b

Bercesteden

1 üye
Takip
Bercesteden gereksiz olanı eleyip özü bırakan ifadedir.
Bir Delinin Hatıra Defteri
Puan vermedi·64 syf.·
2026 60. kitabı
Nikolay Gogol ‘un Bir Delinin Hatıra Defteri anlatısıyla insanın bir anda değil yavaş yavaş aklını yitirdiğini göstererek, gündelik hayatında sıradan bir memur olarak yaşamını sürdürürken, fark ettirmeden zihninin kaymaya başladığını anlatıyor. Hikayedeki kahraman Aksenti İvanoviç Poprişçin’in için her şey tanıdık ve düzenli ilerliyor, işe gidiyor, üstlerinden çekiniyor, küçük hayranlıklar kuruyor. Ama zaman geçtikçe bu sade akış bozuluyor, anlatıcı gördüğü dünyayı olduğu gibi değil, kendi kurduğu anlamlarla anlatmaya başlıyor. Sıradan hatta silik bir memurun iç dünyasında giderek farklı bir gerçeklik kurmaya başladığını gösteriyor. Dışarıda değersiz ve görünmez hisseden karakter, zamanla olayları kendi bakış açısıyla anlamlandırıyor ve gerçek ile hayal arasındaki sınır yavaş yavaş belirsizleşiyor. Bu süreçte, onun dünyaya bakışı değişiyor ve okur da bu dönüşümü adım adım takip ediyor. Gogol kişinin tutunacak bir anlam bulamadığında iç dünyasına nasıl sığındığını ve bu sığınmanın zamanla onu gerçeklikten uzaklaştırabileceğini gösteriyor. Küçük bir insanın içsel dönüşümü üzerinden zihnin kırılganlığını sade ama etkili bir şekilde hissettiriyor. Gogol’ün tahlilleri insanın görünmez yaralarını, ciddiye alınmayan bir hayatın içten içe nasıl çatladığını izletiyor. Bir Delinin hatıra Defteri, insanın zihnine ve yalnızlığına dokunan yönüyle mutlaka okunması gereken bir hikaye olacaktır. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201717,3bin okunma
Benito Cereno
Puan vermedi·144 syf.·
2026 63. kitabı
19. yüzyıl Amerikan edebiyatının en güçlü isimlerinden biri olan Herman Melville Benito Cereno da kurduğu atmosferle sürekli bir şüphe ve belirsizlik içinde tutuyor. Görünene güvenmenin ne kadar yanıltıcı olabileceğini anlatıyor. Kitabı doğrudan merkezindeki karaktere Don Benito Cereno’ya işaret ediyor gözükse de bundan fazlasını taşıyor. Bu isimle yalnızca bir kaptanı değil, çöken bir otoriteyi ve görünüşte var olup aslında elinden kayıp giden bir gücü temsil ediyor. Amerikan kaptanın, denizde ilerleyen bir tuhaf davranışlar sergileyen bir gemiyle karşılaşmasıyla başlıyor. Gemi düzensiz, insanlar hasta ve ortamda açıklanamayan bir gerginlik dolaşıyor. Melville bu hikayeyle insanın görmek istediğini gördüğünü anlatıyor. Gerçek çoğu zaman gözünün önünde duruyor ama zihin onu kabullenmek istemiyor. İyimserlik bir erdem değil bir körlük haline gelebileceğini konu ediniyor. Güç, otorite ve korku arasındaki ilişkiyi gösterirken, insanın yüzeyde kalan açıklamalarla kendini nasıl kandırabildiğini anlatıyor. Denizde karşılaşılan gizemli bir gemideki tuhaf düzen, aslında görünenden çok daha derin ve çözülmesi zor bir gerçeği saklıyor. Bu da muhtemelen 1kda okurların düşük puan vermesine sebep oluyor. Benito Cereno, görünene aldanmamak gerektiğini hissettiren atmosferiyle okuru düşünerek ilerliyor. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
Benito CerenoHerman Melville · Cumhuriyet Kitapları · 2000197 okunma
Reklam
Yalanı Öldürseler
Puan vermedi·102 syf.·
2026 61. kitabı
Hem uyduruyorlar, uydurduklarını bile bile az sonra da uydurduklarını gerçeğe çevirip inanıyorlardı.(s72) İnsan bazen bir gerçekten ziyade tekrar edilen bir yalanın içinde yaşıyor. Bir söz ağızdan çıkıyor, sonra başkalarının dilinde büyüyor, şekil değiştiriyor, sonunda gerçekmiş gibi insanın üstüne çöküyor. Yaşar Kemal Yılanı Öldürseler ’le bir çocuğun kaderine yüklenen ve akabinde toplumun ürettiği bir yalanın nasıl gerçeğe dönüştüğünü konu ediniyor. Toplumun baskısı ve yönlendirdiği yargılar içinde kalan Hasan isimli bir çocuğun sevgi ile nefret arasında parçalanarak değişimini anlatıyor. Hasan’ın hikayesi bir cinayetle başlamıyor aslında bir yakıştırmayla başlıyor. Köy, olanı olduğu gibi kabul etmek yerine kendine bir suçlu seçiyor. Bu suçlu da en kolay olan oluyor, kadını, anneyi. O andan sonra gerçek önemini yitiriyor, yerini söylentiler alıyor. İnsanlar konuşuyor, büyütüyor, birbirine aktarıyor. Her anlatıda biraz daha sertleşen bu sözler, Hasan’ın zihnine işliyor. Çocuk, kendi gördüğüne değil, kendisine öğretilene inanmaya başlıyor. Zamanla Hasan’ın içinde bir çatlak oluşuyor. Bir tarafı annesine sarılmak istiyor, diğer tarafı ondan nefret etmeyi öğreniyor. Büyükannenin sözleri, amcaların davranışları, köyün bakışları… Hepsi aynı şeyi fısıldıyor. Bir süre sonra bu fısıltı Hasan’ın iç sesi oluyor. Artık o da bu yalanın parçası haline geliyor. Hasan annesini öldürdüğünde aslında sadece bir insanı değil, kendi içindeki son masumiyeti de öldürüyor. Yaşar Kemal ustalığını burada gösteriyor, öldüren Hasan mıydı onu bu noktaya getiren o kalabalık mı? Yaşar Kemal bu hikayeyle şunu söylüyor gibi, Bir toplum, gerçeği aramak yerine yalanı büyütüyorsa, en büyük suçu tek bir insan işlemez. O suç, herkesin payına düşüyor.Belki de yazarken meselesi şuydu. Yılanı değil, o yılanı
Bercesteden
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Puan vermedi·319 syf.·
2026 89. kitabı
Ruhumda bir ruh var; bir iyilik yaptığımda, güzel bir söz söylediğimde o ruh da konuşur, kımıldar; içimde var olabilecek bütün iyilikler, tıpkı havaya güzel kokularını saçan bir zambak gibi o mezardan yayılır.” (s.290) Honore de Balzac romanıyla insanın içinde sakladığı o ikinci ruha dokunuyor. İyiliğin, saflığın, bastırılmış duyguların insanın içinde nasıl yaşadığını gösteriyor. Balzac’ın İnsanlık Komedyası dediği o büyük yapbozda insan ruhunu parça parça çözüyor, kimi zaman toplumun kirli yüzünü, kimi zaman da kalbin en saf halini gösteriyor. Vadideki Zambak’da bu büyük yapbozda otobiyografik izler taşıyan, içinde daha sessiz, daha içe dönük bir yerde duruyor. Bastırılmış duyguların romanını yazıyor . “ __Şimdi daha hiçbir şey bilmeden, şimdiden bildiğiniz gibi, gökyüzüne doğru serpilerek erdemlerinin parfümünü yaydığı BU VADİNİN ZAMBAGI oydu.”__ diye anılan o figür, aslında sadece bir insanı değil, bir hali temsil ediyor. Saf kalabilmeyi, kirlenmeden sevebilmeyi, kendini tutabilmeyi imgeliyor. Zambak nasıl ki toprağın içinden çıkıp tertemiz kalıyorsa, buradaki duygu da öyle kalıyor. Dokunulsa bozulacak gibi, yaşansa bitecek gibi ilerliyor.kitabın ismi karakterlerin içinden yansıyor. Félix’’in hikayesi sevgisiz ve yalnız geçen bir çocuklukla başlıyor sürekli dışlanan okulda hor görülen bu genç zamanla iç dünyasına yönelerek büyüyor. Yıllar sonra katıldığı bir davette karşılaştığı bir kadın onun hayatında derin bir kırılma yaratıyor ve bambaşka bir duygusal yolculuğa sürüklüyor. Bu duyguyla zamanla yoğruluyor daha çok içte yaşanan bastırılan ve derinleşen bir bağ olarak ilerliyor. Felix’in sevgisinde insanın bazen birini değil, o kişide gördüğü iyiliği, saflığı sevdiğini işaret ediyor, o sevgi yaşanmasa bile insanın içinde bir şeyleri büyütmeye devam ediyor.
Bercesteden
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2026 50. kitabı
”Düşünen bir insan için ıssız yer diye bir şeyin olmadığı kanısındayım. En azından elimden geldiğince yosun tutmamaya, çağın gerisinde kalmamaya çabalıyorum.”(s.145) Babalar ve Oğullar ile Ivan Turgenyev yalnız kendi döneminin değil sonrasının da en çok konuşulan zamansız metinlerinden birini meydana getiriyor. Romanı 1862’de yayımlanıyor ve özellikle döneminin düşünsel kırılmalarını edebiyatın içine taşıyor. Dönemin değişen Rus toplumunun nabzını tutuyor. Eski değerlerin çözülmeye başladığı, genç kuşağın daha sert ve daha yıkıcı bir dille öne çıktığı bir çağı kaleme alırken, babalarla oğullar arasındaki gerilimi de zamansız bir meseleye dönüştürüyor. Üniversiteden dönen bir genç babasının evine geliyor yanında da fikirleriyle herkesi sarsan bir arkadaşı bulunuyor. Sonra bu evde, bu çevrede, bu ilişkiler ağında herkes birbirine değmeye başlıyor. Babalar oğullarını anlamakta zorlanıyor, oğullar da babalarının taşıdığı inceliği ve yükü tam göremiyor. Bir yanda değişmek isteyen bir dünya, öte yanda hâla insan kalmak isteyen kalpler duruyor. Baba için ait olunan yer daha duygusal bir anlam taşıyor oğul için dünya daha soyut ve daha mesafeli görünmeye başlıyor. Turgenyev üslubuyla büyütmeden, taşırmadan hayatın olağan akışıyla içinden veriyor, bu yüzden roman daha sahici ve samimi bir hale geliyor. Romanındaki en güçlü damarlarından biri kuşak çatışması bu çatışmayı bağırıp çağıran bir kavga gibi değil, bakışlarda, susuşlarda, küçük cümlelerle büyütüyor. Nikolay Petroviç’in şiire, geçmişe, aile sıcaklığına açık haliyle Bazarov’un her şeyi kesip atan tavrı yan yana gelince aradaki uçurum daha görünür oluyor. Bazarov’un “Tapınak değil, bir işyeridir doğa, insan da işçidir orada” sözüyle dünyaya nasıl baktığını açıkça gösteriyor. Aynı yerde Nikolay Petroviç’in duygulu çekingen
Bercesteden
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 72. kitabı
Çehov’un tiyatro oyunu daha ilk sayfadan itibaren tek oturuşta okunabilecek bir akışla ilerliyor. Sahne açıldığında baharın eşiğinde, çiçek açmış vişne ağaçlarının arasında dolaşıyormuş gibi hissediliyor. Dört perdeden oluşan oyununda, ailenin yıllar sonra eski evine döndüğü odalar, anılar ve bahçe birer birer yeniden hatırlanıyor. Sahneler ilerledikçe, ekonomik sıkıntılarla yüzleşen bir ailenin son kalan mülkü olan vişne bahçesini kaybetme ihtimali giderek ağırlaşıyor. Çehov bunu tekdüze bir dram olarak anlatmıyor, karakterler bazen gülüyor, bazen umursamaz davranıyor, bazen de derin bir boşlukla yüzleşiyor. O evden ve bahçeden kopup gitme fikri, herkesin içinde farklı bir yankı buluyor. Vişne Bahçesi hatıralarla vedalaşmanın burukluğu üzerine kuruluyor. Çehov, sade ama derin anlatımıyla insanın içindeki o ince sızıyı yakalıyor, okurken fark etmeden bu duygunun içine çekiyor. Hem hüzünlü hem yer yer sıcak anlarla ilerleyen bu oyunu Çehov’u sevdirecek kadar güçlü, okuyanı da mutlaka bir şekilde zenginleştiren bir eser olarak kalıyor. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
Vişne BahçesiAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,1bin okunma
Reklam
Reklam