Ayaklanma sürecinde ise Kaddafi'nin yurtdışında yüz milyarlarca dolarlık serveti var türünden propagandaları tümüyle yalandı. Yani uluslararası medya Kaddafi'yi aşağılamak için her türlü yola başvuruyordu. Bu da oyunun bir parçasıydı. Oysa Kaddafi'nin hiçbir yabancı ülkede beş kuruş kişisel parası yoktu. Kaddafi petrolden kazandığı yaklaşık 200 milyar doları dış yatırımlarda değerlendiriyordu. Bu tersi bir bilgi olsaydı yeni yönetim bu paraları bulup açıklardı. Ama yapılacak hiçbir şey kalmamıştır. Kaddafi diğerleri gibi oyuna gelmiş ve Batı'yla geliştirdiği son beş yıllık flört onu kurtarmamıştır. Çünkü Batı bu flörtü Kaddafi'yi kandırmak için başlatmış ve bu işe yaramıştı. Ama acı olan başta Mandela olmak üzere Kaddafi'den milyarlarca dolar yardım alan Afrikalı liderlerin hiçbirinin Libya'nın işgaline ve Kaddafi'nin yaklaşan dramatik sonuna karşı çıkmamasıdır. Bir diğer acı hikâye Arap ülkelerinin liderlerinin büyük bölümünün Arap Birliği'ni kullanarak NATO'ya Libya'nın işgalinde önayak olmasıdır. Bu Arap tarihinde ilk kez oluyordu ve Katar, Suudi Arabistan ve benzeri ülke liderlerinin ihanetini bir kez daha kanıtlıyordu.
Tarih ve Siyaset
Bizim de elimizden tutan biri gerek. Sen tut bizim elimizden efendi! Biz demiyoruz ki hazine temelli kurusun! Biz diyoruz hazine kurumasın ama yetişip ele gelmiş bağlarda kurumasın! Köy temelli körelmesin! O kadar oy verdik, üç kuruş karşılık istemedik. Biz sessiz, saygılı, haddini bilen yurttaşlarız. Ne Arap’ın yüzü, ne şamın şekeri, ne elin üç oğlağı, beş keçisi. Biz akkın köylüleriz. Sürer eker biçeriz. Uluemre itaat ederiz. Gökten yağan her şeyi kabul ederiz. Ama bu bağ işi iyiye dönmezse, içimizin duvarları göçer efendim! Hükumetten, devletten, kaymakamdan nefret oluruz ki, düzelmesi olanaksızdır. 
Sayfa 312·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mesela siz efendim, gerisini dinlemek için üç kuruş vermezdiniz, ama ben bütün bunların hiç yaşanmaması için kat kat fazlasını verirdim, tabii cebimde para olsaydı!
Sayfa 139·Kitabı okudu
"Biz hangi devlet için savaşmıştık ?"
"Bazı subaylarımızın dediğine göre, İngilizler, kıpırdanan Hint Müslümanları yenildiğimizi iyice anlasınlar da uslu dursunlar diye bizi oraya götürmüşler. Esir olmak da savaşın cilvesidir diye birbirimizi teselli etmekteydik. Ama bir İngiliz astsubayı bir subayımızı tokatlayınca kahrolduk. İngiliz gemilerinin güle oynaya Çanakkale'den geçtiklerini, Fransızların Çukurova'ya girdiklerini, Ermenilerin Kars'ı aldıklarını, Yunanlıların İzmir'e çıktıklarını duyunca, üzüntüden ağlaştık. M. Kemal Paşa Anadolu'nun başına geçip de yedi düvele meydan okuyunca da sevinçten ağlaştık. Oradan Mısır'daki kampa getirdiler. Üç arkadaş kaçtık. Bilmediğimiz yollara düştük. Çölde kaybolduk. Yakalandık. Hapis yattık. Altı ay önce pis bir yük gemisiyle İstanbul'a getirip bıraktılar. Bir daha vurulduk. Çünkü İstanbul hükümetinin esirlikten dönenlerle ilgilendiği yok. Çoğumuz hasta, yaralı, sakat, bakıma muhtaç. Devlet yüzümüze bakmıyor. Sanki İngilizler dost, bizler düşmanız. Allah Allah! Biz hangi devlet için savaşmıştık? O kadar sayageldiğimiz Padişahımızın devleti, böyle bize yabancı bir devlet olmuş. Rumlarla Ermeniler, sakat, yalnız gazileri tenhada sıkıştırıp dövüyorlar. Neyse ki ben dilenmeden ve dövülmeden bir iş buldum. Kuruş kuruş yol parası biriktirdim. Param tamam olunca yola çıktım. Sonunda Allahıma bin şükür, köyüme döndüm, evime kavuştum.
Sayfa 154
Alıntı
Çoğunluk henüz ahlaki gelişmişlik merdiveninin ilk basamağında bile değildir, hatta bazen en gelişmiş beyinlerin bile böyle olduğunu görüyoruz. Yanına yol harçlığı olarak üç beş kuruş alır gibi aceleyle edinilmiş birkaç kural (ama ilke değil) ve kılavuz işlevi gören şeklî nezaket kaideleri... işte hepsi bu! Bu kaidelere uymayanları hemen dışlarlar ya da bir yerlere kapatırlar.
Sayfa 480 - Yordam Edebiyat·Kitabı okudu
Alıntı
19. asrın ilk yarısında birkaç kez nüfus sayımı girişimleri oldu Osmanlı Devleti'nin. Bu girişimlerin de çoğunda başarısız oldular. Meselâ Arnavutluk'ta insanların nüfus memurlarına nüfus tezkeresine yapıştırılacak pulun bedeline atıf yaparak "Bir kuruş değil bir lira verelim; kadınlarımızın, kızlarımızın adını yazmayın" dedikleri vakıdır. Onun için ilk nüfus tezkereleri yalnızca erkeklere dağıtılmıştır.