Yüz: 1981

Mehmet Eroğlu
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 44 dk.
Sayfa Sayısı:
414
Basım Tarihi:
Şubat 2015
İlk Yayın Tarihi:
2000
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
ISBN:
9789750517082
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·414 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 17:43
FAY KIRIĞI- 1 MEHMET FAY KIRIĞI- 2 EMİNE FAY KIRIĞI- 3 ROJİN 9.75 SANTİMETREKARE YARIM KALAN YÜRÜYÜŞ KUSMA KULÜBÜ ISSIZLIĞIN ORTASI DÜŞ KIRGINLARI ADINI UNUTAN ADAM Ve son olarak YÜZ ; 1981 Kitap bitene kadar adını öğrenemediğimiz baş karakterimizin 1981 de yaşananların üzerindeki etkileri ve bu etkilere karşı ne yapıp yapmadığının üzerine yoğunlaşıyor. Birçok karakter var fakat hiçbiri kendini unutturmuyor. Derinlemesine anlatılıyor her binin hikayesi. Her birinin hikayesi de yürek burkan cinsten. Karakterimizin başka kişilerin hayatlarına değmesi, onlarla olan ilişkisinin sürprizlerle sonuçlanması, ve karşısına çıkan yeni kişiler. Çok güzel bir kurgu. Sonuna kadar merakınız giderilmeyecek. Yazarın en çok beğendiğim yanı, cümleleri. Yüz cümle varsa bunların doksan tanesi betimleme şeklinde. İnsan okurken bu cümleler insanın aklına nasıl gelir, hangi psikoloji ile yazılır dedirten cinsten. Tabi ki tavsiye ediyorum. Daha yazar ile tanışmayan varsa 9.75 SANTİMETREKARE adındaki eseri ile başlanabilir diyorum. Aha da dedim. Sonunda dedirttiniz ha Şu cümleye bakar mısın? "Suçsuzdum, tıpkı sizler gibi. Suçluysam bile, unutmayın, en çok sizinki kadardır bu." Baktın mı?
Yüz: 1981Mehmet Eroğlu · İletişim Yayıncılık · 2015156 okunma
7/10
·414 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2024 14:15
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Öncelikle ifade etmem gerekir ki zekice kurgulanmış, usta bir kafadan çıkmış bir kitap. Yazarın diğer eserlerini de okuma isteği uyandırdı bende. 1981 yılında yaşadığı - duyarsız kaldığı, şahit olduğu, engellemek için hiçbir şey yapmadığı - bir olaydan sonra bilimkurgunun konusu olabilecek bir tarzda bulaşıcı bir hastalık - bildiğimiz fiziksel değil, ama ruhsal ve öldürücü - kapan baş karakter, bu hastalık nedeni ile ona aşık olan her kadının ölmesine neden olur. Bu distopik durumun yanı sıra, karakterimizin sıradan, benmerkezcil yapısı öylesine rezil bir seviyededir ki acıma, empati, fedakarlık gibi kavramlar yanına bile uğramaz. Bir antikahramanın hikayesi olarak gördüm.
Yüz: 1981Mehmet Eroğlu · İletişim Yayıncılık · 2015156 okunma
YÜZSÜZ BİRİ
Puan vermedi·414 syf.··
2024 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2024 20:23
Mehmet Eroğlu Yüz: 1981 Mehmet Eroğlu 'dan okuduğum ilk kitap .İlk altmış sayfasından sonrasını okumamıştım bir daha şans verdim kendilerine iyi ki vermişim tekrar başladım . Kitabın giriş ve sonuç bölümü şu şekildedir. ''Tekrarlıyorum: Suçsuzum; tıpkı sizler gibi. Suçluysam bile, unutmayın, en çok sizinki kadardır bu... Hiçbir hayatın başrolünü oynamaya kalkışmadım; kendiminkinin bile... Bu durum beni ne utandırıyor, ne de görevini savsaklayanlara özgü o üstü örtülü suçluluk duygusuyla yüklüyüm.'' Baş karakterimizin ismi gizli tutulmuş birçok ismin cerayan ettiği bu romanda. ''Adım?Adımın ne önemi var ?Çok istiyorsanız ,beni kendi adınızla çağırın.Bu belki bütün sorunları çözer .Zaten birbirimizden ne farkımız var?Belki bilmek istersiniz ,artık yüzümü merak etmiyorum.1981'de -her şey gibi-o da değişmiş .Sadece benimki mi?Aslında hepimizinki değişti ,ama tek fark ,bu değişikliğin benim yüzümde çıkıyor olması .İsterseniz,bu sizi rahatlatacaksa bana ''yüzsüz''ün biri diyebilirsiniz...'' Romanın başlığının antitezi aslında bu alıntı. Romanda kendini yüzsüz olarak nitelendiren başkişisi ,benmerkezciliğin ,yavaşlığın,tekdüzenin,duygu yoksunluğunun vücut bulmuş hali .Çevresindeki çoğu kadına metaa olarak bakan ve bunu haykıran biri . Yazar ,cinselliği roman boyunca derinden, çekinmeden ,ustaca ele almış ."Cinsellik sossuz da enfestir. İnsan aşık olmadan da sevişebilir. Aksini söyleyenler tat alma duygusu gelişmemiş, güdük cinselliklerine boyun eğenlerdi.'' 1981'de yaşadığı bir olaydan sonra -çok derine inmeden anlatılmış Faruk kişisiyle-yüzünün değiştiğini düşünmesi bunu romanın ilerleyen sayfalarında sürekli hissetirmesi ayrı bir girdap .Bilimkurgu tadı da hissettiren bir durumda söz konusu çevresinde ona aşık olan her kadının ölmesi ve dördü kardeş-Işık ,Sevda ,Duygu -ve
Yüz: 1981Mehmet Eroğlu · İletişim Yayıncılık · 2015156 okunma
Edebi bir kabuk, duygusal bir boşluk
2/10
·414 syf.··
2025 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2025 18:46
Yüz’e tarihi gerçekliklere dair bir yüzleşme beklentisiyle başladım, ama bulduğum şey daha çok bir adamın benmerkezci iç dökümüydü. 12 Eylül gibi travmatik bir dönemi anlatacağını düşündüğüm roman, yalnızca o dönemin uzaktan gelen yankılarını taşıyor. Derin bir politik analiz, hatta sağlam bir tarihsel bağlam dahi sunmuyor. Bunun yerine, kimliğini yitirmiş, adını dahi öğrenemediğimiz bir adamın, neredeyse sürekli olarak kadınlar ve cinsellik üzerinden kendini ifade etmeye çalıştığı bir iç monoloğa şahit oluyoruz. Anlatıcının karakterine dair ipuçlarını aslında kendisi çok açık veriyor: “Hayatta kalmak için ilkem şuydu: Birinci, ikinci ve üçüncü olarak ben gelirim, sonra başka hiçbir şey … Sonra gene ben ve daha sonra öteki insanlar.” İşte bu cümle her şeyi özetliyor. Onun dünyasında başkaları yalnızca dekor, kadınlar ise kendi benliğini parlatmak için kullanılan aynalar gibi. Anlatıcının “Ben de en az sizin kadar suçluyum” diyerek kendini aklamaya çalışması ise beni hiç ikna etmedi. Bu sözler bir özürden çok bir kaçıştı. Uçkuruna hâkim olamayan, kadınları yüzeysel şekilde arzu nesnesine indirgeyen, duygusal olarak erişilemez biriyle karşı karşıyayız. Hedonist, narsist, hatta zaman zaman sosyopatik eğilimler taşıyan bir karakterin “iç hesaplaşması”na tanıklık ediyoruz ama samimi bir yüzleşme hissi neredeyse yok. Edebi dili kesinlikle etkileyici. Yer yer çok başarılı metaforlar, güçlü imgeler ve iyi bir ritim var. Ancak bu dil, vasat bir hikâyeyi süslemekten öteye geçemiyor. Derinlikli bir kurgu, çarpıcı bir dönüşüm ya da gerçek bir yüzleşme bekleyen biri için hayal kırıklığı kaçınılmaz. Kısacası, hikâyeye değil, anlatı biçimine yatırım yapılmış. Ama benim için içerik kadar niyet de önemli. Bu kitapta samimi bir içsel sorgulamadan çok, zarif cümlelerle perdelenmiş
Yüz: 1981Mehmet Eroğlu · İletişim Yayıncılık · 2015156 okunma
8/10
·455 syf.··
2015 95. kitabı
Kitapta özellikle bu ana karakterden yola çıkılarak 12 Eylül döneminin insan psikolojisi ve kişiliği üzerindeki olumsuz etkilerinden de söz ediliyor. 12 Eylül sonrasında toplumumuza zorla dayatılan hayat ve insan tipinin belirgin bir resmi ortaya konulmuş. Toplumsal vicdanın nasıl sığlaştığı, insanların insanlık yerine kendilerini koydukları, kendilerini sevmekten başka bir şeyin önemli olmadığı hayat tarzı gözler önüne serilmiş.
Yüz: 1981Mehmet Eroğlu · Agora Kitaplığı · 2005156 okunma
10/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2020 18:46
Mehmet Eroğlu'nu çok severim. Bu romanını da çok sevdim. Kitap Türkiye'nin hem 80'lerini hem de 90'larını anlatıyor. Toplumumuzun büyük bir çoğunluğunu oluşturan insan prototipi baş karakterimiz. Kötülüğe tanıklık edip, müdahale etmeyerek, engellemeyerek, kendi vicdanını da bu kötülüğü yapan zaten ben değilim, bir sorumluluğum yok diyerek temizlemeye çalışan bir karakter. Kitapta bazı mitler var ve bunlar da vicdan muhasebesi adına oldukça vurucu bence. Ben çok beğendim. Sadece şunu söylemek istiyorum, ben Mehmet Eroğlu'nun en çok diyaloglarını beğenirim romanlarında. Ama bu romanında o hazzı tadamadığım için biraz hayal kırıklığı oluştu ama yine de güzeldi. Kitabın giriş ve bitiş cümlesi ile yorumumu bitirmek istiyorum; "Suçsuzdum, tıpkı sizler gibi. Suçluysam bile, unutmayın, en çok sizinki kadardır bu."
Yüz: 1981Mehmet Eroğlu · Agora Kitaplığı · 2005156 okunma

Yazar Hakkında

Mehmet EroğluYazar · 22 kitap
Mehmet Eroğlu (d. 2 Ağustos 1948, İzmir) Türk yazar, senarist, romancı. Yazar, 2 Ağustos 1948 günü İzmir'de dünyaya geldi. Edebiyat öğretmeni olan babası Farik Eroğlu'nun tayinleri sebebiyle ilkokul döneminde birkaç şehir ve okul değiştirdikten sonra İzmir Karşıyaka'daki Ankara İlkokulu'nu 1960 yılında bitirdi. Daha sonra İzmir Maarif Koleji'nde (bugünkü adıyla Bornova Anadolu Lisesi) 7 yıl boyunca kesintisiz olarak yatılı okudu. Liseyi bitirdiği 1967 yılında ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi; öğrenciliği sırasında Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı. 1971 yılında üniversiteden mezun olan Eroğlu, mezun olduğu sırada 12 Mart Darbesi sonucu kurulan sıkıyönetim mahkemesinde Dev-Genç Davası nedeniyle yargılanmaya başladı. 1972 yılında dava devam etmekteyken evlendi. İki yıl süren dava sonucunda TCK'nın 141-142 maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis ve 2 yıl sürgün cezasına mahkûm edildi. Sonuç kesinleşmeden 1974 genel affıyla mahkumiyeti ortadan kalktı. Bu tarihten sonra mühendislik yapmaya ve roman kaleme almaya başladı, 1974 yılında bir kızı dünyaya geldi. 1989 yılında bir devlet bankası olan Turizm Bankası'ndaki 15 yıl sürdürdüğü görevinden siyasi baskılar sonucu ayrıldıktan sonra mühendislik kariyerine ve yazarlığa devam etti. Sadece yazmak ve bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışmak amacıyla mühendislik yaşamını 1999'da noktaladı. 1999'dan bu yana Uğur Mumcu Gazetecilik Araştırmaları Vakfı'nda yazarlık seminerleri vermeyi sürdüren yazar, romanlarının yanı sıra televizyon dizisi ve sinema filmi senaryoları yazmıştır. İlk romanı Issızlığın Ortasında 1976 yılında tamamlandı ve 1979'da Milliyet Roman Ödülü'nü kazandı ancak 1980 Darbesi sonucunda kitap sakıncalı bulunarak yayınevi tarafından basımına son verildi. Birincisinin devamı niteliğindeki ikinci kitabı Geç Kalmış Ölü de aynı gerekçeyle uzn süre basılamadı. Her iki kitap da 1984 yılında yayımlandı ve ikisi birlikte hem Orhan Kemal Roman Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundular. Yazar, 1968 kuşağını anlatmaya "Yarım Kalan Yürüyüş" (1968); "Adını Unutan Adam"(1989) kitaplarıyla devam etti. 1994'te yayımlanan "Yürek Sürgünü" adlı romanından sonra roman yazmaya 5 yıl ara verdi, senaryo yazmaya eğildi ancak senaryo çalışmalarının sonuçlarından memnun kalmadığını ifade etmiştir. 2000 yılından itibaren art arda romanlar yayımlamayı sürdürdü. Yazar, kendisini "İnsan yaratılışının gölgeli alanlarında boy atan temaları” yazan bir yazar olarak tanımlamaktadır."