Üç Öykü

Gustave Flaubert
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·128 syf.··
2025 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 00:00
Gustave Flaubert... Tanıyanınız var mı? O meşhur Madam Bovary'nin harikulade yazarı. Peki, hakkında başka neler biliyorsunuz? Mesela Madam Bovary'yi 6 yılda tamamladığını? Ya da şimdi yorumunu okuyacağınız, Flaubert'in ölümünden 3 sene evvel yazdığı ve son eseri olan 150 sayfalık Üç Öykü kitabını 2 yılda epey kapsamlı bir araştırma sonucunda yazdığını? Peki, öykücülük denince akla ilk gelen isimlerden olan Guy de Maupassant'ın hocası olduğunu? Flaubert, 1857 yılında yazdığı bir romanında şöyle der; “Benim öylesine düz, öylesine durgun zavallı yaşamımda her tümce birer serüvendir.” Edebiyat onun için serüvenden başka bir şey değildir; kendi köşesine çekilir, düşünür, düşünür, yazar. O kadar derin ve detaylı düşünür ki, bu kitabın 2 yılda bitmesi onun için çok kısa bir süredir. Peki, gelelim Üç Öykü'ye. Üç Öykü, adı üstünde 3 adet öyküden oluşmakta. Saf Bir Yürek.. Konuksever Aziz Julien Söylencesi.. Herodias... İçlerinde en sevdiğim Saf Bir Yürek öyküsü oldu. Madam Aubain'in yanına hizmetçi olarak giren küçük kadın Félicité'nin çevresindeki herkese ve her şeye (özellikle papağanına) dair gönülden bağlılığının anlatıldığı, tatlı mı tatlı ve sonunda gözlerinizin dolmasına sebep olacak bir öyküydü. Gerçekten çok ama çok iyiydi. Fakat diğer iki hikâye fazlaca dinsel temalar içeriyordu. Konuksever Aziz Julien Söylencesi de sonuna kadar harika ilerlemişken, sonunda “öf be!” dedirtti. Fakat gerçek hayattan bir söylenceymiş. Herodias ise tamamen Ceaser döneminin anlatıldığı ve beni aşırı sıkan bir öykü oldu. Bazı paragrafları gözlerimle okudum ve atladım. Öyküden bana hicbir şey kalmadı hatırladığım. Genel olarak orta seviyede bir eserdi. Dili sadece ve akıcıydı, hikâyelendirme de aşırı güzeldi ama özellikle son öykü gerçekten beyni yoracak cinsten. Velhasıl-ı kelam, okuyup
Alıntı
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
7/10
·128 syf.··
2022 25. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2022 21:20
Gustave Flaubert dünya edebiyatının en önce gelen romancılarından biridir. Yazar yazdığı romanlarda içerik ve biçim dışında aynı zamanda yazma sürecine verdiği önem ve emekle de oldukça öne çıkan biri olmaktadır. Bu yüzden de yazın tutkunlarının gözünde kendisi "söylen-romancı" niteliği kazanmıştır. Kendisi de bu konu ile ilgili 1857 yılında yazdığı bir mektubunda "Benim öylesine düz, öylesine durgun zavallı yaşamımda her tümce bir serüvendir" diyerek bu özelliğini doğrular. Gustave Flaubert Madame Bovary kitabını 6 yılllık bir çalışma sonucu ortaya koyarken Üç Öykü hikaye kitabını ise iki yılda tamamlar. Üç Öykü yazarın ölümünden üç yıl önce yayınlanan son yapıtı olma özelliği de taşır. Kısa bir eser olmasına karşın Flaubert, kapsamlı bir hazırlık ve derin bir tarihsel araştırmalar sonucu bu eseri kaleme almış. Kitabın içinde isminden de anlaşılacağı üzere Saf Bir Yürek, Konuksever Aziz Julien Söylencesi ve Herodias adında üç hikayen oluşmaktadır. Saf Bir Yürek dışındaki diğer iki öykü oldukça tarihten esinlenerek kaleme alınmış. Flaubert hem gerçekçi hem de tarihsel romanlar kaleme almış bir yazar olarak Üç Öykü kitabında okura her iki yönünü de gösteriyor. Saf Bir Yürek gerçekçi bir temele dayalı bir hikaye iken; Aziz Julien Söylencesi ve Herodias tarihsel temele dayalı hikâyelerdir. Saf Bir Yürek hikayesinde çocukluğunda tanıdığı kendi emektar hizmetçisi Julie ve Lousie Barrette adlı bir başka hizmetçi kadının yaşamından esinlenilmiştir. Aziz Julien Söylencesi esin kaynağı Rouen Katedrali'nin kuzey ana kapısı üstüne işlenmiş bir yontu; Herodias ise gene Rouen Katedrali'nde bir vitraydır. Yazardan okuduğum ilk roman Madam Bovary olup hem olay örgüsü hem de betimlemeleriyle güçlü bir kitaptı. Üç Öykü eseri ise daha çok ana temaya odaklandığını düşündüğüm bir kitabı olup, çok yoğun
Edebiyat
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2023 253. kitabı
Yalnızlık, kader-insan doğası ve tarih olarak adlandırabileceğimiz üç öykü. Üç öyküde birbirinden farklı dünyalara götürüyor yazar. İlk öyküde yalnızlığı bir lanet gibi boynunda taşıyan ve öyküdeki ismi hak eden saf bir yürek işlenirken burada insan saflığını ve nerhametini görebiliyoruz. İkinvi öykü olan Jülien'in yaşamına geldiğimizde ise tan tersi bir insan ile karşılaşıyoruz. Jülien, ilk öyküdeki gibi saf bir doğaya sahip değil, aksine vahşi ve kan akıtma, öldürme arzusuyla yanan, öyküye göre hareket edersek bununla lanetlenen bir kişidir. Jülien'in hikayesi Fromm'un sıkı çalışması olan Sevginin ve Şiddetin Kaynağı adlı kitabında da anlatılır. Buna göre insanın kökleri şiddete meyillidir ve ortaya çıkması da şartların oluşmasına bağlıdır. Bu öyküde yine tıpkı Oidipus anlatısında geçen bir kehanet işlemektedir. Jülien kaderini gerçekleştirecektir ve bundan kaçış yoktur. Benzer bir özellik de yazgının gerçekleşmesinden sonra karakterin münzevi bir yaşama geçişinin konu edilmesidir. Belki binlerce örnek sıralanabilir bunun için ama tıpkı Oidipus'taki gibidir olay. İnsanın, şiddetten tam tersi yöne dönmesi ve karakterin de edebiyatta bu dönüşü ile anılması çarpıcı gelir. Tüm zalimlik, şiddet arzusu bir anda yok edilir ve ortaya ulvi bir kişilik çıkar. Son öykü de bizi Roma dönemine, Kudüs'e ve Yahudilik'e götürür. Yahya peygamber anlatısı içerisinde buluruz kendimizi. Bunun yanında da Roma İmparatorluğu'nun eylemleri anlatılır. Kısacık bu öykülerde uzun, derin düşüncelere sevk edilme yaşanabilir. Bir çocuğa yaklaşımımız, bir kuşa bakışımız, bir inanca saygımız değişebilir, artabilir veya yok olabilir. İçimizdeki benliğimize ulaşabiliriz bu öykülerle.
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
6/10
·140 syf.··
2018 16. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2018 18:46
Oedipus'un efsanesini biliyorsunuzdur. Kral Laios'a kahinin biri eğer oğulları olursa bu çocuğun babasını öldürüp annesiyle evleneceğini bildirir. Olacaklardan korkan kral, o sırada hamile olan eşini de ikna edip, doğan erkek çocuklarının topuğunu şişledikten sonra dağa götürüp ölüme bırakmaları karşılığında bir çobana teslim ediyor. Tabii ki çoban kıyamayıp başka bir aileye verir ve çocuğa 'şiş ayak' anlamına gelen ismini koyar yeni ailesi. Gel zaman git zaman çocuk büyür, kehaneti öğrenir ve gerçekleşmemesi için uzaklara gitmeye karar verir. Yolda dar bir geçitten geçerken küstah bir arabalıyı sinirlenip öldürür. Geldiği şehire de musallat olan canavarı alt edip kraliçenin kocası vefat ettiğinden evlenirler ve çocukları olur. Böylece kehanet gerçekleşmiş olur. Bu efsane dikkatinizi çekiyorsa benzer bir Aziz Julien hadisesi var hristiyan ögelerle bezenmiş. Sürpriz sonlu. Tarihten ve dinden beslenen ermişlerle, azizlerle, gariplerle ilgili üç hikayesi var Flaubert'in bu kitabında. Fantastik dini diye bir tür varsa dahil edelim. Siteyi saran Anna Karenina rüzgarında ihmal edilen Madame Bovary'nin yazarını tanıma mahiyetinde okumak isterseniz göz atılabilir.
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2019 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2019 22:09
Flaubert 'i tanımak adına okuduğum bir kitaptı. "Saf Bir Yürek" öyküsü yavaş ilerliyor ama insanı öyküde yaşatıyor. "Aziz Julien Söylencesi" ise bir solukta okuduğum, heyecanlandıran bir öykü. Ve " Herodias " ise heyecanı devam ettiren ve insanı farklı ezgilere sürüklüyor.
Edebiyat
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2019 42. kitabı
Belki eser klasik olmanın hakkını veriyor ama ilgimi çekecek türden değildi. İlk öykü Saf Bir Yürek oldukça akıcıydı. İkinci öykü de başarılıydı. Fakat son öyküde sayfaları tekrar tekrar okudum çünkü olayı anlamakta zorlandım. Yine de Herodias öyküsü çok farklı bir bakış açısıyla yazılmış. Her üç öykü de edebi nitelikte olmasına rağmen akıcı ve merak uyandıran cinstendi. Gustave Flaubert’in en iyi eserlerinden biri olduğu söylense de ben genel olarak öyküleri beğenmedim. Okumasam da olurdu.
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
Puan vermedi·124 syf.·
2020 151. kitabı
Gustave Flaubert, birçok okurun duyduğu veya okuduğu bir kitap olan Madam Bovary'nin yazarı. Kendisi Fransız Edebiyatı'nda modern romanın kurucuları arasında gösterilir ama ben bugün size romanından değil Üç Öykü adındaki minik (124 sayfa) kitabından bahsedeceğim. Adından da anlaşılacağı üzere içinde üç öykü var. Bunlardan ilki Saf Bir Yürek; yüreği sevgiyle, şefkatle çarpan bir kadının hüzünlü hikâyesi anlatılıyor. Satırları okurken buruk bir tebessüm yerleşti yüzüme. Bu kitaptaki en sevdiğim öykü diyebilirim. Konuksever Aziz Julien Söylencesi; ikinci öykü ve Oedipus efsanesini anımsatıyor. Sonu beklenmedik şekilde sonlanıyor. Bu öyküde dini, efsanevi, masalsı olaylar yoğunlukta. Son olarak ise Herodias, tarihi ve dini motiflerle örülü bir öykü. Hristiyan ve Yahudi dinlerine yönelik bir olay anlatılıyor. Bu üç öykü içinden ısınamadığım Herodias oldu. Eğer henüz Flaubert ile tanışmadıysanız bu kitabını tavsiye ederim ama eğer tanıştıysanız Madam Bovary romanındaki dil cambazlığını ve yoğun duygu geçişlerini beklemeyin çünkü bu kitap son derece yalın bir kitap.
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2023 111. kitabı
ÜÇ ÖYKÜ-GUSTAVE FLAUBERT,128 sayfa Dünyaca tanınan ve altı yılda,zorlu bir çalışma sonucu tamamlanan Madame Bovary romanının yazarı Gustave Flaubert’in başyapıt olarak kabul edilen “Üç Öykü” kitabında ; -Saf Bir Yürek -Konuksever Aziz Julien Söylencesi -Herodias olmak üzere üç öyküsü yer alıyor.Ölümünden üç yıl önce yayımlanan ama kapsamlı bir hazırlık,oldukça ayrıntılı tarihsel araştırmalar gerektirmesine rağmen iki yıl gibi kısa bir sürede tamamlamıştır bu kitabı. Yazar,ilk öykü Saf bir Yürek’in Fèlicitè’sini yazarken çocukluğunda tanıdığı biraz kendi emektar hizmetçisi Julie,biraz da Louise Barrette adlı başka bir hizmetçi kadından esinlenmiştir.”Herodias”ın esin kaynağı Rouen Katedrali’nin kuzey ana kapısı üstüne işlenmiş bir yontu,diğerinin esin kaynağı ise ,yine aynı Katedralin bir vitrayıdır. -Onun da,herkes gibi,bir sevda öyküsü olmuştu: Yazar Saf bir Yürek’te Madam Aubain’in evinde yılda yüz franga hizmetçilik yapan Fèlicitè’yi anlatıyor.Fèlicitè ailesini çok küçük yaşta kaybetmiş,yakışıklı ama parasız pulsuz bir adamla evlenip o da çok kısa zamanda ölünce iki küçük çocukla ve bir sürü borçla kalmıştır.Elinde para eden her şeyi satıp ailesinden kalan küçük bir eve yerleşip hayatını sürdürmeye çalışmıştır.Tesadüfen rastlaştığı Madam Aubain’in evinde hizmetli olarak çalışmaya başlar ve çalışkanlığı ile evin vazgeçilmez elemanı olur.Bu evde yaşadığı iyi kötü günlerine,sevinçlerine,üzüntülerine şahit oluyoruz.Bu öykü en çok sevdiğim oldu. -Konuksever Aziz Julien Söylencesi’nde daha küçükken bir keşiş tarafından annesine,bir dilenci tarafından da babasına söylenen bir kehanet ile Julien’in hayat hikayesini okuyoruz.Evleninceye kadar sürdürdüğü hayatında korkusuzluğu,kan dökmekten aldığı zevk,öldürme hissi onun sonunu getiriyor.Evlendikten sonra da peşini
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
Açıkçası büyük umutlarla başladığım eser benim için hayal kırıklığı oldu. 50 sayfa okuyup bıraktım. Okuduğum kesimde hiç bir akıcılık yoktu. Sanki birinin hayat hikayesini özetle diye sorulmuş olan sorunun cevabı gibiydi. Ayrıca kitabın geneline hakim olan hristiyan gelenekleri de evrensellikten uzak kılan başka bir nokta.
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma
5/10
·140 syf.··
2019 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2019 15:11
Üç öykü içerisinden sadece "Herodias"ı beğendim ve aslında verdiğim 5 puan onun hatrına. "Konuksever Aziz Jülien'in söylencesi" en berbat olanıydı, ki zaten finalde de tüyü dikmiş resmen.
Edebiyat
Üç ÖyküGustave Flaubert · Can Yayınları · 2018746 okunma

Yazar Hakkında

Gustave FlaubertYazar · 30 kitap
Edebiyat eleştirmenleri tarafından modern romanın kurucusu kabul edilir. En tanınmış eseri, 19. yüzyıl toplumsal gerçekliğini çarpıcı biçimde aktaran ve dünya klasikleri arasına giren Madame Bovary'dir. 1857'de yayımlanan ve Fransa'da ciddi tartışmalara neden olan bu eserden sonra realist akımı başlatan kişi olarak gösterilmiştir. 12 Aralık 1821’de Fransa'nın Rouen kentinde doğdu. Bir hekim kızı ve dinsel bağlılıkları sahip bir aristokrat olan annesi Justine-Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu'de baş cerrahlık yapan orta sınıftan gelme babası Achille-Cléophas'nın ortanca çocuğuydu. Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı. 1832-1840 yılları arasında Rouen Koleji'nde öğrenim gördü. Edebiyat alanındaki ilk denemelerini okul gazetesinde ve Le Colibri ("Sinek Kuşu") adlı küçük bir dergide yaptı. 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Henüz 15 yaşındayken Trouville sahilinde tanıştığı kendisinden on yaş büyük ve evli bir kadın olan Elisa Schlésinger'e aşık oldu. Bu aşk, yaşamında çok önemli etkiler, izler bıraktı. Elisa Schlesinger daha sonra "Duygusal Eğitim" adı ile kaleme alacağı eserde Marie Arnoux karakterinin de temel kaynağı oldu. Öğrencilik yıllarında sürekli yazdı. "Bir Çılgının Hatıraları" (1838), "Smarh" (1839) ve 1840 yılında yazmaya başladığı "Kasım" lise öğrencisi olduğu dönemin ürünleridir. 1841'de Paris'e gidip Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Hukuk öğrenimi sırasında da yoğun bir şekilde yazmakla meşgul oldu. 1844 yılında sara kaynaklı ilk krizini geçirince, dinlenmesi gerektiğinden hukuk eğitimini yarıda bırakarak eve döndü. Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı. 1845’te "Duygusal Eğitim"in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber bir İtalya seyahatine çıktı. Cenova'da gördüğü ve onu çok etkileyen bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla “"Aziz Anthony'nin Baştan Çıkışı”'nı yazmaya başladı. 1846 yılında babasını, hemen ardından kız kardeşini kaybetti. Ölen kardeşinin küçük bebeğinin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Yeğeni ve annesi ile Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, hayatının tamamını burada geçirdi. Bu arada edebiyat dünyasında kendisinden uzatmalı sevgilisi olarak bahsedilen şair Louise Colet ile tanıştı (1846) ve ilişkileri sekiz yıl sürdü. 1849’da "Aziz Antoine" adlı eserinin ilk okumasını arkadaşlarına yaptığında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Arkadaşları ona sıradan konular seçmesini ve bunu doğal bir üslupla, herkesin anlayabileceği bir dille yazmasını öğütlediler. Bu hayal kırıklığının ardından yakın dostu Maxime du Camp ile birlikte 18 ay süren bir Ortadoğu gezisine çıktı. Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. Gezi esnasında mal varlığının çoğunu harcayan ve frengiye yakalanan Flaubert, içe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Madame Bovary’i de bu esnada kurgulamakta olduğu ifade edilir. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Sevgilisi Louise Colet’e mektupları ise edebî açıdan eserleri arasında sayılacak değerde kabul edilir. Yakın Doğu seyahatinden dönüşünden üç ay sonra, Eylül 1851′de Madame Bovary'yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirdi ve eser tefrika edildi. Flaubert 1856′da "Baştan Çıkış"'ı tekrar kaleme ve "Salombo" üzerinde çalışmaya başladı (1857). Bu arada ilk romanı Madame Bovary, 1857’de kitap olarak basıldı. Eser “ahlaksızlık-sapkınlık” eseri olarak suçlanarak yasaklandı ve yazara dava açıldı. Savcıya göre kitapta eş aldatma yüceltilmekte, cinsel duygular abartılıp kışkırtılmakta, geleneklere hakaret edilmekteydi. Yargıç “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda, Falubert’in verdiği "Madam Bovary, c'est moi! (Madame Bovary benim!)” yanıtı meşhurdur. Avukatı Marie-Antoine-Jules Senard’ın başarılı savunması Flaubert’in aklanmasını sağladı. Bu nedenle avukat Senard’ın adı bu nedenle kitabın yeni basımında, daha ilk sayfada, ithaftan da önce, Flaubert’in kendisine hitaben yazdığı kısa bir teşekkür notuyla birlikte yer almıştır. Flaubert bu savunmadan sonra, yazdığı kitabın kendi gözünde bile umulmadık bir değer kazandığını söylemiştir. Yazar, 1858 ilkbaharında Kuzey Afrika'da iki aylık bir araştırma gezisi yaptı. Salomo adlı romanını Nisan 1862′de tamamladı. 1864-1869 arasında Duygusal Eğitim’in son taslağını yazdı. Yirmi beş seneye yayılan bir çalışma sonunda ortaya çıkan bu eserde kendi gençlik yıllarından hareketle bir "nesil hikâyesi" anlatmıştır. Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bitiremediği son projesi "Bouvard ve Pécuchet"'yi ("Bilirbilmezler" ismi ile Türkçeye çevrildi) yazmaya 1874′te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki senelik bir ara verip 1877′de yayımlanacak olan "Üç Hikâye"'yi (Saf Bir Kalp, Konuksever Aziz Julien Efsanesi ve Hérodias) kaleme aldı. Çocukluk arkadaşı Laure le Poittevin'in oğlu Maupassant'ı manevi evladı olarak benimsemişti. Onu iyi bir yazar olarak yetiştirmeye çalıştı ve Maupassant'ın başarılarıyla avundu. Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, ani bir felç sonucu, Croisset’de öldü. Romanları Salambo (Salammbô) Duygusal Eğitim Madam Bovary Gönül ki Yetişmekte Ermiş Antonius ve Şeytan Bilirbilmezler (Bouvard ile Pécuchet) Günlük Kırlarda ve Kumsallarda (1886) Anı Bir Delinin Anıları (1838)