y

Yaşayan Ölü

2 üye
Takip
Bilgi arayışımızda ve açgözlü arzularımızda sevgiyi kaybeder, güzellik için duygunun, zulüm için duyarlılığın önünü keseriz; gitgide daha fazla uzmanlaşıyor, daha az bütünleşiyoruz. Bilgi bilgeliğin yerini alamaz ve hiçbir açıklama miktarı, hiçbir biriktirilmiş veri insanı acı çekmekten kurtaramaz. Bilgi gereklidir, bilimin kendine ait bir yeri vardır; ancak zihinle kalp bilgiyle bastırılır ve acının nedeni ört bas edilirse, yaşam boş ve anlamsız olur. Peki bize olan da bu değil mi? Eğitimimiz bizi giderek daha sığ hale getiriyor; varlığımızın derin katmanlarını açığa çıkarmamıza yardım etmiyor, bu yüzden yaşamlarımız giderek artan bir şekilde uyumsuz ve içi boş.
Sayfa 57 - Omega Yayınları, 1. Baskı, 2012·Kitabı okudu
Yaşayan Ölü
Yaşayanlar unutmuştu bizi Biz öldüğümüzle kalmıştık
Sayfa 23 - Yapı Kredi yayınları·Kitabı okudu
Yaşayan Ölü
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Zen ustasının cenaze töreninde tabutun ardından binlerce mürit yaşlı gözlerle yürüyormuş. Bir başka Zen ustası, bu manzaraya bakarak şöyle demiş: "Bir canlı ölünün ardından ne kadar da çok yaşayan ölü gidiyor.
Sayfa 8 - Kuraldışı Yayıncılık, İstanbul 1997·Kitabı okudu
Yaşayan Ölü
Muhakkak
Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki, öldürülmesi gereken ölüler de var.
Sayfa 128
Yaşayan Ölü
Gerçek kökeninin ne olduğunu bilmediğim, fakat İslâm'dan gelmediğine emin olduğum bu trajik itaatkârlık felsefesinin maalesef birbirini mükemmel şekilde tamamlayan iki işlevi bulunuyor: Bir taraftan canlılığı öldürüyor; diğer taraftan da din adına yanlış idealleri öne çıkararak, daha yaşamaya başlamadan ölenleri İslâm'ın etrafında topluyor. Normal insanlardan, kendinden emin olmayan, günah ve suçluluk hissi ile ezilmiş insanlar yaratıyor. Bu itaatkârlık felsefesi aynı zamanda, gerçeklerden kaçan, (ve) pasiflik ve kendini avutmaya sığınan gayesiz insanlar için çok cazip bir hale gelmiş durumda.
Sayfa 114 - Ketebe Yayınları, 3. Baskı, Nisan 2021·Kitabı okudu
Yaşayan Ölü
İçinde ilahi ne varsa yok olmuştu; yaşama gücü, canlılığı kalmamıştı ki dürtsün onu. Ölmüştü. Ruhu ölü gibiydi. Bir hayvandı o, iş hayvanıydı. Ne yemyeşil yaprakların arasından geçerek inen gün ışığının güzelliğini görüyor, ne de kozmik sonsuzluktan bahseden ve sırlarını o yaprakların hışırtılarında açığa vuran mavi gök kubbenin fısıltılarını duyuyordu artık.
Sayfa 174 - Martin Eden·Kitabı okudu
Yaşayan Ölü