Hafıza nam kör kuyu, uğradığı her durakta uzun molalar veren, pek yavaş bir vasıta. Zamanda seyahat gibi fevkalade özellikleri var, ama öyle her canı isteyeni canının istediği her yere götürmüyor. Münasip gördüğü bir yere tükürür gibi atıveriyor daha ziyade. Neyse ki otobüsler öyle değildi.
Sanat; bir insanın keşfetme sancısı, yanılma payı, hata yapma özgürlüğü ve hepsinden önemlisi o eşsiz yaratıcılığıydı. Otomatikleşen her şey, bir süre sonra sıradanlaşmaya mahkûmdu…