Agatha Christie'nin "Çarpık Evdeki Cesetler adlı yapıtımı büyük bir zevkle kaleme aldım. En iyi romanlarımdan biri olduğuna inanıyorum." diye nitelendirdiği eserinin nasıl bittiğini anlamak pek mümkün değil. Olay örgüsünün güzel işlendiği, akıcı bir polisiye eser. Katil kim sorusunun cevabına ararken kitabın bittiğini farkediyorsun, katilin kim olduğunu öğrenince müthiş bir şaşkınlık içerisinde bu detayları neden farkedemedim diye kendi kendimi sorguladım :)
Agatha Christie'nin çok sevdiğim eserlerinden biri. Anlaşılır ve yalın şekilde yazılmış. Bir çırpıda bitirilecek kitaplar kategorisinde benim için. Kitabın yarısına geldiğinizde katili ve muhtemel sonu tahmin edebiliyorsunuz ama yine de okunmaya değer, sevgiler
Kitabin son sayfasini yanlislikla onceden okudugum icin sonu beni pek sasirtmadi ama bence gercekten ters kose olucaginiz bi kitap. Eger agatha okumak istiyosaniz onerebilecegim bi kitap oldu.
Ben böyle harika bir senaryo o ku ma dım!!! Heyecanla sayfaları çevirirken bi’ kısmında ‘Bu cinayeti kesin o işledi.’ dedim. Evet çok şaşırtmaca vardı, düşündürüyordu ama sonunda haklı çıktım. İnanılmaz sürükleyiciydi. Ben cinayet, polisiye tarzı çok sevdiğim için beğenerek okudum. Olay örgüsünün kaleme alınışı iyiydi, karakterlerin anlatılışından onları hayal edip, yüz ifadelerini ve konuşmalarını gözümde canlandırdım. Bu konularda kitap severlere tavsiyemdiiir. :) Agatha ChristieÇarpık Evdeki Cesetler
Sabah başlamamla gece bitirmem bir oldu. Yine Agatha’dan ters köşe yedik. Sanırsam en sevdiğim agatha romanlarında ilk beşe girmeye aday.
Romanda bir tek Poirot eksikti ama onu aratmayacak kahramanımız vardı.
Ufak tefek ipuçları arada kendini gösteriyor aslında onları kapan insan katili direk fark eder. Şahsen ben o ipuçlarını her ne kadar yakalasam da “Yok yaa o kadar da değildir” diyerek kendimi geçiştirdim. Dediğim gibi klasik bir ters köşe yapan Agatha romanıydı :)
Çarpık Evdeki Cesetler, Agatha Christie'nin az bilinen ama en iyi romanlarımdan biri olduğunu belirttiği eseridir. Yazarın, uzun süredir aklında olduğunu belirttiği eser, birinci ağızdan Charles Hayward karakteri üzerinden anlatılmaktadır.
Zengin ve köklü bir ailenin başından geçen olayları ele alan bu eserde yer alan karakterlerin tasviri oldukça başarılıdır.
Çarpık Evdeki Cesetler, sade ve akıcı bir dille anlatılmasının yanısıra merak öğesini baştan sona taşıdığından okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
Hiç beklemediğim biri katil çıktı... Çok fazla şüpheli karakter vardı ve bir türlü katili bulamamıştım. Agatha'nın en karışık ve gizemli kurgusu bu olabilir. Yılın son kitabı oldu.
Agatha Christie öyle büyüleyici bir kurgu yaratmış ki okurken aile bireylerinin her birinin bizzat şüpheli olduğunu düşünüyorsunuz. (Benim şüphelenmediğim tek kişi, takdir edersiniz ki katil çıktı.) Tam da bu noktada insan psikolojisini derinlemesine analiz etmeniz gerektiren gizemli bir yolculuğa çıkıyorsunuz.
Romanda mekan tasviriyle sanki bir karakter daha yaratılmış: “Çarpık Ev.”
Ev, yalnızca fiziksel bir yer olmasının dışında, aile üyelerinin ilişkilerini, sırlarını ve bozuk düzenini simgeliyor. Her odası, her köşesi, karakterlerin saklı arzularını ve çatışmalarını yansıtır nitelikte.
Romanın en çarpıcı kısmı ise beklenmedik finaliydi bence kesinlikle...
2017 yapımı "Crooked House" adlı film de Christie'nin bu kitabından uyarlamadır. Tabii ki hiçbir film, uyarlandığı kitabın yerini tutmaz ama görsel açıdan dekor ve kostümler bence çok başarılıydı. Kısıtlı bir süreye sığdırmak için bazı sahneler doğal olarak çıkarılmış ya da değiştirilmişti. Bu sebeple kitabı okumayıp filmi izleyenler, hikâyeye odaklanmakta zorluk çekebilirler. Bu noktada bir kopukluk oluşmuş.
Kitapta tüm sadeliğiyle derinlemesine kavrayabildiğimiz karakterler, filmde yüzeysel olarak işlendiği için çok hızlı bir tenis turnuvasını izliyorsunuz hissine kapılmanıza sebep oluyor. Filmin son dakikalarında tempo yükseliyor ve son vuruş yapılıyor. Kitapta ise temponun her an yüksek olduğunu söyleyebilirim.
Kıyas yapılması gerekirse tabii ki açık ara farkla Agatha Christie'nin yazdığı Çarpık Evdeki Cesetler romanı, filmin çok ötesinde bir başyapıt. Eğer polisiye ve gerilim türünde okumalar yapmayı seviyorsanız kesinlikle Christie'nin gizemli dünyasını ve kendisinde de çok özel bir yeri olan bu kitabını tanımalısınız.
Sevgilerle.
Alışık olduğumuz karakterlerden Miss Marple’nin varlığıyla anlatılan ancak bu varlığın arka planda kalıp bunun yerine Charles Hayward’ın anlattığı bir roman okuduk. Romanın konusu çok ilgi çekici durmasa da içerik, kesinlikle konudan daha iyi diyebilirim.
Şöyle ki, 90 yaşındaki Aristide Leonides büyük bir evde oğlu, gelinleri, torunları ve eski eşinin de ablasıyla beraber yaşamaktadır. Tabii bir de evdeki görevliler. Ancak kendisinden çok genç, hatta çocuklarından bile daha genç olan Brenda ile evlenince, aile bu durumdan hiç hoşnut olmaz.
Bunun yanında kadının, yani Brenda’nın, çocuklara özel eğitim veren öğretmenle de bir ilişkisi olduğuna inanmışlardır. Üstüne bir de Aristade zehirlenerek öldüğünde gözler Brenda’ya dönecektir. Hikayeyi anlatan Hayward ise Aristade’nin en büyük torunu Sophie ile nişanlı olduğundan olayla ilgilenecek ve hikayeyi bize anlatacaktır.
Hepimize mutlu pazarlar, iyi okumalar dilerim..
Katiller ve yazarlar nerden baktığınıza göre değişiyor olsa da -bu işin en iyi tarafı tam da budur- çoğunlukla aynı duyguları besler ve ikisi arasında alışılmadık, ilk gözle fark edilmese de yadsınamayacak bir benzerlik vardır: Karşısındaki ile eğlenmeyi iyi bilirler doğrusu. Zihinleri karmaşık bir okyanusa benzer ve çoğu zaman kopan fırtınaların ardından farklı yöntemlerle olsa da sakinleştirmesini iyi bilirlerler. Kolay olmayan fakat büyük bir memnuniyetle işlerini bitirirler. Bu kitapta da Christie'nin küçük oyunlarıyla ve şaşırtıcı gerçekleriyle yüzleşmek bittabi onun saf ve ilgi çekici bir yerden yaklaşıyor olmasıyla beraber okuyucuya da aynı memnuniyeti kazandırıyor. Evet her cinayet biraz sıradışıdır ama Çarpık Ev'in soğuk ve birbirinden farklı süslenmiş duvarları insan boyutuna da farklı konseptler katıyor. Her bakımdan dehşetli bir kitap.
Agatha Christie dünyanın en tanınmış polisiye romanları yazarıdır. Eserleri 45 dile çevrilmiş olan yazarın kitap satışları milyarları bulmuştur. Kutsal kitaplar (Kuran ve İncil) ile Shakespeare'dan sonra en çok satan yazardır.
Agatha Miller, İngiltere'nin Torquay şehrinde 15 Eylül 1890'da doğmuştur. 1914 yılında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden Archibald Christie ile evlenmiştir. 1928 yılında boşanan çiftin Rosalind adında bir kızları vardır.
Yarım yüzyıla aşkın süren yazarlık hayatında, 79 roman ve kısa hikâyelerden oluşan kitap yazmıştır. Ayrıca 25 Kasım 1952'de Londra'da perdelerini açan ve bugüne kadarki en uzun süreyle oynanan tiyatro eseri olan Fare Kapanı'nın da yer aldığı bir düzineden fazla oyuna imza atmıştır.
Christie'nin 1920'de yayınlanan ilk kitabı "The Mysterious Affair Style (Ölüm Sessiz Geldi)", aynı zamanda meşhur kahramanı Belçikalı Dedektif Hercule Poirot'nun da yer aldığı ilk eseridir. Yazın dünyasının bilinen en ünlü karakterlerinden biri olan Hercule Poirot'yu yaratan Christie, bu kahramanını 33 romanı ve birçok kısa hikâyesinde kullanmıştır. Bir diğer kahramanı ise kadın karakter Miss Jane Marple'dır. Miss Marple'ı 1930 yılında yazdığı "The Murder at the Vicarage (Ölüm Çığlığı)" adlı romanıyla okurlarına tanıtmıştır. Her iki kahramanın da serüvenleri televizyon dizisi veya film olmuştur. 1974'de Doğu Ekspresinde Cinayet, 1957'de "Witness for the Prosecution (Beklenmeyen ?ahit)", 1978'de Nil'de Ölüm en başarılı olan filmlerindendir. Agatha Christie ayrıca Mary Westmacott takma adıyla altı adet duygusal roman da yazmıştır. Aynı zamanda ikinci eşi Sir Max Mallowanile katıldığı arkeolojik kazılarla ilgili kitaplar da yazmıştır.
1971 yılında İngiltere'nin en yüksek onur unvanı olan "Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı" nişanını almıştır. Agatha Christie 12 Ocak 1976'da ölmüştür.