“Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı,derdi dedem.Bir çocuk,bir kitap,bir tablo,inşa edilmiş bir ev veya bir duvar.Veya ekilmiş bir bahçe.Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey,öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye;böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında,sen orada olursun.”
Yeni öğretmen “Teddy” lakabıyla bilinen, Imogene Hill adlı, çabuk sinirlenen bir kadındı ve Jobs’ın söylediğine göre “Hayatımın azizelerinden biri oldu.” Kadın onu iki hafta izledikten sonra en iyi yöntemin ona rüşvet vermek olduğuna karar verdi.
“Bir gün okuldan sonra bana içinde matematik problemleri bulunan bir kitap verdi, bunu eve götürüp çözmeni istiyorum dedi. ‘Manyak mısın?’ diye düşündüm. Ve dedi ki, problemlerin çoğunu doğru çözersen sana beş dolar vereceğim. Kitabı ona iki günde geri verdim.”
Birkaç ay sonra Jobs’ın artık rüşvete ihtiyacı kalmadı. “Öğrenmek ve öğretmenimi memnun etmek istiyordum sadece. Kadın buna karşılık ona mercek aşındırmak ve fotoğraf makinesi yapmak gibi işler için hobi setleri verdi. “Bana en çok şey öğreten öğretmen oydu ve o olmasa hapse düşerdim eminim.” Kadının yaklaşımı, Jobs’ın özel olduğu kanısını bir kez daha güçlendirdi.
...Kâşifler Kulübü’ndeki çocuklar projelerle uğraşmaya teşvik ediliyordu; Jobs elektronik sinyallerdeki pals sayısını ölçen bir frekans sayıcı yapmaya karar verdi. HP’nin ürettiği bazı parçalara ihtiyacı olduğundan CEO’ya telefon etti.
“O zamanlar herkesin numarası telefon rehberindeydi. Ben de Palo Alto’daki Bill Hewlett’ın ev numarasını bulup aradım. Benimle 20 dakika sohbet etti. Parçaları yollamakla kalmayıp, beni frekans sayacı ürettikleri fabrikada işe aldı.”
"zırt pırt bir şeylere karşı olacağınıza, kendi vizyonunuza ve ne istediğinize odaklansanıza! Vizyonunuzda çözüm yerine sorun varsa, sorunun bir parçasısınız. Sorunun bir parçası olduğunuz sürece de, çözümün bir parçası olamazsınız"