Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·143 syf.··
2019 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2019 09:49
Tanzimat dönemi yazarlarından olan Nabızade Nazım, dizginlenemeyen duyguların nasıl felaketlere yol açabileceğini ve ölümün her şeyi önemsiz hale getirdiğini merak uyandırıcı olmakla beraber sıradan bir konuyla ele almış.Romandaki çevre betimlemeleri bana pek anlaşılır gelmedi ve beni sıktı ama kişi tasvir ve tahlilleri tadındaydı. Başlarda dili akıcı olmayıp ortalara doğru akıcı bir hal aldı. Eskileri seven biri olarak kitabı genel olarak beğendim. İlk psikolojik roman denemesi olması, Osmanlı zamanından olması ve kısa olması sebebiyle iyiki okumuş oldum. Güzeldi.Pişman değilim gene olsa gene okurum :) :) Allah Suphi'nin nefsini Zehra'nın intikam hırsını kimseye vermesin.Sevgiler.
1000Kitap
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
10/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2021 31. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2021 05:35
Kitabı aşırı beğendim. Keşke biraz daha kalın olsaydı da doya doya okuyabilseydim. Böyle diyorum ama kimi zaman bazı okuduğum yerlerde başıma ağrı girdi saç diplerim çekildi resmen sinirden. Buna rağmen bu kitabı okumak aşırı keyif verdi. Bu kitapta üzüldüğüm tek karakter Zehradır. Ne Sırrı Cemal'e, ne Münire Hanım'a üzüldüm. Hele ki Suphi'ye gram acımadım desem yeridir. Az bile olmuş bence başına gelenler. Böyle adamlar bin beter olmalı bence.
1000Kitap
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2021 25. kitabı
Kıskançlık, ne kadar da üzerine düşünülmesi gereken bir his. Sebepleri çeşitlilik göstermekle beraber sonucu çoğunlukla hüsrandır. Psikolojik olarak da insanı yiyip bitiren bu his, kitapta Zehra'ya adanmıştır. Etrafındaki her şeyi herkesi kıskanan Zehra, Suphi ile evliliği sırasında da, ilk zamanlar belli etmiyor, kendine sorunlar yaratıyor. Başlarda boşa kuruntu olan hisleri sonrasında gerçeğe dönüyor. Beni en çok etkileyen, ortada hiçbir şey yokken kocasına yaptığı baskılarla, kocasının yönünü en istemediği tarafa çevirmesi, yani bir şeyleri ne kadar çok dile getirirsek ve baskı uygularsak, o istenmeyen şeyin olması muhakkaktır. Evde hizmetli olan Sırrı Cemal de bu baskılardan nasibini alır ve Suphi ile Sırrı Cemal arasında bir aşk başlar. Zehra kendi eliyle kendi kuyusunu kazar ne yazıkki. Ortada haklı kıskançlık ve akabinde gelen kaybediş söz konusu ise intikam olmazsa olmaz elbet. Zehra'nın intikam yöntemi akıllara durgunluk verecek cinstendir. Sonuç olarak bizleri ele geçiren o zalim duygular silsilesi kimi zaman sonumuzu getirebilir.
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
Spoiler İçerebilir
6/10
·143 syf.··
2020 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2020 21:49
Lise dönemi edebiyat dersinden hatırlayacağınız psikolojik öğelerin bulunduğu eser, 1890'ların Istanbul'unu konu edinir. Zehra ve Suphi karakterinin tesadüf sonucu tanışmalari ve ilk görüşte aşk olarak nitelendirilen saf mı saf sevgilerinden dolayı evlenmelerini işler yazar. Sonrasında bu güçlü sevgi yerini aldatmaya bırakır :). Suphi karakterimizdir bunu yapan,bunu öğrenen Zehra intikam almak uğruna türlü oyunlarla eşine azap çektirir ve sonunda da amacının bu olmadığını anlar ama iş işten geçmiştir. Tipik eski türk filmleri tadında, aldatmanın daha ne kadar rahatça ve olağan bir durum gibi aktarılması,entrika,kıskançlık gibi duyguların çokça işlenmesi bakımından da şimdiki Türk dizilerinini anımsattı.Ve sade dille yazılması okumayı kolaylaştırsa da kurgusunun çok basit olması sebebiyle bitirmek için okudum,iyi okumalar.
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
9/10
·171 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2020 23:02
Zehra romanı Türk Edebiyatında ilk psikolojik roman olma özelliği taşımaktadır. Naturalizm ve realizmin etkisiyle yazılan bu roman, Tanzimat edebiyatından Servet - i Fünun edebiyatına geçişte önemli bir köprü niteliğindedir. Romanda Zehra' nın kıskançlık ve Suphi' nin serüvenleri reailst bir şekilde anlatılıp; İstanbul' da bulunan pek çok mekana yer verilmiştir. Romanın içeriğine geçecek olursak kitabın en başlarında Suphi Zehra' ya karşı içten ve samimi duygular içersinde olup onunla ilgili hayallere dalmakta nerdeyse her gün onu düşünmektedir. Zehra da Suphi ' ye karşı aynı duyguları hissetmektedir. Evlendiklerinde birbirlerine olan sevgisi, Zehra nın kıskançlık ve psikolojik durumlarına rağmen devam eder, ta ki Suphi' nin Sırrı Cemal' e ilgi duyduğunu fark ettiği zamana kadar. Sırrı Cemal de ona aynı duyguları hissedince Zehra ile olan evliliğin son günleri yaklaşıp evlilikleri sona ermiştir. Sırrı Cemal ile ayrı eve taşınan Suphi en başta onu da çok sevse de aklı bazen Zehra da kalıp onu da düşünür. Urani' yle tanışınca bu sefer de Suphi Sırrı Cemal' den uzaklaşır. Uraniyle yaşayınca işte asıl sorunlar o zaman başlar.. Aslında roman kadınların ( Her zaman olduğu gibi) duygularının etkisinde kalıp erkeklere olan bağlılığını,sadakatini,sevgisini ve onlar yüzünden yaşadıkları psikolojik sorunları anlatsa da,(bana göre) erkeklerin onların bu durumlarını aslında önemsemeyip kendi zevk ve sefalarına devam ettiğini, gönülleri çok geniş olunca her kadına yer ayırıp bir kadına bile bağlı olmadıklarını gösterir. (İstisnalar olabilir belki) Kısacası bu roman hem psikolojik sorunları anlatıp, erkeklere güvenilmemesi gerektiğini anlatan kanıt niteliğinde bir eserdir. Nabizade Nazım tüm duyguları çok açık ve gerçekçi bir şekilde anlamıştır.
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
7/10
·143 syf.··
2021 35. kitabı
Doğduğundan beri tüm ruhuna kaplamış olan kıskançlık duygusuyla baş edemeyen , kendisine verilecek olan sevginin paylaşılması düşüncesine bile katlanamayan , kendini karanlık düşüncelerde boğan, yiyip bitiren Zehra , ileride eşi olacak Suphi ile karşılaşır . Suphi iyi yetiştirilmiş, terbiyeli, ahlaklı bir gençtir . Gençliğin verdiği heyecan ve körlükle Zehra ' ya olan hoşlantısını aşk sanır ve hiç vakit kaybetmeden onunla evlenir . Kısa bir süre Zehra kıskançlığı bir tarafa bırakır fakat Sırrı Cemal adındaki cariye eve alındığında günlerce onu pençesine alan kuşkulardan dolayı gözüne uyku girmemeye, sürekli olarak Suphi yi gözü önünde tutmaya çalışır ama ne yaparsa yapsın Suphi , o aşık olduğu eşini bir kenara bırakıp Sırrı Cemal'le yeni bir hayata başlar . Zehra İntikam duygusuyla yanıp tutuşur. Monte Kristo kontu nasıl intikam aldıysa o da ondan örnek almaya çalışır ve Suphi ile Sırrı Cemal'e büyük bir tuzak kurar. Romanın başında terbiyeli ahlaklı olan Suphi, Zehra' nın tuttuğu hayat kadınını öldürerek katil olur , Sırrı Cemal Suphi onu terk ettiği için bu acıya dayanamayıp bebeğini düşürür ve sonrasında intihar eder. Suphi 'nin yıllarca bolluk içinde yaşayan annesi yolda ölü bir şekilde bulunurken Zehra o çok istediği intikam gerçekleştiği halde asla tatmin olmaz kendi hastalığını bilerek arttırarak kendini ölüme doğru sürükler. Suphi'nin kendini zaaflarına bırakması , Zehra'nın intikam alınca mutlu olacağını zannetmesi , Sırrı Cemal'in kendi yaptığının bir gün onun başına geleceğini düşünmemesi, onları hiç kimsenin istemeyeceği sonlara götürür . En çok kızdığım karakterlerden biri Suphi 'ydi çünkü ona değer veren kendini ona adamış Zehra' yı da Sırrı Cemal'i de bir kenara bırakıp zevk sefa içerisinde yaşamak için her şeyi bırakmıştı . Bunca kötülük yaptıktan
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
8/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2021 51. kitabı
Zehra'nın yaşadığı duyguların sadece o gün değil bugün de bir karşılığı bulunuyor. Çünkü değişen sadece dönemler insanların ihanet edişleri baki kalıyor.
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
7/10
·143 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 12:45
Kitap giriş çok güzel olarak başladı. İatanbul da geçmekte, Ticaretle yapan bir Efendi, yanında çalışan sadık, iyi, yakışıklı evladı gibi gördüğü bir çalışanı var. Adamın da bir kızı var kızının huyu ama hiçte güzel değil ama çalışanı suphi nasıl olduysa kıza aşık oldu, kızda ona aşık oldu. Şevket Efendi kızı düzelir diye ikisini evlendirir. Öyle de olur çok mutlu olurlar kızı düzelir ama evlilikteyken zehranın gereğinden fazla kıskançlığı onu yiyip bitirir. Ve sırrı cemal adındaki cariyenin konağa gelmesi ile ip iyice kopar. Velhasıl bu suphi bir gönüle 2 kişi sığdırmaya çalışır ama başaramaz ve zehrayı terk eder. Ve Zehra intikam duygusuyla yaşamaya başlar ve yaptığı planlarla hepsini gerçekleştirir ve intikam alır ama en sonda o da pişman olur ve hastalığı artarak ölür. Bizim bu edebiyatımız gerçekten zamani türk dizilerinin hem kaynağı hem taş çıkartır. Okunur mu? İlk natüralist romanı olduğu için okunabilir
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 3. kitabı
Kitapta entirakalardan tutun intikama dair her şey mevcut ve soluksuz okuyacağınız bir Türk klasiği. Kıskanç bir kız olan Zehra ve babasının yanında çalışan Suphi'nin başından geçen olayları konu alıyor.
ZehraNabizade Nazım · Anonim Yayınları · 201615,3bin okunma
TÜRK ROMANININ TRAJİK BASAMAĞI
2/10
·144 syf.··
2021 52. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 11:42
Nabizade Nâzım'ın Karabibik'i kötüydü. Köy ortamına gayet güzel ayak uydurmuştu ama insana hiçbir fayda sağlamıyordu; kötü bir kurguyla ve pek de iyi olmayan karakterlerle oluşturmuştu romanını. Biçimde de büyük hataları olan romanın sonunda Karabibik'in ''baştan çıkıp kadına atılması'' gülünç ve romana yakışmayan bir sondu. Zehra'daysa Nabizade Nâzım, kıskanç bir kadının başından geçenleri anlatıyormuş gibi görünüyor ama aslında anlatmıyor. Kıskanç bir kadının kocasının başından geçenleri daha çok anlatıyor. Romanın ismi ''Zehra'' olmasına rağmen %70'inde Zehra'nın kocası Suphi'nin başından geçenleri anlatıyor. Romanın başında Nabizade Nâẑım Zehra'yı ve Suphi'yi betimler. ''İyi eğitim görmüş, yakışıklı'' olan Suphi, ''kıskanç ve hırçın'' olan Zehra'ya âşık olur. Zehra'nın neden kıskanç olduğunun ayrıntılı açıklaması romanda yoktur; aynı şekilde, Suphi'nin de neden kadın düşkünü olduğu da belirtilmez. Roman boyunca bunlar ortada kalır ve herkes akışta sürüklenir. Nabizade Nâzım'ın paragraflar arası geçişi de iyi değildir, örneğin bir paragrafta Zehra'nın babasının nasıl evlendiğini açıklarken, diğer paragrafta hemen Zehra'nın kişiliğini konu eder. ''Yirmi yaşındayken genç bir kızla evlenmiş ve bu birleşme Zehra'yı meydana getirmiştir. Zehra çocukluğundan beri oldukça kıskançtı. Hele kendisinden iki sene sonra doğan Bedri'yi o kadar kıskanırdı ki birkaç kere çocuğu neredeyse boğmak, kafasını ezmek gibi acımasızca hareketlere kalkışmıştır.'' (s. 9) ''Bir anda âşık olan'' çiftler evlenir. Evliliklerinin ilk dönemleri çok hoş geçer. Bu ilk dönemden sonra Suphi'nin annesi Münire eve bir cariye getirir. Cariye ''Sırrıcemal'' adında, çok güzel bir kadındır. Tüm olaylar da bundan sonra gelişir. Suphi bir anda Sırrıcemal arzusuyla dolar ve Zehra da onu kıskanır. Suphi,
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma

Yazar Hakkında

Nabizade NazımYazar · 12 kitap
Nabizâde Nâzım (d. 1862 (?) - ö. 6 Ağustos 1893) Tanzimat dönemi Osmanlı-Türk yazarıdır. Şiir, anı, hikaye, roman türlerinde ve bilimsel konularda eserler veren Nabizade Nazım, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olarak kabul edilen Karabibik'in ve Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman denemesi olan Zehra'nın yazarıdır. Nabizâde Nâzım 1862 yılında İstanbul'da, Nişantaşı'nda dünyaya geldi. Tam adı Ahmet Nazım idi. Babası Nabi Efendi'yi ve annesini genç yaşta kaybetti. Ninesi tarafından büyütüldü. 'Yadigarlarım' adlı yapıtında anlattığı anılarından öğrenildiğine göre mutsuz bir çocukluk geçirdi. İlköğrenimini Tophane Mahalle Mektebi'nde tamamladıktan sonra önce Fevziye Rüştiyesi'nde sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'nde öğrenim gördü. Okulun İdadi (lise) bölümünü de bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu)'da yaptı. 1884'te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu. Öğrenimine Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Genel Kurmay Okulu)'da devam etti. İlk yazısını henüz öğrenci olduğu 1880 yılında Vakit Gazetesi’nde A.Nazım imzasıyla yayımlandı. Bu yazı, “Esaret” başlıklı bir denemedir. Öğrencilik ve askerlik yaşamının devam ettiği 1880-1890 yıllarını aynı zamanda çok verimli bir yazım adamı olarak geçirdi. Çok başarılı bir öğrenci olan Nabizade Nazım, 1886'da Erkan-ı Harbiye (genelkurmay) yüzbaşısı olarak mezun olduktan sonra kendi okulunda askeri öğretmenlik yaptı; yüksek cebir, istihkam ve topoğrafya dersleri verdi. Keşif ve araştırma yapmak üzere iki yıl Suriye'de görev yaptı. 1890'da İstanbul'a döndü. O yıl, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olan Karabibik adlı eserini yayımladı. 1891'de çıkmaya başlayan ve o günlerde bir bilim dergisi niteliği taşıyan Servet-i Fünun Dergisinin ilk yazarlarından birisi oldu. İstanbul'a dönüşünden bir süre sonra sevdiği kızla evlendi ancak mutlu bir evlilik yaşamı olmadı. Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı. Haydarpaşa Hastanesi'nde iki yıl kadar tedavi gördü ama iyileşemedi; 6 Ağustos 1893'te öldü ve Üsküdar'da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi. Edebî hayatı Nabizade Nazım, daha çok romantizm etkiler taşıyan şiirlerini bilimsel konuları işleyen makalelerini, öykülerini Hazine-i Evrak, Mir'at-i Aem , Rehber-i Fünun, Afak, Berk, Manzara gibi dergilerle Tercüman-ı Hakikat, Servet, Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlamıştır. Şiirlerinde ölüm, tabiat, tanrı gibi temleri işledi. Şiirde çok başarılı olduğu söylenemez. Zaten kendisi de bunlara "Heves Ettim" adını vermiştir. 1890 yılında yayımlanan 'Karabibik' adlı uzun hikâye denilebilecek romanı, edebiyatımızda ilk köy romanı olma özelliğini taşır, kendisinin 'hakikiyyun' dediği realist bir eserdir. 'Zehra' (1896) romanı ise bir psikolojik roman denemesidir. Bu romanda Şehzadebaşı tiyatrolarının tulumbacı kahvelerini, kadın kavgalarını gerçekçi bir görüşle aktarmıştır. Eser, bir psikolojik roman kabul edilmez ama Türk edebiyatında psikoloji öğelerinin kullanıldığı ilk roman kabul edilir.