Puan vermedi·416 syf.··
2025 47. kitabı
Berzan vefat eden sevdiği kadının ardından yıllarca yas tutar bunun üzerine ailesi onu kuzeni Rozalin ile evlendirir. Rozalin Berzan'a şifa olsundu amaç ama ikilinin hayatı zehir olur.Birlikte büyümüşler,sırdaş olmuşlar ,dost olmuşlar şimdide aile büyüklerinin zoruyla birbirlerine eş olmuşlar. Gel görki aynı evde iki dilsiz gibi yaşıyorlar,sofrada yalnız,yatakta yalnız Rozalin eşinin çektiği acıyı her gün gözleriyle göruyor,bu da yetmiyor Berzan'ın sevdiği kadının mezarına gidiyor sık sık . Bir gün mezara bırakılmış defter görüp alıyor ve eve gidince okumaya başlıyor. Bir kadının erkeğe olan duygularının yazıldığını anlaması uzun sürmüyor,kadının kim olduğunu hemen anlıyor ama kime yazıldığını çözmesi biraz zaman alıyor işte o zaman olanlar oluyor. Konusu bukadar yeter aslında çok şey yaşandı ama onları okuyarak öğrenmenizi çok isterim. Bir kadının töreye karşı dik duruşunun örneğini okudum. Ayrıca hikayemiz gerçek hayattan alınmış. Bu kitap neydi ah yandım yandım kavruldum. Az ağladım ya bıraz daha ağlasam ne olacak sanki dedim başladım kitaba ,evet biliyordum hüzünle yoğrulmuş hıkaye okuyacagımı ve çok da merak ediyordum. Yani bilerek başladım içim dışıma çıkmış olabilir. Bu hikayenin gerçek olduğunu bilince de duygular daha bi tavan yapıyor . İyi geldi bir taraftan da zehrimi akıttım sanki Rozalin gibi. Onun zehri başka benim ki başka ama birlikte kustuk öfkemizi,ateşe verdik sebep olan herkesi. Dost olduk ,sırdaş olduk,kimseye anlatmayacagına emin olduğum için kimsenin bilmediklerini de anlattım içim soğudu. Ben böyle rahatlayacagımı bilseydim ilk çıktığı gün okurdum. Yazar çok samimi aktarmış,buna birazda cümlelerin süslenişi katkı sağlıyor,bir çok yerde öyle cümleler kurmuş ki içimi yaktı. Al deyim yap o cümleyi. Anlatış biçimi,akıcılığıve merak unsurunun
Ateşte Yanan BedenlerNur Arıcan · Parola Yayınları · 2025150 okunma
9/10
·375 syf.··
Beğendi
·
2025 103. kitabı
Yıllar önce üniversitede hediye olarak aldığım bu kitabı defalarca okumuşumdur. Aşırı duygusal, methiyeler düzülmüş vehayutta bazı konulara objektif yaklaşmakta zorluk çeken siyerler de okumuştum. Benim favorim her zaman Martin Lings olmuştur. Yıllar önce bir konferansta El-Ezher'den bir akademisyenle tanıştığımda bana şunu söylemişti. Eğer İslam Tarihini, gelenek ve göreneklerini, yaşayış biçimini, sadeliği ve ibadet hususlarını layıkıyla öğrenmek istiyorsan tasavvuf ehli ve İslam ile sonradan şereflendirilmiş olanları tercih et. Martin Lings yıllarca birçok üniversitede İngilizce, Arapça öğretti. Henüz 30'lu yaşlarının başında Kuzey Afrika'da tanıştığı sufi Şeyh Ahmed Alevî eş-Şazelî'nden tasavvufu öğrendi ve müslüman olup Ebûbekir Sirâceddîn adını aldı. 1951 yılına kadar Kahire'de İngilizce öğrettikten sonra ülkesine gerip dönüp 1973'te emekli olana kadar da British Library ve British Museum'da Doğu Yazmaları sorumlusu oldu. Özellikle savaş dönemlerini, ganimet dağıtımını, eşleriyle olan ilişkilerini detaylı ve dikkatli bir şekilde anlatması hoşuma gitti. Hiçbir sahabenin ve ehli beyt-in hakkını girmeden. Bundan sonra üç kitabını daha okumayı planlıyorum. Kindle'a attım. 1) Öze Dönüş 2) Yirminci Yüzyılda Bir Veli (Şeyh Ahmed Alevî eş-Şazelî) 3) Tasavvuf nedir? Rahmetli hacı dedem ve annem sağolsun çok ufak yaşlarda bize güzel bir altyapı inşa etti. Köy hayatının sadeliği ve gösterişsizliği de buna katkı sağladı. Çocukken dedem bizi sürekli kenara çekip Kur'an Meali okur, Peygamberin hayatını anlatır, bize de sorular sorardı. Tarlada çalışırken, arkadaşlarımızla oynarken, okula giderken öğrendiklerimizi hayatımıza uygulamamız için teşvik ederdi. O zamanlar bize sıkıcı gelirdi dedemin bu ısrarları. Şimdilerde şunu görüyorum. Okullarda Din Kültürü, Siyer ve Adab-ı
Din
Hz. Muhammed'in HayatıMartin Lings · İnsan Yayınları · 20173,620 okunma
Reklam
Okumadım, resmen dertleştim
Puan vermedi·339 syf.·
2025 3. kitabı
Bu kitabı okudum diyemem aslında… daha çok içimle konuştum diyeyim. Bu Ülke, öyle klasik “aç oku, kapa unut” kitaplardan değil. Cemil Meriç resmen içini dökmüş, ama öyle kuru kuru da değil ha. Her satırda “biz ne ara bu hale geldik?” dedirtiyor insana. Sayfaları çevirdikçe bazen öfkelendim, bazen durup durup düşündüm. Çünkü yazdıkları sadece onun fikri değil, sanki hepimizin sustuğu şeyler. İçimde yıllardır biriken ama adını koyamadığım duygulara kelime olmuş adam. En çok da şu çarptı beni: “Aydın olmak demek, halkın derdini bilmek demek.” Bu laf bana tokat gibi geldi. Çünkü etrafta çok laf var, ama gerçekten dertlenen az. Kitap boyunca bazen iç çektim, bazen “evet ya!” dedim yüksek sesle. Çünkü mesele sadece bu ülke değil, mesele biziz. Ne olduk, neyi unuttuk, neye küstük… hepsi var o satırlarda. Bitince fark ettim ki, ben kitap okumamışım… biraz kendimi dinlemişim. Kapanınca kitap değil, ben sustum. Çünkü bazı cümleler var, sadece okunmaz; kalır. İşte Bu Ülke, onlardan biri…
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
10/10
·256 syf.··
2023 29. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2023 00:00
*spoiler* "Uzay benim için her zaman bilinmez olmuştur. Filmleri, bilim kurgu romanları... Arthur C. Clarke, Tanrıların Arabaları... Ya burada olmam inanılmaz bir şey yani! Space Odyssey!" diyor ve başlıyorum. Sevgili İthaki yayınları, Tanrılar belanızı versin, saygılar. Birinci sayfa, birinci paragraf yazım yanlışları başlıyor. Bağlaçlardan sonra virgül konmaz. Bağlaç olan ki de bir bağlaçtır (adı üstünde bağlaç olan ki) ve ondan sonra da virgül konmaz, tıpkı benim bu cümlede hiçbir yere virgül koymadığım gibi. Gün ve ışığı yani gün ışığı bitişik yazılmaz; ayrı yazılır. That's it bruuh! Mic drop. Side eye. İlk sayfalardan ABD ve SSCB gerilimi başlıyor. Bu savaşta ABD'nin tarafında yer alacağımı bir an bile düşünmüyorum. Özellikle uzay söz konusuysa. Rusya halkına açık politikaları ile bütün bilgileri, uzay gelişmelerini, araç gereçlerini sergilerken nasıl geldiniz ve çaldınız iyi biliriz. Ay'a da bugün kalksam gitsem kimsenin ayak izini göremem, böyle de eminim. CGI ve yeşil perde kalpazanları sizi. Bizimle uğraşmayın Allah'ıma kitabıma laağnn! Bu iki süper gücümüz "I wanna be on the front line, knotted up suit ties, talkin' like a headstrong mama" diye konuşadursunlar, gerçek patron eve geldi. Şimdi naneyi yemediniz mi? Henüz on sekizinci sayfadayken insanoğlunun ne mal olduğu tüm açıklığıyla gözlerimizin önüne seriliyor. Alexander Wainwright adlı eski bir din adamı, şimdilerin Özgürlük Birliği lideri eline bir imza kağıdı almış diyor ki "Şı kıdır imzi tiplidim. İziyliliri bin di giricim." Sen kimsin ula solucan ölümlü? İmza toplayıp uzaylıları görmek istiyon. Uzaylılar da diyecek ki "Waow! Madem imzan var, hemen görünelim." Ahahahhaah Mükemmel bir olaylar silsilesi. Mü kem mel. Çünkü böyle bir durum yaşansa eminim embesil bir çengelköy hıyarı adam böyle bir
Çocukluğun SonuArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 20214,372 okunma
7/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
Aşk ve dram yine. Ancak bu sefer kaliteli işlenmiş. Her ne kadar kitaptaki kadına gıcık olsam da. Anlatış güzel kitap güzel ama dikkat aşkın ne kadar hain olduğunu göreceksiniz. Ve bir kere daha küstük:(
Aşk
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
Ben seni değil resmini seviyorum.
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 19:43
Seni o kadar çok sevdim ki ,haberin olmadan sana ne şiirler yazdım,seninle ne hayatlar yaşadım Kaç kere evlendik,kaç kere küstük ve ben sana ne çok mektup yazdım ve sen hiç birini okumadın.
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,7bin okunma
Reklam
Reklam