Bize gelince... Hudutlarımızdan salgın bir hastalık gibi girer sol, arazı meçhul bir hastalık. Solcu, ithamların en kor kuncu olur... büyüden meş'um, bedduadan netameli bir kelime. Sağ, daha nazlı, daha utangaç bir misafir. Ne zaman gelmiş, bilen yok! Türk adaleti, kimse tarafından benimsenmeyen bu silik ve şahsiyetsiz kelimeyi pek ciddiye almaz. Ve çeyrek asır nebatî bir hayat yaşar sağ.
Asıl meselemize dönecek olursak meclise gelen üç tabakadan temsilciler anlaşılacağı üzere iki zıt kutba ayrılıyordu. Bundan dolayı iki kutup, karşılıklı olmakla birlikte kralın sağına ve soluna yerleşir. Yerleşmiş meşrutiyet düzeninin devamını isteyen, daha muhâfazakâr ve tutucu tavır gösterip ayrıcalıklı saltanatlarının devamını isteyen din adamları ile aristokratlar; kralın sağ tarafına otururlar. Cumhuriyet, yenilik ve eşitlik taraftarı burjuvalar ve halk ise kralın sol tarafına yerleşirler. İşte bu zıt düşünceli grupların sağlı sollu oturmalarının sonrasında, ihtilâli tâkip eden toplantılar ve ihtilâl sonrasında da sağ tarafta oturan mutlak monarşi taraftarı gelenekçilere sağcı denildi. Mevcut düzenin yıkılıp herkesin eşit bir şekilde muâmele görmesi ve egemenliğin millette olmasının taraftarı olanlara da solcu sıfatı takıldı.
`
Solcular, gerek başkalarını sömürmeleriyle, gerek insanların muhtaç oldukları gerçek barışı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yıkmakla toplumların çürümesine, insanların red ve isyanın pençesine düşmelerine sebep olurlar.
Kin ve öç tohumunu ekerler.
Silâhları propagandadır.
Ne kadınlara, ne yaşlılara, ne yoksullara, ne öksüzlere acırlar. Gözlerine kan bürümüştür.
`
Yirminci yüzyılda Sol, ne yapması gerektiğini (proletarya diktatörlüğünü kurmak, vb.) biliyor du, ancak bunun için bir fırsatın doğmasını sabır la beklemek zorundaydı. Bizim durumumuzsa, bu sevimsiz halin tam tersidir. Bugün biz, ne yapma mız gerektiğini bilmiyoruz buna mukabil hemen şimdi eyleme geçmek zorundayız; zira eylem sizliğin sonuçları feci olabilir. Bugün biz, hepten uygunsuz koşullar altında, Yeni'nin gayyasına doğru adımlar atmak; sırf Eski'nin iyi yanlarını korumak için bile Yeni’nin özelliklerini yeniden icad etmek zorundayız. 1920'lerin ilk yıllarında Gramsci'nin yazılarını yayımladığı derginin adı Ordine Nuovo'ydu (Yeni Düzen) - sonraları bu isim aşırı Sağ tarafından iç edilecekti.