NİHAD - Anne! Milyon, bir milyon tane birin toplamı değil midir?
ANNE - Evet oğlum.
NİHAD - Öyleyse hakikat milyonda değil, birde... Ötesi sayı...
ANNE - Anlamadım oğlum...
NİHAD - O şey ki bulunabiliyor, bulunabildiği şey kadardır. Tabiî yine anlamadın...
(Selma ve anne Nihad'a tevahhuşla bakarlar...)
NİHAD - Bir saniye yaşıyoruz, anne; 10 yıl, 30 yıl, 70 yıl, hepsi lâf!
(Sükût... Uzun durak...)
NİHAD - Ne tuhaf! Ben ölüleri değil dirileri ölü görmeğe başladım. Ölüyken ölüyoruz...
Yaralar vardır hayatta,ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen kemiren yaralar. Kimseye anlatılmaz bu dertler çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşte dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de devası da yok bu dertlerin. Tek ilaç şarap yardımıyla unutmaktır; afyonun ve uyuşturucu maddelerin sağladığı sahte uykudur. Ama ne yazık ki bu tür devaların da etkileri geçicidir,acıyı kesecekleri yerde çok geçmeden daha da şiddetlendirirler.