IŞIK SELİNİN ORTASINDAYKEN...
Ne zaman ki bir ışık selinin ortasında olsam, Kelimelerin hafif kaldığı o rüküş müzikler, purolar, Ve zevklerin arasında aylakça süzülen kadınlar, Ve kokteyl barlarındaki subaylarla birlikte,— Bazen o bahçe gecelerini düşünürüm, Ve yıldızlara doğru başını sallayan karaağaçları. ​Düşlerim küçük, şömineyle aydınlanmış bir odayı, Dimdik yanan sarı mumlarıyla, Ve karanlığın içinde parıldayan tabloları, Ve beni gecenin geç saatlerine dek tutan o dost kitapları. Böyle şeyleri düşünmeyi severim işte, Asla yalnız kalamadığım o anlarda: Derken biri çıkıp der ki, "Bir içki daha?"— Ve taşa çevirir yaşayan kalbimi.
Nora'nın canı sıkılmaya başlamıştı. Şöhret böyle bir şey miydi yani? İnsanların bir yandan size tapınıp bir yandan sürekli saldırdığı acı tatlı bir kokteyl miydi? Raylar dört bir yana doğru ayrılırken, birçok ünlünün hayatının raydan çıkmasına şaşmamak lazımdı. Tokat yerken aynı anda öpülmek gibi bir şeydi bu.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
öğle olduktan sonra öğle namazını yeniden kılan büyük annesini bense oruç tutardım menengiç kahvesi içerdim akşamları yolumu hep bir çocuk beklerdi döğüşmek için Ama ben onu dövmezdim o da beni dövemezdi Sonra Afrika olan Ömer - çünkü biz Onu Afrika yapmıştık oyunda O Ömer tek başına bizi yenerdi Yani kardeşi Avusturalya Alfyi, kardeşim Avrupa Ali'yi ve Asya beni "Gider içerde güçlenir güçlenir gelirdik" Ama Afrika Ömer O hep kış yaz tarlalanan Dağlarda koyunlara çiçeklere ateş yakan Böcek ezdiren bütün düğün böceklerini ezdiren Ve hep düğün çorbası içen O Afrika Ömer Hepimizi tek başına yenerdi Barbar kıvırcık saçlarına Narlar nardan taçlar takardı Koparır koparır narları yerdik Çubuklarımızı vişneyle tazelerdik Yalnız nar ateşini ve vişne alevini severdik - Düğün düğün kızların koşup katıldığı Düğün düğün son kızlardan bir kokteyl - O gün kasabada bir düğün Ölümün düğünü Herkesin düğünü Çocukların kağıttan Çerden çöpten ve taştan Kaldırım taşlarından düğünü Deniz kabuklarından Bir uygarlık taşıyan çemberleri Içi boydan boya ta temele görünen evleri
Şiir
Carlo M. Cipolla
Bu noktada, insan aptallığı kavramını açıklığa kavuşturmak ve "dramatis personae"yi tanımlamak gerekir. Bireyler, farklı derecelerde sosyalleşme eğilimi ile karakterize edilir. Öteki bireylerle her türlü temasın kendileri için acı verici bir gereklilik olduğu bireyler vardır. Kelimenin tam anlamıyla insanlara katlanmak zorundadırlar ve insanlar da onlara. Yelpazenin öbür ucundaysa kesinlikle yalnız yaşayamayan ve hatta zamanlarını yalnız kalmaktansa küçümsedikleri insanlarla birlikte geçirmeyi tercih eden bireyler yer alır. Bu iki uç arasında çok çeşitli durumlar vardır ancak insanların büyük çoğunluğu insan ilişkilerine eğilimi olmayan tipten ziyade yalnızlığa tahammül edemeyen tipe daha yakındır. Aristoteles, "insan sosyal bir hayvandır" diye yazdığında bu gerçeği kabul etmiştir ve ifadesinin geçerliliği, sosyal gruplar halinde hareket etmemiz, evli insanların bekârlardan daha fazla olması, bıktırıcı derecede sıkıcı kokteyl partilerine çok fazla zaman ve para harcanması ve "yalnızlık" kelimesine genellikle olumsuz bir anlam atfedilmesiyle kanıtlanmıştır.
Felsefe
Şöhret böyle bir şey miydi yani? İnsanların bir yandan size tapınıp bir yandan sürekli saldırdığı acı tatlı bir kokteyl miydi? Raylar dört bir yana doğru ayrılırken, birçok ünlünün hayatının raydan çıkmasına şaşmamak lazımdı. Tokat yerken aynı anda öpülmek gibi bir şeydi bu.
Sayfa 177 - Domingo yayınları
Sen olur olmadık yerde gökyüzüne bakan çocuk Güneş ay bulut Merih Uranüs Satürn Artık ne bulursan hepsini karıştırıp Bir kokteyl yapabilir misin?
Sayfa 508·Kitabı okudu
Şiir