Çünkü nasıl ki bir ağaç yalnızca bir ağaçtan ibaret değilse, bir kedi de yalnızca bir kediden ibaret değildi. Bu durumu hayatımızdaki bütün canlı varlıklar, hatta bazı cansız varlıklar için de düşünebiliriz. Sahip oldukları değerin hakkını verebilmek için mutlaka düşünmeliyiz. Şimdi size bu satırları yazan kalemi düşünün. Kalem bir kalemlikte bekleyebilir, şu an okuduğunuz satırlar hiç yazılmamış olabilirdi.
O babam... Hep daha fazlasını istedi, yaranamadım bir türlü. Şu halimi görüyor musun, mutlu mu musun şimdi? Al işte kızın bir enkaz. Biraz destekleseydin, biraz motive etseydin ya! Gerçi bütün adamlar öyle. Sözde bayılırlar, severler, ama sonra... Çok mu zor beklediklerimi vermek? Bir parça değer verseniz yeterdi! Bir parça değer ya!
İnsan kendine değer verebildiği oranda başkalarına da değer verir; diğer insanlara gerçek anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur.
Bir şeyden kurtulmayı bu kadar arzulamamızın sebebi, verdiği acı kadar, o varken yapamadığımız şeylere; ihmal ettiğimiz, geri kaldığımız şeylere duyduğumuz özlemimizden de kaynaklanıyor olabilir.