış olunca, gözüme hoş göründü. Ben Elhamdülillah Müslümanım lakin herkes benle aynı görüşü paylaşmak zorunda değil ve isteyen istediği inancı yaşamalıdır diye düşünürüm hep. Bunu burada da görebilmek; Osmanlıyı kötüleyenler adına bir kapak hatta logar kapağı mahiyetindedir. İyi olmuş bu çalışma. (Kaynak için s.454)
--- 10. Bölüm ---
Bu bölümde, Tanzimat olayına tam da başlıktaki gibi Genel Bir Bakışta bulunuyoruz. Burada dönemin bürokratları ve bürokrasisi incelenmiş, maliye üzerinde (saray özellikle) durulmuş, Taşra idaresi ve modern Osmanlı belediyelerinden bahsedilmiş. Bu idarenin nasıl kontrol edildiği, meşrutiyetin etkileri ve merkezi hükumetin yeniden yapılanması üzerinde durulmuş. Tabii en sonda da olaylı padişah –Ruhu Şad Olsun- 2. Abdülhamid dönemine bir vurgu yapılmış. Anayasal olarak.
Tanzimat üzerinden aslında kaybolan ve geri getirilmeye çalışılan bir Türkçe üzerine duruluyor ki burada aslen Türk olmayıp da Türk’e ve Türklüğe hizmet eden birinden bahsedeceğim. Galatasaray Futbol Kulübü kurucusu Ali Sami Yen’in babası merhum Şemseddin Sami Bey’den bahsediyorum. İkisinin de ruhu şad olsun.
Böylelikle güzel bir Tarih kitabının daha sonuna geldik. Aslında İlber Ortaylı hocama ait birkaç kitap daha var ama hepsini şimdiden tadarsam ilerde lezzetli bir şeyler bulamama ihtimalim yüksek diye neredeyse ayda bir Tarih okuyorum. Napayım elimde olsa 50 kitabını da alır hemen başlarım ama böyle değerli tarihçi hocalarımız o kadar az ki insan ne kadar uzatırsa o kadar faydalanıyor. Yani en azından bana öyle geliyor.
Cümleten Allah’a emanet olun. Mutlu tatiller geçirin inşallah arkadaşlar. Bir de böyle güzel olduğunu düşündüğünüz, okumamı isteyebileceğiniz kitaplar varsa yorum yahut mesaj atarsanız sevinirim. Hazır hafta sonu gelmiş, fırsatım varken temin ederim. Kitaplı Günler..
İslam hukuku başlıca dört kaynağa dayanır. Bunlar: a. Kur'an, b. Sünnet, c. İcma-ı ümmet, d. Kıyastır. Üçüncü Halife Osman devrinde Kur' an onun tarafından toplatılıp çoğaltılmış ve bütün İslam dünyasına dağıttırılmıştır. Böylece Kur'an'ın bir tek metni vardır.
Osmanlı padişahları içinde Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid'in hilafete benzer unvan kullandıkları vekayiname-lerdeki bilgilere dayanır. Özellikle Kemalpaşazade Şernseddin Ahmed 1494'de kaleme aldığı tarihinde hem II. Mehmed (Fatih), hem II. Bayezid' den bu unvanla söz eder. Resmi tarihçinin bu gayreti politik bir gereğe dayanıyor olmalıdır. Yavuz Selim'in hilafet sembollerini hem de merasimle aldığı rivayeti onun çağdaşları tarafından değil de 18. yüzyıl vakanüvisi Enderunlu Ata tarafından ortaya atılmıştır. Üstelik Yavuz Selim bu unvanı kullanmamış, sadece Hadimu'l-Haremeynu 'ş-Şerifeyn gibi bir unvanla yetinmiştir. Ferman-lar ve anlaşmalarda son derece şaşaalı bir elkab (titülatür) kullanan Kanuni Süleyman' da bile halife unvanına pek rastlanmaz. Zaten hilafet unvanını Delhi hükümdarları da kullanıyorlardı.
Osmanlı kadısının mülki, adli, beledi, askeri alanlardaki görevleri şöyle sıralanabilir: Sefer-i hümayun sırasında geçilecek yol, köprü, çeşmelerin tamiri ve erzak temininin başlıca sorumlusu kadıdır. Yangın ve zelzele zamanlarında, ordu sevkıyatı, donanma inşası gibi olağan üstü durumlarda acilen inşaat işçisi, kalfası, ustası sevki ve malzeme sağlanması için kadılara emir verilirdi. Avarız vergilerinin toplanması, sefer zamanında gerekli okçu, kürekçi, beygir temini, bunların nakli için iskelelerde at gemilerinin hazırlanması kadıların görevlerindendir. Kadı ordunun tahıl, saman ihtiyacını karşılar ve konak yerlerine sevk ederdi. Yine İstanbul'a erzak ve et, sebze ve meyve temini için civar şehir kadıları görevlidir; ecnebi gemilere erzak devredilip kaçakçılık yapılmaması ve muayyen yerlerde yağ vb. karaborsacılığın önlenmesi için kadılar dikkatli olmalıdır. Ülkede zaman zaman çeşitli şehirlerde kahvehane ve meyhaneler kapatılır, bunları kapatmak ve yasağı gözetmek asayiş amiri olarak kadının görevidir. Bu gibi yerlerin kapatılması için kadı merkeze şikayet ve arzda bulunurdu. Kadının şehrin idaresinde özellikle asayişten sorumluluğunun ne kadar geniş bir görev manzumesini kapsadığı görülmektedir. Şehrin kalesinin muhafazasındaki kale dizdarları ve dizdarbaşı, o bölge sancakbeyi ve beylerbeyinin değil asıl kadının sorumluluğu ve yönetimi altındadır. Bu aynı zamanda taşra idaresi ve asayişinde bir politik dengenin gereğidir. Mesela dizdarın kalenin tamiri ve düzenine dikkat edip etmediğini, kale muhafızının görevini yerine getirip getirmediğini kadı denetler. Bir tarihte Yoros Kalesi dizdarı Sadullah'ın kale içindeki evleri otla doldurduğu ve gece bağ ve bahçesine gidip kale hıfzında bulunmadığının teftişi Yoros Kadısı'na emrediliyordu. Yine kale ve şehirlerin muhafazası için olur olmaz yerlere ev ve dükkan yapılmaması, kalenin imar ve savunma nizamının gözetilmesi, mesela kasaba kalelerinin tamirinin bölge muhafızı tarafından yaptırılıp yaptırılmadığının kontrol edilmesi kadının sorumluluğuna dahildir. Kadının askeri kategorideki bu görevleri arasında devşirme işleri ve devşirme eminlerinin kontrolü de vardır. Kısacası Osmanlı kadısı faal bir idareci, mali memur, müfettiş ve taşrada devletin rüknü olan bir görevlidir. Onu sadece makamında oturur bir hakim olarak düşünmek yanlış olur.
Bulgaristan 16 Nisan 1879 Anayasasıyla bir süre için anayasal bir monarşi de olmuştur. Prens otoriteyi seçilmiş temsilcilerden oluşan bir meclis (Sobranye) ile paylaşmaktaydı. Rejimin geçirdiği sarsıntılara ve dış müdahalelere rağmen, Osmanlı Devleti ile vassal ilişkileri olan bu ülkede özellikle anti-Rus ve anti-Avrupa partinin, yani başbakan (reis-i müdiran) Stambulov'un ve taraftarlarının Osmanlı imparatorluğu ile federatif bir sistem kurma fikrini devam ettirdikleri görülmektedir. 1886 ve 1887'de Volçov (istanbul'daki temsilci) aracılığıyla, Stambulov bu teklifi iki kere ll. Abdülhamid'e sunmuştu • Padişah, bu teklifi dış baskılardan ve Avrupa'dan çekinerek hasıraltı etmiştir. Eğer teklif gerçekleştirilebilseydi; Osmanlı Devleti, bir monarşiden ve Bulgaristan Cumhuriyetinden oluşan ilginç bir federatif monarşi olacaktı.
1099'da Haçlılar'ın Çukurova (Klikya), Yukarı Mezopotamya ve Batı Suriye'de yerleşmesi ile Anadolu Selçukluları Irak Selçukluları'ndan coğrafi bakımdan koptular. Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun İran ve Horasan'daki asıl arazisi ise parçalanarak bir sürü küçük Türkmen devletçikleri kuruldu. 12.
yüzyıl sonunda Bağdat Halifesi Nasır'ulillah Irak Türkmenleri'ni
ezerek hilafet devletini yeniden kurmaya muvaffak oldu. Anadolu'dan başka Azerbaycan' da Kutbuddin ve oğulları, Ahlat'da Mervanoğulları, Kars' da Şadadoğulları, Yukarı Mezopotamya'da Artukiler, Suriye' de Tutuş'un oğulları küçük devletler halinde hüküm sürüyorlardı. Anadolu'da ise Danişmendiler, Mengücekoğulları, Saltukiler ve sonra bunları ortadan kaldıran Kutalmış oğulları hakim idiler. 13. yüzyılda ortaya çıkan Moğol istilası bütün güney ve orta Rusya'ya, İran'a Mezopotamya'ya yayıldı. Mısır' da Memlükler bu olayla müstakilen ortaya çıkıp Moğollar'a direnebildiler. Ayn-ı Cellud'da Moğolları yenip durdurdular. Anadolu Selçukluları 13. yüzyılda Moğollar'ın vassali oldular. Ancak bu döneme kadar Anadolu Selçuklu Devleti önemli kültürel ve yapısal değişmeler geçirmiştir. Bunları bilmek sadece Türkiye tarihi yönünden değil, uygarlık ve toplumsal değişme gibi olayları anlamak açısından da önemlidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi
Baskı tarihi:
Kasım 2007
Sayfa sayısı:
592
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757352105
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cedit Yayınları
"Osmanlı idarî teşkilâtı imparatorluklar bölgesi Ortadoğu medeniyetinin teşkilatlanma tarihindeki zirveyi temsil eder.
Bu konuda talebelerin ve meslek dışı okuyucunun ihtiyacı için yazdığım bu kitabı, birinci baskıdan sonra bir daha, maalesef ele alamadım. Talep üzerine dostum ve talebem Dr. Mustafa Çalık'ın himmetiyle kısa zamanda yeniden baskıya hazırlandım. Tenkid ve tavsiyeler gelecek baskılar yararlı olacaktır.

Bir imparatorluğun idarî teşkilâtı onun zengin sosyal kurumlaşmasının bir yansımasıdır. Bu zor deneme inşallah amacına ulaşır."

İlber OrtaylıÖnsöz'den

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Esen Beste Güzel
  • Sadık Kocak
  • erdal arslan
  • Fehime ERGÜN
  • Mustafa
  • Hakan Tatlı
  • Melek yeter
  • Çağla
  • Buse Köse
  • Uğur İlhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%25 (1)
8
%50 (2)
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0