Toplumsal savrulmalardan bireylerin payına düşenleri anlatıyor. Toplumsalla bireyseli iç içe kavrayan yazarlığıyla bitmemiş bir baskı döneminin ürkütülmüş, ezilmiş insanının ruh ve beden acılarına eğiliyor.Uykusuzlar kitabındaki ''Güz Yaprağı '' öyküsü bana ''Şarkını Söylediğin Zaman '' kitabını anımsattı.
Çok zorlandım, tekrara düştüm. Ama olmadı akışa kendimi kaptıramadım. Bilemiyorum ben mi dalgınım ama bir şeyler eksik geldi. Yine de tekrar daha sonra okuyacağım. Ve böylece daha iyi anlarım sorunu
Romanlarından çok öykülerini seviyorum İnci Aral'ın... Zaman ve anlatıcı sıçramaları çok ustaca... Bir an şimdi de iken bir bakmışsın ya geçmişte ya da gelecektesin... Anlatıcılar da öyle.. okura hissettirmeden çarçabuk bir manevra ile başka bir anlatıcıya geçiyor ve kısa bir zaman sonra ise okurun bunu fark etmesini sağlayacak ipuçları bırakıyor... İnci Aral öyküleri sıradan yaşamları anlatıyor ama anlatım tarzı hiç sıradan değil, okurun dikkatini üst düzeyde tutmasını koşullar biçimde... Kendini öyküye vermezsen ne zaman, nerede, kimler anlatılıyor, anlatıyor, anlaman zor olacaktır... Böyle olunca da okuduğun her öykü kolayca içselleşiyor, bir bakmışsın sen de o öykünün bir parçası olmuşsun... Seviyorum İnci Aral öykülerini... Bu kitaptaki tüm öykülerini de çok sevdim de "Güz yaprağını" daha bir sevdim...
Bununla birlikte, 12 Eylül darbesi öncesi ve sonrasını konu alan öykülerinde militan karakterlerini güzellemeyip oldukları gibi resmetmesi de takdire şayan... Zira bu kişilerin kandırılmışlık ve aptal yerine konulmuş olmak gibi zaafiyetlerine pek değinilmez romanlarda, öykülerde... kahramanlaştırılıp üst yerlere yerleştirilirler. Oysa tarihi gerçeklere baktığında kiminin saf ve iyi niyetli insanlar olduklarını görürsün, kiminin de hain... Ama kahramanlık başka bir şeydir... Olmadıklarını İnci Aral öykülerinde (o söylemese de) sen satır aralarından kazıyıp çıkarırsın.
İnci Aral okumayı çok sevsem her kitabından farklı tatlar alsam da bu kitap benim için çok tekrardı. Kitabı ise yazar hatrına ben de bıraktığı eski kitaplardan kaynaklı güzel duygular yüzünden okudum. Tavsiye edebileceğim ya da kesinlikle okuyun digtebilicegim bir kitap değil. Sadece benim gibi yazarı çok seviyor ve bütün kitaplarını bitiricem diye düşünüyorsanız alın okuyun.
Uykusuzlarİnci Aral · Kırmızı Kedi · 2015216 okunma
"Ölen suçlu çıkar zaten hep. Ölenin sesi yoktur. Ölmeyeceksin, öldün mü yandın."
.
.
.
Şöyle arada bir öykü okur kafa dağıtırım diye elime aldığım kitap hiç de öyle okunacak bir kitap değilmiş. Teması karanlık, sonları açık. Yani ruh haline iyi gelecek değil, aksine ruhu alt üst edecek hikâyeler barındırıyor. Tabii sizin empati seviyenize de bağlı bu.
İnci Aral ın kalemiyle yeni tanıştım. Sevdim mi, evet. Bir daha okur muyum, evet. Ancak çok tekrara düştüğüne dair yorumlar okudum, bu nedenle bir sonraki eserini daha bir özenli seçeceğim. Bakalım gerçekten öyle mi?
Uykusuzlar 'da altı tane öykü bulunuyor. Tema söylediğim gibi karanlık. Metinlerde yalnızlık, korku ve endişe duyguları hakim. Diğer yandan bazıları topluma tutulan birer ayna. En sevdiğim iki öykü de bu şekilde. Biri Kıyıda adlı öykü. Madencileri konu alıyor. Hani sadece öldüklerinde aklımıza gelen madencileri. Diğeri ise Karanfil Saksılarda. Bu öykü bence oldukça ağır. Ailesiz bir kız çocuğu, alkol, yaşadığı hayatı benimseyemeyen bir anne, bunalmış ruhlar ve savrulmuş yaşamlar.
Bir de sevdiğim üçüncü bir öykü daha var, bir dönemin zorbalığını okuyanın iliklerine kadar hissettiren... Karanlığa Kumru Nakışıdır adlı bu öykü işkenceyle yüzleştiriyor okuyucuyu.
Ağrılı Kapısında Gecenin, Mehmet Kaptan ve Mor Damga eserdeki diğer öyküler. Aralarında en vasat bulduğum Mor Damga. Ağrılı Kapısında Gecenin adlı öykü de yine işkenceye ve bir annenin kaygısına yer veren üzücü bir öykü.
Tekrar belirtmek isterim, herkesin okuyabileceği bir eser olduğunu düşünmüyorum ama bu etkilenme düzeyinize göre değişir kuşkusuz.
Bu tarz konuları sevenler ve standart kalıplarla yazılmış metinler aramayanlar için ideal bir kitap. Tavsiye ederim.
27 Kasım 1944 tarihinde Denizli'de doğdu. Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünü bitirdi. Samsun, İzmir ve Manisa'da öğretmenlik yaptı.
İlk öykü kitabı 1977 yılında yayınlanan "Ağda Zamanı"dır. Bu kitap, 1980 yılında Akademi Kitabevi İl Kitap Başarı Ödülü aldı. 1983 yılında Kahramanmaraş'taki toplumsal olaylar hakkında yazdığı "Kıran Resimleri" ile Nevzat Üstün Öykü Ödülü'nü aldı. Kıran Resimleri 1989 yılında Fransızcaya çevrildi. Yazar, 1992 yılında Ölü Erkek Kuşlar adlı romanı ile Yunus Nadi Ödülü'nü kazandı, 2002 yılında yayınlanan romanı Mor ile Orhan Kemal Roman Armağanı'nı aldı.
1994'te yayımladığı Yeni Yalan Zamanlar, 2002'de yayımlanan Mor ve 2007'de yayımlanan Safran Sarı romanını Yeni Yalan Zamanlar başlıklı bir üçleme haline getirdi.
Eserleri
Roman
- Ölü Erkek Kuşlar (1992) – Yunus Nadi Ödülü
- Yeni Yalan Zamanlar (1994)
- Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm (1997)
- İçimden Kuşlar Göçüyor (1998)
- Mor (2002) – Orhan Kemal Roman Armağanı
- Taş ve Ten (2005)
- Safran Sarı (2007)
- Sadakat (2010)
- Şarkını Söylediğin Zaman (2011)
- Unutmak (2009)
Öykü
- Ağda Zamanı (1980)
- Kıran Resimleri (1983)
- Uykusuzlar (1984)
- Sevginin Eşsiz Kışı (1986)
- Gölgede Kırk Derece (2003)
- Anlar İzler Tutkular (2003)
- Ruhumu Öpmeyi Unuttun (2006)
- Unutmak (2008)