Okumaya değer, Aşk ile :)
9/10
·160 syf.··
2026 130. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:54
Melayê Cizîrî, 16. yüzyıl Kürt edebiyatının önde gelen Kürt şairlerindendir. Cizre Botan Emirliği'nin hükümdar ailesinden gelen bu şair, Kürt edebiyatı tarihinde güçlü ve öncü bir yere sahiptir. Bir divan şairidir. Şiirlerinde aşk ve özlem aracılığıyla insan ruhunun en derin duygularını, hassasiyetini, inancını, gençliğini ve dertlerini işlemiştir. Mela'nın eserleri, Kürt şiir estetiğinin zirvesini temsil eder. Şebçirax, biyografik bir romandır ve kendi içinde tarihî bir anlatı niteliği taşır. Okuyucuyu hayaller ve düşler aracılığıyla eski Cizre Botan'a götürür. Dicle ve Fırat kıyılarını, Kürdistan'ın dönemin önemli medreselerini ve şehirlerini gözler önüne serer. İstifadeniz bol olsun.
1000Kitap
ŞebçiraxGülistan Çoban · Nubihar Yayınlar · 202221 okunma
Kitap yorumum
7/10
·138 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:51
Bir çırpıda biten, 136 sayfalık çerez bir kitap. Akıcı dili sayesinde bir günde, merakla okuyup bitirebileceğiniz türden. Konusu gerçekten çok güzeldi ve yazarın metnin içine serptiği alıntıları çok başarılı buldum. Dil ve anlatım kısmının zamanla daha da gelişeceğini düşünsem de, hikaye sizi içine çekmeyi başarıyor. Kısa sürede bitecek, sır dolu bir hikaye arıyorsanız şans verebilirsiniz. Peki ne anlatıyor kısaca özetlersem; Halim ve Ferdi aynı mahallede büyümüş, saklambaç ve körebe oynayarak çocukluklarını tüketmiş iki dost. Biri mühendis, diğeri tarih öğretmeni. Bağları hiç kopmamış. Hatta Ferdi, çocukların teknolojiye hapsolmasına üzülüp, eski oyunları yaşatmak için borç harç bir dernek kurma hayaline girişmiş. Sonra olanlar oluyor. Birgün Ferdi, Mısır'a tatile gidiyorum diyip ortadan kayboluyor. Tam da o gün, mahalle de, Halim'in komşuları evlerinde ölü bulunuyor Polis hiçbir kanıt bulamazken, Halim'in içine bir kurt düşüyor. Ferdi'nin kayboluşu ile bu cinayetler arasında bir bağlantı var mı? ​Şüphe okları sadece Ferdi'ye değil, Halim'in kız kardeşine de çevriliyor. Tesadüfen tanık olduğu bir konuşma ve bir mesaj, Halim'i acı dolu bir araştırmaya sürüklüyor. Halim’in hayatını altüst eden bu sır ne? Suçlu kim? Ve en önemlisi; Halim öz anne ve babası hakkında hangi şok edici gerçeği öğrenecek?
Kırılan SessizlikHakan Yüksek · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202627 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·416 syf.·
2026 14. kitabı
Konusu çok farklı ve ilgi çekici olmasına rağmen beni içine bir türlü çekemedi maalesef. Çok ağır başlayan kitaplar genelde sonradan akmaya başlar ama yazarın tarzından mıdır bilemiyorum bu defa öyle olmadı. Çok sevemedim.
1793 Kurt ve BekçiNiklas Natt Och Dag · Doğan Kitap · 202061 okunma
9/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2026 193. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:24
Tarihi bir roman okuyacağım diye düşündüğüm kitabın epik fantastik tarihi roman çıkması şokuyla karşınızdayım. Ben ki fantastik hikayelerin henüz başında olan bir insanken, epik fantastik bi de tarih boyutu biraz ağır geldi bana ki nerdeyse bir ayda bitirdim kitabı.Tabi punto küçüklüğünun de bunda payı var.. Ama Allah var ne yazmış ya ...Bu nasıl bir hayal gücüdür,şaştım kaldım... 15.yy da Osmanlı dayız..Alp Er Tunga bir yeniçeri ..Görev her şeyden üstün onun için. Sevdigi kadın Angela yı geride bırakıp Transilvanya ya dogru bir yolculuğa çıkıyor. Kont Drakula nın şatosuna. Ancak yolculuk zorluklarla başlıyor. Bir saldırıya uğruyor. Bir kurt adam saldırısı. Şato ya vardığında Drakula tarafından zehirleniyor ve kurtadamın kanıyla tekrar diriliyor .Bu lanet uzun yıllar peşini bırakmıyor. Aklındaki kadınsa hiç unutulmuyor .Angela ya kavusmak tekrar mümkün mü? Alp Er Tunga mücadelesini hiç bırakmıyor. Son zamanlarda sık sık karşıma çıkan zaman döngüsü burda da çıktı karşıma. Bu kez paralel evrenlerde Angela nın yanısıra imkansız aşkın tarafları Umay ve Asaf ,tarihte önemli yee edinmiş kişilerde var .Spoi olmasın söylemeyim... Film tadında bir kitap, heyecanla izlenir yani film olsa ...Kazanan hep aşk olsun ama ... Kitapla kalın dostlar.... Muhteşem Binyıl Hazan Mengü
Muhteşem BinyılHazan Mengü · Gutenberg · 202611 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 407. kitabı
Ateş Yakmak (orijinal adıyla To Build a Fire), dünya edebiyatının en güçlü natüralist yazarlarından Jack London’ın insanın doğa karşısındaki çaresizliğini, kibrini ve hayatta kalma güdüsünü iliklerine kadar hissettiren sarsıcı bir uzun öyküsüdür. Yukon bölgesinin ölümcül dondurucu soğuğunda geçen bu anlatı, edebiyat tarihinin en etkileyici doğa-insan mücadelelerinden biri kabul edilir. Hikaye, dondurucu Yukon kışında, sıcaklığın sıfırın altında 70 derecenin de altına düştüğü ekstrem bir havada, yanındaki bir kurt köpeğiyle birlikte bir arkadaş grubuna yetişmek üzere tek başına yola çıkan isimsiz bir adamın yolculuğunu konu alır. Bölgenin yerlileri ve deneyimli ihtiyarları, adama bu vahşi soğukta asla tek başına yola çıkmaması gerektiğini tembihlemiştir; ancak adam, kendi fiziksel gücüne, mantığına ve ekipmanına aşırı güvenerek bu uyarıları kibirle kulak ardı eder. Yolculuk ilerledikçe doğanın amansız kuralları devreye girer. Adamın kaderi, donan uzuvlarını kurtarmak ve hayatta kalabilmek için o hayati ateşi yakıp yakamayacağına bağlanır. Jack London, bu eserde natüralizm akımının en saf örneğini sergiler: Doğa, insana karşı ne nefret doludur ne de şefkatli; sadece tamamen kayıtsızdır. Yazarın süssüz, mesafeli ama atmosferi adeta okuyucunun odasına taşıyacak kadar çiğ ve gerçekçi dili, adım adım yaklaşan donma hissini ve insanın içindeki o ilkel hayatta kalma arzusunu muazzam bir gerilimle aktarır. Ateş Yakmak, insanın doğanın efendisi olmadığını, onun karşısında ne kadar küçük ve kırılgan bir canlı olduğunu yüzümüze vuran zamansız bir edebi şaheserdir.
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
8/10
·336 syf.··
2026 179. kitabı
Üç Kutuplu Türkiye #okudumbitti Zülfü Livaneli’nin daha önce pek çok kitabını okudum. Onu bu kez romanlarıyla değil, Türkiye’nin yakın geçmişine ışık tutan yazılarıyla okumak benim için farklı ve oldukça etkileyici bir deneyim oldu. Selçuk Avar’ın Livaneli’nin çeşitli dönemlerde yayımlanan yazılarından hazırladığı bu seçkiyi okurken en çok zaman duygum şaştı. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen bazı meselelerin hâlâ aynı hararetle konuşulması, hatta kimi ayrılıkların daha da keskinleşmesi ister istemez “Biz bunca zamandır neden birbirimizi duyamıyoruz?” diye düşündürdü. Kitabın adındaki üç kutup; siyasal İslam, Türk milliyetçiliği ve Kürt hareketi. Fakat Livaneli bu başlıkları yalnızca siyasi kavramlar olarak ele almıyor. Bu ayrışmanın hayatımıza, dilimize ve birbirimize bakışımıza nasıl yerleştiğini de gösteriyor. İnsanların düşüncelerinden önce hangi gruba ait olduklarına bakılması, okurken üzerinde en çok durduğum konulardan biri oldu. Livaneli’nin her görüşüne katılmak zorunda hissetmeden onu dinleyebildim; kitabın bence en güzel yanı da buydu. Okuru belirli bir tarafa çekmeye çalışmaktan çok, yaşananları kendi birikimi ve tanıklıkları üzerinden anlatıyor. Yer yer kızgınlığını, hayal kırıklığını ve endişesini hissediyorsunuz ama bütün bunların altında ülkesinden vazgeçmeyen bir insanın sesi var. Ben kitabın merkezinde siyasetten önce “bir arada kalabilmek” meselesini gördüm. Aynı düşünmek zorunda değiliz ama aynı hukuk karşısında eşit, birbirinin kimliğine ve kültürüne saygı duyan insanlar olarak yaşayabilmeliyiz. Çünkü birbirimizi yenmeye çalıştığımız sürece, sonunda hep birlikte kaybediyoruz. Yazıların yıllar sonra bile güncelliğini koruması Livaneli’nin güçlü gözlemciliğini gösterirken ülkemiz adına biraz da içimi burktu. Bazı uyarıların zamanında
Üç Kutuplu TürkiyeZülfü Livaneli · Livaneli Vakfı · 202670 okunma