Dünkü kentin mirası loş bir umutla Mutsuz soluksuz o kentin en iç sokaklarına Hey Taha dur nereye gidiyorsun Bir taş var orada sınırı geçiyorsun Sonra kardeş düştü tutsçık düştü Kan ter içinde satıcılar öçleri yok Bir set çekmek için kumsalda İnsanlıkla kendi aralarında Be-ton atıyorlar taş biriktiriyorlar Duvarlar çetin pencereler yüksek Gittikçe kapanıyoruz içimize Duvarlar duvarlar duvarlar Duvarlarla çevrilerek Sonra baba düştü en sonra bir sonbaharda Bozgunun acı bir sürgün verdi babada Bozgun Ay yıkılıyor laboratuvar laboratuvar Bildiri küf bağlayan anıtlar Kentte kavrulmuş turistler dolaşıyorlar Çekirge aşkları karyolada kunduralar Yağmur bile bir kumar gibi iniyor üstümüze Şimşek işliyor gece ve gündüz göğdemize Yeni bir kitabın çıbrınından Yükseliyor yeni bir kan çağıltısı içimizde Gömü çiçekleri döğmeleri derimizde Olsek bir döğünen mi var arkamızda önümüzde Hey Taha dur sınırı geçiyorsun Bir taş var orada nereye gidiyorsun
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ardından çok geçmeden kumar geldi ve zaman içinde,Lidyalıların sadece madeni parayı değil aynı zamanda kumar zarlarını da icat edenler olduğu anlaşıldı.Arkeolojik kazılar kumar ve aşık gibi oyunların pazarın yakınlarındaki bölgeden yayıldığını açıkça göstermektedir.
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Alıntı
Zekat, mirasın dağılımı, kumar ve karaborsa yasağı vb., servetin belli ellerde ve beklenmedik biçimiyle toplanıp geniş kapsamlı bir dolaşıma engel olmasını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Çünkü İslam, ekonominin toplumun sağlıklı bir yapı kazanabilmesini sağlayacak biçimde düzenlenmesini amaçlamıştır.
Sayfa 157
Din
Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim. İkinci defa oynayamam...
1000Kitap
1601'de Claudine de Culam adında on altı yaşındaki bir Fransız kız, her ne kadar kendisi ateşli bir şekilde inkar etse de bir köpekle ilişkiye geçmekle suçlandı. Mahkeme gerçeği ortaya çıkarmak için yenilikçi bir yönteme başvurdu. Kız ve köpek mahkeme salonunun bitişiğindeki bir odaya alındı ve bu odada Claudine'e elbisesini çıkarması söylendi. Kız elbisesini çıkarır çıkarmaz köpek üzerine atladı ve ilişkiye geçmeye yeltendi. "Biz engel olmasaydık muhtemelen ilişkiye geçecekti." Hem kız hem de köpek boğulup yakıldı. Külleri "rüzgâra savruldu" ki geriye ne bir izne de suç kalsın. Hayvanların insan sevgilileriyle birlikte infaz edilmesi yaygındı. Yine Fransa'da 1606'da bir insanla cinsel alçaklıklar yaşadıktan sonra kaçan bir köpek mahkum edildi ve kuklası asıldı. Yıllar sonra Britanya'nın Massachusetts Körfez Kolonisi'nde tutuklanan bir delikanlıdan bütün cinsel partnerlerini ifşa etmesi istendi. Listede bir kısrak, bir inek, iki keçi, iki buzağı, beş koyun ve bir hindi vardı. Hayvanların hepsi öldürüldü ve cesetleri çöpe atıldı, delikanlı ise asıldı. Avrupa mahkemeleri zaman zaman hayvanlara suçlarını itiraf etme hakkı veriyordu ama bu sert bir muamele gerektiriyordu. Ateşin üstünde tutulurken acıdan ciyaklamaları suçlarını kabul ettikleri anlamına geliyordu. İskoçya'nın hayvanlarla sekse karşı bu tür yasaları yoktu, dolayısıyla mahkemeler "Bir erkek bir hayvanla yatarsa kesinlikle öldürülmelidir" (Levililer 18:23, 20:15) şeklindeki İncil emrine bel bağlıyordu. 1654'te John Muir "toprağı kirleten, hayvanla seks yapma günahını" bir kısrakla altı kez işlediğini itiraf etti. Talihsiz hayvanla kutsal pazar günü çiftleştiğinin tespit edilmesi de davasına fayda sağlamadı. Muir ve at boğularak kazıkta yakıldı. O sıralarda William Mac-Adam da tecavüz ettiği inekle birlikte
Sayfa 217 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji