Yıllar içinde içimdeki ressam içimdeki yazara beş temel şey öğretti: 1. Eğer lirik bir metin ya da şiir yazmıyorsan, bütünün kompozisyonuna ilişkin güçlü bir his duymadan yazmaya sakın başlama. 2. Mükemmelliğin ve simetrinin peşinde koşma -aksi halde eserin içindeki hayatı öldürürsün. 3. Bakış açısı ve perspektif kurallarına uy ve dünyaya karakterlerinin gözünden bak -ama bu kural yaratıcılıkla çiğnenebilir. 4. Van Gogh ya da Yeni Dışavurumcu ressamlar gibi fırça darbelerini göster! Okur eğer hikayenin küçük bir parçası haline getirilirse romanın nasıl oluştuğunu gözlemlemekten hoşlanacaktır. 5. Ne zihinsel olarak tasarlanmış ne de yazmaya niyet edilmiş olan rastlantısal güzelliği bulmaya çalış. İçimdeki yazar ile içimdeki ressam her geçen gün birbiriyle daha da dost oluyor. Bu nedenle de artık resimleri olan romanlar ile metinlerin ve hikayelerin iç içe olduğu resimli kitaplar yazmayı planlıyorum. Benim için ideal yeni bir kitap adı Kelimeler ve Resimler olabilir.
Sayfa 113
30 küsür kural koymuş, aşkın kuralı yoktur bence
Aşkın Kuralları Aşkın kuralları olur mu demeyin elbette var. Günümüzde olduğu gibi Orta Çağ'da da vardı bu kurallardan. De Arte Honeste Amandi (Saray Sevgisi Sanatı) adlı kitapta aşkın kuralları şu şekilde yazıl­mıştır: 1. Evlilik, sevmemek için gerçek bir mazeret değildir. 2. Kıskanmayan sevemez. 3. Hiç kimse çifte aşkla bağlanamaz. 4. Aşkın her zaman arttığı veya azaldığı iyi bilinir. 5. Aşığın, sevgilisinin rızası dışında aldığının tadı yoktur. 6. Erkekler, olgunluk çağına gelene kadar sevmezler. 7. Bir aşık öldüğünde, hayatta kalanın iki yıl dul kalması gerekir. 8. Hiç kimse, iyi sebepler olmadan sevgiden mahrum bırakılma­ malıdır. 9. Hiç kimse, aşka ikna edilmedikçe sevemez. 10.Aşk, hırsın evinde her zaman bir yabancıdır.
Sayfa 71
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Necip Fazıl'a katılmadığım bir düşüncesi!"
"Bir masumu haksız yere suçlamaktansa, on suçluyu cezasız bırakmayı tercih eden sözde medenî hukuk ölçüsüne karşılık, bütün milleti ölüme sürükleyici tehlike ânında gerekirse 1 suçlu yanında 10 masuma kıyacak kadar sert kanun..." ​ "1970 ile 1980 yılları arasındaki o büyük kargaşa ikliminde söylenmiş bir sözdü bu: 12 Eylül darbesi, suçluyu cezalandırma iddiasıyla gelirken, ne yazık ki kurunun yanında yaşın da yanmasına sebep olmuş, masumların hayatını da acımasızca yakmıştır." Bu çelişkili veya sert durum, İslam hukukunda (Fıkıh) çok net ve üzerinde ittifak edilmiş kurallarla cevaplanmıştır. ​Doğrudan söylemek gerekirse: Metinde savunulan "1 suçlu için 10 masumun feda edilmesi" anlayışı İslam hukuk felsefesine (makâsidü'ş-şerîa) kesinlikle uygun değildir. İslam dini, olağanüstü durumlarda veya devletin bekası gerekçesiyle bile olsa masum insanların kasten feda edilmesini kabul etmez. ​İslam hukukunun bu konudaki temel yaklaşımlarını şu başlıklarla özetleyebiliriz: ​1. Masumiyet Karinesi ve "Şüphe" İlkesi ​Metnin ilk kısmında "sözde medenî hukuk ölçüsü" diye küçümsenen kural, aslında İslam hukukunun en temel sütunlarından biridir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bu konuda çok net bir hadisi vardır: ​"Ceza vermektense affetmekte (hata etmek), hata ile ceza vermekten daha hayırlıdır. Şüphelerle cezaları düşürün." (Tirmizî, Hudûd, 2) ​İslam hukukçuları bu hadisten yola çıkarak "Beraat-i zimmet asıldır" (Aksi ispatlanana kadar herkes masumdur) ilkesini geliştirmişlerdir. Yani İslam, 10 suçlunun cezasız kalmasını, 1 masumun haksız yere cezalandırılmasına her zaman tercih eder. ​2. Suçun Şahsiliği İlkesi ​Metindeki "1 suçlu yanında 10 masuma kıymak" ifadesi, İslam'ın en katı olduğu "Suçun Şahsiliği" ilkesini tamamen çiğner. Kur'an-ı Kerim'de defalarca şu ayet
Gerçek Refahın Beş Temel İlkesi:
1-Tanrı’nın bize duyduğu sevgi;kişiye,yere,şarta ve ortama bağlı değildir. 2-Kendi kendimize koyduğumuz sınırlamaları ortadan kaldırıp Sonsuz’un bizde hüküm sürmesine izin vermek yine kendi elimizdedir. 3-Her insan Sonsuzluğu kendi sözleriyle bireyleştirir. 4-Kural şudur üşündüğünüz,inandığınız ve güvenle beklediğiniz her şey mutlaka gerçekleşecektir. 5-Verdiğiniz ölçüde Hayat’tan geri alabilirsiniz;Hayat’la bir bütünsünüz.
Kişisel gelişim insan ve toplum psikoloji
Yaratıcılığı Geliştirmek İçin Dört Kural: 1.Düşüncelerinizi bir noktada yoğunlaştırın. 2-Derinlemesine düşünmek aceleye gelmez. 3-Fikirler geldiğinde yakalamaya hazır olun. 4-Fikirlerinizi kullanın.
Kişisel gelişim insan ve toplum psikoloji
En Üst Düzey Üretkenliğe Virtüözlüğe ve Yenilmezliğe Uçuş
1. KURAL Dikkat dağıtmaya duyulan bağımlılık, yaratıcı üretkenliğinizin sonudur. İmparatorluklar kuran ve tarih yazan insanlar şafak sökmeden önce, karmaşıklığın pençelerinin ulaşamadığı o dinginlikte bir saati kendilerine, dünya standartlarında bir güne hazırlanmaya ayırırlar. 2. KURAL Bahanelerden dâhi çıkmaz. Erken kalkma alışkanlığını daha önce benimsememeniz bunu şimdi yapamayacağınız anlamına gelmez. 3. KURAL Bütün değişimler başlangıçta zor, ortasında karmaşık ve sonunda muhteşemdir. Şu anda size kolay gelen her şey ilk başta zor gelmişti. Sürekli pratik yaptıktan sonra, güneşle birlikte uyanmak yeni normaliniz olacak. Ve otomatikleşecek. 4. KURAL Zirvedeki yüzde 5'lik üretici kesimin aldığı sonuçlara ulaşmak için insanların yüzde 95'inin yapmaya isteksiz olduğu şeyleri yapmaya başlamalısınız. Bu şekilde yaşamaya başladığınız zaman çoğunluk size deli diyecek. Unutmayın ki ucube olarak yaftalanmak muhteşemliğin bedelidir. 5. KURAL İçinizden pes etmek geldiği zaman devam edin. Zafer, durmak bilmeyenleri sever.
Sayfa 79 - Pegasus·Kitabı okudu
Kişisel Gelişim