Puan

7.910 üzerinden
34bin kişi
yabancılaşmak.
10/10
·112 syf.·
Beğendi
·
2021 16. kitabı
Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevinden bir telgraf aldım: "Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak. Saygılar." Bundan pek bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür. - Meursault, bir yabancıydı. Mümkün dünyaya, çevresindeki insanlara, takvim yapraklarına ve en önemlisi kendine... Ona göre hayat, yaşanma zahmetine değmeyen bir şeydi. Yeni bir hayata hazır olduğunu düşündüğü annesin ölümünde tepkisiz kalması, ağlamaması mıydı onu yabancı yapan? İnsan, dünya üzerindeki canlılara göre kısa ömürlü, fiziki koşullara elverişsiz varlıktır. Onu diğer canlılardan farklı kılan yaşam üzerindeki tepkileri ve duygularıdır. Hepimiz birbirimizden farklı doğar, farklı yaşar ve farklı ölürüz. Bu yolda hayatımıza birileri dahil olur ve zamanı geldiğinde bize ait o yoldan sapar ve kendi yoluyla devam eder. Meursault işte bu yol sonunda yalnız kalacağını bildiğinden yabancıydı. Onun hayatına girip çıkan insanlar gri silüetlerden ibaretti. Biz, aptal varlıklar, aksine onlara karşı aşk, tutku, dostluk, sevgi, şefkat gibi duygularla yaklaşmak yerine gözleriyle benimsiyordu. Goethe'ye göre "Dünya hassas kalpliler için bir cehennemdir." Bu ruhsuz gibi görünen adam aslında en hassas kalplilerden biriydi. Her şeyin farkında olduğu için hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Alt tarafı annesinin ölümüne ağlamamıştı, ya da ertesi günü sevgilisi olacak kadınla sevişmişti ya da alt tarafı gözüne gelen güneş yüzünden birini öldürmüşü. Hayatımıza girip çıkan insanlar çıkarlarımız için yanımızdayken o neden ağlayacak ya da öldürmeyecekti? Kitabın her sayfasında kırık camlardan Camus yansıyordu. Onun duyguları, onun ağlayamayışı ya da onun sigarasının kokusu vardı. Bugün annem
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
9/10
·111 syf.··
2017 12. kitabı
Camus ve Sartre’ın isimleri çoğunlukla birlikte anılır. İkisi de Edebiyat dalında Nobel kazanmıştır. Sartre daha yaşlı olmasına rağmen, Camus daha erken erişmiştir bu ödüle. Edebiyat denilince Camus’yu kıyas götürmeyecek şekilde farklı bir yere koyarım ben. Benim nazarımda Camus, birkaç gömlek üstündür Sartre’dan. “Yabancı” bizim ülkemizde de çok okunan eserlerden biridir. Ve genel çerçevede, bizdeki edebiyat çevrelerince idam karşıtı en sert romanların başında kabul edilir. Zira romanda polisin ve adli mekanizmanın berbatlığı, her an hata yapmaya müsait yapısı çok güzel verilmiş. Bu bile idam karşıtı olmak için yeterli olabilir. "===== Spoiler =======" Romanın özeti; anti-sosyal, Meursault adında bir Fransız basit bir olay sonunda bir Cezayirli Arap’ı öldürür. Yargılamanın sonucunda İdama mahkum edilir. Bu yargılama sürecinde, Meursault’nun anti sosyalliği, annesinin ölümüne ve hayatında cereyan eden tüm olaylara karşı umursamaz, bir absürtlük sınırına varacak denli kayıtsız-tepkisiz olması çok güzel verilmiş. Hatta savcı, Meursault’yu Arap’ı öldürdüğünden çok, bu kayıtsızlığından dolayı suçlar. Mahkeme adeta bu sorumsuzluğun-tepkisizliğin yargılanmasıdır. Bu romanı ilk okumamı 1984-85 yıllarında yapmıştım. Bu son okumamda en çok dikkatimi çeken nokta, romanın her aşamasında ölen kişinin sıradan bir Arap olarak küçümseniyor olması, herkese adıyla seslenilirken maktulün adının olmayıp sadece -Arap- olmasıydı. O zamanlar dikkatimi çekmemiş ya da bu ince ayrıntıyı görecek bilince sahip değilmişim. Bu durum okurda, katilin idamına karşı bir direnç, ortada maddi bir hata var, hissi uyandırıyor. En azından bende böyle oldu. İkinci kez okumama sebep olan şey, bir yerde okuduğum bir yorumda, bir Arap okurun “Camus, sömürge Cezayir’inde bir Arap’ın, hele de bir
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·119 syf.··
2018 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2018 18:39
Her ne kadar tavsiye üzerine kitap okumaktan hoşlanmayan bir okur olsam da bazen kitapla ilgili görüşlerine değer verdiğim birinin güzel bir yorumunu gördüğümde veya kitapta geçen ve beni düşünmeye sevk eden bir cümle gördüğümde o kitaba karşı kayıtsız kalamıyorum. Albert Camus'nun Yabancı isimli bu kitabını da Mustafa A.'ın şu #26344396 incelemesi sayesinde okuma kararı aldım. Öncelikle kendisine teşekkür ederek incelemeye başlamam gerekir... Kitaba dair beni okumaya sevk eden ikinci özellik ise, kitapta geçen "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." cümlesi oldu. Çok etkileyici bir cümle gibi geldi ilk gördüğümde. Böyle bir cümlenin geçtiği bir kitabın son derece güzel olduğuna kanaat getirdim. Sonra öğrendim ki, "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." cümlesi kitabın ilk cümlesiymiş. Bildiğiniz üzere, bir kitabın ilk cümlesi son derece önemlidir. Kitapla ilgili önemli bir "tavsiye mektubu"dur. "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." cümlesini okuduğumda, bu cümleyi kuran kişinin annesinin ölümü karşısında son derece üzülmüş ve yeis içerisinde böyle bir cümle kurduğunu düşündüm. "Ulan adama bak, annesinin ölümü sebebiyle hangi günde olduğunu bile unutmuş. Bu nasıl bir acıdır?" diye düşündüm. Oysaki kitabımızın ana kahramanı Meursault hiç de bu düşünceye sahip bir kişi değilmiş. Meusault, herkese, en çok da kendisine yabancı bir karakter. "İnsanların hayatları farklı değildir ki, herkes aynı yaşar," diyebilecek kadar rasyonel, cinayetten sorgulanırken bile karşısındakileri irdeleyen onların her şeyi bu kadar önemliymiş gibi yaşamalarına şaşıran bir yabancı... Meursault aynı zamanda topluma ve toplumu oluşturan insana dair ve yine toplumca oluşturulmuş değer yargılarına karşı uyumsuz biri. Sabahattin
Hukuk
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
DİKKAT! DİKKAT! SPOİLER İÇERİR!
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2024 00:00
Her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olduğunu daha nasıl anlatabilirdi ki! Albert Camus . Bay Meursault için annesinin ölmesi doğaldır. (O anne der sadece,sahiplenme duygusuna sahip değildir )evlenmek ile evlenmemek arasında fark yoktur. Hatta Ayşe yada Fatma onlar arasında bile fark yoktur. “Sevmek bireyleri değiştirmez,tutku arzu, her şey olabilir, hiç bir şey olmayabilir” Çünkü Bay Meursault etrafını iyice gözlemlemiştir ve tanıdığını sandığı kişinin evlendiğinde o olmadığını gördüğü çiftler vardır,mutsuzluk vardır,boşanmalar vardır. ( ilk okurken acayip gelen karakter düşünürken karakter analizi yaparken ne kadar haklı olduğunu düşünmeden edemedim. Bu konu apayrı tartışma konusu olabilir. EVLİLİK!) O kadar hissiz ve duygulardan yoksundur ki “Kendisini kimsenin anlamayacağını bildiği için anlatma çabasına girmez” (bir yerlerden size de tanıdık geldi mi!) Sizde mevcut olmayan bir duygu ahlak sorununa dönüşmesi doğru mudur? Bir hata yaptığınızda kimsenin sesini çıkarmadığı duygu durumunuzun sebeb olduğu ithamlarda bulunulması doğru mudur? Bay Meursault karakteri üzerinden ben yorumladım sadece,elbetteki romanın konusu ve akıcılığı mükemmel. Hayatıma yeni bir unutulmaz karakter ekledim “Bay Meursault” hoşgeldin. Sonuna kadar karakterin yaşamak istemeyen bir insan olduğunu düşündüm. Depresyonda düşündüm,hissettim,yazarın mükemmelliğinden sonuna geldiğimde ise nasıl yanıldığımı nasıl ters köşe olduğumu anladım. “Amacı hayatın anlamsızlığımdan yakınmak değil, hayatı herkes gibi anlamlandırmadığından farklı gördüğünü anlatmaktadır.” Hayat dersi veren kitap #k:278575.
Felsefe-Düşünce
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
《 Y A B A N C I 》
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 88. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 08:16
Albert Camus, Yabancı romanıyla kendi felsefesini kurgulamıştır. Nedir yazarın felsefesi? Absürdizm, yani insanın hayat karşısındaki anlam arayışıyla, bu arayışa cevap alamaması karşısındaki uyumsuzluktur. Yazara göre hayattan bir şeyler beklemek ve emek vermek saçmadır, absürddür. Ona göre insan bu durumu kabul ederek, dayatmalara da baş kaldırarak bilinçli, dürüst ve özgür yaşamalıdır. Yazar kitabına Yabancı ismini vererek, baş karakterimiz Meursault’nun toplumun dayatmalarına karşı kayıtsızlığını ve mesafesini simgelemiştir. Kitap son derece sade bir olay örgüsüne sahiptir. Olaylar Meursault’nun dilinden anlatılır ama karakterimiz sanki kendi duygularına bile yabancıdır. Kurguya, kayıtsızlık ikliminin sardığı bir yabancılık hâkimdir. Buradaki kayıtsızlık bir reddediş gibi görünse de bir idrak yorgunluğu da olabilir diye düşünüyorum. Dostoyevski der ya: "Yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır..." Aynen bunun gibi, anladığını ama anlaşılmadığını hisseden bazı insanlar, bir süre sonra kayıtsızlık moduna geçerler. Meursault'nun kayıtsızlığı, bir çarkın dişlileri arasına sıkışmış bir kağıt parçası gibidir. Kayıtsız insan acının keskinliğini duyar ama sahiplenmez. Meursault’nun annesinin ölüm acısını sahiplenmediği gibi. Böyle insanlar için güneşin doğuşu mucize değil, sadece bir gök olayıdır. Birinin vedası bir boşluk, birinin gelmesi ise orada olan bir fazlalıktır. Yani buradaki kayıtsızlık, sessiz, yankısız bir oluş gibidir. Meursault, kendisiyle ilgili olan tüm olaylara, sanki pencere ardından bakar gibi davranır. Yazar, betimlemelerini yazarken kayıtsızlığı satır aralarına dağıtır. İşlenen cinayet bir husumet dolayısıyla değil; güneşin rahatsızlık vermesi sebebiyledir. Cinayet de güneş de burada bir metafordur. Güneşin göz kamaştırması ve
Edebiyat & Roman
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma