Adı:
Watt
Baskı tarihi:
1993
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390482
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Watt
Çeviri:
Uğur Ün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Watt, yüzyıla damgasını vurmuş birkaç yazardan biri olan Samuel Beckett'in yazdığı ikinci "roman." 2. Dünya Savaşı sırasında yazılmasına ve Beckett'in Fransız direniş hareketine aktif olarak katılmış olmasına rağmen savaşla ilgili hiçbir şey içermiyor. Peki neyle ilgili bu roman? Hiçbir şeyle! Olay örgüsü yok (olay yok ki zaten); karakter deseniz, Watt'ı ya da Bay Knott'u ne kadar karakter sayabilirseniz o kadar var, yani hak getire; parlak cümleler, Joycevari üslup cambazlıkları arıyorsanız, üzgünüz: Namevcut. Simgesever okurları da önceden uyarmalı: Beckett son cümlede, "yazdıklarımda simgesel anlam arayanların boynu altında kalsın" demekte, aman dikkat! Ne var peki? Watt diye bir adam var, gülmeyi bile bilmiyor, sessiz sinema komikleri gibi yürüyor, acayip bir biçimde konuşuyor. Garip bir "anlamsal kesinlik" ihtiyacı içinde, her şeye bir de kendisinin ad vermesi; zihninde en sıradan işlerin (sözgelimi bir köpeğe yemek verilmesinin) olası bütün yürütülüş biçimlerini gözden geçirip en akla uygun biçimde yeniden kurması gerekiyor. (Metin bu türden, kimilerine iç bayıcı kimilerine ise çok eğlenceli gelebilecek, kılı kırk yaran akıl yürütmelerle dolu). Watt, Bay Knott diye birinin evine uşak olarak giriyor, bir süre kalıyor, sonra da ayrılıyor. "Olay" bundan ibaret. Arada da birbirinden grotesk birkaç kişi girip çıkıyor metne. Hepsi bu! Başka ne var; eşi benzeri olmayan, müthiş bir kara mizah, "insan türünün soyluluğu" denen şeyin, özellikle de insan zihninin abuk sabukluğunun acımasızca teşhir edilmesi, olağanüstü yalın ve karmaşık olmayı inanılmaz bir biçimde birleştiren bir de dil var bizce. "Güldürürken can acıtan" bir kitap. "Zor" metinler okumayı göze alanlar için vazgeçilmez...
(Arka Kapak)
Beckett, bu ''hiçlik'' konusuna açıklık getirmek için (kurgu dışı) bazı makale veya deneme yazıları dizmekten ziyade; çok gerekli veya az gerekli veya hepten gereksiz bu konuyu pazara çıkarma kaygısıyla ve efendim, romancı kişiliğini de vitrine koyma dürtüsüyle öyküleme tekniğini seçerken; okurların omuzlarına yüklediği yükün ağırlığını hiç hesaba katmamış. Belki de, tamamen okurlara eziyet etme misyonuyla çıkmış yola, bunu bilemeyeceğim.
Watt diye bir adam var, bulunduğu tren garının bekleme salonunda, bulunduğu başka bir yerde ve egzantrik Bay Knott'un evinde, evet özellikle bu evde; Watt'ı bekleyen bir yığın gizemli, zorlu, yolunda gitmeyen şeyler vardır. Watt, bunlara netlik kazandırmak için beyninin her bir hücresini kullanarak olağandışı bir zihinsel efor sarfetmek durumundadır; hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan, her türlü olasılığı düşünmek zorundadır. Zira, karşısına çıkan bu müthiş bilinmezliklerle ve yolunda gitmeyen şeylerle mücadele etmek, öyle göründüğü kadar kolay değildir. Aslına bakacak olursanız; tren garının bekleme salonunda, Watt'ın bulunduğu başka bir yerde ve özellikle ne idüğü belirsiz Bay Knott'un evinde her şey durağandır, ilginç olan ve yolunda gitmeyen hiçbir şey yoktur. Watt'ın bütün bu beyin jimnastiklerinin çıktığı ve vardığı yerler sadece ''hiçlik''tir. Burada, sürekli bir zihinsel yarış içinde bulunduğu düşünülen bütün insanlığa ve bunun yanı sıra düşünme eylemini bireysel çıkarları dışında kullanmayan her bir bireye getirilen eleştiriler vardır. Bunların yanı sıra, insan yaşamının monotonluğuna yapılan göndermeler de mevcuttur, eleştirilerin-göndermelerin zaman zaman acımasız olduğu düşünülebilir. Derken, hikaye içerisinde, aslında herşeyin bir yanılsamadan ibaret olmasının ihtimallerini içeren kaotik önermelere de rastlıyoruz ve bunun gibi çeşitli kafa karıştırıcı konuların yazılı olduğu bu tipik Beckett kitabını okumanızı tavsiye edeceğim. İyi okumalar...
Hiçliğin bir karakteri Watt... Ne gülüyor, ne eğleniyor anlamsız bir hayatın içinde debeleniyor. Olay örgüsü yok, kahraman pek yok... Her şeye kendisi bir ad verme ve anlamlandırma peşinde, her yeri akıl yürütmelerle dolu ilginç bir karakter. İnsan zihnini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor her türden okuyucunun okuyamayacağı ve Kafka, Proust, Joyce gibi ilk bakışta kendini ele vermeyen metinlerden başka bir tane daha... Karanlık ve elzem bir yapıt...
Acı gülüş iyi olmayan şeylere güler, ahlaki bir gülüştür. Zorlama gülüş doğru olmayan şeylere güler, yargılayıcı bir gülüştür ama neşesiz gülüş şiirsel bir gülüştür, gülüşlerin gülüşüdür...
Hayır, bütün bu şeyler, bazı şeylerin hiçbir anlam taşımamayı sürdürdükleri gibi hiçbir anlam taşımasalar, yani sonuna dek anlamsızlıkta direnseler, asla söz edemezdi bunlardan. Çünkü hiçten söz etmenin tek yolu ondan sanki bir şeymişçesine söz etmektir; aynen Tanrı’dan söz edebilmenin tek yolunun ondan sanki bir insanmışçasına söz etmek olduğu gibi bir bakıma, bir süre için öyledir elbette ve bizim insan bilimcilerimizin bile ayırdına vardıkları gibi, bir insandan söz edebilmenin tek yolu da ondan sanki bir beyaz karıncaymışçasına söz etmektir

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Watt
Baskı tarihi:
1993
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390482
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Watt
Çeviri:
Uğur Ün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Watt, yüzyıla damgasını vurmuş birkaç yazardan biri olan Samuel Beckett'in yazdığı ikinci "roman." 2. Dünya Savaşı sırasında yazılmasına ve Beckett'in Fransız direniş hareketine aktif olarak katılmış olmasına rağmen savaşla ilgili hiçbir şey içermiyor. Peki neyle ilgili bu roman? Hiçbir şeyle! Olay örgüsü yok (olay yok ki zaten); karakter deseniz, Watt'ı ya da Bay Knott'u ne kadar karakter sayabilirseniz o kadar var, yani hak getire; parlak cümleler, Joycevari üslup cambazlıkları arıyorsanız, üzgünüz: Namevcut. Simgesever okurları da önceden uyarmalı: Beckett son cümlede, "yazdıklarımda simgesel anlam arayanların boynu altında kalsın" demekte, aman dikkat! Ne var peki? Watt diye bir adam var, gülmeyi bile bilmiyor, sessiz sinema komikleri gibi yürüyor, acayip bir biçimde konuşuyor. Garip bir "anlamsal kesinlik" ihtiyacı içinde, her şeye bir de kendisinin ad vermesi; zihninde en sıradan işlerin (sözgelimi bir köpeğe yemek verilmesinin) olası bütün yürütülüş biçimlerini gözden geçirip en akla uygun biçimde yeniden kurması gerekiyor. (Metin bu türden, kimilerine iç bayıcı kimilerine ise çok eğlenceli gelebilecek, kılı kırk yaran akıl yürütmelerle dolu). Watt, Bay Knott diye birinin evine uşak olarak giriyor, bir süre kalıyor, sonra da ayrılıyor. "Olay" bundan ibaret. Arada da birbirinden grotesk birkaç kişi girip çıkıyor metne. Hepsi bu! Başka ne var; eşi benzeri olmayan, müthiş bir kara mizah, "insan türünün soyluluğu" denen şeyin, özellikle de insan zihninin abuk sabukluğunun acımasızca teşhir edilmesi, olağanüstü yalın ve karmaşık olmayı inanılmaz bir biçimde birleştiren bir de dil var bizce. "Güldürürken can acıtan" bir kitap. "Zor" metinler okumayı göze alanlar için vazgeçilmez...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • İbrahim Kapan
  • Eyüp Tatar
  • SihirliFlut
  • Black Garden
  • Melih Ertuğrul
  • Nuray Kirik
  • mecit algan
  • HOMO FABER...
  • Devran Öksüz Ergün
  • Merve Sunay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (3)
9
%25 (2)
8
%25 (2)
7
%0
6
%12.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0