“Adam amcama ‘cahil köylü’ demişti. Bu satıcı amcamı tanımıyordu, amcamın yaşamının yanıp kül olduğunu ama hala çocuklara karşı nazik, hayvanlara karşı müşfik olabildiğini ve hala toprağın, kendi umutları, ihtiyaçları ve düşleri olan yaşayan bir canlı olduğuna inandığını bilmiyordu.”
Sayfa 27
Aydınların umurunda değildi köy, köylü. Herkes kendi gemisini yüzdürmeğe bakıyordu. Netekim, eninde sonunda yıktılar köy enstitülerini. Daha çok sayıda Hasan Âli Yücellerin bulunmaması yüzünden oldu bu iş. Değilse, yıkılacak kurumlar değildi. Türk köylüsü on beş - yirmi yıl içinde okutulup uyandırılacaktı. Çalışması, yaşaması değiştirilecekti. Atatürk'ün istediği uygar Türkiye, en kısa zamanda, en ileri şekliyle yaratılacaktı. Olmadı. Ağaların, imamların, politika tüccarlarının işine gelmedi bu gidiş.
Sayfa 258·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İstedikleri gibi şekil vermişler.
Kilise' nin evlilik üzerindeki et­kisini tam olarak anlamak için Orta Çağ insanının düşünce dünyasını anlamamız gerekir. Kişi ister köylü isterse başrahip olsun, kendisini yeryüzünde bir gezgin olarak görüyordu. Uzun veya kısa bir süre için ziyaret ediyor olabilir; maddi olarak başarılı ya da yoksul, mutlu ya da üzgün olabilir. Ama her zaman aklının bir köşesinde önemli olanın nihai varış yeri olduğu bilgisi vardı: Cennet ya da cehennem.
Köy meselesi bazılarının zannettiği gibi mihaniki surette bir köy kalkınması değil, mânalı ve şuurlu bir şekilde, köyün içten canlandırılmasıdır. Köylü insanı öylesine canlandırılmalı ve şuurlandırılmalı ki onu hiçbir kuvvet, yalnız kendi hesabına ve insafsızca istismar edemesin. Köyün sakinlerine köle ve uşak muamelesi yapamasın. Köylüler, şuursuz ve bedava çalışan birer iş hayvanı haline gelmesinler. Onlar da her vatandaş gibi her zaman haklarına kavuşabilsinler. Köy meselesi, köyde eğitim problemleri de içinde olmak üzere bu demektir."
Literatür
Alıntı
Fakat Hacı Bayram, sade Hakla Hak olan bir veli değildir. Türk cemiyetinin bünyesinde gerçekten yapıcı bir rol de oynar. Kurduğu Bayramiye tarikatı esnaf ve çiftçinin tarikatidir. Böylece Anadolu’da Horasanlı Baba İlyas’la başlayan geniş köylü hareketiyle ahîlik teşkilâtı onun etrafında birleşir. Daha sağlığında hareket o kadar genişler ki II. Murad yanı başında gelişen bu manevî saltanattan ürkerek Şeyh’i Ankara’dan Edirne’ye getirtir. Ve ancak niyetlerinden iyiden iyiye emin olduktan sonra onu geriye göndermeye razı olur. Hakikatte bu telâşa hiç lüzum yoktu. Hacı Bayram, imparatorluğun iç nizamını yapıyordu
Çin'deki kültür devriminin yarattığı "devrimci romantizm" şu yöndedir: "Yiğit işçi, köylü ve asker tipleri yaratacağız. Gerçek kişiler ya da olaylar yerine ülkücü tipler yaratmamız gerekir. Edebiyat ve sanat yapıtlarında yansıtılan hayat, gerçekte rastladığımız hayata göre daha mutlak, daha yoğun, daha tipik, daha ülkücü ve daha evrensel olmalıdır."